Bu sistemde orucu zorlukla tutanlar, kendinizi zorlamayın

5
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Ramazan ayında hep bildik konular ve hep bildik sorular konuşulur. Benimkisi de biraz o hesaba döndü. Hep ifade ettim ve ifade etmeye de devam edeceğim.

Önce başlıkta ifade ettiğim ‘sistem’i açıklayayım. Hangi sistem bu?

Kölelik kalktı dense de insanların köle gibi çalıştırıldığı, fazla mesailerin ödenmediği, işsizlik sebebiyle insanların işten atmayla korkutulduğu sistemden bahsediyorum. Bu zor çalışma şartlarında Ramazan sebebiyle oruç tutmaya gayret eden, günlerin de uzun olması sebebiyle zorlanan ama dinen günaha girmekten de çekinen insanlarımızın sayısı bir hayli fazla. Şikayetlenenleri var, şikayetlerini içine atanları, ya da mecburuz diyerek sabır gösterenleri…

Günlerin kısa olduğu kış günleri olsa sorun yok, ama günlerin uzun olduğu zamanlar için bu kişilere altermatif çözümler sunulması gerektiği kanaatindeyim.

Neden bu konuya değiniyorum?

Bu konuya değinmemin sebebi gene sisteme dayanıyor diyebilirim. Neden sisteme dayanıyor?

Dini konularda ışık tutacak, yaşanan hayata çözümler sunacak kişiler kimler?

Hocalar, İlahiyat fakültelerindeki akademisyenler. Henüz Müslümanların ‘kişiselleştirilmiş İslam’ diye bir düşünceleri oluşmadığı için dini otoriteler hala hakim.

Peki dinen ışık tutacak kesim bu konuyu hakkal yakin derecesinde algılıyor mu?

Hayır.

Neden hayır?

Hocalar ve İlahiyat fakültelerindeki akademisyenler sistemin içinde çalışmak zorunda kalan emekçiler gibi çalışmak zorunda değiller. Avrupa’da olsun, Türkiye’de olsun Ramazan’da artı mesai olarak mukabele okunur. Vakit namazları ve mukabeleler. İlahiyatlarda olanların mukabele diye de sorunları yoktur. Anlayacağınız gayet rahat bir hayatın içindedirler. Onlar için bir zorluk olmadığından emekçi olarak çalışan kesimin ne zorluklarla çalıştığını yakin olarak hissetmezler.

Avrupa’da Türkiye’den farklı olarak cami yöneticileri ve dini gruplarda görev yapan idareciler vardır. Onlar da emekçiler gibi çalışıp zorlanmazlar. ‘Hangi camide program var, hangi camide toplantı var’ ona bakarlar ve bu programlara katılmak görev bakımından yeterlidir.

Hocalar, ilahiyat akademisyenleri ve camilerin, grupların idarecileri oruçlarını zorlanmadan tutarlar. Çünkü yapmak zorunda oldukları bu birkaç saatlik işleri haricinde dinlenirler.

Diyanet’te görev yapanlar da zaten masa başı çalıştıkları için enerji harcamazlar…

İşte bu sebeplerden dolayı da yoğun iş stresiyle gün boyu çalışan emekçi insanlarımızın durumlarını yakinen hissetmezler ve çözümler sunmayı da akıllarına getirmezler.
Çünkü başka bir hayatı yaşamaktadırlar.

Zorluklardan dolayı soru yöneltseniz durum nasıl olur?

Oruçlarını tutmaya zorlanan bu insanlarımız durumları sebebiyle, çözüm yolu öğrenmek için soru yönettiklerinde cevap alabilirler mi dersiniz? 

Bence ‘acaba şartları için soru yöneltebilirler mi’ dememiz gerekir. Çünkü toplumuzda oruç kutsaldır ve bundan dolayı soru yöneltmeye bile çekinirler. Hadi hocalara ve ilahiyatçılara soru yönelttiler diyelim. Onlara kolaylık olabilecek cevap alabilirler mi? Tabii ki hayır.

