31 Mart Seçimlerinin Karnesi: “Bir Arkadaşa Beka’caktık”

0

Okulun en haylaz iki öğrencisi bütün sene kitap kapağı açmamış, derse gelmemiş, sözlülerde nal toplamış, verilen projelerin hepsinde çuvallamış. Yumurta kapıya dayanınca, bitirme sınavı gelip ateş de bacayı sarınca, bu defa geçmenin yolunu işi taktik savaşına dökmekte bulmuş.

Bütün sınav kağıtlarına “hocam bu sınav çok önemli mi?” yazmalar, dersi bilmediği için sorulan soruya cevap vermeden kalpler çizmeler, dişinin kestiği daha tıfıl öğretmenlere aba altından sopa göstermeler, yeri geldiğinde sınıfın çalışkanlarından kopya çekmeler, averaja bakılan derslerde ortalamayı aşağı çekmek için diğer öğrencileri kötülemeler…

31 Mart seçimleri bitirme sınavı olsaydı; iktidar blokunun seçim taktiklerini tam da böyle tarif ederdik.

Seçimin ağırlıklı bölümünde duyduğumuz “beka” kavramının bazen tehdit, bazen ikna, bazen de yalvarma içeren versiyonları sınıfta çakmaktan korkan öğrencinin telaşını yansıtmaktaydı.

Hiçbir dersini çalışmayan öğrenci gibi Müzik, Resim, İşbilgisi gibi görece kolay ve öğretmenlerin biraz da toleranslı olduğu derslerde elde ettiği başarı ile övünen, ancak Matematikten Kimyaya, Fizikten Edebiyata zorlu derslerin hiçbirinden geçemeyen öğrencinin durumuna benzer bir hal ile karşılaştık.

31 Mart seçimlerinin Fizik dersi İstanbul ise Müzik dersini tahmin etmek zor değil. Zaten “Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi” diyerek şarkılarla türkülerle bezenen kampanyanın işleyeceği alanın da buralar olacağını tahmin etmek güç değildi.

“Beka aşağı / beka yukarı” süren seçim kampanyası bitip, halkın zor yerlerin tamamında iktidara kırmızı kartı gösterdiği aşikar olunca, ne beka kaygısı kaldı ne de bunun üzerine bina edilmiş iddialar.

Bir çok dersten çakmış öğrenci gibi acaba idareden bir kurtarma yazılısı alabilir miyim diye kendisini paraladığını gördük iktidarın.

Gerçi tekrar sınavından da ümidi yok, ama arada geçen sürede umulmadık bir şey olur diyerek beklentiye giren öğrencinin ruh hali de çok tanıdıktır.

Öğretmene bütün kötü dersler için itiraz hakkını saklı tutup, kılpayı da olsa geçtiği tüm derslerin sorgulanmaması için gösterilen çaba da ayrıca belirtilmeli.

İktidar birlikteliği 31 Mart sınavında karnede ağırlık notu düşük dersleri geçmesini sağlayan söylemi ile, “Baba” derslerin hepsinden çakınca sınavdan önce ettiği kelamların neredeyse tamamının da unutulmasını bekledi.

Bu, tabii ki, dersini çalışmaya niyeti olmayan öğrenci için samimi bir tavır değildir.
Bir sonraki sınava kadar da yine vaktini dere boyunda gezmeye, kuş avına ve avareliğe tahvil edecek öğrenciler yine aynı neticeye mahkum olacaktır.

Tabii arkadaşların da bazen okul başarısında etkisi vardır.
Arkadaşının derslerine menfi etkisini anlayan çocuk onunla görüşmeyi kesmelidir. Kendisi bazı derslere çalışmıştır ve o dersleri geçeceğini bilir, diğer derslerden ümidi yoktur ama arkadaşını da bu derslerden alıkoyar.

O her zaman eve götüreceği karnenin alacağı tepkiden haberdardır.
Kimse ondan takdir, teşekkür beklemez.
Onun için mühim olan kendi derslerinde göstereceği performanstır.
Fiziği, kimyayı zaten gözden çıkarmıştır. Arkadaşının aldığı düşük notlar onu göreceli de olsa parlatacaktır.

AKP ve MHP’nin “bir arkadaşa bakacaktık” diyerek bilet almadan dalınan mekana girer gibi seçime beka söylemi ile girmesi, iş bitince de elini kolunu sallayarak çıkması kapıdaki görevliye “aslında biz bir arkadaşa beka’caktık” dedikleri duygusu uyandırıyor.

Kavramları metafizik bir sergüzeşt haline sokan vasat aklı eleştiren rahmetli Cemil Meriç’in sözlerini her daim terennüm etmek gerek.

Seçimlerin hem de ağır bir netice ile iktidar blokuna kaybettirdiği ülke üretim kapasitesinin kahir ekseriyeti “bekalı” çıkışların karşılık bulmadığına zaten delalet ediyor.

Makyavel’in dahi aklına gelmeyen, George Orwell’in romanları için dahi fazlasıyla fantastik gelecek popülizm ve gerçekleri eğip bükme tarzının iktidara hizmet eden basın merceğinden kırılan yansıması sadece ülke çeperlerinde karşılık buldu. Onda dahi ortak seçime giren iki partinin yerel dinamiklerde rekabeti köpürttüğü gerçek üstü durumlara şahit olduk.

Sinemadaki yönetmen tecrübemden hareketle; MHP’nin yardımcı oyuncudan ziyade başrol oyuncusuna kariyer kaybettiren bir ”rolçalan” olduğunu gördük.

MHP liderinin oyunu 19’larda hesaplamasının bir sonraki aşamasının AKP’nin oyunun neredeyse CHP’ye yaklaştığı olduğunu ifade etmektir.

Seçimlerin “bir arkadaşa be(a)ka”n” söylemine kimsenin artık ihtiyacı yok.
Ayrıca bu söylem başarısızlığı tescil edimiş olarak da tarihin geri dönüşüm kutusunda yerini aldı.
Yazık ki geri dönüşüm kutusunu sıkça karıştıran bir akılla karşı karşıyayız.

Elindeki en önemli varlık olan geçmiş seçim başarılarına olan saygısını İstanbul’daki yenilgiyi örtmek için fedadan kaçınmayan bu aklın, başarısızlığa mahkum tercihlerinden ders almasını bekliyoruz.
Bu dersi telafi sınavı da olmayacak gibi.
Benden hatırlatması…

CEVAP VER