Tefaul Babı ve Önemli Konular

0
Süleyman Karagülle
Lisans ve yüksek lisans eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü'nde tamamladı.

Dil aynı zamanda uygarlık demektir. Bir topluluk hangi uygarlık oluşumunu benimsemişse, ona tekabül eden bir kelime de o dilde oluşur ve yerleşir. Dışarıdan iktibas edilen bir kurum dile yeni kelime kazandırır, bu o dilden gelebildiği gibi başka dilden de olabilir.

Kavramlar değişik şekilde algılandığı için de aynı kavramları ifade eden kelimeler değişik adlarda kavranır.

Bugün sizlere bir kavramı anlatmaya çalışacağım.

“Görmek” bir kavramdır, hemen hemen bütün dünya dillerinde mevcuttur. Gözün algılaması “görme” kavramı ile ifade edilir. Başka dillerde olmayan, Türkçede ve Arapçada mevcut olan üretilmiş bir fiil vardır, bu da “birbirini görme” anlamındadır, “Görüşme” böyledir. Türkçede bu işlek bir ektir yani her fiile uygulanabilir. “Durma” var, “duruşma” var. “Konma” var, “konuşma” var. “Karma” var, “karışma” var.

Arapçada da buna tekabül eden bir bab vardır; Müfa’ale Babı.

قَتَلَ‘katletti’ demektir, قَاتَلُوا ‘birbirini katlettiler’ anlamına gelir. Diğer dillerde böyle bir ifade, ayrı kök yoksa ‘birbirini’ şeklinde ifade edilir.

Arapça da bir diğer bab vardır; Tefa’ül Babı. Bu da görüşme anlamındadır ama iki kişinin görüşmesi yerine çok kimsenin birbirleri ile görüşmesidir. Bu babı tam kavrayabilmek zordur. Bunu anlamanız için iki misal vereceğim.

Beş kişi var, ikişer ikişer görüşüyorlar. C Görüşme sayısı olsun. C= (5*4)/2=10 farklı görüşme vardır demektir. Tefa’ül Babı bu görüşmeyi ifade etmez. Bu Müfa’ale babının çoğulu içinde kabul edilir. Şayet bu beş kişi bir araya gelip bir toplantı yaparlar ve görüşlerini ortalığa anlattılarsa o zaman o görüşme Tefa’ül babında ifade edilir.

İşte, 10 ayrı görüşme topluluğu oluşturmaz, ortak bir görüş ortaya koymaz ama bir görüşme toplu görüşmedir ve beş kişiyi bir cemaat yapar.

Araplarda bu kavram var olmalıdır ki dillerinde bu bab oluşmuş olsun.

*

Şimdi bu açıklamalara dayanarak Kur’an’da kullanılan üç Tefa’ül kalıbını açıklayalım, bunların farklı manalarını ifade edelim.

بَيْعَة tokalaşma demektir. İnsanlar alırken, satarken, bir işte anlaşırken teklif ve kabul yaparlar. El ele tutuşur, “Ben sana bir ton odun satmak istiyorum, 2 kuruştan alır mısın?” diye sorar. O bazı sorular sorabilir, odundan ve ödeme şartlarından bilgi edinebilir. El ele tutuşmuş iken karşı taraf “Kabul” dese teklif eden dönemez. Ama ellerini bıraktıktan sonra alıcı pişman olup “Tamam kabul ediyorum” dese, satıcı satmak zorunda değildir, çünkü eller çözülmüş, meclis dağılmıştır.

Bir mal böylece elden ele satılıp üreticiden tüketiciye ulaşır.

Bugün üretici perakendeci alıcıya satar. Perakendeci alıcı tüccara satar. Tüccar toptancıya satar. Toptancı başka tüccara satar. O satıcı tüccara satar. Satıcı tüccar, mağazalara satar. Mağazalar da halka satarlar. Üretici ile tüketici arasında kişiler değişir.

Şimdi malın bozuk çıkması halinde tüketici bozuk malı mağazaya, mağaza tüccara iade eder, böylece o niza ve o dava ile ilgili sorun çözülür. Bu ise bey’dir. Tarım dönemi uygulamasıdır.

*

Görüşme anlamında “baya” kelimesi vardır, bu da iki kişinin dayanışma ortaklığını kurmasıdır.

Tefa’ül babındaki bey’in ise hukuku başkadır. Yukardaki misali ele alırsak, satılan mal toplulukça garanti edildiğinden, tüketici bozuk malları üreticiye iade eder, topluluk ise onun bedelini verir, üreticiden sonra tahsil eder. Böylece aracılar sorumluluk taşımazlar.

İşte, Tebaü’ (تَبَاوُع) bunu ifade eder. Kur’an’da وَأَشْهِدُواإِذَاتَبَايَعْتُمْ (Bakara, 2/282) deniyor yani kontrol ettirin anlamı çıkar. Biz buna dayanarak kişi ürettiği malları kontrol ettirip damgalatır, ambara verir, sorumluluk ondan sonra sona erer.

CEVAP VER