Bunun birkaç sebebi var:

1. Toplum, dini konularda kolaylaştımacı değil, zorlaştırmacı bir düşünce yapısına sahiptir.
2. Hocalar ve ilahiyatçılar kolaylaştırmadan ziyade zorlaştırmacı tarzda cevap verirler. Kolaylıkları bilseler de söylemezler, çünkü toplum buna hazır değildir, çünkü onlar da zorlaştırmacı olmanın prim yaptığını bilirler, ya da onlar için de din zorluklarla dolu olmalıdır.

Verilecek cevap nasıl olur?

Evet, bazı istisnai durumlar vardır. Oruç tutamayacak kadar, sürekli ilaç kullanacak kadar, yatalak şekilde hasta olunduğunda oruç tutmazlar bunun yerine ‘fidye’ verirler.

Evet, doğru.

Ünlü ressam Bob Ross’un hep dediği gibi, bu cevaba biraz fikir darbeleri vuralım.

Sağlıklı olma azimettir, hasta olma ruhsattır. Günümüzde mevcut olan çalışma hayatı sonradan oluşmuş, insani olmayan, kölelik tarzı çalışmayı hedefleyen bir hastalık halidir. Bu iş şartlarında oruç tuttuğunuzda günlük hayatsal fonksiyonlarınız %50’ye düşüp, kendinizi hayattan soyutlayacak noktaya geliyorsanız, bu bir hastalık durumudur ve bu durumda azimet kullanılır.

Çalışmanın verdiği zorluk ve günlerin uzunluğu sebebiyle bu hale geliyorsanız sizler de ‘fidye’ vererek oruçlarınızı tutmayabilirsiniz.

Diyeceksiniz ki, bunun oranını nasıl ayarlayabiliriz? İnsanlar bunu kötüye kullanmazlar mı, tutmak istemezler ve bu da onlar için bir fırsat olmaz mı?

Evet, haklısınız. Hepsi olabilir.

İşte imtihan olan da bu. Malum imtihan dünyasındayız.

Yarattığı varlıkları özgür bırakmış, onların inanmama ihtimallerini bile önlerine sermiş Yaratıcı Varlık olan Rabbimiz bu kadar özgürlüğü verirken, insanlar kim oluyorlar ki, Rabb’in verdiği özgürlüğü kısıtlama cüretini kendilerinde buluyorlar….

Öyle değil mi?

Sevgi ve Bilgiyle kalın

5 YORUMLAR

  1. Sinan hocam, aslında bu konuyu daha ayrıntılı irdeleseniz isabet olurdu, bu bağlamda tütün ve madde bağımlılarının durumu hakkındaki fikirlerinizi merak ediyorum. Mesela ileri derecede nikotin bağımlılığı olan insanlar oruçlarını tutmakta çok zorlanıyor ya da tutmuyorlar. Bahse konu bağımlılığı bir hastalık durumu olarak değerlendirebilirmiyiz. Mesela bağımlılık geni keşfedildi, yani bağımlılığın genetik temelleri olduğu bir noktada ıspatlandı. Bu geni taşıyan insanlar taşımayanlara oranla çok daha kolaylıkla bağımlı hale gelebiliyorlar. Hele ki bazı tiryakilerin dediği;” ekmek, su yokluğu hiç etkilemiyor sigarasızlıkla kıyaslandığında” başka bir cihetten bakıldığında da oruç vesilesiyle vucutlarına bir nebze iyilik yapma fırsatına kavuşacaklar eğer tutarlarsa ve bırakmak için belki de bir özgüven kazanacaklar. Ne dersiniz, ileri derecede nikotin bağımlıları da fidye verebilirlermi?

