‘Abdullah Gül ve Yeni Parti’ cümlesi neden korkutucu

3
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

‘Ekonomide sıkıntılı günler yaşanıyor.’

‘Ekonomi darboğazda mı?’ gibi cümleleri okumaya ve duymaya alışkınız. Hatta TDK’nın sözlüğünde ‘darboğaz’a bakacak olursanız, karşınıza hemen şu cümle çıkar: ‘Ekonomi Piyasalarda üretimin, kredilerin, döviz imkânlarının, sürümün, ham madde arzının ve malzeme stoklarının gereksinim düzeyi altına düştüğü sıkıntılı durum’.

Olayları ve gelişmeleri dikkatle analiz ettiğimizde, bugün yaşadığımızın aslında ekonomide değil siyasette darboğaz olduğunu görüyoruz.

Evet, siyasette sıkıntılı günler yaşanıyor ve siyaset bir darboğazda.

Tamam, Ramazan sebebiyle sakinlik ve dinginlik olabilir. Ancak siyasetin tıkandığı ve bir darboğaza girdiği apaçık ortada.

Koca bir ülke herşeyi bıraktı ve İstanbul’un rövanşına kilitlendi. Rövanş diyorum, çünkü İmamoğlu maçı almıştı ama olmadı.

Araya 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı girdi de, bir günlük de olsa canlılık oldu. Ama o güne de HDP’nin yok sayılması damga vurdu.

Siyaset: Arapça ‘seyis’den (at bakıcısı) gelir. Devletin yürütülmesi ve yönetilmesi sanatıdır.

Öyle bir noktaya geldik ki, seçimler olmasa siyaset denen kurumun varlığından haberimiz olmayacak. Siyasetin bu noktaya getirilmesinin sebebi bilgisizlik ve keyfi davranışlar. Ve buna ilaveten keyfi davranışlara prim verilmesi. Prim verenler oldukça keyfi davranışlar da devam ediyor. Bir bakıma şeytan çemberi, buna popülizm de diyebiliriz.

Almanya’da, keyfi bir davranışla başkalarını rahatsız eden bir gence, neden böyle yaptığını sorsanız, %90 şu cevabı verecektir: ‘Einfach so’

Einfach so ne demek? Öylesine…

Yani neden yaptığını ve ne zaman yaptığını bilmez ve o fiili yaptığını siz sorduğunuzda farkeder.

‘E tabii gençtir, normal’ deyip geçeriz.

Bir de bütün hayatı ‘öylesine’ (einfach so) olanlar var. Siyasetle ne ilgisi var diyeceksiniz, anlatayım.

Öylesine yaşam içinde olanlar, siyaset sahnesinde de ‘öylesine’ tepkiler vererek çeşitli partileri desteklerler. Ciddi anlamda, doğru bilgilerle, temellendirilmiş düşünce tarzıyla, popülizmden uzak ve duygusal olmayan bir anlatımla ‘neden bu parti’ diye sunmasını istediğinizde tıkanır. İşte bugün yaşadığımız ‘siyaset darboğazı’ da bu tıkanmanın en genel hali.

Bir de ‘öylesine’ hayat yaşamak istemeyen, yaptığı işlerin bir anlamı olması gerektiğine inanan, desteklediği siyasi partiyi de ‘öylesine’ desteklemeyen başka bir grup insan vardır. Bu gruptaki insanlar hem sağ kesimde, hem sol kesimde; hem ateistlerde ve hem de dindarlarda bulunur.

Sağ ve dindar kesimden bu gruba dahil olanlar bugün bir çıkmazın içindeler. Olanlardan memnun değiller, gidişatı beğenmiyorlar, duygulara hitap eden-realist olmayan söylemlerden sıkılmışlar, en son İstanbul için YSK’nın kararının hukuksuzluk olduğunu biliyorlar.

Sağ ve dindar kesimdeki bu insanların sayısı azımsanmayacak kadar yüksek ve her geçen gün de artmaya devam ediyor.

İstanbul seçimi sebebiyle CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu’na bu kadar tepkili olunması ve neredeyse yüzlerce Ak parti milletvekilinin yapılacak seçim için seferber edilmesi de, aslında ‘siyasetteki darboğazın’ bir ispatı.

