İstanbul sevdası, bir aşk hikayesi ama zoraki evlilik misali…

1
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Seçimler ve sonrası yaşanan tartışmalar hala durulmadı. İzliyoruz. Bütün ülke ve dünya gibi bizler de izliyoruz. Acaba sonucu ne olacak diye merak ediyoruz.

Türkiye kökenli olmamız hasebiyle bizlere konuyla ilgili soru yönelten Alman kökenli insanlara cevap vermekte zorlanıyoruz.

Esas sorulan soru: ‘İşin aslı nedir?’

Sanıyorum işin aslını bilen yok.

‘Yok, yok var’ diyenleriniz var, biliyorum. O var diyenler de iki kanada ayrılmış durumdalar. Bir tarafın gerçeği ayrı, diğerininki apayrı.

Keşke futbolda olduğu gibi ‘VAR’ sistemi olsaydı da, geri alıp tekrar izleseydik.

…..

Bu yazarının kendi sesinden dinleyebilirsiniz de:

…..

Ak Partililer kumpastan, sistemli bir şikeden bahsediyorlar; Chpliler de oyuna hile karıştırılmak isteniyor diyorlar.

Maltepe olayı, Büyükçekmece ve diğerleri. Gerçekten sıkıldık artık. İmza atmayan Ak Partililer, yok efendim sayılmayan oylar…

Seçimde usulsüzlük konusu geçmiş seçimlerde de ifade ediliyordu ama nedense Ak Partililer hiç oralı değillerdi. Bu birinci nokta.

İkincisi de, seçimlerde iktidar ve gücü elinde bulunduran taraf Ak Parti. Şimdi denklemli bir düşünce yapalım: İktidar ve gücü elinde bulunduran Ak Parti, seçimlere hile karıştı ve buna engel olamadıysa eğer, iki sonuç ortaya çıkar:

Bir: Güce ve iktidara rağmen hileyi engellemek istemedi.

İki: Güce ve iktidara rağmen hileyi engelleyemedi.

Engelleyemediyse demek ki devlet olma özelliğini gösteremedi, o zaman bunu çok iyi değerlendirmek gerek. Yok eğer engellemek istemediyse, o halde o da hilenin bir parçası olmuştur.

Bu denklem Kant’ın kötülük problemi düşüncesi gibi oldu farkındayım.

Tanrı güç sahibi ve muktedirse, neden kötülük var?

Bu seçimlerde sürekli duyduğumuz slogan şuydu: ‘Belediyecilik gönül işidir’. İşin içine gönül girince herşey allak bullak olabiliyor. Çünkü duygusal bağ başlıyor. Hani birisi genç bir kıza aşık olur da, onu bedensel ihtiyaçlarını bile karşılamayan biri gibi görür ya…

AK Parti ve Ak Partililer bu seçimlere gönül belediyeciliği olarak girdiler. Ama sanıyorum konuyu biraz yanlış anladılar.
Konu siyaset. Yani ne kadar güzel, allı-pullu paketleyip sunabiliyorsan, o kadar başarılısın.

Ancak Ak Partililer bunu bir kenara bıraktılar ve işi gönülle birleştirdiler. Hani İzmir için de kıza benzetme olayı vardı ya.. O örnek hislerin şekle bürünmüş hali olmuştu.

Gönül işi, sevda ve aşk.

Bir taraf sevdaya düştü ve yanıyor. Ama öbür taraf sıcaklığı aynı derecede hissetmemiş ki, sevdaya karşılık vermedi ve başka bir sevda istedi.

İstanbul başka kişiye sevdalınca da kıyamet koptu.

‘Vay efendim sen nasıl başka sevdaya düşersin’. Tabii ya, bu toprakların arabesk bir söylemi var: ‘Ya benimsin, ya kara toprağın’.

Ak Partinin şu an yapmaya çalıştığı işte o ‘ya benimsin’i ne olursa olsun gerçekleştirmek. Sevdaya karşılık olmayınca işi zoraki evliliğe taşıma derdinde. Bu da nasıl olur?

Araya hatırı sayılır insanlar konur,

Güç ve etkinliği olan biriyseniz üstü kapalı tehditlerle dize getirirsiniz,

Aklını çelebileceklere ulufe dağıtırsınız,

Ailesinin iş imkanlarını kısarak zora sokarsınız….

Ben neden bu örnekleri sunuyorum ki?

Zaten yıllardır Yeşilçam filmlerinde bunların envai çeşidini gördük. Ya da TV dizilerinden.

İstanbul sevdaya karşılık vermedi ve karşı taraf şu anda aşk acısı çekiyor. Acıyı çekerken de çözümler arıyor. İlçelerdeki tekrar sayımlar gibi

Ya efendim madem iş gönül işi. Sizler de biraz uzaktan sevin, madem bu kadar çok seviyorsunuz. Bir rahat olun. Bırakın şu zihinlerinizdeki ‘Ya benimsin ya kara toprağın’ felsefesini.

‘Sen de seviyorsan benimlesin, sevmiyorsan Allah mesut etsin’ demek bu kadar mı zor?

Bırakın İstanbul kendi sevdasının peşine düşsün. Eğer kötü sonuçlanırsa zaten geri dönecektir. Geri dönerse senindir gibi oldu, de mi…

Bu sadece ilişkilerde değil, hayatın her alanında böyledir. Gerçekten bırakın İstanbul kararını yaşasın. Emin olun o zaman bu halk size çok daha fazla saygı duyacaktır, İstanbul’un saygı duyacağı gibi.

Madem iş gönül işi, madem bu iş aşk hikayesi. Gönüle zorla pranga vurmayın…

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Not: Fransa’nın başkenti Paris’te Notre Dame Katedrali’nde meydana gelen yangın sebebiyle tarihi kilisenin zarar görmesini üzüntüyle yaşadık. Dini ve tarihi bir mekan olması insanlık için önemli. Bu vesileyle Fransa halkına geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.

1 YORUM

  1. Sayın yazar, ya bahsedilen Sevda bir aldatmaca ise, sömürme ve menfaat için kullanılıp gerçekte ihanet edilmiş ise!, bunu da güya tövbe etmiş gibi itiraf ederek yok saymak ama aynı aldatmaya devam etmek için yalandan söylediği anlaşılmış ise! Bu ihanetler belgelenip geri dönülmez bir yola giderse! Yani takke düşüp kel görünürse.
    Böyle bakınca yaşanan süreç bana daha anlaşılır geliyor. Bagaj çok dolu gibi!!!

CEVAP VER