AKP treni boşaldı mı?

9
Adelina Sfishta
Adelina Sfishta 1987 yılında Kosova-Podujeva'da doğdu. Kosova savaşını militan bir kız çocuğu olarak yaşadı. Üniversitede radyo televizyon eğitimi aldı. 2009 yılında Balkan TV'de çalışmaya başladı. 9 yıldır TV haber ve programcılığı yapmaktadır. Araştırmaları Balkan ülkeleri ve Türkiye eksenlidir.

AK P. genel başkanı Erdoğan sıkça; “bu davada bu treni terk edenler bir daha asla bu trene binemezler; kimle yola çıktıysak, ihanet etmedikçe, yolculuğumuza onlarla devam ederiz” diyor. Trenden kasıt sanırım “parti”.

Ancak dikkatli bakarsak, “trenden inenler” de var, “trenden indirilenler” de.

Oluşan algının aksine, “indirilenler” çok daha fazla.

Trenden inenlerin büyük kısmı, “kovmaktan beter” edilmiş veya kibarca “git” denilmiş gözüküyor.

İnmede ve indirilmede “kilit faktör”; “Erdoğan’a itaat etmemek” veya “onun kararları ile uyuşamamak” olarak gözüküyor.

2005-2010 yıllarında, trenden indirilenler veya inenler, “merkez sağdan” AK P’ye gelenler. Erkan Mumcu, Yaşar Yakış, Ertuğrul Yalçınbayır, Abdülkadir Aksu, Ali Coşkun, Nevzat Yalçıntaş, Murat Başeskioğlu ve Kürşat Tüzmen, bu kesimden.

Daha sonra “münferit kaza” diyebileceğimiz, Erbakan’ın talebelerinden Abdüllatif Şener vakası var. Şener inmiş, kendi ifadesine göre. Erdoğan’ın ihale anlayışı ile uyuşamadığını söylüyor.

2008 yılında Cüneyt Zapsu trenden indi, Dengir Mir Mehmet Fırat indirildi. Ardından, 2009 yılında, Hüseyin Çelik trenden indirildi.

2013 yılında İdris Naim Şahin ve “sol gelenekten gelen” Ertuğrul Günay indirildi trenden. Ömer Dinçer de 2013 yılında trenden indirilenlerden.

17-25 aralık süreci sonrası, zorunlu ayrılan 4 bakan indi mi inmedi mi pek belli değil. Bunların dışında; Sadullah Ergin, Suat Kılıç, Nihat Ergün, 2013-2014 sürecinde trenden indirildi.

2014 yılı büyük operasyon. Abdullah Gül indirildi trenden. AKP’nin direksiyonuna Davutoğlu geçti.

2014 sonu, başbakan oldu Ahmet Davutoğlu. 2016 yılında istifaya zorlanarak, “Pelikan operasyonu” ile, trenden paldır-küldür indirildi.

2015 Bülent Arınç indirildi trenden, isyanı büyüktü. Arınç, 2016 yılında, “Bu parti Tayyip’in partisi değildir. Bu parti milletin bize bir emanetidir, hepimizin partisidir. Bir kişinin şahsi memaliki haline getirilemez” diyordu.

Cevabı gecikmeden verildi, Bekir Bozdağ tarafından. “AK Parti Tayyip Erdoğan’ın partisidir. Ve öyle olmaya devam edecektir” diyordu, Bekir Bozdağ.

İşin sırrı da, bu iki cümlede gizliydi. Parti kimindi gerçekten?

Bülent Arınç, söylediği büyük sözün altında kaldı. Bileği bükülmüş, diz çökmüştü.

Trenden indirilmeler devam etti. AK P’nin “parlak çocuğu” Ali Babacan da “ölümü tadacaktı” ve akıbet gecikmedi, 2016’da Ali Babacan, trenden indirilenler arasına dahil oldu. 2018’de, Efgan Ala ve Yalçın Akdoğan “Öcalan gazisi” oldu, “Bahçeli Kontenjanından” trenden indirildi.