Hal böyle olunca sayın Abdullah Gül hiç konuşmasa da, adının ‘yeni parti kurulması’ cümlesinde geçmesi bile bazı insanlar için korkutucu. Bırakın parti kurulması için icraatte bulunmasını, adının geçmesi bile birçok kişiyi endişelendiriyor. İşte bu kesim için Abdullah Gül çok önemli. Parti çalışması içerisinde olmasa dahi, onun tavrına bakıyorlar. İşte bu kişilerin sayısının artıyor olması da korkunun esas sebebi.

Yukarıda ifade ettiğim, ‘öylesine’ yaşamayan ve yaşamak istemeyen sağ ve dindar kesim bekleyiş içerisinde. Kendilerini ‘öylesine’ yaşayanlardan ayırmak istiyorlar. Öylesine olan yığının içinde kendilerini rahatsız hissediyorlar. Kimsenin de bu kesimi suçlamaya ve hatta düşmanlaştırmaya hakkı yok.

Siyaset, devleti ve halkı yönetme tarzı ve sanatı ise, işte bu kesim bu tazdan memnun değil, var mı ötesi?

Beğenmek ve desteklemek zorunlu mu? Hayır.

Beğenmek ve desteklemek imani bir konu mu? Hayır.

Beğenmek ve desteklemek Kuran-Hadis çizgisinde mecbur mu? Hayır.

Ee o halde…

Öylesine yaşayanların şerrinden çekinerek susmak mı gerekiyor?

Sorun çıkmasın diye öylesine yaşayanlar gibi mi yaşamak zorundalar? Hayır.

Hayatı daha farklı algıladıkları için neden suçlanıyorlar o halde? Çünkü diğerleri fanus yaşamları yüzünden anlayamadıkları için.

Evet, fanusun içinde yaşıyorlar. Sürekli aynı fikirde olanlar, birbirlerini her daim destekledikleri için, bazı gerçeklerin ve hayatın farklılıklar üzerine kurulu olduğunun farkında değiller.

Hayat sizin etrafınızda dönmüyor. Başınızı kaldırıp ülkeye ve dünyaya farklı köşelerden bakmaya çalışın…

Kimse, sizin yaşadığınız öylesine hayatları, yaşamak zorunda değil…

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

3 YORUMLAR

  1. Bakalım iktidar tarafından iç edilmiş bu seçimin tekrarı içinde cemaat liderleri !!!!!! iktidar partisine destek mesajı yayınlayacaklar mı ?,müntesiplerine videolar ve mesajlar atacaklar mı onların zekalarına akıllarına güvenmeyip(buradan ne anlarsanız artık) bir kulak çekme veya burun sıkma yada münasip bir yerine tekme atma kazası olmasın diye farzı ayın deyip fetva verecekler mi. Nasılda inanç değerlerimizi kendi çıkarları için kullanıyorlar.Halbuki Yüce yaratıcımız “hiç düşünmezmisiniz.hiç akıl etmezmisiniz “diye soruyor.İnsan düşünen ,okuyan( Kafa ve gönül gözü ile),akleden,sorgulayan,araştıran,sosyal bir varlıktır. Fakat sanırım birilerine bu tip insanlar lazım değil çünkü bu tip insanlar ile istedikleri gibi her haltı(siz geniş anlayın artık) yapamazlar. Söylenecek çok şeyler varda ne diyelim Allah bu ümmete basiret ,feraset bahçeylesin.

  2. Eğer fikirlerinizde samimi iseniz ve bu halka güveniyorsanız siz ve desteklediğiniz Sağlamcı Abdullah Gül niye kuramıyorsunuz partinizi? Şunu siz de çok iyi biliyorsunuz ki bu halkta karşılığınız yok. Bu halktan oy alamazsınız. Yapacağınız tek şey yani size verilen görev, biçilen rol Akpartiye takoz olmak. Buyrun. Ama Erkan Mumcuyu unutmadığınızı biliyorum. Akibetini de unutmayın.

CEVAP VER