ÖSYM eski başkanı Prof. Ali Demir’e kıymak…

7
Mehmet Tekelioğlu
İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Fakültesi Uçak Bölümü mezunudur. Dokuz Eylül ve Celal Bayar Üniversitelerinde Makine Mühendisliği Bölümlerinde çalışmıştır. Sakarya Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Kurucu Dekanlığında bulunmuştur. Adalet ve Kalkınma Partisi Kurucular Kurulu Üyeliği, İzmir Milletvekilliği, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Üyeliği, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkanlığı ve Türkiye - Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu Türk Grubu Üyeliği yapmıştır.

Bundan bir buçuk yıl önce burada çıkan bir yazıda “Türkiye’de hiçbir başarı cezasız kalmaz” diye bir cümle vardı. O yazıdaki ilgili paragraf şöyleydi:

“Son günlerde internette dolaşan bir video var. “Türkiye’de hiçbir başarı cezasız kalmaz” diye bitiyor. Akademik âlemde bunun iki örneği var şu sıralar gözümüze çarpan. TÜBİTAK eski Başkanı Prof. Yücel Altunbaşak ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Galip Akhan.”

Prof. Yücel Altunbaşak ve Prof. Galip Akhan’ın mağduriyetleri devam ediyor. Yücel Hoca’nın davası dosyada cezayı gerektirecek hiçbir unsur bulunamadığı için olsa gerek hala sonuçlanmadı ve yurtdışı yasağı kaldırılmadı. Dava sürekli erteleniyor.

Galip Hoca içinse 20 ay sonra yeniden bir dava süreci başlatılıyor. 20 ay önce yalancı şahitlerin ifadeleriyle dolu dosya, adli kontrole bile gerek duyulmadan bırakılmasını sağlamıştı Galip Beyin. Şimdi neredeyse aynı dosya ile mahkemeye çağrılıyor. İddianamenin hangi hukuk anlayışıyla kabul edildiğini anlamak zor.

Elbet bu günler geçecek ve tarih âdil davrananlarla davranmayanları unutmayacak.

Yukarda bahsettiğim yazıdan bu tarafa üniversitelerdeki mağduriyetlerle ilgili çok sayıda bilgilendirme mektup ve mesajı aldım. Bunların listesini tutuyorum. Gün gelir kimlerin ne tür haksızlıklara uğradığını yazmak kısmet olur belki.

Yargı sistemimiz çökmüş bizim. Şimdi görevden ayrıldıktan dört yıl sonra ÖSYM eski başkanı Prof. Ali Demir’in başarılarını cezalandırmaya karar vermiş ulu yargımız.

Ali Demir, Temmuz 2010’daki sistematik kopya olayından sonra geçti ÖSYM’nin başına. Benim de mezun olduğum İstanbul Teknik Üniversitesinde hocaydı. İyi bir pozisyonu vardı üniversitede ve bir iş aramıyordu. Görevden kaçmak olmazdı. ÖSYM’de işin ehli güzel bir ekip oluşturdu. Bildiğim kadarıyla Prof. Ensar Gül, Prof. Ercan Öztemel ve Prof. Ömer Pekşen geceyi gündüze katarak bir ekip ruhu ile ellerinden gelenin azamisini ortaya koydular. O sıralar YÖK üyesi olan Prof. Durmuş Günay’ın katkılarını da anmamız gerekir.

Sınav Güvenliği

Ekibin ilk işi sınav güvenliğini sağlamaktı. Yılların ihmali ile gelinen nokta ürkütücüydü. Kopya çekmeye gerek kalmadan sahte cevap anahtarları ile dahi büyük ticaretler yapılabilir hale gelmişti. 36 yıl sınav yapan bir kurumda soru bankası diye bir şey yoktu. Uzmanlar bir sınavın sorularını yazıp dışarıda dolaşıyorlar, hatta dershanelerde çalışıyorlardı.

Sınav koordinatörleri istedikleri adayı, istedikleri sınıflarda ve istedikleri görevliler huzurunda sınava alabiliyorlardı. ÖSYM çalışanlarının çocuklarının Türkiye’nin en iyi üniversitelerini kazanması dikkatleri çeker boyutlara ulaşmıştı.

