Gençler ellerimizden kayarken hala neyin peşindeyiz?

4
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Sizleri bilemem ama ben gençlere çok önem veriyorum. Onların akıl ve ruh sağlıklarının yerinde olmasının, hayata, kendilerine ve geleceğe olumlu bakmalarının, dini doğruya en yakın şekilde anlamalarının, onlar için çok önemli olduğuna inanıyorum.

Yazdıklarımız onlara ne kadar ulaşıyordur, bilemiyorum; ancak onları samimi şekilde dinleyip anlamaya çalışan ve çözümler sunmaya çalışanların sayısının artması gerekiyor.

Neden bunları söylüyorum?

Sosyal medyada dolaşan haberler, videolar, yanlış bilgiler ve tabii ki hayatımızın içine aşırı fazla girmiş olan politika yüzünden.

Ailesi Ak partili olan gençlerin, kendi fikirleri yüzünden tartışma çıkmaması için susmaları ve bir an evvel şu bitmek tükenmek bilmeyen seçim maratonunun bitmesini istemeleri beni bi hayli üzdü.

Ya Allah aşkına daha kaç sefer yazacağız, politika ayet değildir, hadis değildir. Siz nasıl bir hayat anlayışının içine girdiğinizin farkında mısınız?

Muhafazakar/dindar kesim hayatlarının merkezinde olan din kaygısını kaldırdılar ve onun yerine politika gibi kelime anlamı ‘çok yüzlülük olan’ kavramı yerleştirdiler.

Hal böyle olunca da, din merkezli olan hayatı algılamaları ortadan kalktı. Bundan dolayı dinin tavsiyeleri, dinin emir-nehiyleri, İslam tarihi, kısaca dine dair olan bütün bilgi birikimi değersizleşti.

Dinin asıl amaçladığı ‘iyi ve kötü’ bile belirsizleşmiş duruma geldi.  Dinin iyi-kötü’sü ile politikanın iyi-kötü’sü çakıştığında, çok acı ki, dinin iyi-kötü sınıflandırması gözardı edilir oldu.

Toplumu her geçen gün kemiren ahlaki bozukluklardan bahsedenler kalmadı.

Yeni nesillere dinin/İslam’ın, onların ihtiyaçları olacak zamanlar için anlatılması, yorumlanması gibi konuları konuşanlar kalmadı.

Her dini grup kendine kul/üye/robot sağlama derdinde. Eğer bu çarkların içine girmiyorlarsa da hemen gençleri etiketleme cihetine gidilir oldu.

Deizm, Ateizm, Agnostisizm…

Acaba bizlerin hiç mi suçu yok?

Bu soruyu kendime yönelttiğim gibi Diyanet’e ve bütün dini gruplara da yöneltiyorum.

2023 ve 2071 projeleri, hedefleri hazırlanırken, acaba bu tarihlerde İslam ve İslam’ın anlaşılması gibi projeler de akla geliyor mu?

Yoksa sadece oyları verin de gerisi teferruat mı diye düşünüyorsunuz?

Çok ciddi bir meseleden bahsediyoruz: ‘Gençlerimiz ellerimizden kayıp gidiyor…’

Eğer bu çok ciddi meseleyi göremiyorsanız; ya bütün algılarınız politikayla kapanmıştır, ya sorunları kaşımayalım gibi bir korkaklık içindesinizdir, ya sizler de bir çıkış yolu bulamadığınız için ‘böyle gelmiş böyle gider’ düşüncesindesinizdir, ya da gençlerle ‘sağlıklı bir diyalog’ içinde değilsinizdir.

Gençlerin dertleri çok…

Aşırı politize olmuş toplumda yaşama sorunları var,

Zihinlerinden geçenleri açık yüreklilikle ifade etme sorunları var,

‘Birçok İslam anlayışları içinde acaba hangisi doğru olanı’ sorusuyla yorulmuş çaresizlik sorunları var,

Örtü taktığı halde örtü takmanın ne anlama geldiğini bilmeme sorunları var,

Tarım toplumunda gelen İslam’ın, sosyal medya ile yoğrulmuş sanayi ötesi bilgi çağında nasıl yaşanması gerektiği sorunları var,

İslam’ı korku ile yoğurmuş olan dini grupların kıskacında yaşama sorunları var,

Toplum baskısıyla dini yaşıyor gibi görünme sorunları var,

Sorularına cevaplar bulamadıkları için kendi toplumlarıyla bütünleşemeseler de, kutuplaşma eğiliminde olmak zorunda hissetme sorunları var,

Avrupa hayat tarzına süreki eleştirilerde bulunsalar da, bu hayat tarzını yaşama isteği ve böylece oluşan git-gel sorunları var,

İnanç-İman/İman-İslam bütünlüğü sorunları var,

Ve burada dile getiremediğim ama gençlerin çok yoğun olarak hissettikleri özel ve büyük sorunları var.

