Cihangir’de Gökkuşağı İftarı: Kamusal Griye Karşı Muhabbetin Renkleri…

3

İftara bedensel açlığı ile değil muhabbet açlığı ile girmek gibi var mı?
Kendimi bildim bileli, 30 Ramazan tuttuğum orucumun bedensel açlığı ile mücadelesi hiçbir zaman kaygım olmadı.
Orucu mide değil kalp tutar.
Kalbiniz tok ise kolay kolay gözünüz dönmez, alt tarafı birkaç saat aç susuz kaldınız diye.

İnsanın ruhunun muhabbete olan açlığı ise ancak bu açlığın farkındalığı ve güzel muhabbetlerin paydasında olmakla giderilir.

Muhabbete açlık duymayan hiçbir zaman farkında olmayacaktır bu eksiğin.

Benim için artık geleneksel hale gelen iftar buluşmasının geçen sene kadın ağırlıklı sofrasındaki anıları bu sene için daha da geniş bir katılım kitlesi ile birliktelik için motive edici oldu.

Seçimi eksik olmayan ülkenin geçtiğimiz yılki seçimi öncesindeki buluşma kahir ekseriyette İyi Partili ve HDP’li kadınların buluşması olarak kayda geçmişti. İftar buluşmamıza “Çözüm Bu Masada Olabilir” adını vermiştim.

Gerçekten de yaşananlara bakınca erkek egemen zihniyetle bulanan son 1 yılı keşke o masadaki kadın misafirlerim ele alsaydı da bu garabet süreçler yaşanmasaydı diyorum.

Bu sene buluşmanın pek bir şeyi çözme misyonu yoktu. Zaten siyasi iktidarın yumakla oynayan kedilere rahmet okutan yaklaşımı ile oluşan sorunlar yumağını çözmeye ciddi özgüven gerekir.

Bu iftarın konusu ise sadece muhabbetti.
Çok sevdiğim dostum Hüseyin Demir’in Cihangir’de açtığı ocakbaşı mekanında benim Pazar günü hazırladığım kağıtta ocakbaşına nazire yapan güzel yiyeceklerle; Allah emrine riayet bir de.

İftara katılanlar ve katılamayanlar ile koskoca bir muhabbet birlikteliği idi aslında bu gecenin rengini veren..
Üstadım Ocak Medyanın kurucusu baş muharriri Fehmi Koru, Mehmet Bekaroğlu, Ali Müfit Gürtuna, Ayşenur Arslan, Ahu Özyurt, Hüda Kaya, Candan Karlıtekin, Mustafa Yılmaz, Murat Aksoy, Murat Sabuncu, Ayşenur Arslan, Can Ataklı, Mustafa Kurdaş, Turgay Kıran, Cihangir İslam, Nuray Karaoğlu, Gürbüz Çapan, İhsan Eliaçık, Kazım Güleçyüz, Turgay Başyayla ve sevgili dostum Sırrı Er hazirunda idi.

Kimisi ilk günden kimisi son dakikadan gelemeyenler ama gelme niyeti ile muhabbete derinlik verenler ise Meral Akşener, Mustafa İslamoğlu, İlhan Kesici, Temel Karamollaoğlu, Nuray Mert, Ufuk Uras, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Pervin Buldan, Sezai Temelli, Alper Taş, Ahmet Faruk Ünsal, Ümit Özdağ, Orhan Miroğlu, Sedef Kabaş, Yılmaz Vural, Abdurrahim Karslı, Erkan Mumcu, Muammer Keskin, Azmi Karamahmutoğlu, Filiz Kerestecioğlu, Çağlar Cilara, Saruhan Oluç idi.

Bu listeye dair Mustafa İslamoğlu “gökkuşağı gibi” yorumu yaptı. Ben bunu da çok beğendim. Bu aralar devletin, kamusal griliğini temsil eden iktidar tercihini sorgulamak ve farklılıkları ile ayrışan bu kesimi daha iyi tanımlamak mümkün olmazdı.

