Eski Türkiye Cezayir’e Bağımsızlık Vermemişti, Yeni Türkiye Fransa’ya Ders Veriyor

3

Bibloyu Çekiçle Onarmak ve Diplomaside Mütekabiliyet Üzerine Düşünceler…

Hollanda konsolosluğunun ihata edildiği günleri dün gibi hatırlarken bu defa Fransa ile işler kötü gitti. Hollanda aslında hiç yoktan suçlanmıştı. Kendi topraklarını seçim meydanına dönüştürmek istememesi bir şekilde bolca protestoya tahvil olmuştu.

Bu defa uzun yıllar boyunca Türkiye’nin diplomaside en çok önemsediği, bir tür kırmızı çizgisi olan Ermeni Anma Günü/24 Nisan üzerinden Fransa ile “papaz“ olduk. Çavuşoğlu’nun belki de tüm enerjisini yerel seçimlere adayıp bakanlığına pek de uğramadığı Şubat ayında Emmanuel Macron 24 Nisan’ı Soykırım Anma Günü olarak tescil ediverdi.

Seçimlerin bitmesini takiben Çavuşoğlu diplomasi faaliyetine öncelik vermeye kendini adadı. Nato Parlamenterler Asamblesi’nin Antalya toplantısında Meclis Başkanının açış konuşmasında Fransa’nın bu kararını eleştirmesi üzerine toplantıya iştirak eden Fransız diplomatın söz alıp tepki vermesi ve akabinde Çavuşoğlu’nun konuya dair sözü ve sazı eline alıp Fransa’yı tabiri caizse “yerin dibine sokması” kimilerini gayet mutlu etti.

Diplomasinin yazılı ve yazısız kuralları olduğunu herkes iyi bilir.

Meclis başkanının Nato toplantısında böyle bir konuya değinmesini makul görebilir miyiz? Toplantıyı vesile edip “şu Fransa’ya had bildireyim” demek doğru mu, emin değilim. Buna dair pek bir kaynak bulamadım.

Fransa Dışişleri resmi bir açıklama yapmadı. Sadece Sonia Krimi bir basın açıklaması ile konuya dair kendi bakış açısını ve olayların gelişimini ifade etti.

Şentop’un Fransa’yı eleştiren sözlerine dair ifadelerine karşılık söylediklerini “kaba bir biçimde eleştiren Çavuşoğlu’nun Fransa’yı popülist, kendi sözlerini ise aşağılayıcı bulduğunu” ifade etti.

Türkiye’nin uluslararası arenada önemli olduğuna ve Türk halkına duyduğu saygıyı sözlerine ekleyen Krimi, en son cümlesini ise “kimse Fransa’ya ders veremez” diyerek bağladı.

Dışarıdan bakan biri açıkçası bu hikayede diplomasi açısından bir çok eksik nokta görecektir. Biz Fransa’nın kararını beğenmiyor isek bunu ifadenin yeri Nato toplantısı mıdır? Velev ki toplantı yeridir. Bunu ifade edecek kişi kim olmalıdır? Muhatabınız bir parlamenter ise Dışişleri bakanı olarak ona cevap vermeniz ne kadar doğrudur?

Türk Dışişleri bakanının bir parlamenter ile muhatap olması makul bir durum değildir. Sonuçta Çavuşoğlu “siz bize ders veremezsiniz” demiş, yanıtını “siz bize ders veremezsiniz” olarak almış. Mevlüt Çavuşoğlu’nun anti emperyalist söylemlerine Sinan Ogan’a kadar geniş bir çevreden destek geldi. Hollanda’ya reva görülen konsolosluk kuşatmasına nazaran Antalya’da bir otel odası konforunda söz sanatları ile Fransa’yı alt etmeye çalışmak aslında olumlu bir gelişme.

Ana yine de benim aklıma yatmıyor. 2 ay önce alınmış bir karar için Türkiye konudan bağımsız bir toplantıda mı görüş beyan ederek hakkını savunmalı. Her zeminde ve her ortamda bundan sonra Fransa kınanacaksa orası başka.

İşin bir başka yanı da eski Türkiye – yeni Türkiye bahsinin de bu konuya dahil edilmesi. “Karşınızda eski Türkiye yok” derken Çavuşoğlu Cezayir’e karşı Fransa yanında yer alan Menderes hükümetini özellikle kast ettiğini ifade etse çok doğru bir iş yapardı.

Bir Dışişleri bakanı için ülkesinin geçmişine tarihine sahip çıkmak geçmişine sırtını dönmemek en önemli faziletlerden olmalı.
Türkiye’nin Cezayir bahsinde unutması gereken ve Cezayir’in bağımsızlığını reddeden kararın arkasında mevcut siyasi iktidarın her platormda ardılı olduğunu ifade ettiği Menderes Dönemi ve Demokrat parti vardır.
Ancak bu konuya dair Özal, vakti zamanında Cezayir’den af dileyerek geçmişin hatasını telafi etmeye gayret etmiştir.

