Ostern’i yaşarken dinleri düşünmek

0
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Öncelikle Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıyı esefle kınadığımı belirtmek isterim. Toplumu kamplaştıranlar, ‘onlar şehit cenazelerine gelemez, ben onlara gidecekleri cenaze törenlerini söylerim’ diyen bakanlar mercek altına alınmalıdır. Adres gösterip bu olaya zemin hazırlayanlar umarım şimdi çıkıp da pişkin pişkin ‘bu olayın altında fetö komplosu var’ demezler.

Ayrıca gazetemizin genel yayın yönetmeni Fehmi Koru hakkında tehditler savuran kişi hakkında da devletin gerekeni yapması gerekmektedir.  

İkaz ise ikaz, uyarı ise uyarı.

Artık yeter demenin zamanı geldi de, geçiyor bile.

 

Dinler, insanlara iyiyi ve kötüyü göstermek ve aynı zamanda iyi tarafta olmalarını uyarmak için gelmişlerdir. En eski dinlerden en son gelen İslam’a kadar bütün dinlerde hedeflenen hep bu olmuştur.

Hristiyan dünyası için Noel’den sonra en önemli dini bayram diyebileceğimiz Paskalya kutlanmaya devam ediliyor. Almancası Ostern olan Paskalya kelimesi bazı dillerde Pascha, Pasha diye de anılır.

Yahudilerin bayramı olan Pesah’dan bahsetmiştim. Paskalya ve diğer dillerdeki anlamları köken olarak işte bu Pesah kelimesine dayanır.

…..

Bu yazıyı yazarının kendi sesinden dinleyebilirsiniz de:

……

Paskalya ile ilgili olarak Müslümanlar ‘gâvurların bayramı’ edasıyla tepkiler verirler. İçinde bulunduğum toplumu çok iyi tanıdığım için bu cümleyi dile getiriyorum. Yanlış olan bu davranışın değişmesi, İslam’ın ve Müslümanların kalitesini ortaya koyacağı için çok önemli.

Paskalya’nın ne olduğunu en basit kıyaslamayla anlatacak olursak, bizdeki Ramazan Bayramı diyebiliriz. Çünkü Paskalya öncesi kırk günlük oruç dönemi vardır. Orucun şekli ve tutuluşu farklı olsa da, Hristiyan vatandaşlarımız için oruç dönemidir. Kimileri bu oruç döneminde et ürünlerini yemezler, alkol kullananlar alkole ara verirler, bazıları süt, peynir, yumurta gibi ürünlerde oruç tutarlar. Kısacası özel önem verdikleri ve sevdikleri şeyleri yememe tarzında bir oruçtur, bu. Bu orucun sebebi Hz. İsa’nın çölde kalması ve oruç tutmasıdır.

Bu bayramda, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesi ve tekrar dirilmesi anılır. Tekrar dirilmesi ile bayram kutlanır. Evlerde çörekler yapılır, tavşan ve yumurta şeklinde çukulatalar hediye edilir.

Günümüzde belki de birçok Hristiyan Paskalya’nın dini arka planını bilmez. Özellikle gençler için dini arka plan çok da önemli değildir. Kültürleşmiş hali ve kutlanması önemlidir.

Dinlerin kültürleşmeleri, kültürel kodların arasına girmiş olmaları sadece Hristiyanlar, Yahudiler için değil, aynı zamanda Müslümanlar için de geçerlidir.

Hangi ülke olursa olsun, bugün Müslümanlar da İslam adına çok araştırma yapmazlar ve işin aslının ne olduğunu çok irdelemezler. Artık onlar için de İslam kültürleşmiştir.

Ramazan orucu, Ramazan Bayramı ve Kurban artık dini bayramdan ziyade kültürel bayramlardır. Hadi bunu normal karşılayalım, çünkü normali de böyledir. Ancak İslam adına, dini emirleri bağıra bağıra yaşadığını söyleyenler de İslam’ı kültür olarak anlamaktadırlar.

Neden böyle söylüyorum?

Çünkü en temel dini yasaklar alenileşmiş ve legal olarak Müslümanlar tarafınan uygulanmaktadır.

Faiz yasak olsa da, açıkça ayetler bulunsa da, Müslümanlar faizle krediler kullanırlar ve Avrupa’da camiler faizli kredilerle satın alınmaktadır. Bu konuda hiçbir istisna yoktur. Süleymancılar, Diyanet, Milli Görüşçüler, kısaca hepsi faiz haram der ama faizli kredilerle camiler satın alırlar.

Rahatsız edici olan konu şudur:

Hristiyanlar, Yahudiler için dini kültürleştirdiler diye eleştiren Müslümanlar aynısını yaşamaktadırlar. Müslümanlar için de din kültürleşmiştir ama bunu kabul etmeyerek İslam çığırtkanlığı yapmalarını anlamak mümkün değildir. Acaba diyorum, kendilerini de, Allah’ı da aldatmaya mı çalışıyorlar?!

 

Hem Pesah, hem Paskalya bir bakıma baharın gelişinin kutlanmasıdır. Baharın gelişi, tabiatın yeniden canlanması gibi, insanlar da hayatlarında bahar gelince canlılık yaşamak isterler. Bayramlar da bu duygunun dışa vurulmasıdır. Bu da doğaldır ve insanidir. Tarih boyunca baharın gelişi hep kutlanmıştır. Kültürlere göre çeşitli kutlama şekilleri vardır.

İslam’da da şenlikler, kutlamalar mevcuttur. Hz. Peygamber Medine’ye hicret ettiği zaman müzikli eğlenceler düzenlenmiştir.

Ama bugün Müslümanlar eğlence ve kutlamayı kabullenememektedirler. Bu işte bir tuhaflık var. En insani olan bu ihtiyaç sanki günah olarak sunulmakta ve ayakları yere basmayan İslam insanlara sunulmaktadır.

İnsan hayattadır ve hayat yaşanarak akar. Dinler gelerek bu hayata şekil verirler. Normali budur.

Müslümanların anladığı din (İslam) ve hayat daha farklıdır:

İslam zemindir ve onun üzerine hayat inşa edilir. Hal böyle olunca da Müslümanlar radikalleşirler ve hayatı olduğu gibi algılamazlar. Göstermelik abartılı davranışlarla İslam’ı böyle sunmaya çalışırlar ama aynı zamanda da hayatı da diğer insanlar gibi yaşarlar.

İşte bu da çözülmesi gereken önemli çelişki ve çıkmazdır.

Müslümanların başarısızlığının sebebi de bu çelişkiyi kabullenmemek ve İslam’la hayatı ayrıştırmaktır.

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

CEVAP VER