Kamu gücü ile halkın seçimini dahi ilga etmeyi başaran bir iktidarın grisine renk katmak nasıl olacak bilmiyorum. Bildiğim o ki ben katılan katılmayan ama aklımdan zihnimden geçen ve bana katılamasa da iyi duygusunu ileten bu insanların renginden nasipleniyorum.

Bir iftar sofrasının muhabbetine sığan diyaogların detayında tabii ki güncel siyasetin hafif de olsa espri ile analizi vardı.

Fehmi Koru; kadroyu görünce “Parti mi kuruyorsun?” diye takıldı.

Hele Gürbüz Çapan gibi bir tıp ve siyaset doktorunun varlığında ister istemez esprinin dozajı artacaktı. “Bu kadro ile parti kurulur” cümlesi, hepimize, “olabilir mi?” yi düşündürdü.

Sn. Ali Müfit Gürtuna’nın Yalova’dan kalkıp gelmesi başlı başına bir nezaket ve ilgi temsili oldu benim için.

Can Ataklı yeme içme faslı bittikten sonra; “sırada ne var, tekrarı ne zaman” sözüyle muhabbete olan açlığımızı dile getirdi.

Turgay Başyayla kardeşim, sona kalan gruba türküleriyle, yaptığı namelerle şenlik kattı.

Ahu Özyurt “yaktın bizi Veysi” diyerek takıldı.
Cihangir İslam da “Cihangir’de derin iftar diyecekler” dedi gülümseyerek.

Sevgili Turgay Kıran ise daha gerçekçi ve pratik biçimde durumu özetledi : “Cihangir Toplantıları.”

Adına bir şey demeye gerçekten gerek yoktu.
365 günümün 1 gününü bütün bir yıl yazılarımda beslendiğim, sohbetleri ile bilgilendiğim, cesaretleri ile yüreklendiğim insanların meclisine ayırdım sadece.

Haftanın her günü yazıp, pazarları olayların üzerinden geçmek, cumartesileri fosforlu kalem ile not düşülecek birilerini hatırlamak…

Benim bu enerjimi hep muhafaza etmemi sağlayan insanlara olan borcumu edadan ötesi değildir niyetim.

Ülkenin en çok ihtiyacı olan muhabbet, anlamak ve dinlemek metaforundan başka da mesajım yoktur.

Veysi Dündar sağ ve esen oldukça memleketin derdi ile dertlenen herkesi sofrasında ağırlayacak ve gökkuşağının renkleri ile sofra şenlenecektir.

Umarım güzelim ülkemizin üzerinde her daim gökkuşağının şenliği yükselir.

Bize de bu şenliği resmedecek uzun iftarlar nasip olur.
İftarıma katılan katılamayan tüm renklere selam ve saygı ile…

3 YORUMLAR

  1. Sana artık dost diyecem can diyecem böyle hitap etmemde bir kusur göremiyorum güzel insan. Misafirlerinin bazılarını yüz yüze tanıyorum konusmuslugum var hal hatır sorumuşlugumuz var diyer dostlarını da gazetelerde ekranda tanıyorum hepsi birbirinden kıymetli. Sen ne yapmışsın be dostum CIHANGIRI şahlanırmışsın herkes orda Şaha kalmış şunu yazayım çok kıymetli bir ermisimizin sözlerini deyişini bende bu canla şaha giderim o cümleyi canla yazdım sizde canlarla şaha gidin ömrünüz uzun olsun herkese selam ve hürmetlerimle.

  2. Veysi bey! Çok yönlü, neşeli, mesleğinizide yaratic ve renkli bir gazetecisiniz+çalişkan olmanizda sizi başarılı kıliyor,
    Bu yönlerinizden dolayi sizi takdir ediyor ve yazilarinizide zevkle okuyoruz.
    Elinize ve yüreyinize sağlık.

CEVAP VER