Murdar Değil Anasütü Kadar Helal

2

Kötü Kedi Şero’nun Ciğer Beğenmeyen Tüm Kedilere Selamı Var…

Binali Yıldırım tonton ve esprili siyaset adamından gergin bir başkan adayına dönüştüğünü bize gösterdiği dünkü basın toplantısına damga vuran sözü ile yine gündemi oluşturdu..
Şunu dedi Sn. Yıldırım: “Seçim murdar oldu. Murdar etin kavurması olmaz.” Veganlığın olmasa da vejetaryenliğin yaygınlaştığı bir dönemde kavurmalı, kıymalı, etli mesaj vermek ne kadar doğru, tartışılır.

Tartışılacak bir konu da yine aynı toplantıda Yıldırım’ın AKP’nin oylarını artırdığına dair iddiası olsa gerek.
2014 seçimlerinde AKP+MHP’nin oyu yaklaşık 4 milyon 400 bin buna karşılık CHP’nin oyu 3 milyon 400 bin. CHP AKP ile aradaki 1 milyon oy farkını aşarken kendi oyunu 700 bin artırmış, MHP takviyeli AKP ise 5 yılda yaklaşık 230 bin erimiş. Hadi HDP’yi de tamamıyle CHP’ye yazalım. 400 bin HDP oyu da yetmiyor bu atakta.

Binali beyin murdar misali herkeste “Kedi uzanamadığı ciğere murdar der” sözleri ile mukabele gördü. Ben de AKP+MHP’nin -300 bin ettiği bu toplamda yine kedili başka bir hikayeye atıf yapacağım. “Kedi buradaysa ciğer nerede, ciğer buradaysa kedi nerede?”

AKP, MHP ile ortaklık yapmasa, MHP’nin bekalı diline dahil olmasa belki de doğal bir akış içinde 4 milyon 100 bin seçmeni sadece İstanbul nüfus artışı kadar artırsa seçimi ıslık çalarak alacaktı. Biz Sn. Binali beyi sinirli bir beyefendi olarak değil, “onu da yaptım, bunu da yaptım” diyerek Boğaz kıyısında pozlamaları ile hatırlayacaktık.

Her ne kadar son kavurma metaforu ile genç seçmene ne kadar hitap edebildiği tartışmalı da olsa AKP MHP ile kurduğu ortaklığın başına ne işler açtığını en iyi İstanbul’a bakarak anlayabilir.

Ben “AKP’nin MHP ile ittifakını nihayetlendirmesi için 100 neden” isimli kitabın yazılmaya başlandığını öngörüyorum.

AKP’nin de, adayı Binali Yıldırım’ın da, kazanamadığı seçimi murdar ilan ederek seçmene, İstanbul’a ve tüm Türkiye’ye karşı ciddi bir özür temerküz ettiğini düşünüyorum.

AKP bu seçime ve bundan önceki tüm seçimlere damga vuran örgütsel gücünü geçersiz oylar üzerinden yaratılan bir kampanya ile önce sarstı, akabinde sayılamayan seçime dönüşen bir süreç ile tamamiyle yok saydı.

AKP’nin kendi örgütüne bile güvenmediği bir fiili durumda bizim AKP’nin yönetici elitinin iddialarına güvenmek için hangi nedenimiz olabilir?

Her sandığın başında turuncu işaretlerle zuhur eden AKP varlığının seçimde AKP haklarına halel gelmesini engellemesi nasıl mümkün olmuyor?

Sadece 9 ay önce seçim kazanmış 17 yıllık yenilmez armada ilk tökezlemesinde kendi sanatını sorgulamadan doğrudan malzemenin yetersizliğine işaret ediyor.

AKP’nin 17 yıllık idaresinde onca seçim görüp kazanıp bir kez dahi tekrara gerek görmediğini bilenler için, seçimin tekrarının şüyuu vukuundan beter bir durumdur.

Seçimde oyların murdar olması AKP’nin istediği neticeyi alamaması demek ise, bir sonraki seçimde bu murdarlığın telafi olacağına inanmak için neden yoktur.

Teşbihte fazlasıyla hata vardır.
Bahtımızda çıkana itirazımız tamdır.
Murdar leş demektir.
Kimsenin attığı oy leş olamaz.
O ak süt kadar helaldir.

