Ülkeye Hem Komünizm Hem Reel Sosyalizm Beraber Geldi…

1

Maçoğlu ile Komünizm Baharı KHK’larla Reel Sosyalizm Kışı!

Celal Bayar rahmetli sağ olsa idi ve kendisine iki haberi aynı anda verse idik muhtemelen poturlarını giyer, kalpağını alır, ülkenin iç kesimlerine doğru savunma hattı tesis ederdi.
Bu haberlerden birincisi:
-Bu memleketin illerinden birinde komünistlerin iktidarı ele geçirmesi, yani komünist bir başkana sahip olunmasıdır.
Celal Bayar için komünizm Stalinist bir diktatörlük ve oyları verenin değil sayanın kıymeti olduğu bir rejimdi. Yaşadığı dönem dünyada komünizmin diktatörlük görüntüsünde zuhur ettiği yıllardı. Dolayısıyla rahmetli ölene kadar bu komünizmden ürktü. Her yıl “Bu kış komünizm gelecek” diye bizi uyardı.

Bununla beraber Bayar’ı teyakkuza geçirecek asıl hadise tam da bu komünist başkanın başa geçtiği dönemde, ülkede aynı zamanda seçimi birinci kazanan adayın hakkının elinden alınarak seçimi kaybetmiş adaya mazbata verilmesi olacaktı.

“İşte” diyecekti Sn. Bayar, “memlekete komünizm geldi ve bu komünistler demokrasiyi ayakları altında çiğniyorlar. Seçimlere, halk iradesine karşı koyuyor. Seçimi kazanana değil, kendi adamlarına idareyi veriyor.”

Bayar’ın hop oturup hop kalkmasına yol açacak bu iki hadisenin aslını anlatmak, bu Cumhuriyet kurucusuna durumu açıklamak bayağı meşakkatli olacaktı. “Yeter söz milletin” diyerek yola çıkan Bayar’a ülkenin Cuımhur ve Millet diyerek kampa ayrıldığını, Cumhur’un, karşısındakileri, Milletle kafiyeli ‘illet/zillet’ diyerek tahkir ettiğini açıklamak gerekecekti.

Seçimleri düzenleyen iktidarın komünistlikle alakası olmadığı ama seçime girmesine izin verdiği adayları kazandıktan sonra “senin aslında seçilme selahiyetin yoktu” diyerek safdışı ettiğini açıklamak icap edecekti.

Komünist belediye başkanının gayet demokrat bir yol ve yöntemle seçildiği, buna karşılık kendini Bayar ve Menderes’e mirasçı gören bir iktidarın halkın seçilmiş adayını diskalifiye ettiğini anlattığınızda muhtemelen kaşlarını kaldıracak “sahi mi?” diyecekti.

“Ülkeye komünizm lazımsa biz getiririz” diyen Ankara Valisinden komünistlerin seçimle geldiği çağa geldik.

Aynı çağ maalesef oyun itibarının yerlere atıldığı, halkın iradesinin hiçe sayıldığı, tepeden inerek kuralların maç bittikten sonra değiştirildiği döneme denk geldi.

Komünist diktatörlüklerin yıkılmasından tam 30 sene sonra Türkiye komünizmi demokratik yolla keşfetmenin ayrıcalığını yaşarken, ne yazık ki, komünist diktatörlerin uyguladığı metotları andıran yaklaşımlarla seçim sonuçları revize ediliyor.
Ortak akla ve vicdana sığmayan bu irade gaspının komünizmin reel sosyalist versiyonunda örneklerini görebilirdik.
Ne yazık ki bize serbest seçimler olarak lanse edilen bir seçimin ardından bu durumla karşı karşıya geldik.

Komünizmi demokratik bir tercihe tahvil eden Dersim halkının Fatih Mehmet Maçoğlu’nu Ovacık deneyiminin başarısı ile bağrına basması, hatta bölgeye değil Türkiye’ye alternatif ses olan HDP’ye tercih etmesi ümit verici bir gelişme oldu ülke için.

