Demiri Soğutmak ve Kalıba Sokmak…

0

1538 demiri eritmek için gereken sıcaklık derecesidir. Dünyada demir ilk defa bu topraklarda eritilmiştir. Bir Hitit mezarında bulunan demir saplı bir kılıçtan daha eski örnek keşfedilmemiştir.

Demire hükmeden insanlık yaklaşık olarak İsa’nın doğumundan 1200 sene önce başladığı demir çağını 700 sene kadar sürdürmüştür. Antik tarih öncesi denilen dönemin üç safhasının sonuncusu Demir Çağı olarak anılır.

“Demirin ısınması” deyimini literatüre katan Cumhurbaşkanı belli ki demirin insanlık tarihindeki yeri ve önemi konusunda gayet kendinden emin bir tavır gösterdi.

Isınan demiri soğutarak aslında iki şeyi sağlarsınız. Birincisi demiriniz kullanılır hale gelir, ikincisi demire değip de yaralanma riski ortadan kalkar.

Lakin yazının başında söyledim. Demiri akkor halinde sıvı bir akışkana dönüştüren ısı eğer 1538’e dek çıktı ise, artık elinizdeki demir sizin onu ısıtmaya başladığınızdaki demir değildir.

Demiri her yerde ısıtamazsınız zaten. Özel potlarınız, tutmak için aletleriniz olması gerekir. Sobalar da demirdir ama hiçbir zaman erimezler. Çünkü sobanın içindeki ateş hiçbir zaman 1538 dereceyi bulamaz.

Dünyanın merkezinin neredeyse %85’i demirden müteşekkildir. Yerkürenin derinliklerinde yanan ateş 1538’in kat be kat üzerinde olduğu için bu demir sıvıya dönüşmüş dünyanın merkezindeki gayya kuyusunu çevrelemektedir.

Türk siyasetinin demirinin ne denli ısınmış olduğunu Çubuk vakası bize gösterdi.
Bunu görmesek dahi son seçimin öncesinde söylenenlerin, sonrasında söylenenlere karıştığında demirin 1538’in üzerinde bir hararete kapıldığını çoktan anladık.

Kalıba girmeyen siyasetin hali pür melali aslında bunun ipuçlarını bize vermektedir.
Türk siyasetinin son seçim arifesinde dönüştüğü hali geçmişte gördüğümüz hiçbir hale benzememektedir.

Sn.Ahmet Davutoğlu’nu sayfalar dolu manifesto ile derdini anlatmaya sevk eden tam da bu durumdur.

Ortada şeklini kaybetmiş bir cisim vardır.
Bu cisim kalıbında maruz kaldığı hararetle formunu yitirmiş, yeni bir şekil almıştır.
Maddenin üçüncü hali olan gaza dönüşmüş olabileceğinden dahi kuşku duyabiliriz.

Demir metaforunun yerine gaz metaforunu kullanan Erdoğan’ın tercihi de bizi bu kanaate sevk ediyor.

Demir eski demir değil, soğusa dahi kalıbını kaybetmiş. Formunu bozmuş, şeklini unutmuş, belki birazı kaybolmuş içine yabancı metallerin karıştığı da düşünülebilir.
En tedirgin edici olanı ise, ısının öyle çok artmış olması ki, artık sıvılıktan çıkıp bir gaz halinde aramızda dolaşıyor olması ihtimali.

Bütün bu seçenekler Türk siyasetinin başına gelen tuhaflıklara bakıldığında hiç de akıl dışı değil. Yaşananların siyasete verdiği biçim bize bu duyguyu hissettiriyor.

Demiri soğutmak değil onun asli formundan neler kaybettiğini anlamak öncelik taşıyor.
Belki bundan sonra yapılacak olan bir demirci ustasını çağırıp formundaki kayıpları telafinin imkanını aramak. Demirci ustası nasıl demiri incelikle işler ve ondaki fazlalıkları törpüleyip sanatını tatbik ederse, Türk siyasetinin de bir ustaya ve onun maharetli eline ihtiyacı vardır.

En iyi usta halkın iradesidir.
31 Mart seçimlerinde bu usta üzerine düşeni yapmış, Türk siyasetinin demirini hem soğutmuş hem de oya gibi işlemiştir.
Yazık ki oya gibi işlenen siyasete seçimden sonra da ısı tatbik edilmiş, güzelim desenler ısının tehdidine maruz kalmıştır.

Demir metaforu doğrudur.
Isınan demir metaforu 2 kere doğrudur.
Ancak akılda tutulması gereken gerçeklik ise tam da demirin ısınmasını neticelerini en iyi şekilde tahlil gereğidir.

Demirin insanlık tarihindeki yeri tartışmasızdır.
İnsanlık demir olmasa idi muhtemelen ne uzaya giderdi, ne de interneti keşfederdi.

Demir tavında dövüldüğü gibi, göğün bakıra yerin demire kestiği zamanların dehşeti de insanlık hafızasında yer etmiştir.

Demir için söylenen çok söz vardır.
‘Demir demiri keskinleştirdiği gibi insan da insanı keskinleştirir’ sözü de bunlardan biridir ve unutulmamalıdır.

Ne sıcak ne de keskin demirlerden hayır gelir bize. Bizim ihtiyacımız olan işlenmiş demirlerdir.
Onlar bizim hayatımızı kolaylaştırır.
Hayatımızı kolaylaştıran her şeyin başımız üstünde yeri vardır.
Hayatımızı zorlaştıran ister bir kilo demir, ister bir kilo pamuk bizim için kabul edilmesi imkansızdır.
Arasında bizim için bir fark da yoktur.

Siyaset; demiri de pamuğu da hakkıyla işleme sanatıdır.
İşe yaramayacak hale gelmiş ne bir gram demirin, ne bir santim pamuğun kimseye faydası olmayacaktır.

CEVAP VER