Doğan Biraderlerden Güvercin Hırsızları…

2

Bazen bibloyu öyle bir kırarsınız ki, parçası bile kalmaz. Tuz ve buz olmuştur. Bırakın anlamlı bir parçayı, zerrelere dönmüştür bütünlük. AKP’nin ülkenin belli kurumlarında uyguladığı yöntemler tam da bibloyu betona çarpma hissi uyandırıyor. Ortada bırakın toparlanacak bir parça, zerrelerden ibaret bir çöp yığını kalıyor…

Bunların en yıkıcı etkisini gördüğümüz alan basın-yayın alanı oldu. Havuz basını ile kirlenen Türkiye medyası en önemli markalarını bu havuzda kaybetti. Artık ne Hürriyet ne Milliyet ne Sabah ne de Mehmet Emin Karamehmet’in özenle rekabete koşturduğu gazeteler var. Sadece havuzun o zamanki akışına göre itişmeler…

TRT bu havuzun bünyeye en kolay dahledileni oldu. Zaten vatandaşın vergileri ile kamusal bir varlıktı. Sözde millet egemenliği fedaisi özde etatist bir tektipçi olan iktidar TRT’yi sadece iktidara çalan bir tek taraflı pikapa çevirdi.

TRT hiçbir zaman parlak bir demokrasi şenliği sunmadı ama AKP dönemi elde kalan ne varsa tüketilen bir dönemi temsil etti. AKP’nin kendi yargılarını paylaşmayanlarla derdini çözemeyince TRT2’yi allayıp pullayıp vizyona sürmesini bir değil, tam iki yazı ile köşeme taşımıştım.
Şarkıdaki gibi son fasıldı ve vakit geçti. Zamanında Arınç Radyo3’ü TRT Türkü’ye çevirdiğini unuttu, pek çok şeyi unuttuğu gibi. Biz unutmadık. Vatandaş hiç unutmadı. AKP yap boz uymadığı zaman yerleştiremeyince kullandığı makası, eski mensuplarına da tatbik edip onları yıldız yapmaya başladı.

Lakin aynı derede iki kere yüzemezsin.

Neyse konu Arınç değil. Sinema. Hem de ‘Başka Sinema’.
AKP’nin bükemediği bilekleri öptüğüne şahit olduğumuz bir diğer örnekti başka sinemada koltuğa oturduğumuzda gördüğümüz TRT katkılı filmi izlemek.
Neyse filmin sonunda İsmail Kılıçarslan/Mahmut Fazıl Coşkun tribute gördük de içimiz rahata erdi. TRT’ye film yapmak her babayiğidin harcı, ondan sponsorluk kapmak öyle kolay iş değildir. Referansınız sağlam olmalıdır.

Coen Biraderler, Taviani Kardeşler gibi bizim de Doğan Kardeşlerimiz olsa tabii ki fena olmaz. Ayrıca ‘Güvercin Hırsızları’ bir ‘Bisiklet Hırsızları’ olmasa da başyapıt kategorisine başaltıdan girecek sadelik ve derinlikte.
Cafcafa, derinliğe girmeden muhtemelen de amatör oyuncularla ama başroldeki Mahmut’un kesinlikle amatörün çok üzerinde performansı ile bence çok olmuş bir film Güvercin Hırsızları.

Varolmayan bir şehirde geçtiğini düşündüren ilk yarım saatin sonunda anlıyoruz ki bu ağaca yeşile küskün bozkır, Yozgat ili Sorgun kazasıdır. Eski Roma’nın asil kentlerinden biri iken 66 plakası dışında pek de kaydadeğer yanı kalmayan/olmayan Yozgat’ın kaydadeğer olmayışı bundan iyi nasıl anlatılırdı bilinmez.

Kadınsız bir coğrafyada erkekler arası oyunların belki en zararsızı ve en zarifi olan güvercin yetiştirme faaliyetine ve insanlığın kadim meselesi olan “mülkiyet hırsızlıktır, çalmak kutsallıktır” sorunsalına dalan filmin düz çizgisi sorunsuz biçimde ilerliyor aslında.
Küçük İsmail’in babası niye gitmiş bilmiyoruz. Yarım kalmış, hatta hiç başlanmamış bir inşaata tuğla taşıyarak tüm dertlerin çözüleceğine inanmak için de en azından çocuk gözü ile yeterince sebebimiz var.