HDP’nin alternatifinin TKP olduğu Tunceli’de 3. parti ise CHP. Tunceli’nin ya da Dersim’in CHP’den TKP’ye uzanan seçenekler zinciri ülkenin ortasında bir ada izlenimi veriyor.
Seçimden önce kayyum politikalarına güzellemelerle reklama tabi tutulan şehirde AKP’nin adayını tercih etmeyenlerin oranı %85. Bir diğer ifade ile kayyum atayan AKP %15 ile yetindi.
Seçimden önce Tunceli’de gördüğümüz çeşitli hükümet ziyaretlerinin belli ki sadece adı varmış, kendi yokmuş.

Tunceli’de komünistlere seçim kazandıran Maçoğlu’nun il düzeyinde ilk defa deneyimlenecek bir sürece imza attığı ve gayet iddialı bir duruşu tahkim ettiği kanısındayım. Bu yaz ziyaret edip söyleşime konuk ettiğimde “Doğayı bozmadan, talan etmeden yapılabilme olanakları varken, işin kolayına kaçılmasını ayıplayan” başkanın Ovacık’ta yaptıklarını Tunceli’de yapacaklarını hayal ediyorum. Buradan sonraki durağa dair fikrim yok. Sonraki durak neresi olur bilmiyorum.

Bildiğim şu ki, Tunceli’ye komünizm gelirken, Van Tuşba’ya reel sosyalizm geldi. Tuşba’nın seçilmiş adayının elini bağlayıp ikinciyi onun tepesine çıkaran bir sistemi Enver Hoca’nın Arnavutluk’unda görsek şaşırmazdık. Bizi daha da şaşırtan ikinciliğin gerçekliğine rağmen mazbatayı gururla teslim alan bir adayın bu durumu bir başarı olarak kendi hanesine yazabilmesi.

Aynı şey Diyarbakır Bağlar’da Van Edremit’te toplam 9 yerde gerçekleşti. Bu olanlar ülkeye adeta soğuk savaş döneminde yaşanan bir Demirperde hali verdi. Seçime katılmasına izin verilen adayların kazanmasına izin verilmemesi için ise başka tarife gerek yok.

Hukuk da adalet duygusu da yara alıyor bu durumda.

Sözde komünist özde ise yıkılmaya mahkum birer tahakküm devleti olan Soğuk Savaş dönemi bazı ülkelerin komünizmlerinin demokrasiden anladıkları bir de basını sadece kendine çalışır hale getirmekti.

Komünist başkan Maçoğlu’nun bunlarla işi olmaz.
O seçimle gelen, seçimle giden gerçek sosyalisttir.

İnançlı bir Müslüman olarak, “Din Kalpsiz Dünyanın Ruhudur” diyen komünizmin kurucu babası Marx’ın bir başka sözü ile bu durumu tarihin soğukkanlı yargısına bırakıyorum:
“Tarih kendisini ilk defasında trajedi ikincisinde güldürü olarak tekrar eder.”
Halk iradesine el koymak bugün artık gülünç olmayacak kadar süflidir.

Son bir not: Maçoğlu ile hemen hemen her sabah görüşürüz. İlk tanıştığımızda o bana “Yoldaş” demişti, ben ise “Kardeşim” demiştim. Şimdi ikimiz de “Kardeş” diye sesleniyoruz birbirimize…

1 YORUM

  1. Sn yazar bugün ki yazınızda harıka diğer yazılarınız gibi sendende böyle yazılar okuduğumuz zaman mutlu oluyoruz eline sağlık bilgine sağlık kusurumu bağışla başdan belirteyim sanki bereketli günler geliyormuş gibi hissettim yağmurlar yağıyor güneş doğayı insanları ısıtıyor memleketimize bereketli günler nasip etsin yüce rabbim.gözlerinden öpüyorum.

CEVAP VER