Eski yönetimin bir başarısı (!) vardı yine de. Başörtülü çocukları sınavlara almamayı başarmışlardı. Ayırımcılık zirveye çıkmış, insan hakları diye bir kavram lügatlerden silinmişti.

Göreve gelir gelmez “sınav güvenlik tedbirlerini” yayınladı Ali Demir. Yazılı hiçbir mevzuatı olmayan kurumun kanunu çıksın diye çabaladı ve başardı. Çok olağan ve basit yöntemler ile güvenlik uygulamasını başlatmak dahi menfaat şebekelerini rahatsız etti. Türkiye tarihinde eşine rastlanmayan bir karalama kampanyası başlattılar. Medyayı kullandılar. İçeride çalışan işbirlikçilerinden destek aldılar.

Dershanecilerin, menfaat odaklarının, sınav çetelerinin, paralel devlet yapılanması gibi devlete sızmak isteyenlerin karşısında dimdik durdu arkadaşlarıyla beraber…

“Sınav Uygulamalarına İlişkin Güvenlik Tedbirleri” ile sadece adaylar değil görevliler de disiplin altına alındı. Cep telefonu ile binalara girmek mümkün değildi artık. Giren çıkan kimdir, bilmek gerekiyordu.

Hem cevap anahtarı ticareti yapılmasının önüne geçmek hem “toplu kopya” işini kökten çözmek gerekiyordu. Bunun için “her adaya farklı soru kitapçığı” uygulamasını başlattı Ali Hoca. Sadece tek başına bu tedbir bile sistematik bir kopyayı önlemek ve herkesin hakkını korumak için başlı başına bir yeniliktir ve yine sadece bu tedbir Ali Beyin FETÖ ile ilişkisi olmadığına dair en büyük delildir. Sınava giren her adayın kitapçığında sorular aynı, soru ve cevap seçenekleri farklı dizilimdeydi.

ÖSYM’de öyle bir düzen kurulmuştu ki akıllara zarar. Soru yazarlarının bir kısmı dershanelerde çalışıyordu. Bu düzene çomak soktu Hoca. Aynı anda da FETÖ dershanelerinden homurtular yükselmeye başladı. Malum yayın organları Hocayı topa tutmaya başladı. Aldırmadı, bildiğim kadarıyla günün hükümeti ve cumhurbaşkanı arkasında durdu Hocanın. Bu önemli bir husustu.

Soru havuzu oluşturulması ve şifrelenmiş sorulara kimsenin ulaşamaması sınav güvenliği açısından alınmış önemli tedbirler cümlesindendir. Soruları taşıyan araçlar için uydu etkileşimli takip sistemi, elektromekanik kilit sitemi, sınav görevlilerinin salonlarını ancak sınav günü öğrenebildikleri bir düzen de alınan tedbirler arasındaydı.

Gayretler sonuç vermeye başlamıştı. Elbette belli bir zamana ihtiyaç duyulmuştu bunun için. Herkesin emeğinin emanet olarak korunduğunu topluma göstermek ve buna inandırmak gerekiyordu. Bu başarıldı. Nitekim engelli memur alımı sınavları, EKPSS, başarıyla gerçekleştirilmiş, 65.000 engelliden tek bir şikâyet dahi gelmemişti. Her türden örgütün, şebekenin, çetenin neredeyse her istediğini kolayca alabildiği bir garip yapı, 10.000 sayfadan daha fazla mevzuatı olan, kanun, yönetmelik, Bakanlar Kurulu Kararı, süreç tanımı ve talimatlarla kayıtlı olarak yönetilir, idari ve mali özerkliğe sahip bir kurum haline getirildi.

Sistematik kopya önlenmiş fakat içerdeki birkaç FETÖ mensubunun ihanetiyle 2012 KPSS sınavında bazı sorular küçük bir grubun eline geçmişti. Bunu da soru kutularının altına yapıştırılan bir taşınabilir bellekle yapmışlardı. O küçük grubun sınavları iptal edildi.