Sonia Krimi’ye belagatlı biçimde “gücünüze güvenip dünyayı yönettiniz ama artık bunu ifşa ediyoruz” diyerek çıkışan Çavuşoğlu mensubu olduğu iktidarın gücüne dayanarak muhalif gördüklerine seçilme hakkı dahi tanımayan kuralsız kuralları dayattığını unutmuş görünüyor.

Daha önce de yazdık ama tekrarda fayda var. AKP’nin meşhur “dünya 5’ten büyüktür” söylemi iş Kapıkule’den içeri girince “Türkiye 1’den küçüktür”e dönüveriyor.

Diplomasi bir sanattır.
Hatta meşhur bir ifade ile “Hayır” dememe sanatıdır. “Diplomatlar hayır demezler; evetleri belki, belkileri hayırdır” denir.
Diploması ince uçlu törpü ile yapılır.
Çekiçle yapılan diploması malzemeyi kırar.
Bunu hatırlatmak boynumuzun borcudur.
Eski Türkiye de Yeni Türkiye de Gelecek Türkiye de bizimdir çünkü.

3 YORUMLAR

  1. Bir zamanlar dışişleri bakanlarımıza büyükelçilerimize monşerler derdik.
    Bu sözü onların görev yaptıkları ülkelerde yan gelip yattıkları o kokteyl senin bu kokteyl benim zevk sefa içinde günlerini geçirdiklerini düşünürdük.
    Yabancı ülkeler nezdinde monşer dediklerimiz zamanındamı dış itibarımız yüksekti yoksa şimdimi.
    Dış politika bir sanattır.her doğrunun her yerde söylenmemesi.
    Ülke çıkarları için popülist söylem değil ayakları yere basan ciddi devlet imajını pekiştiren beyanatlardır.
    Ermeni meselesi bugünkü mesele değildir.
    Konuyu soğukkanlılıkla inandırıcı belge ve bilgilerle uluslararası platforma taşımak gerekir.
    Sadece ülkenin biri ermeni yasa tasarısı çıkardığında konu gündemimize gelir.
    Onu da o ülkenin geçmişindeki bir olayı hatırlatıp hiza vermeye çalışmaktan vazgeçmeliyiz.
    Ermeni tehciri ile ilgili biz kaç tane kitap kaç tane film ve belgesel yapmışız ermeni tezlerini savunanlar kaç film kitap belgesel araştırma yapıp bunları uluslararası platforma sunmuşlar.
    Bugün ermenistan sınırını açsak amerikadaki ve diğer ülkelerdeki tuzu kuru ermeni diasporasına tam doksandan bir gol atsak nasıl olur acaba.

  2. Sayın yazar, çok merak ederim acaba sizin muhalifliğinizde sınır nerede çizilmiştir. Diplomasiden bahsedip mevcut dış işleri bakanını ve önceki ve şimdiki iktidarı eleştirecek kadar diplomasi bildiğiniz varsayıyorum. Böyle kural hatırlatmak vs. bilmeyenin yapacağı bir iş olmasa gerek. Bildiğinizi varsayarsak sizin diplomasinizde her yapılan işte muhattabı kim olursa olsun, iktidarı eleştirmek mi vardır. Seçimi katıp, ermeni meselesini katıp üstelik 50 yıllık meseleyi ortaya katıp şimdiki dış işleri bakanını hedefe koyarak serbest atışa geçmek ne kadar mantıklıdır bilemedim. Kaldı ki diplomasi ine nasıl açıklanır onu hiç bilemedim. Anlamıyormusunuz, anlamak mı istemiyorsunuz yoksa muhalif yanınızdan mı geliyor bilemiyorum lakin, dış işleri bakanları böyle şeylere cevap vermek için vardır üstelik dış işleri bakanı durduk yerde değil fransız parlamenterin ifadesi üzerine cevap vermiştir. Üstelik o ifadeyi kullanan fransız parlamenterin dediklerini okumadınız mı mealen”Türkiyenin parlamentosunun başkanının fransız cumhurbaşkanını nasıl eleştiriyor” olmasını hayretini dillendirdi malum kadın. Ne yapsaydı sayın bakan ? Yahut bir daha nasıl davranmasını istersiniz söyleyin de bir dahakine ne için kimden nasıl özür dilemesini istiyorsanız öyle yapsın. ocakmedya’nın yorumlarını özellikle takip eden biriyim. Gördüğüme göre oldukca entellektüel bir okur kitlesine sahipsiniz. (ocakmedya) aynı zamanda da muhalif bir kitleden bahsediyorum ağırlıklı olarak. ÖYle kötü birşey yapıyorsunuz ki mesnetsiz eleştirileriniz ve çoğunlukla dayanaksız fikirlerinizle okurlarınızın muhalefet etme umutlarını ve dirençlerini kıracaksınız gibime geliyor. Tıpkı Ak parti yi savunan gazetecilerin bir çoğu gibi.

    • ocak medyada bazı yorumcular eleştiri değil bildiğin yazı yazıyor. yazarın ne dediğine bakmadan kendilerini doğru çıkaracak sözleri sıralıyorlar. yazar ne diyor yorumcu ne yazıyor.

şerif için bir cevap yazın İptal