Anneler Gününe Farklı Bir Bakış

0

Ülkemizde hengame ve tüm çılgınca gelişmeler yaşanırken bugün “Anneler Günü”nü kutluyoruz. Kutluyoruz ama kutlarken birazcık hunharca mı davranıyoruz?

TV’lerde son günlerde koca koca reklamlar çıkıyor: “Annenize bu anneler gününde yumurta kaynatan, muzlu süt yapan, hatta kek hamurunu bile karıştıran bir mutfak robotu almak istemez misiniz?” İsterim tabii ama ben bunu anneme neden alacağım? Annem evimizin hizmetçisi mi? Daha iyi kekler yapsın, daha iyi içecekler hazırlasın ve biz de ailecek afiyetle yiyelim. Sonuç; “Anneler günün kutlu olsun anneciğim, bak sana ne aldım?”

Hatta bazı firmalar anneler günü için yüzük – kolye – küpe gibi setlerin ürünlerinin reklamlarını yaptı. Bu ne demektir? Patates – soğan almak için eziyet çeken bir ulusa sizin yaptığınız reklama bakın? Bu ülkenin %3’lük bir diliminin satın alabileceği bir reklam TV’deyken geri kalan %97’sinin düşünceleri? Bu da önemli değil, bunu da geçelim.

Bugün sizlere “kapitalizm” – “Tüketim Çılgınlığı” gibi konulara girmeyeceğim. Telaş etmeyiniz. Zira bu konuyu daha önce 14 Şubat Sevgililer Günü ile ilgili yazımda fazlasıyla işledim. Tekrar etmeye gerek yok.

Ama bugün için ülkemizde olan / yaşanan başka gerçekler var ki; dikkatinizi oraya çekmek istiyorum.

Bu sabah, annesini dün gece ameliyatta kaybetmiş insanlar? Annesi komada olanlar? Ve bir umutla yoğun bakım penceresine yüzlerini dayayıp, gözleri yaşlı gelmeyeceğini bilseler de iyi bir haber bekleyenler? Ömürleri boyunca onların kraliçesi olan annelerinin artık kendi çocuklarını tanıyamayacak kadar Alzheimer hastası olan insanlar için sizce bugün nasıl geçiyordur? Yataktan doğrulup onlara bakıp küçücük bir tebessümü için acaba kaç tane “Anneler gününe özel hazırlanmış” ziynet eşyalarını feda ederler? Kanser hastası olan anneler… Ölecekleri zamana saatler kalmış anneler için nasıl bir gündür bu gün?

Hiç önemi yok, çılgınca kutlamaya devam edelim biz…

Gözlerimizi çevirelim başka taraflara… Evlatlarını “vatan uğruna” şehit vermiş evlerde nasıl bir gün yaşanıyordur? O annelerin, “Anneler günü kutlanmayacak mı?” Gelgelim kutlayacak tek çocuklarını 20 yaşında hiç gözlerini kırpmadan “vatan uğruna” toprağa vermiş o analar… Yan evlerdeki şenlikli bir pazar kahvaltısının sesleri eşleğinde yaşanan buruk bir gün… Onların ellerini öpüp, “Anneler günün kutlu olsun anacığım” diyecek tek çocukları şu an kabristanda ve başucunda bir Türk bayrağı dalgalanmakta…

Annesi 12 saattir vardiyada olan ve ancak pazar akşamı eve dönecek bir ailede nasıl bir sabah yaşanıyordur? Belki anneleri onlar uykularının en güzel yerindeyken alınlarından öpüp, onların “Anneler günü dileklerini” onlar söylemeden kabul edip, sabahın kör ve en ayaz vaktinde karın tokluğu için makinaların arasına gitmiştir. Peki, o kadının “Anneler günü”? Fabrika sahibi baba evin annesini Paris’te çocuklarıyla kahvaltıya götürmüştür belki, bizi ilgilendirmez ama ona o lüksü veren işçi sınıfı kadınların “anneler günü?” Çok da önemli değil…

Son zamanlarda sıklıkla karşılaştığımız caddelerdeki çöp konteynırlarından ekmek parası çıkartmaya çalışan insanların evlerinde nasıl bir “Anneler Günü” kutlaması yapılıyordur? Kendi annesi olmasa bile eşine, çocuklarının anasına “Dünyanın en muhteşem annesi” olduğu için hediye alamayan bir baba… Hediyeyi geç, belediyenin önündeki parktan çiçek koparırken zabıta tarafından kovalanan bir baba…

En acısı da nerede yaşanıyordur bu “Anneler Günü”nde biliyor musunuz?

Yetiştirme yurtlarında… Oralarda bugünün nasıl geçtiği hakkında bir fikriniz var mı? Bu sabah orada nasıl bir buhran olduğunu biliyor musunuz? Annesini çocuk yaşta kaybetmiş, hatta hiç tanımamış, annesi tarafından terk edilmiş çocuklar… Sizce onlar bu sabaha nasıl uyandılar? Neşe içinde kalktıklarını hiç sanmıyorum. Bu durumu hiç düşünmeyiz ve heyecanla sabah annemize aldığımız hediyeyi verme seremonisinin heyecanını doruklarda yaşarız. Aklımıza dahi gelmez… Ama bugüne özel bir “acı” görmek isterseniz oraya gidin ve o çocukların yüzlerine, gözlerinin içine bakın. Hiç bir günahı – suçu olmayan çocuklar… Ve TV’lerde çılgınca kutlanmaya hazırlanan bir “Kapitalist Çılgınlık”…

İnsan annesini ne zaman, hangi yaşta kaybederse kaybetsin bu acının bir tarifi olamaz ve biz her yıl bugün o insanların gözlerinin içine baka baka kutlamaktan geri durmuyoruz bugünü…

Ben “Anneler günü” karşıtı değilim… Kim nasıl isterse, ne türde kutlarsa kutlasın. Buna kimse karışamaz. Ama birazcık “hassasiyet” isteyebilirim sanırım. Şımarıkça – görgüsüzce ve acımasızca bu günü ya da bu tip günleri kutlarken, biraz kafamızı cüzdanlarımızdan kaldırıp etrafımıza bakmamız gerekli diye düşünüyorum. Çünkü adil bir dünyada değiliz ve herkes sizin kadar şanslı olamayabiliyor…

“Analık” kavramını hak eden, tüm “Annelerimizin” ellerinden öperim. Bugün değil, seneye değil, önümüzdeki ay değil… Her gün!

CEVAP VER