Müslümanların Ortaçağ karanlığından çıkışı

1
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Dini yaşamada toplumsal doygunluk halinden bahsetmiştim. Yüzeysel olarak algılanan ve yaşanan, duygulara hitap eden, bilimden uzak, din monarklarıyla ‘korku imparatorluğu’na dönüşen bir din var. Bu din için bozulmamış ve Allah’ın koruması altında ibaresi de kullanılıyor.

Evet, ayetler değiştirilemiyor, bu doğrudur. Ancak bu din yani İslam anlayışı ve algısı değiştirilmiştir. Dört halife zamanından hemen sonra İslam bir tahakküm aracı haline getirilmiştir. ‘İlayı kelimetullah’ düsturu ile İslam başka milletlere ve toplumlara kabul ettirilmeye çalışıldı. Belki o dönemde bu normaldi, dünyada savaş ve tahakküm kültürü vardı.

Ancak bugün, yani sanayi sonrası bilgi toplumunda bu durumdan söz edemeyiz. Savaşların ve tahakkümün şekli, işleyişi tamamen değişmiştir.

Avrupalılar Ortaçağ’dan bilimle çıktılar ve kilisenin haksız gücünü bertaraf ederek farklı bir toplum yapısı ortaya koydular.

Bugün Müslümanlar Ortaçağ döneminde olduğu gibi bir zaman aralığını yaşamakta. Peki Müslümanlar bu durumdan nasıl çıkacaklar?

Bilimi keşfetme ve hayatı bu bilimsel verilerle şekillendirme artık çok geç. Bilimsel gelişmeler yapıldı ve çok hızlı değişen-gelişen bir teknoloji dönemini yaşıyoruz.

O halde Müslümanların yapması gereken nedir?

Müslümanlara baktığımızda, onların da sürekli eleştirdikleri ‘Batı Medeniyeti’ tarzı yaşadıklarını görüyoruz.

Elektronik aletlerin hayatın içinde olduğu, dünyanın kullandığı sosyal medyanın had safhada kullanıldığı, sürekli eleştirilse de Batı tarzı yaşamın yeşile boyanarak yaşandığı Müslüman toplumlarından söz ediyoruz.

İnovasyondan uzak, Batı’nın taklit edilmesiyle oluşturulan bir yaşam. Bu yaşamın dinle süslenmesiyle oluşan Müslüman toplumlar.

Müslümanların yapması gereken en önemli şey, İslam’ı serbest bırakmalarıdır. İslam’ı kendi kapalı toplumlarında daraltarak Müslümanlara sunulan bu yüzeysel din-hayat bütünlüğü artık eskimiştir.

Tarihe baktığımızda Müslüman toplumların ilerleme kaydettikleri zamanlar hep diğer kültürlerle yakınlaştıkları zamanlarda ortya çıkmıştır.

Diğer kültürler, diğer medeniyetler ve kozmopolit bir çevre.

İlimde Müslümanların ilerlemeleri eski Yunan eserlerinin Arapçaya çevrilmesi, şerhlerinin yazılması ve bunların İslam bakış açısıyla harmanlanmasıyla gerçekleşmiştir.

Bugün de aynı yöntem, Müslümanların Ortaçağ’dan çıkmaları için çözümdür.

Avrupa ve Batı dünyasının hayat tarzının yeşile boyanmasından bahsetmiyorum. Pozitif bilimler (Fizik, kimya, matematik) ve Batı’nın sosyal bilimlerdeki tecrübelerinin de kullanılması ve bütün bunların İslam’ın tavsiye olarak sunduğu prensiplerle bütünleştirilmesi.

İslam, insana ve topluma dair sosyal bilimler açısından değerli tavsiyeler sunmaktadır.

Müslümanlar, batıyı eleştirir ve kötüler tarzda yaklaştıkları için bilgi transferinde eşitlik sağlanamamaktadır.

Batı’daki insanın, toplumların ve hayat şekillerinin kötülenmesi Müslümanlar için üstünlük ve kazanım değildir, Müslümanların bunu anlamaları gerekmektedir.

Eleştirel bakış açısının, Batı’nın bilgi birikiminin ve sosyal bilimlerdeki alan çalışması tecrübelerinin objektif olarak anlaşılması ve kültüre kazandırılması zor olmasa gerek diye düşünüyorum.

Bütün bunlar olurken din/inanç alanında da sınıflandırmaya gidilmelidir.

Ne demek istiyorum?

İslam’ın inanç olan yönü ile hukuk yönünün; din (öte dünya) ile toplumsal tavsiye niteliğindeki ayetlerinin ayrıştırılması ve buna uygun İslam anlayışlarının oluşmasına zemin hazırlanması gerekir, kanaatindeyim.

Örnek vermek gerekirse, ekonomi insan ve topluma ait bir konudur. Ekonomi kelime olarak ‘ev idaresi’ anlamındadır. Yani insana ve topluma dairdir.

Bugün gelişmiş batı toplumlarında faiz düşüktür. Normal, sağlıklı ve ekonomi açısından doğru olanı da budur.

Kuran, Müslümanlara faizsiz ekonomiyi tavsiye etmektedir.

Bu durumda Müslümanların yapması gereken: ‘Batı’nın bilgi birikimiyle Kuran‘ın bu tavsiyesini harmanlayarak, ayakları yere basar, günümüze uygun alternatif çözümler üzerine çalışmalarıdır.

İşte bu yaklaşım ve sonrasında oluşacak alternatif çözümler Müslümanların orta çağ kıskacından kurtulmalarına kapı aralayacak çözümdür.

Bunların olabilmesi için duygusal davranışlardan uzak, bilimsel yöntemlerin öncüllendiği, içi boş ukalalıkların olmadığı, ayakları yere basan (realitelere hitap eden) yaklaşım tarzını Müslüman toplumlardaki yeni nesiller ortaya koyabilirler.

Aksi halde Batı hayat tarzını taklit ederek yaşamak, Müslümanların kaderi haline gelecektir.

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

1 YORUM

  1. Siz de yakında mutezile mezhebine girersiniz ve sizide din dışı ilan ederler.
    Bu Sami mitolojisinden pek bir şey çıkmaz gibi görünüyor.
    İşiniz zor Tanrı yardımcınız olsun.

CEVAP VER