142 Kavala, 143 Atina, 144 Selanik, 145 Trabzon…

3

Trabzon deyince aklınıza ne gelir?
Adınız Bedri Rahmi ise ve yolunuz şiire düştü ise :
“Bir salkım karayemiş gelir”/Soğuk su gelir/kemer kaya gelir. (Şiirin tamamı yazının sonunda.)

Ama Trabzon deyince bunlar değil de, aklına Ekrem İmamoğlu gelenler var.
İstanbul’un seçilmiş ve görevinden alınmış başkanı.

Seçilmiş birini görevden almaya bir kere alışmayın, artık bunu kendinize yol edersiniz. Bu alışılacak bir şey değildir. Meşruiyet zırhının ardında bunu yaparsınız ve bir süre sonra kendi yalanına inananlardan olursunuz.
Emir komuta zinciri ile seçilmiş değil, atanmış olduğunu bildiklerinizi siz uygun görür, siz görevden alırsınız.
Kayyum atama, ikinciye hak verme ve buna imkan olmayan yerde sandığa tekme.

Zeytinyağının özgül ağırlığı düşüktür. Başka sıvının içinde en tepeye çıkar. Oy sandığını tepeleyip üzerine zeytinyağı misali tepeye tırmanmak rasyonel değildir.
Trabzon deyince aklınıza Bedri Rahmi gelmiyorsa zaten rasyonellik yarışında amatör kümeye çoktan düşmüşsünüzdür.

Yine de ses çıkarmamak bazen insanı makul gösterir. Bülbülü yakan dil belasıdır. İstanbul’un yeşil alan fukarası Esenler’in belediye başkanı diline implantla kemik eklemek için ciddi para ödemeye hazır olmalı.
AKP’nin seçmeninin daha az eğitimli olduğunu ifade eden AKP’li yöneticileri uyarmak lazım; belli ki AKP’nin seçilmişleri bu konuda çok daha vahim durumda.

Trabzon’un tarihsel kökenine yapılmış bir göndermeden huylanıp Trabzon’a Yunanistan’ın 145. şehri muamelesi yapan Tevfik Göksu belli ki Yunan medyasına oldukça duyarlı. Yunan medyası yazdıysa vardır bildikleri deyip Gavur İzmir’e bir de Yunan Trabzon’u ekleyiveriyor.

Trabzon’un en iyi bilinen oyunu olan Horon’da kıvırma olmaz. Tevfik Göksu Adıyamanlı, bu yörenin kıvırmaya uygun halk oyunu var mı bilmiyorum. Ancak kemiksiz organını pervasız kullanan başkanın bunun ertesinde “ben Trabzon’a bir şey demedim” açıklaması bu yöreye tek kişilik de olsa unutulmaz bir kıvırma oyunu kazandırdı. (Horon da Yunanca Horos demektir, tıpkı Anadolu’nun Yunanca doğu demek olduğu gibi. Buna dair yazımı anımsatmak isterim. (*)

Yunanlı gazetenin bir zamanların Pontus devletinin Trapezus kenti olan modern Trabzon’undan gelen İmamoğlu için kullandığı yakıştırma ifadede İmamoğlu’na “Yunan” unvanını veren tek bilgi bu bağ zaten.

Tevfik Göksu Adıyamanlı olarak bir zamanlar buralarda hüküm süren Komagene krallığından haberdar olmalı. Tevfik Göksu ne kadar Komeganalı ise İmamoğlu da o kadar Yunan yani.

Komageneler meşhur Nemrut anıtlarını da yapmıştı, Pontuslular da Sümela’yı Ayasofya’yı yapmış.
142 Kavala, 143 Atina, 144 Selanik, 145 Trabzon falan diyen yoktu. Tevfik Göksu tam da bunu söyledi. Trabzonlu olduğu için İmamoğlu Yunandır vs. Nerden biliyoruz? Çünkü Yunan gazetesi yazdı. Kesin bilgi, yayalım.

Aslında Göksu bilmiyor ama ben kendisine söyleyeyim. Kesinlikle Trabzon Yunanistan’da; Selanik’in güneyinde Kalamar mahallesinde Trabzon caddesi var. Dolayısıyla “ha bu tirabizon aslinda yunandur daaa” demek için elinde malzeme var.

Bunu kaçırmasın. Hatta yemesin içmesin Selanik’e gidip bu caddenin tabelası önünde poz versin. Yunanistan Trabzon’u ilhak etmiş, İmamoğlu etkisi görünüyor desin.
Kimse kimseyi kandırmasın. Mehmet Tevfik Göksu’nun kastını iyi biliyoruz.
31 Mart seçiminde sandığı tekmelemekten imtina etmeyen iktdara seçimi yenileme cüretini veren ne ise bu sözün de cüretini aynı kaynak veriyor.

Bir Mağriplinin açıkta bulduğu mala saldırdığı gibi saldırıyor bu Yunan mavrasına. Mavra da Yunanca kara demektir. Mağripliler kara olurlar. Nasıl olmuş da Yunanca kara bizde kafa bulmaya evrilmiş Allah biliyor. Benim teşbihim ise tam yerine oturuyor. Yunan mavrasını geçiyor AKP’yle, Adıyamanlı “Komagene” Tevfik Göksu, Mağripli gibi rol çalıyor.

AKP kadroları Yunan gazetelerinde yazanları o kadar ciddiye alıyorsa işi bayağı zor olacaktır. Yunan gazeteleri AKP’nin kendi yazdıklarına göre hareket ettiğini keşfederse mazallah algı operasyonunun bini bir para olur.