Sonra trenden inmeye veya indirilmeye pek gerek kalmadı. Partinin başkanı ve yürütmenin başı ve dahi yargının belirleyicisi oldu Erdoğan. Bizzat kendisi, tek başına “her şey” oldu.

Bundan sonra, isteyen partide kalırdı ve de istemeyen çekip giderdi. Artık “yeni normal”, “yeni AKP” buydu. Çok renkli ve çok sesli AK P gitmiş, “tek renk, tek söylem, tek otorite, değişmeyen tek lider”, AKP’nin yeni “kalıbı” olmuştu. AKP bu kalıba göre yeniden formatlandı.

Ancak, “yeni normali” korumak, kolay değildi. Yapıyı korumak “beka” sorunu olarak konuldu toplumun önüne. Cephe sıklaştırılmalı ve güçlendirilmeliydi. Bu nedenle “dava” ve “dava arkadaşları” yenilenmeliydi. Yeni “ülküler”, yeni “ülküdaşlar”, “vatan cephesinin sağlam tutulması” vb. gerekebilirdi. Ve öyle de yapıldı.

Yol temizlenmiş, lider ve çekirdek kadrosu; “bütün riskleri elimine ederek”, “geleceklerinin güvenliğini” sağlamıştı. “Liderin ve yeni kadronun korunması” ile “Ülkenin bekası” özdeşleştirilmişti.

Liderin, partinin ve cephedaşların “bekasını” sağlamak için verilen mücadele, ülkenin “bekasını” riske sokmaya başladı, çok geçmeden. Tek renk AKP, ülkeyi kucaklayamıyordu.

Trenden indirilenler, “kafaları yere çakıldığında”, ilk önce pek anlamadılar ne olduğunu. Hatta “geçirdikleri beyin travması”, düşünmelerine de pek imkan vermedi. Ne olduğunu ve ne yapmaları gerektiğini de uzun süre belirleyememişlerdi. “Yön duygusu” kalmamış, “konum at” diyenlere de cevap veremiyorlardı.

Sonra “giderek özgül ağırlıklarının kalmadığını” ve ”emekli kahvesinin müdavimleri olduklarını” “idrak” etmeye başladılar. İş işten geçmiş miydi yoksa. “İntifada” bir başka bahara mı kalmıştı.

Esasen partide kalmak da bir işe yaramıyordu. Adam yerine koyan da yoktu. Tarih önünde suçlanacaklarını ve halkın tepkisini alacaklarını hissediyorlardı.

Yola çıkmaları gerekiyordu. Kayıp kişisel olmayacak, ülke de toplum da kaybedecekti.

Ve yola çıktılar. Yola çıkanların kaygısı, “kurdukları AK P’nin” yeniden ihyası idi, öncelikle. Olmazsa “herkes yoluna” denecekti.

Görünen, “trenden indirilenler”, yepyeni bir yol ve yepyeni kadrolarla, başka bir trenle yollarına devam edeceklerdi.

Başarırlar mı? Bilinmez. Ama “kapışma” büyük olacak gözüküyor.

Bize hayırlısı demek düşer.

9 YORUMLAR

  1. Adelina hanim! O resmi sizmi dizayin ettiniz?resip aynen yazınin özetin gibi olmuşda onun için sordum:))

    Mubarek sanki iki el bir kafa arkasindakileri işinlayip nefeslerini kesmiş:)))
    Arkadakileri bilmemde öndeki fena halde saraylara aşik ve saraysiz bir hayat ďüşünemiyeceği için, rakiplerini ne eder eder ikna eder. Örneğin:Bülen Arinç in oğlunu vekil yaptiği gibi onlarında çoluk çoçuklarina makam mevki vaad eder.
    Arkasından “Arkadaşlar beni affedin Bahceliye aldandım, dedimi iş biter ve geminin kaptanliğina devam eder.