2014’te iki partinin aldığı oyun gerisinde kalan bir ittifak oylarını %25 artıran, kendisine 1 çeyrek ekleyen, aradaki milyon farkı kapatan rakibine sevgi duymasa da, saygı gösterir normal şartlarda…

Kavurmayı herkes sevmeyebilir.
Kavurmada kolesterol vardır.
Kimileri için de et yemek başlı başına cinayettir.
Binali bey bir taşla bir sürü kuşun canını yakmıştır.

(Pelikan da kuştur ama pelikanın eti yenmez.)
Her kuşun eti yenmez ama her kuşun da canı kıymetlidir.

İstanbul’un sembol kuşu martılar boğazın iki yakasında uçar durur.
Sadece bir simit, bir çay ve bir vapur bileti İstanbul’un keyfini çıkarmaya kafidir.
Ben tanzim satışlar ilk çıktığında 4 kişilik bir ailenin bu basit keyfinin dahi tanzim kuyruğunda bekleyenler için lüks olduğunu yazmıştım.

Binali beyin yazılarımı okumasını tabii ki beklemiyorum. Ama siz kavurmalı metaforlar yapacaksanız, soğansız kavurma olmadığını iyi bilmelisiniz. Üstelik daha seçime girerken pastanın kremasını yiyor diyerek hakir gördüğünüz semtlerdeki vegan/vejataryenleri de gücendirdiniz.

Sonuçta bu seçimde döndü dolaştı İstanbul sokaklarının en güzel süsü kedilere takıldı kaldı.
Kediler trafoya girince inanmadık, beğenilmeyen ciğere murdar deyince de inanmayız.
Bizim kedimiz tektir.
Onun canı fazlasıyla sıkkın.
Kötü kedi Şero Alper Taş’ı başkan seçmeyen Cihangir’e de Halıcıoğlu’na da gücenik. Ama yine de öyle murdar, leş, kötü kokuyor vs demiyor. Sadece “ben biraz hava alacağım, beni ellemeyin 5 sene bekleyin” diyor.

Martın sonu İstanbul’da bahar oldu.
Beyoğlu da nazarlığı kalsın diyor.
Hepinize selam söylüyor.
Gözlerinizden öpüyor. (*)

(*) Sevgili Alper Taş ile dün akşam buluştuk, dertleştik. Anlattı dinledim. Dolan gözlerinde parlayan ışığı gördüm. Canın sağolsunu ben söyledim. Kendi kötü, gönlü iyi Şerafettin de öyle derdi.
Beyoğlu için yazılmış en güzel dizeler teselli eder mi acaba :
“İstanbul’un orta yeri sinema. Garipliğim mahzunluğum duyurmayın anama.
El konuşur görüşürmüş bana ne. Sevdalım boynuna vebalim”

2 YORUMLAR

  1. Sayın Yıldırım diyelimki belediye koltuğuna oturdu.peki belediyenin verdiği maaşı murdar sayacakmı ve bu parayı yiyebilecekmi.yoksa gemiciklerden gelen paralarımı yiyecek.merak işte ne yaparsınız.Kusura bakmayın artık o kadar olağan dışı sözler ve tavırlar icraatlar varki bunlara hayret edip tavır koyup karşı çıkmak varken toplum susmuş o zaman bizlerde artık işi böylesine tiiiye almaya başladık. ne yapalım.

  2. Bence mhp.yle yol almanin, rusya-iran-suriye ittifakina net olarak girmenin ve ikide bir “onlarin teknolojisi varsa bizim de iman dolu gogsumuz var” deyip sehitlerin oluler olmadigina dair ayet okumanin stratejik (ve acil ihtiyac!) bir anlami OLABILIR : ekonomiyi savas ekonomisi uzerinden kamulastirmalar uzerine kurmak, gucunu zirveye cikarmak ve sorgulanabilecek her konuyu bastirarak sikinti olusturabilecek son ayak izlerini de yok etmek, sonunda burayi geri donusu de imkansiz tumden kapanmis kilitlenmis bambaska bir ulkeye donusturmek ve bunun uzerinde full kontrol sahibi olmak (zaten cok yaklasti ama henuz secimsiz bir yonetime gececek ya da idam cezasi cikarabilecek kadar degil) .. bunun icin milliyetcilik damarindan gidip insanlari iyice yukseltmeye ve kazanilmasi garantili olcekte acil bir savasa ihtiyac var.

    Not: O “iman dolu gogusler” bizimkiler, kendilerinin ve sevdiklerininki degil..

CEVAP VER