Bir de 2012 yılında yapılan Adli Yargı-Hâkimlik sınavı var. Sonuçlarına bakarak sınavın âdil olmadığı hükmüne varan ÖSYM Yönetim Kurulu, sınavı iptal etti. Ama zamanın yargısı ÖSYM’nin iptalini iptal ederek sınavı geçerli saydı. Daha ne yapsaydı Ali Demir?

Yargının tutumu… Kurulan tuzak…

İfade tutanağında savcının sorularına bakılırsa konuya peşin hükümle bir yaklaşım sezmemek mümkün değil. Maalesef bu tutum benzer davalarda da görülüyor. Ben burada bir tuzak ihtimalini gözardı edemiyorum. Bu doğrultuda iki yazım var. Tuzak hem bu ülkeye hem Ak Parti’ye kuruluyor.  Bu yazılardan birincisi “Dikkat… Bir tuzak var…” adıyla Eylül 2017’de, diğeri “Evet, tuzak var…” adıyla Kasım 2017’de çıktı.

Ali Demir’in, Galip Akhan’ın ve Yücel Altunbaşak’ın dosyalarında silahlı terör örgütüne üyeliği gösteren hiçbir makul delil yok. O zaman bu davalardan murat daha başka bir şey mi diye geliyor insanın aklına…

Bütün yargı mensuplarına Üstad Necip Fazıl’ın Reis Bey kitabını hediye etmeli. Üstad’ın merhamet kavramını, kuru lügat anlamının ötesinde nasıl bir derinliğe kavuşturduğunu görmeli hepsi.

Zaten bir hukuk garabetiyle karşı karşıyayız. FETÖ’nün silahlı terör örgütü olduğuna dair bir hukuki belge, bir mahkeme kararı ancak 2016 Temmuzundan sonra söz konusu oldu. Yukarda bahsettiğim “Dikkat… Bir tuzak var…” başlıklı yazıda bu hususun detayları var. Ali Demir’in silahlı terör örgütüne üyeliği zaten söz konusu değil ama işin bir de böyle garip bir tarafı var. Üstelik bir insanın geçmişteki müktesebatı, onun durumu hakkında yeterli bilgiyi verir. Bu ortadayken Ali Demir’e FETÖ’cülük bulaştırmaya kalkmak akıl kârı olmasa gerek.

Ali Demir’in şahsında ülkenin itibarı da yerle bir ediliyor. Olur olmaz aklı evveller onu teşhir ederek gazetecilik yaptıklarını sanıyorlar ama en basit insan haklarından bile haberdar değilmişçesine bir tutum sergiliyorlar. Hani bir mahkeme kararı olmadan kimseyi itham etmek yoktu?.. Ben Ali Demir’in yerinde olsam bunları dava ederim. 60 sınavda soru hırsızlıkları nasıl gerçekleşti diyerek aslı astarı olmayan bir iddiayı ortaya atmak ve kara çalmaya kalkışmak ne insanidir ne de ahlaki… Göreve gelmeden önceki soru hırsızlıklarını Ali Demir’den sormaya kalkmaksa? Buna sizler karar verin.

Ali Demir’in yaptığı iş öyle basitçe geçiştirilecek bir konu değil. Tabii ki bu kadar önemli ve kritik bir kurumda değişim ve düzelme bir günde olmuyor. Aşama aşama, temizlik, düzenleme, iyileştirme, kayıt altına alma gerçekleştirildikten sonra ideal bir düzenlemeden söz edilebiliyor. Tüm bu gayretlerin semeresi olarak, 2 milyona yakın adayın girdiği 2015-YGS sonuçları sadece üç günde açıklanmıştı. Bu sadece maddi bir başarı gibi görülebilir. Ancak unutmayalım ki, bu başarı, “hak ve adaleti sağlamak üzere tesis edilen sınav güvenliği” uygulamalarının ortaya çıkardığı bir sonuçtu..Sorumsuzluğun zirvesini temsil eden sosyal medyada veya dedikodu çevrelerinde duyduğunuz veya duyacağınız her türden aksi bilgi, yalan ve iftiradan ibarettir. Son dört yıldır acaba aleyhte ne bulabiliriz türü gayretlerle tüm inceleme, soruşturma, arama, taramalara rağmen en küçük bir eksiklik dahi bulunamamış olması bunun kesin kanıtı değil mi?