  2. Çok cesur gördüm sizi. Bir arkadaşım bir keresinde :” Ben çoraplarımın üstüne mesh ediyorum.” demişti. Yukarıdaki dostumuz da nikotin bağımlıları için fidye olur mu diye merak ediyor. Plajda çalışan biri; bu kadar çıplağın olduğu yerde ben de fidye versem, diyebilir. Demir çelik fabrikasında haddanede çalışan işçi fidye mi vermeli, orucu tehir mi etmeli? Peki kutuplara yaklaştıkça benim burada 16 saatte tamamladığım ibadeti 21 saatte tamamlayabilen daha fazla takva sahibi midir? Akşam namazının vaktinin olmadığı yerde iftar ne vakit açılır? Hulâsa diyeceğim: Bizim İslâm âlimlerinin yatacak yeri yok. Peki yolsuzluk hırsızlık mıdır? Hayret!

  3. diyanetin takvimi bir de başka bir cemaatin takvimi yatsı ve imsak vakitleri arasında 15 dakika fark var.
    başka bir hocamız oruca başlama saatinin diyanetçe 1 saat erken başlatıldığını o saatte havanın zifiri karanlık olduğunu söylüyor.test ettim doğru söylüyor.hadi ben sağlıklı biriyim ve de emekliyim bir saat fazla orucun bana bir zorluğu yok.peki ilaç kullanan sağlığı iyi değil ama yine de tutmak isteyen bir müslüman için aynı şey geçerli olurmu.
    hele kuzey ülkelerinde yaşayan müslümanlar için durum hiç iç açıcı değil.iftardan 2-3 saat sonra sahur ve oruç başlıyor.
    akşam teravihe gidiyorsun.yatsı namazı gayet normal teravih hızlı kılınıyor.neden teravihte kurallarmı değişiyor.(sünnete uygun teravih namazı kıldıranları ayrı tutuyorum)neyseki 30-40 yıl önceki jet imam 10 dakikada teravih haberleri yok artık.
    bir bakıyorsun tv de 13 yaşındaki çocuğa canlı ihtida proğramı. müslüman anne babadan doğmuş binlerce delikanlı deist olmuş ateist olmuş ne gam.gelsin reyting cukkalar cebe.
    oruç ile yalan bir arada olmaz diye biliyoruz.ülkeder yalan rüzgarı fırtınaları esiyor.
    şeytanların zincire vurulduğu bu ayda bizim memleket için gereği yok onların işini ramazan bayram cuma kandil demeden yapan çırakları bol miktar da var.
    velhasıl ahirette bu ülkenin hesabı çok çetin olacak.Rabbim bizlere akıl fikir versinde bu mübarek ayın hürmetine kendimize çeki düzen verelim ülkeye bereket gelsin.

  4. Bu ne saçmalık ve ne cüret ne ve akıldan uzak bir yaklaşım. seni duyan da sanki islam dini mekke çöllerinde değilde orta asya bozkırlarında geldi sanar dünyaya. mekkenin 45-55 derece sıcağında benim beygamberim ve sahabei kiram oruç emri gelince hiç terettüt etmeden emri yerine getirecek ve günlük yaşantılarına zamanı gelince cihatlarına devam edecekler. ama sen şarlatan sözüm ona ilahıyatcı müsvettesi zevat kalkacaksın zorlanıyorsanız oruc tutmayın diye bİr FİTNE planı yapacaksın. mahşerde benim Peygamberim sana bu konuda gerekli cevabı verecekdir dileğim ALLAHIMDAN seni bu konuda cevap verirken beni de orda bulundurması şahit olarak.

  5. Çalışma şartları oruç tutmasına engel olanlar, mesela sağlık bakımından zarar görecek olanlar niyet etmez ve uygun zamanda kaza ederler. Bu kadar basit bir meselede bu kadar uzun konuşup, bir de oruç ibadetini tahrif etmeye kalkmanın bir manası var mı? Getirdiğiniz teklif Kur’an’a , Sünnete ve bütün fıkıh anlayışlarına aykırıdır…

CEVAP VER