Ben döneyim tekrar karabakıra dol diyen Bedri Rahmi ustaya. Trabzon deyince aklına Karayemiş, Soğuksu, Kemerkaya gelmesine şaşmamak gerek.
O AKP’ye yetişemedi.
Çok şey mi kaybetti.
Biz yetiştik de çok şey mi kazandık?

TRABZON DEYİNCE / BEDRİ RAHMİ
Trabzon deyince aklıma bir salkım karayemiş gelir
Bahçeler dolusu zindan yeşili
İçin için kandil kandil ballanır
Kandiller içinde bir kandil yanar
Bir kız deli gibi koşmaya başlar
Yanaklarında Amoftaların alı
Dudaklarında karayemişlerin moru
Göğsünde… elinin körü
Trabzon deyince aklıma
Soğuk su deyince bir dizi kareymiş ağacı
Kareymişlerin altında biri kız biri oğlan iki çocuk
Ne çocuğu iki belâ iki hışım
Nefesim kesilinceye kadar kovalamışım
Düştüm düşmesine 45’ten 30’u
15 yaşındayım
Trabzon deyince aklıma kemer kaya gelir
Kayanın dibinde bir kız soyunur
Bir sarışın şimşektir çakar kamaşır gözlerim
Bir saniye bile sürmez olan biten
Ama kaya yarılmıştır çoktan derinlemesine
Orta yerinden
Bir suret
Bir çırılçıplak aydınlık
Ölesiye saplanıp kalmıştır artık
Kayanın dibinde bir kız soyunur
Doya doya bakmaz Mernuş uyanır
Şimdi durmuş kötü kötü düşünür
Trabzon deyince aklıma Faroz gelir
Kara kara kazanlar hatırlarım dizi dizi
Kurşun gibi ağır bir balık yağı kokusu
Kırar kolunuzu kanadınızı
Hantal bir bulut güçbelâ havalanır
Bulutun içinde yüzlerce Yunus ağır ağır
Yarım kalmış bir deniz türküsünü
Deniz dibi yeşilini katran morunu
Gök mavisine katmaktadır
Sonra ağır başlı zinosların bembeyaz uğultusu
Dünyanın bütün denizleri de yetim yapayalnız
Dünyanın her yerinde beyaz, sessiz, sevimli
Martıya zinos derdik değil mi?

(*) Konuyla ilgisi doğrudan yok ama yine de belirtmeden geçmeyeyim. Bu yazıda kullandığım Yılmaz Mısıroğlu/Kadir Özdil sandalyeleri paylaşıyor. Rakip aynı: Yunan. Ama müttefikte muarızlar. Birisi diyor: Cumhur. Öteki diyor: Sultan. Cümlesindeki kurguyu sadece 2 gün sonra anchor gazeteci Ahmet Hakan Mine Kırıkkkanat hanımefendi için kullanıp bir de basın konseyinden azar yedi. İntihalin 50 tonundan biri olarak kayda geçeyim istedim.

3 YORUMLAR

  1. Veysi bey! Nefis bir yazi olmuş, ellerinize sağlık.
    Her insan okuyucu olur fakat okuduğunu anlama konusunda ayni olmaz.
    Bir kismi yazinin özünü anlar bir kısmıde ancak, yuzeysel alaya bilir.

    Yazarlik da aynen okuyucu gibi.
    Her yazar yazdiklari yazilarin hepsinde okuyucularin bütününü etkileyemez.
    Fakat Veysi bey sizin gibi yazarlarin yazisinin konusu ne olursa olsun okuyucularini âdeta büyüler ve konularin arkasindan sürükler.
    Siz her gün değişik konularla nefis ve büyüleyici yazilariniz ile bizlere hizmet veriyorsunuz! Sağ olun var olun.
    Yalniz biraz dikkatli olursaniz iyi olur. Sonra sizi okurlarnizi büyülemekle suçlayabilirler.🙂

  2. Trabzon çocukluĝum
    Trabzon Ganita’da çay, uzunsokakta tur, kemeraltında naftalin kokusudur benim için.
    Bugün sokakları, havası, insanı, tarihi dokusu ile Trabzon bir başka şehir. Ülkemizde olduĝu gibi
    Trabzon’lu da yaşadıĝı topraklara sahip çıkmadı.
    Trabzon adı, sanı, gelenek, görenek, örf ve adetleriyle deĝil futbol takımı ve ünlü isimleriyle anılır oldu. Özellikle de futbol takımı üzerinden nemalananların sayısı o kadar fazla ki…
    Oysa Trabzon sanatçısı, kültürü, tarihi ve yaşanmışlıkları ile koca bir derya.
    Trabzon’da iki renk hakimdir. Biri mavi diĝeri bordo. Ikisi ikiz kardeştir. Adına kader mi desek ne desek bilmiyorum ama bu renkler hep yalnız bıraktı koca şehri.
    Oysa Trabzon’un rengi yeşil ve mavidir. Doĝa ve denizdir.

  3. Veysi Dündar okuma sürecim;
    önce, kendi mahallesinde değişik olmaya çalışan bir kalem..
    ..kalem kalem de; kalemi de biraz değişik…
    …değişik biri, ama sanki samimi..
    ..yok yok, samimi. geçmişinde bi solculuk olmasın.
    sonra sonra, her ocakmedya sayfasında, Adelina’dan önce aranan ve okunan bir YAZAR.

    Kendi mecranda, yazı ve söyleşilerindeki coşkulu umut ve dik duruşunun devamı dileğiyle selamlar.

CEVAP VER