Bu toplum, aydınlarıyla, sivil toplumuyla, iktidar ya da muhalefet mensubu siyasileriyle ve elbette yargısıyla dürüst, sadece hizmet aşkıyla çalışan insanlara sahip çıkmadığı müddetçe işimiz gerçekten zor demektir. Üçünü de yakından tanıdığım Prof. Ali Demir, Prof. Galip Akhan ve Prof. Yücel Altunbaşak, hiç ilgileri ve yakınlıkları olmadığı halde, FETÖ’cülük ithamına maruz kalmış ve yalnız bırakılmışlardır.

Bu konularda söyleyeceklerim var daha. Peşini bırakmayacağım…

Doğrudan iletişim için: mtekeli35@gmail.com

7 YORUMLAR

  1. 2010 Güz dönemi TUS sınavında iptal edilen 9 soru (ki 1 soru ile insanların hayatı şekilleniyor) ve 3 yerleştir(eme)me işlemi dolayısı ile uğradığım haksızlık ve mağduriyet, en azından benim açımdan Hocaya günah olarak yeter. Hoca belki de o sınavzedelerin ahı ile cezasını çekiyordur kimbilir..

  2. BAŞKA BİR TUS FORUMUNDAKİ YORUMU BURAYA AKTARAYIM

    ÖSYM TUS DAVALARI HİÇ BİTMEYECEK!!!! Çünkü ;
    Bu işten yararlanan ve nemalanan “organize menfaat çeteleri” ve sosyal medyada çoğu sınava girmediği halde girmiş gibi algı yürüten moderatör isimli dersane provokatörleri ağı çökertilmedi. Her TUS sınavı öncesi ve sonrası süreçlerde:
    1- ÖSYM’nin 16.09.2014***** tarihli Basın Duyurusunda “bir hazırlık dersanesinin forumlardaki organizasyonundan bahsedilmekte, sınava girmediği halde mağduruz diye gazetelere verilen ilandan bahsetmekte***** ve başkasının yerine sınava girdiği tespit edilen malum dershane sahibi olarak tanınan kişi” diye bahsettiği organize yapı, dersane ve kişiler ……?
    2- Sürekli yanlış TUS sorusu, iptal,***** soru açıklamama türü***** mahkemede %100 kaybedeceği kesin davalık durum oluşturarak her sınav sonrası kaosa neden olan ve devlet kurumu ……..***** ?
    3- Her sınav öncesi ve sonrası hakkımızı arayan dersane ………. ?
    4- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden hakkımızı arayan tus forum sitesi ………. ?
    5- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden hakkımızı arayan avukatlar ………. ?
    6- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden ÖSYM ‘ye dava açılmasını tek gündem yapan dersane ve tus forum sitesi ………. ?
    7- ÖSYM’ye dava için dersane ve tus forum sitesi tarafından yönlendirildiğimiz avukat……. ?
    8- Biyologların TUS’a girebilmesi davasında yönlendirildiğimiz avukat…. ?
    9- Biyologların TUS’a girebilmesi davasında davacıların tüm dava masraflarını karşılayacağını açıklayan ve karşılayan TUS/DUS dersanesi…… ?
    10- Hürriyet- Milliyet- Akit vs gazetelerine verilen sayın cumhurbaşkanım mağduruz diye ÖSYM gazete ilanlarını fonlayan dersane…….?
    11- Bu ilanlarda tüm doktorlar adına ilan veren doktor olmayan dersane çalışanı…?

    12- 15 dakikada bir mahkemeyi aramak için “TUS TELEFON TİMİ” kuran Tus forumu …?
    13- Mahkemeye baskı için “ORGANİZE OLUP MAHKEME BAŞKANINA GİTME“etkinliği yapan Tus forumu …?
    14- Bilirkişilere baskı yapmak için***** “BİLİRKİŞİ İLE GÖRÜŞME GURUBU” oluşturan Tus forumu…?
    15- ÖSYM Hukuk Müşavirliğine baskı için” TUS ÖSYM HUKUK TİMİ” oluşturan Tus forumu…?
    16- Bahse konu Tus forum sitesini yüksek rakamlarla fonlayan dersane…….?
    17- ÖSYM Başkanının avukatı…..?
    18- Dersane sahibinin avukatları…..?
    19- ÖSYM davalarında tus forumlarından yönlendirildiğimiz avukatlar… ?
    20- ÖSYM Başkanının avukatı, ÖSYM davalarının avukatları yakınlığı …..?