Bütün bu sorunlar; yaşını başını almış ebeveynlerden, seçimlerden, siyasi partilerden, hırslarla dolu seçim yarışlarından, tekrarlanan İstanbul seçiminden, abartılı milliyetçilikle yoğurulmuş Ortadoğu politikalarından, ‘bugün geçsin de yarın ola hayrola’cılıktan, kısacası ‘dünyayı kurtarma’ sevdalarından çok ama çok daha önemli…

Kendi hırslarınız yüzünden gençlerimizin hayatlarını karartmaya hakkınız yok.

Bizlere düşen görev, bizim istediğimiz gibi gençler yetiştirmek değil; onların soruları-hisleri-düşünceleri çerçevesinde şekillenen ve onların yaşayacağı hayatı onlara hazırlamak…

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

4 YORUMLAR

  1. 3 evlâdım var. Ama 3üde benim değil. Zamanın çocukları. Zamane çocukları belki sitem sözü. Ebeveyn olarak işimiz çok zor.

  2. Zaman zor zaman. Mesele derin. Kendini geliştirememiş, yaşadığı zamanı kavrayamamış, bir gün sonrasını bile kestiremeyen ben gibi ebeveynler çocuk yetiştirecek. Öyle zor bir görev ki anlatması zor. Önünde rol modelleri de sorunlu olan çocuklarımızdan iyi birer insan olmasını beklemek. Sadece dua ediyorum. Fiili dualarım da sıkıntılı, yetersiz. Allah tüm çocuklarımıza merhamet etsin.

  3. Bu gençlerimizin kafası karışmasın da kimin karışsın .Çünkü kendi çıkarları için kullanılabilir,suistimal edilebilir önemli bir konu.Din(hayat tarzı yaşantı biçimi).Heleki birileri çıkmış ve din adına bir şeyler yaptığını söylüyor ama bu icraatlarının hiçte din ile ahlak ile değerlerimiz ile alakasının olmadığı toplum ve gençlerimiz gözlemliyor neticede de samimiyetsizliği çıkarcılığı menfaatçileri görüyor. Liyakatin değil ahmakça bir sevgiyle(anlamadan,sorgulamadan,araştırmadan körü körüne) oluşan sadakate göre insanların politize edildiği ortada. Yöneticilerin derdi gençler değil ki,onların derdi koltuk ,makam,hırs,çıkar,enaniyet,ben merkezcilik olmuş.Onlar sadece “MIŞ” gibi yaparak kendi heva heveslerinin peşindeler, gençler ne olursa olsun kimin umurunda .Şu ülkeye bakın hele bir.17 yıldır tek başına iktidarda olan bir yönetimde eğitimin geldiği berbat durum ortada kaç tane bakan değişmiş. Bunlar bir futbol veya futbolcu kadar bile gençleri ve sorunlarını önemsememektedirler.Zaman zor zaman kötü değil .zamanı ve gençleri ifsat eden bu çarpık bozuk batıl düzendir.Kelimeler ve kavramları kendi çıkarları doğrultusunda eğip büken bu müfsit zihniyet maalesef düşünceleri de ifsat(aslını bozmuştur) etmiştir.Küfür örtmek demektir,yani gerçeğin doğrunun güzelin ortaya çıkmasına mani olmak engellemektedir. Bu çarpık batıl düzen işte tamda bunu yapmaktadır.İçinde bulunduğumuz modern cahiliye döneminde hakkın hakikatin savunucusu olacak doğruyu doğru zamanda ve doğru bir şekilde anlatıp kendisi de yaşayacak hakikatin derdi ile dertlenmiş dertli insanlara ne kadarda ihtiyacımız var.Gençler (insanlar)sadece dört duvar ve kapalı odada kitaplarla eğiterek öğrenim yapılmaz.Eğitim ve öğretim ,hayatın içine sahaya da yayılarak yapılmadır.İşte çok basit gibi görünen ama çok önemli mesajlar veren bir uygulamayı Allah resulü efendimizden görelim”mescitte Efendimiz sohbet ediyor ve dışarıda da çocuklar bir su birikintisinin kıyısında oynuyorlar sesler mescide geliyor ve sahabenin dikkati dağılıyor tepki veriyorlar,peki peygamberimiz ne yapıyor ,dışarı çıkıyor çocuklara yaklaşıp ne yaptıklarını ve nasıl oyun oynadıklarını soruyor onlarda ağızlarına bu sudan alıp birbirlerine fışkırtıklarını söyleyince o güzel örnek insan oradan ağzına su alıp onlara fışkırtıyor ve onlarla bir süre oynuyor”Bunu gibi bir sürü örnekler var o güzel insanın hayatın da. Kısacası SEVGİ—İLGİ—BİLGİ bu sıralama olmadan neticeye ulaşmak zor.

CEVAP VER