    Şaka biŕ tarafa Türkıye bu korku imparatorluğuna dayanacak halı kalmadı.
    Umarim bu KÂÂBUS bir an önce biter.
    .
    Maşallah Allah nazardan saklasin Zekali bir gencsiniz, gündemdeki konulari okurlariniz ile nasil paylaşacağınizı iyi biliyorsunuz.

    Elinize sağlik ülkenin trajikomik durumunu
    güzel açiklamişsiniz.

    • Merhaba Nurdan hanım, yorumunuz için teşekkür ederim. Resim googledan. Tespitlerinize katılıyorum. Trenden inen binen iddiası var dı ya, ben onu biraz araştırdım, aslında AK P’ye ciddi hizmetler vermiş ve ciddi kapasitelere sahip insanların hepsi trenden atılmış. Ben bu yazıda bunu ortaya koymaya çalıştım.İsimlere baktığınızda, mevcut partinin “Z Takımı” ölçüsünde olduğunu anlıyorsunuz. Trenin nereye yön değiştirdiği meselesine ayrı bir yazıda ele alalım bakalım ne görürüz. Sizin uzaklardan bana sürekli destek vermeniz çok mutluluk verici, Allah razı olsun. Kolay gelsin.

  2. Adelina Hanim, yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum. Türkçeyi akıcı ve iyi anlaşılır bir şekilde kullanıyorsunuz. Kosavalı olduğunuz halde bunu nasıl başardınız.
    Kosava savaşıni çocuk yaşta yaşamışsınız.
    Kendi hayat öykünüzü yazar mısınız. Veya böyle bir kitabiniz, çalışmanız varmi.
    Saygılarımla…

    • Mustafa bey merhaba, yorumlarınız için teşekkür ederim. Kendimden bahsetmeyi sevmem. Siz de öyle yapın, yazılanlara odaklanın. Olumlu olumsuz yorumlarınızla konuya katkı vermeye çalışın. Ben bu yorumlardan çok şeyler öğreniyorum. Okuyucudan bunu istiyorum. Kitap yazma çağına henüz gelmedim. 11 yıl oldu televizyonculuk yapıyorum. Alija İzzetbegoviç mektebindenim. Kolay gelsin.

  3. Meraklısına güncel Erdoğan sözlüğü;
    Tren = AK Parti, Millet = Ben (Millet istiyor, ben istiyorum demek!), Dava = Erdoğana itaat,
    Beka = İktidar, ….

  4. Trenin 17 yıllık uzun yolculuk serüvenini, arkaplandaki yerinde ve dengeli bir mizahı da yardımınıza alarak, gayet güzel özetlemişsiniz. Haklı ve kaçınılmaz olarak ayrıntılara girmekten kaçınıyorsunuz, yazınızın değerini de öne çıkarıyor bu.

    Yine de, “inenler” ve “indirilenler”in, farklı istasyonlara dağılmış olsalar da nihai olarak bir kalabalık olarak göründükleri bu resimde, Abdullah Gül’ün olumlu bir biçimde ayrıştığını düşünüyorum kişisel olarak. Resminizde, “kalabalık içinde göze çarpanlardan sadece biri” olarak göze ilişiyor sayın Gül.

    Yorumcu bir arkadaşa verdiğiniz kısa karşılığın sonunda rast geldiğim “Alija İzzetbegoviç mektebindenim” ifadeniz ise beni sevindirdi ve duygudaşlıkla gülümsetti.

    Yazın hayatınızda başarılar.

  5. Bernar bey merhaba, değerli yorumunuza teşekkür ederim. Hikaye devam ediyor, bakalım ileride hangi konulara girmek kısmet olur. Sizin isabetle belirttiğiniz gibi, “kalabalığı” farketmişsiniz. Ciddi bir kalabalık var. Ayrıca alaşımdaki “harmoniyi olurşturan” bir kalabalık. Ayrıca indiler mi konusu “ciddi sual”. Araştırma sürüyor, önümüz karanlık değil. Kolay gelsin.

CEVAP VER