    21- ÖSYM Başkanının avukatı ile ÖSYM şüphelilerinin avukatı aynı mı***** …..?
    22- ÖSYM-YÖK yetkilileri ile yakın hemşehrililik irtibatı olan dersane sahibi……?
    23-***** Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile ÖSYM ve YÖK üyeleri arasında ticari ortaklık bağlantısı …. ?
    24- ÖSYM’nin 16.09.2014***** tarihli Basın Duyurusunda “bir hazırlık dersanesinin forumlardaki organizasyonundan bahsedilmekte ve başkasının yerine sınava girdiği tespit edilen malum dershane sahibi olarak tanınan kişi” diye bahsettiği organize yapı ile çok yakın irtibatlı ÖSYM-YÖK üyeleri ……?*****
    25- ÖSYM karşıtı faaliyetleri organize eden ve başkasının yerine sınava giren dersane sahiplerinin davetine icabet eden ÖSYM-YÖK üyeleri ……. ?*****
    26- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile dersane sahipleri arasında ticari ortaklık bağlantısı ……?
    27- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar, ÖSYM ve YÖK üyeleri ve dersane sahipleri arasında ticari ortaklık bağlantısı …..?
    28-Dersane sahibiyle ortaklık bağlantısı olan ÖSYM ve YÖK üyeleri…..?
    29- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile ÖSYM ve YÖK üyeleri arasında kankalık bağlantısı …..?
    30- Hukuk bürosunda çalışan avukatların dersane ve forum yönlendirmesiyle açtığı ÖSYM davaların sonucu……..?
    31- ÖSYM’nin 7 Ocak 2011 tarihli Basın Duyurusunda bahsettiği “herkesi ÖSYM karşıtı faaliyete sevk eden menfaat grupları” ile yakın irtibatlı ÖSYM-YÖK üyeleri var mıdır?*****
    32- Herkesi ÖSYM karşıtı faaliyete sevk eden menfaat gruplarının her davetine icabet eden ÖSYM-YÖK üyeleri ……?*****

    • Gazetelerde Yer Alan Asılsız İddialar (16.09.2014)
      BASIN AÇIKLAMASI
      (16.09.2014)

      Gazetelerde Yer Alan Asılsız İddialar

      Bugün bazı günlük gazetelere ilan vererek, 2014-TUS/DUS Sonbahar Dönemi sınavı ile ilgili asılsız iddialarla Sayın Cumhurbaşkanımızı ve Sayın Başbakanımızı yanıltıcı mahiyette açık mektup yazan bir grup isim, ÖSYM’yi ağır suçlamalarla töhmet altında bırakacak ifadeler kullanmışlardır.

      Son dört yıl içinde geliştirmiş olduğu sınav sistemi, güçlendirilmiş insan kaynağı ve günün koşullarında modernize edilmiş teknolojik altyapısı ile ÖSYM, yapmış olduğu her işlemi saniyesi saniyesine kontrol altına almış ve her saniyenin hesabını verebilecek duruma gelmiştir.

      ÖSYM’nin sınavlarında sorduğu her bir soru farklı zamanlarda çok sayıda akademisyen tarafından titizlikle hazırlanmakta ve denetlenmektedir. Buna rağmen bazı sorular, ortaya çıkan ve çoğu zaman da esasa ilişkin olmayan ancak mutlak adalet bakımından gerekli olduğu düşünüldüğünden, sınav sonrasında adayların verdikleri cevapların analizi ve bilim kurullarının görüş ve tavsiyeleri ile ÖSYM Yönetim Kurulu tarafından iptal edilmektedir. Ancak, sürekli değişerek gelişen ve tıp gibi son derece geniş bir alanda farklı yorum ve bakışlara dayanılarak çoğu zamanda umulmadık biçimde mahkemeler tarafından iptal edilen sorular da olmaktadır. Bu durumlar, ÖSYM tarafından adayları asla mağdur etmeyecek biçimde yönetilmektedir.

