Uğur Abi, ‘Önce Normalleş Sonra Konuşuruz’ Dedi.

2

Kuvvetler Ayrılığı Olmadan Normalleşme de Olmaz.

AK Parti’yi nasıl bilirsiniz, ülkenin neredeyse geleneksel tüm kurumlarını en azından sarsan iktidarın demokrasinin temel kurumları olan yasama, yargı ve yürütme üzerindeki tahakkümü fazlasıyla aleni artık.

Bu 3 kuvveti neredeyse tamamıyle kendine bağlayan iktidarın demokrasinin 4. kuvveti olarak tanımlanan haber alma hürriyetini ise önemli ölçüde kısıtladığını söylemekte beis yok.

Son dönemde sayıları artan muhalif kanalların platformlara dahil olması, ilga edilen TRT2’ye itibarının iadesi aslında bu sıkışma duygusuna olan itirazların sözcüsü oldu.

Herkesin ağzında tek bir söz var: “Normalleşme”.

Sn. Abdullah Gül ile yaptığım söyleşide de normalleşme vurgusu vardı. Uğur Abinin de bir çok kendine değer atfeden anchorman’in parendeler attığı moderasyon görevini iade ederken söylediği ifade bu idi.

Nedir Allah aşkına normalleşme?
Bizim neremiz anormal ?
Bizim denediğimiz yönetim sistemi anormal…

Barack Obama’nın, Bill Clinton’un 8 yıl başkanlık yaptığı dünyada bir hesaba göre 17 diğer hesaba göre 25 yıl riyaset etmek, çok normal olmasa da sistemler birbirinden farklı ise bunu kabullenebiliriz.

Kabullenemediğimiz ise size iktidar yolunu açan aracın motorunu aküsünü çıkarıp yola bundan sonra “katırlarla devam ediyoruz” demektir.

Sizin için açılmış yolu imha edip ‘benim arkamdan kimse gelemez, bu yol beni buraya getirdi. ben bu yolun tek sahibiyim, kimse bu yolu artık kullanamayacak’ demek.

Çok basit ve net bir demokrasi kuralı olan kuvvetler ayrılığını hiçe saymak demek.

Normalleşme eşittir kuvvetler ayrılığıdır.
Normalleşme basının özgür olmasıdır.

Kendinize çalışan gazete, tv, radyolarla kurduğunuz propaganda aygıtının basın yerine geçmediğini anlamak için illa ki İstanbul seçimlerini kaybedip, kınadığınız olmak zorunda olmanız mı gerekti ?

Uğur Dündar ile son 17 ya da 25 yıldır kaç defa oturup mülakat yaptınız ki, ondan sizi bitaraf biçimde rakibinizle yüzleştirmesini istediniz ?

Uğur abiyi bu zamana kadar tanımamıştınız şimdi tanıdınız. Hayırlı olsun. On yıllardır sizi eleştiren birinin binbir naz ile katılma lütfu gösterdiğiniz programı yönetmesini neden istediğinizi anlamadık?
Size cephe aldığı aşikar bir gazeteciyi sizi en iyi şekilde açık oturumda yönetir diye düşünürken tam olarak amacınızı çözemedik.

Halk TV’nin Halk arenasında 1 değil yüz defa sizin çifte standardınızı ifşa etmiş duruşu ile RTÜK’ten yediği cezalar taze iken nasıl oldu da kıymete bindi, orasını hiç anlamadık.

Akif Ersoy’undan Turgay Güler’ine, Ahmet Hakan’ından Nagehan Alçı’sına yanlı basının tüm kalemleri ile korakor konuşan Ekrem İmamoğlu için ister Uğur Dündar olsun ister İbrahim Karagül fark etmeyecekti.

İmamoğlu rüştünü çoktan ispatladı. AKP’nin ise mahalle başkanını bile tvde tartışırken görmek önemli bir iştir.

Zaten Erdoğan, Cemal Kaşıkçı öldürülmeden 3 gün önce “basın pek de öyle matah bir şey değildir” demedi mi?

Tüm bir trol ordusunun Uğur Dündar’a saldırıp bu zamana kadar ettikleri küfürlerin hakaretlerin mukabilinde aldıkları engellemeyi matah bir şey gibi sergilemesi aslında işin rengini ortaya çıkardı.

AKP adayının 31 Mart’ta tv’ye çıkmadan kaybettiği seçimi yineletmeyi başarıp strateji değiştirmesini hayretler içinde izlemekteyiz. Madem sizin hakkınız yendi. O zaman aynı strateji ile seçime katılınız. Madem size ilgi vardı da hakkınız yendi, bırakın halkın feraseti size bu tekrar seçimde önceki seçimdeki gerçek galibiyetinizi tekrar versin.

Oyun içindeki, oyunun içindeki, oyun anlaşıldı ki amaç rakiple tartışmak değil, amaç rakiple tartışır görünmek.

Zaten Uğur Abiyi “baskı ile çekilmekle” itham etmek tam da bu niyeti ifşa etmek değilse nedir?

Binali Yıldırım, Uğur Dündar’a Turgay Güler muamelesi yapılabileceğini hayal etmiş olmalı.
Turgay Güler’i gazeteci sanarak burada zaten yanlışı yaptı. Bu onun ilk yanlışı değil. Sonuncusu da olmayacak.

AKP adayı çok istiyorsa önce Uğur Abiyle teke tek konuşup sorularına yanıt versin.
Bunu yapmadan paraşütle en üst kata çıkmak istedi. Uğur Abi onca yıl tırmandığı merdivenlere olan saygısı ile buna müsaade etmedi.
Çok da doğru yaptı.

Önce şu soruya yanıt verin :
‘Binali bey yıllardır yapmadığınız işi şimdi neden yapıyorsunuz?’
Bayram da bitti zaten…

2 YORUMLAR

  1. konuyu çok iyi analiz etmişsiniz.amaç uğur dündarın soracağı sorularla binali yıldırım için bir mağduriyet öyküsü çıkarmaktı.hatta binali yıldırım oturumu yarısın da bırakıp çıkıp gider ve sahip oldukları besleme medya ile mağduriyet algısı için çabalarlardı.
    bence binali yıldırım ben bir kere yarıştım artık bir başkası yarışsın deyip meydanı süleyman soyluya bıraksaydı.
    zaten süleyman soylu sanki kendi adaymış gibi topluma konuşmuyormu.
    imamoğlu kaybederse sadece bir kişi kaybedecek.ama kazanırsa
    akp,erdoğan,binali yıldırım,süleyman soylu,devlet bahçeli kaybedenler klübünde yerlerini alacaklar.

CEVAP VER