Size meydan okuyorum. Benim neyimi beğenmiyorsunuz?

0

Demokrat Parti “Yeter Söz Milletindir” diyerek 1946’da tek parti iktidarına kafa tutmuştu.
Milletin sözü ile mukayese edilen neydi?
Tabii ki tek partinin kamusal gücüydü.
Dün YSK kararının ana eksenini oluşturan “kamu görevlisi” olmayan sandık başkanı gerekçesinin arkasındaki ana fikir, tam da devletin kesif gücünü yedeklemek değilse nedir?

AKP gibi millet hareketi olmakla övünen partinin seçim sayımında dahi güvenmediği milletin nasıl temsilcisi olduğuna inanacağız.

Bir düşünsenize, kamu görevlisi değilseniz seçimlerde sandık size emanet edilmiyor. Biz kanun yaptık oldu denilen bu kurguya tabi olmak ayrıdır. Saygı duymak ayrıdır.

“Devlettir, kurallarına uyarız” ama bir kişiye “emin” sıfatını kamu görevlisi olmanın verdiğini iddia edene de, orada dur deriz.
“Siz kimin sıfatını beğenmiyorsunuz?” diye sorarız.

Bu ülkede kendi devri iktidarında 100 binlerce kamu görevlisini ıskarta eden AKP mi bize kamu görevlisi savunuyor?
Madem kamu görevlisi olmak bu kadar kıymeti haiz, bu hatayı yapıp 100 binlerce insanın tercihini yok sayanlar ne görevlisi?
İlçe seçim kurulu başkanı olan hakimler biz bilmiyoruz ama “kamu” görevlisi değil de “kamyon” görevlisi miymiş ?

13.000 oy farkı ile bitmiş seçimde sandık başkanına takan, bunda hukuksuzluk teşhis eden YSK, 2.5 milyon mühürsüz oyu geçerli sayarken hukukun hangi ilkesine riayet etmişti?
Hukuksal bakışın durduğu noktaya göre değiştiği aşikar olan ve sürekli hareket halinde bir kuruldan söz etmeliyiz.

Bütün bu süreçte Sadi Güven ayakta alkışı hak ediyor. Neden mi? 2.5 milyon mühürsüz oyu neden geçerli saydı ise tam da o nedenle YSK’nın iptal kararına karşı durdu. Sadi Güven’i eleştirecek çok alan vardır ama eleştiriden münezzeh olduğu konu tam da budur.

AKP kamuyu, kendi işe aldığı insanları ayrıcalıklı güvene mazhar etmiştir. Yeşil pasaportlu kamu görevlilerinin anladık ki kanları da mavi imiş. Bu mavi kanlı ari ırk dışındaki milyonlarca insanı zan altında bırakan bu uygulamayı seçim iptaline gerekçe koymak katmerli bir haksızlıktan başka nedir?
Kamu görevlilerine o ayrıcalığı veren nedir?

Ben reddediyorum.
Kamu görevlisi değilim.
Sinemacıyım, emlak danışmanıyım, esnafım, çiftçiyim, girişimciyim, iş insanıyım, futbolcuyum, ressamım, şairim, işsizim, emekliyim, berberim, fırıncıyım, manavım, balıkçıyım, çobanım, şoförüm, aktörüm, işçiyim, patronum, öğrenciyim.

Kamucu değilim.
Size meydan okuyorum.
Benim neyimi beğenmiyorsunuz?

Zaten bütün kurumlarını tekil bir yönetim altında topladığınız kamunun üyelerinde bende olmayan ne var?
Sizde olup benim eksik olduğum nedir?

Ancak eski doğu bloku devletlerinde görülen kamu fetişizmi ile devlete olan hayranlıkla bana bundan sonra Menderes’ten, Özal’dan bahsetmeyin. Hele ki, ağır sanayi için ömrünü vakfeden Erbakan’dan hiç sözetmeyin.

Türkiye’de sağcı olduğunu sananlar hayal dünyasından uyansın. AKP’nin İhsan Yavuz, Recep Özel vs. ekiplerinin yaygarası ile ulaşılan netice tereddütsüz devletçilik, hatta komünist dönem etatizmidir.

Devleti kamuyu yüceltip halkın oylarını yoksaymak için kamunun hatasından kendine kanal açan bu iktidarın karşısında artık slogan bellidir:
“Yeter Söz Milletindir.”

Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı seçimi iptal etmek için daha iyi bir gerekçe bulsaydınız. Bulduğunuz gerekçe Menderes’in kemiklerini sızlatır, Özal’ı mezarında ters döndürür.

Kamu çalışanı olmayı yasa maddesi yapıp sonrasında kamu çalışanı hatası ile “kamulu kamusuz“ halkın oyunu iç etmek hangi kitapta yazıyor?

31 Mart seçimleri seçim sonuçlarını askıda bırakıp ilan etmeyen haber ajansından başlayarak, bu garabet gerekçe dışında her şey içeren kararın yayımına kadar Türk demokrasi tarihinin ibret vesikası olarak tarihte yerini aldı.

AKP kendisine yapılmayan muameleyi rakibine layık gördü. 25 yıllık belediye 17 yıllık merkezi otorite hakimiyetine bina olan seçime dair muhabbetini, hukukunu kendi eliyle çiğnedi.

Seçimlerin yok sayılmasında keşke kamunun üstünlüğüne sığınılmasa idi.
Devletçiliğin en azılı terennümü olan bu sığınma hali bu ülkede milyonlarca kamuda görev yapmayanlara hakaret oldu.
AKP bu hakaret ile bundan sonra özgürlüklerin değil devletin ceberutluğunun temsilcisidir.
Vicdanlarda yargılanacak olan tam da budur.

Halk iradesini hiçe saymak için kamunun gücünün ve yüceliğinin arkasına sığınan iktidarın devrinde satılan kamu kurum ve kuruluşlarının artık kamu çalışanı olmayan eski personelinin de yüreği sızladı.
Bu çelişki ile belki kendini AKP’ye yakın hisseden en fanatikler barışık yaşayabilir.
Ama fanatizmi yüreğinde hissetmeyen tek bir akıl sahibi insan dahi, içi kanamadan bu tabloyu izlemeyecektir.

CEVAP VER