Değişen toplum değişen devlet: Türkiye İttifakı’na doğru

0
1. Sri Lanka dünyanın hangi tarafına düşer acaba? 300’den fazla ölü, 500’den fazla yara insanlığın ne tarafına düşer? Hem de ibadet ederken. Allah’a yönelmişken. Vahşetin neresine düşer bu manzara? Yeni Zelanda’da katledilen 50 kişiye gidiyor aklımız. İnsanlık nasıl da bu kadar vahşileşti, bu kadar canavarlaştı? Hayvanlar bile hayretle seyrediyor bu zalimleri. Sesimizin sonuna kadar bağırmalı, lanetlemeliyiz. Yeni Zelanda’da camide öldürülen masumlar ne kadar bizim insanlarımızsa, Sri Lanka’da kiliselerde ölen o masumlar da bizim insanlarımız. Bizim kardeşlerimiz. Lanet olsun dünyanın tüm zalimlerine. Selam olsun mazlumlara, masumlara. Zalimler için yaşasın cehennem.
2. Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıyı hep beraber kınamalı, lanetlemeliyiz. Siyasetçilerimiz kullandıkları dilleri tekrar gözden geçirmeli artık. Nefret, ayrıştırma, kin, düşmanlık dilinin kimseye fayda sağlamadığını son seçimde bir defa daha gördük.Partiler iktidar, baskı dilini değil; hak, hukuk, adalet, insanlık, kardeşlik, barış dilini kullanarak yükselirler.
3. Eskiden basın ahlakı denen bir şey vardı. Şimdi dört canparemizin şehit edilmesini bile kullanıp “Mutlu musun Ekrem” diye manşet atan bir gazetemiz. Bu kadar büyük bir kini, nefreti, düşmanlığı nasıl beslediniz siz ya?
4. Marjinal partiler kin, nefret, düşmanlık söylemleriyle küçük kitlelerini canlı tutabilirler. Ama iktidara talip merkez partilerin aynı söylemlerle seçmenlerini koruyabilmesi mümkün değil.
5. Ekrem İmamoğlu bir zamanların mağdur Erdoğan rolünü gayet iyi oynuyor. İBB çalışanlarına yazdığı mektup oldukça kucaklayıcı: “Değerli çalışma arkadaşlarım. Hepinizi sevgi, barış ve kardeşlik duyguları ile selamlıyorum. Bilmenizi isterim ki, ben bu göreve kalpleri kırmaya değil, bilakis onarmaya geldim. Ben bu göreve, kimseyi ayırmadan, ötekileştirmeden, kimseyi kimseden daha değerli görmeden, 16 milyon İstanbullunun her birine eşit hizmet götürmek için geldim Vatandaşlarımız bana oy vermiş ya da vermemiş, hiç önemli değil. Biz İstanbul’da kimsenin dinine, diline, kimliğine, siyasi görüşüne, kılık kıyafetine, yaşam tarzına bakmadan, herkes için emek vereceğiz. Hizmetkâr olarak geldik ve hep öyle kalacağız. İstanbul halkına sevgi, huzur ve refahın hakim olduğu, eğitim ve istihdam olanaklarının artıp işsizliğin ve yoksulluğun azaldığı, erişilebilir, tabiatı kucaklayan, havası temiz, suyu berrak bir kent borçluyuz. Borcumuzu ödemek için var gücümüzle çalışacağızBu kentte aç uyuyan tek bir çocuk kalmayana dek, hem size hem de bana uyku haramdır.  Siyasi görüşünüz veya yaşam tarzınız beni ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren tek şey, emeğiniz ve çalışma azminizdir İstanbul’un ve İstanbullunun hakkını kimseye yedirmeyeceğiz.
6. Bir Mecelle kaidesidir galiba: “Şeriat ele bakar, kalbe bakmaz.” İmamoğlu yukarıda söylediklerini yapabilirse bu ülkenin çocukları olarak elbette seviniriz. İlk aday olduğunda CHP’liler bile İmamoğlu’ndan ümitli değildi. Ama gelinen süreçte AK Parti yönetiminin de destekleriyle İmamoğlu bir lidere dönüştü.
7. İmamoğlu izlediği yol ile CHP’yi de dönüştürebilecek bir performans sergiledi. Bir zamanların “demokrasi hacı, hoca hakimiyetidir” diyen devletin soğuk yüzü CHP, bugün İmamoğlu gibi birini çıkarabiliyor, (belki de zorunda kalıyorsa) bu ülkemiz adına sevindirici bir noktadır.
8. Muharrem İnce’nin kavgacı dilini toplum benimsemedi. Ama İmamoğlu’nun kucaklayıcı, ayrıştırmayıcı, ötekileştirmeyici, dine, dindara, çoğunluğa saygılı dili halkta karşılığını buldu. Bu durumda yenilenecek bir seçimde mağdur İmamoğlu’nun arayı daha da açacağını söylemek için keramete ihtiyaç yok.
9. Bir belediye başkanlığı seçiminden AK Parti yönetimi bir lider çıkarmayı başardı. İmamoğlu şayet önündeki yılları iyi kullanır, aynı duruşunu korur, CHP’nin Kemalist/Ulusalcı/Milliyetçi yapısına teslim olmaz, İstanbul’u iyi yönetebilirse gelecek seçimlerde Cumhurbaşkanı adayıdır.
10. AK Parti’nin en kısa sürede yönetimini, belediyelerini, vekillerini mercek altına alması kaçınılmaz. Hele şu anki duruşunu ve stratejilerini tekrar gözden geçirmeli. Erime bir defa başladı mı durdurulamaz hale gelebilir.
11. Gelinen noktada en mutlu lider Bahçeli. İttifak sayesinde çok bir çaba sarf etmeden biri büyükşehir olmak üzere 11 il, 145 ilçe belediyesi kazanabiliyor. İktidara ise hiçbir sorumluluğu olmadan ortak olabilmeyi başarıyor. Bu Bahçeli’nin tecrübesi ve başarısı.
12. Ekrem İmamoğlu söylediklerini yapabilecek mi? CHP’nin o devletçi, 28 Şubatçı zihniyetini aşabilecek mi?
13. Artık her şeyden çok demokratik, hürriyetçi, çoğulcu, birbirini dinleyen, anlayan hazmedebilen; farklı renklerde bile olsa beraber çalışabilen, hakkı, hukuku, adaleti gözeten, her türlü keyfiliğe karşı çıkan bir zihniyete ihtiyacımız var. Bence partiler, liderler başka yollara başvuracak, ancak bir gün bu ülkeyi yönetmenin, iktidarda kalmanın başka bir yolunun olmadığını da anlayacaklar.

CEVAP VER