      İlanda yer alan ve iddiadan ibaret gerçek dışı bazı hususlara incelendiğinde;

      ÖSYM sınavlarına giren ve isteyen her aday, sınavda kendi kullandığı soru kitapçığını, cevap kağıdını ve kendisine ait cevap anahtarını inceleyebilmektedir,
      ÖSYM hiç bir zaman adaylara, iddia edildiği gibi, “soruları ezberle” demez,
      Veri tabanında değişiklik yaparak herhangi bir kişiye sağlanacak haksız bir kazanç, karşılığında ağır cezaları gerektirmektedir. Bu ve benzeri düzenlemeler 6114 sayılı Kanunda açıkça yer almıştır,
      ÖSYM hiç bir adaya asla haksız kazanç temin etmez.

      Söz konusu ilan, ticari malzemesi giderek tükenen bir TUS hazırlık dersanesinin organizasyonu olup asla itibar edilmemelidir. Toplam 39 ismin yer aldığı ve bu isimlerden de sadece 13’ünün 2014 yılında TUS/DUS sınavlarına girdiği halde “Tüm adaylar adına” açıklama yapıldığı iddiası tam karşılığı ile gerçek dışı ve gülünçtür. Mezkur dershanenin bu saldırılarını yönetmekle görevli olduğu sosyal medya paylaşımlarından anlaşılan, listede ismi bulunan, dershane idarecisi kişinin, bu deshaneye bir şekilde bağlı kişileri organize etmek suretiyle infial ve aynı zamanda reklam amaçlı böylesi bir girişimde bulunduğu açıktır. Kaldı ki, ÖSYM’nin oluşturduğu teknik altyapı sayesinde malum dershane sahibi olarak tanınan diğer bir kişinin de eski bir tarihte başkasının yerine sınava girdiği tespit edilmiş, ancak başlatılan soruşturma zaman aşımı dolayısıyla akim kalmıştır.

      ÖSYM, sadece hak edene hak ettiğinin verilmesini gerçekleştirmek amacıyla sınav güvenliğinden taviz vermeksizin ölçme kalitesini korumaya yönelik faaliyetlerinden asla vazgeçmeyecek ve Türkiye için olabilecek en güvenilir sınav sistemini sürdürmeye devam edecektir.

      Adaylara ve kamuyouna duyurulur.

      ÖSYM BAŞKANLIĞI
      https://www.osym.gov.tr/TR,697/gazetelerde-yer-alan-asilsiz-iddialar-16092014.html

  3. Ülkedeki bütün makul işleri ve hakkıyla kazanılan pozisyonları murdar etmek için çalışan bir ekip var. Bunların uydurduğu ve bir güzel yutturduğu “FETÖ” diskurunu kullanarak bunlarla mücadele ettiğini sananlara ancak acınır. Mehmet Tekelioğlu kendi tanıdığı üç bilim adamını savunurken bunların “silahlı terör örgütü ile ilişkisi yok” diyor. Elhak doğru, peki hapse tıkılan, işinden atılan, yokluğa mahkum edilen yüz binlerin hangisinin silahla, terörle, silahlı terör örgütüyle ilgisi var? Hala Ak dediğiniz parti çoktan derinlerin kontrolünde ve bu ülkenin bütün iyi insanlarını biçmeye devam ediyor. Sıra sizinkilere gelince sesiniz çıkmaya başladı ama sanırım geç kaldınız.

    • Size sadece bu konuyla ilgili eski yazılarımı da okumanızı önerebilirim. Meselenin sizinkiler bizimkiler olmadığını göreceksiniz.

  4. Bence bu fetöyü kullananların işi diyeyim de önce bir gülelim. Sonrasında bir düşünce:

    Bir ülkeyi içten ele geçiremezsen, darbe de başarısız olmuşsa ne yaparsın?

    Ülkeye korku salar, başarılı insanların yöneticilerin bir kısmını suçlar, kalanını sindirir, iş yapamaz, görevden ülkeden gitmeye zorlarsınız.

    Bana göre bu farkında olmadığımız bir savaştır.

CEVAP VER