Filmin hırsızlığı yargılamayan diline itiraz edemiyoruz. Bırak İstanbul’u azıcık büyük şehre dahi cesaret edemeyip Sorgun’un tozunda debelenmeye mahkum kalan İsmail’in annesinin asıl derdinin ne olduğunu anlatmamasını ise saygıyla karşılıyoruz.

AKP’nin ülkeyi ikiye bölen siyasetinde sessiz çoğunluk diye arkasına aldığı milyonların sebebi hikmetine dair ise çok şey biliyoruz artık.

Herkesin bildiği sır değilse AKP’nin sürdürülebilir yoksulluk projesi de artık bir sır değil.

Orta Anadolu’da ve ona benzer yerlerde AKP’nin var olması tüm merkezlerde ve tüm çevrelerin merkezinde nal toplaması bu sırdan sebep.

Sahabe dönemi hayallerini neo liberal vahşi kapitalizm araçları ile yapmanın mümkünatsızlığıdır bu aslında, bir diğer taraftan.

Sorun şu ki, bu halin itiraftan kaçınılması, ülkenin üretken tüm kesimlerinin din yetmezse milliyetçi damardan sorgulanmasıdır işi sevimsizleştiren.

TRT’nin İsmail Kılıçarslan ve dostlarının da muhtemel referansı ile çekinmeden destek olduğu Güvercin Hırsızları TRT’ye ve Türkiye’yi bu halde muhafaza eden siyasi iktidara golleri arka arkaya sıralıyor.
Gelir eşitsizliği ile büyümenin, plaza, avm, rezidanstan ibaret inşaat ekonomisinin ülkenin bir tarafını parlatırken, diğer tarafında tozu nasıl kalınlaştırdığını resmediyor.

Güvercinleri hapsedildikleri kümeslerden çalıp bunun ticareti ile İsmail’e ev yapacağını hayal eden Mahmut’un elindeki kaynaklar hiç de İstanbul’da metrekaresi 10 bin dolara ev satılan bir ülke ile uyumlu değil.
AKP’nin kendi yayın organına tahvil ettiği TRT’nin filme verdiği destek de işte tam bu bakışla sorgulanmayı hak ediyor.
İnandırıcılık yerlerde. Çünkü gösterdiğinizin arka planında kendi kurgu dünyanız bütün çıplaklığı ile duruyor.
Toplumun tüm kurumlarını tek bir amaca çalışmak için planlayıp sonra onlardan farklı ses çıkarttığınızda olan tam da bu işte.

Güvercin Hırsızları’nı yine de seyredin. Doğan Biraderlerin dilinde sağlam yeni bir Nuri Bilge Ceylan duruşu da içkin. Ama aklınızdan şunu da çıkarmayın: aynı TRT bu ülkede seçim sonuçlarına dahi katlanmayan siyasi iktidarın varoluşu için kendini adamış halde.
Hala bu halde…

Dipnot : Yazıyı tamamladığım sırada İmamoğlu-Yıldırım tartışmasının TRT’de olacağı yazılmaya başladı. İnsan gerçekten hayret ediyor. TRT olsa ne olur, Kanal D olsa ne olur. Kameraya özel filtreler koyup İmamoğlu’na Yunan forması mı giydirilecek. TRT böyle bir tartışmayı yayınlamadan önce İmamoğlu ile aynı Yıldırım’la yaptığı gibi teke tek mülakat yapmalıdır. Yoksa devlet tvsine rating katmaktan başka bir özelliği olmayacaktır TRT mecrasının.

2 YORUMLAR

  1. Veysi bey yazılarınıza teşekkür ederim.
    Yapılacak Belediye Seçimleri açık oturumu niçin 2 parti ile sınırlı tutulmaktadır.Seçime katılan diğer parti
    adaylarının da açık oturuma katılması bir tavsiye olarak da değil bir HAK olarak vurgulamamız lazım değil mi.bu konuyu dile getirir misiniz. SLM lar.

  2. Binali Yıldırım; Bağımsız bir stüdyoda yapılsın, hangi kanal yayınlarsa yayınlasın diyor, Modöratör Uğur DÜNDAR -ki siyasi fanatizmi aşikar- Olsun diyor. Siz hala tarafgirlik, yandaş medya muhabbetinden dem vuruyor, TRT ye aklınızda çamur atıyorsunuz… Ya gerçekten sizi anlamak mümkün değil.

CEVAP VER