Nazi sembollü tehditler ve nitelikli işgücü yasası

1
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Bugün Pfingstmontag. Pfingsten, yani Hamsin yortusu. Türkiye’de bayram tatilinden dönen vatandaşlarımızın iş hayatına başladığı gün, Almanya’da yaşayan bizler resmi tatil gününün tadını çıkarıyoruz.

Hamsin yortusu nedir?

Paskalya bayramından sonra gelen 50. günde kutlanan önemli bir dini bayram. Hz. İsa’nın vefatını müteakip tekrar dirilerek göğe yükselmesinden sonra kutsal ruh olarak havarilerinin üzerine geldiğine inanılır. Bir bakıma kilisenin kurulma yıldönümü de diyebiliriz.

Hamsin yortusundan, Yahudi kökenli vatandaşlarımızın bayramı Şavuot’tan daha fazla bahsetmek isterdim. Ancak Köln’de yaşanan bazı gelişmeler sebebiyle fikrimi değiştirdim.

Köln-Mülheim, Türklerin yoğun olarak yaşadıkları bir semt. Hele Keupt caddesi  var ki sadece Türk esnafların bulunduğu ve küçük İstanbul diye anılan bir yer.

Böyle gettolaşmak doğru mu değil mi tartışmasına girmeyeceğim. Çünkü geçen yıllarda oluşmuş, o zamanki sosyal yapı bunu gerektirmiş, artık oturmuş bir düzen halini almış.

Nedir bu Köln şehrindeki gelişme?

Mülheim semtinde Türklerin ikamet ettiği bazı evlerin posta kutularına atılan tehdit mektupları.

Nazi sembolü olan gamalı haç ve gerisine eklenen tehdit cümleleri…

Almanya’yı terk edin…

Bundan 11 yıl önce de Mülheim Keupt caddesinde çivi bombası ile saldırı düzenlenmişti. Bu saldırının yıldönümüne denk gelen mektup terörü çok manidar. Birileri huzur ortamını dağıtmak ve terör yapmak istiyor.

Yabancı düşmanlığının böyle yükselişte olduğu bir zamanda Federal Meclis’te kabul edilen bir yasa tasarısı biraz olsun gönüllerimize su serpti.

Nedir bu yasa tasarısı?

Nitelikli işgücü yasa tasarısı. Nitelikli iş gücünü kolaylaştıran ve oy çokluğuyla kabul edilen bu yasada şunlar yer alıyor:

  1. Alman ve Avrupa Birliği (AB) vatandaşlarının öncelikli olarak istihdam edilmesi şartı kaldırıldı.
  1. Almanca bilen, öğretimlerini tamamlamış ve mesleki yeterlilik belgesine sahip kişilerin, altı ay süreyle Almanya’ya gelerek iş ya da meslek eğitimi imkanı arama fırsatı.

Bu ne anlama geliyor?

Kendi imkanları ile Almanya’da yaşamayı garanti etmeleri halinde 6 ay ikamet etmelerine imkan sağlanmış oldu. Eğitimlerini belgelediklerinde iş arama süresi olan altı aylık zamanı Almanya’da kalarak geçirmiş olmak, bu yeterlilikte olan kişiler için büyük bir imkan. Çünkü daha önce kişilerin iş bulmaları ve çalışma izinlerinin başlaması Almanya’ya gelmeden önce şart koşulmaktaydı.

Almanya bu yasa tasarısıyla yıllık 25 bin yetişmiş insanın gelmesini hedefliyor. Beyin göçü hedefleniyor yani. Bu durumun Almanya için kazanım olacağı aşikar, hele böyle ırkçı saldırıların ve mektup terörünün yaşandığı zamanda.

‘Almanya için olumlu olan bu yasa değişikliği kimler için olumsuz olabilir’ gibi bir soru benim olduğu gibi, sizlerin de aklına gelmiştir sanırım.

Beyin göçünü verecek olan ülkeler için olumsuz olur. Bu ülkeler arasında ülkemizin olma ihtimali ne kadar peki? Bir hayli fazla.
Bu soruyu düşündüğümde aklıma gelen neydi biliyor musunuz?

Keman çalan ve canlı yayında akademik olarak hayalini söyleyen gencimiz.

Soru: ‘Akademik olarak hayalin nedir?

Cevap: ‘Ben Almanya’da Köln Üniversitesi’nde okumak istiyorum. Sonra belki de Alman vatandaşı olurum’

Evet bu genç kızımız, Türkiye’de yaşayan ama hayalleri yurt dışında yaşamak olan milyonlarca gencimize tercüman olmuş oldu.

Programdaki spiker bayan kocaman bir hayır diyebilmişti. Ve bu programın 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı için hazırlanmış olması da manidar.

Burada yöneltilmesi gereken asıl soru da şu olmalı bence: ‘Ne istediğini ayrıntılı şekilde planlayan bu genç nesiller neden ülkeden çıkmak istiyorlar?’

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

1 YORUM

  1. Bence sadece maddi kazanç yani para değil.aynı zamanda güven ve istikrar da olsa gerek .Kendi ülkesinde yıllarca okuyor iş buluyor ve kendini geliştirip tam gelecek hayalleri kurarken bir anda tüm hayatı hukuki olmayan keyfi ve siyasi çıkar bahaneleri ile basit ve haksız ithamlarla terör yaftası ile karatılabiliyor insanların geleceği. Aynı şeylerin olabileceğini düşünüyor gençler ve ülkenin geleceğinin bir insanın ağzına baktığını görüyor ve ürküyor. Neticede fırsatını bulun terk edip gidiyor. Haksız da değiller.

CEVAP VER