Kürkçünün Dönüp Dolaşıp Geleceği Yer Tilki Dükkanıdır

1

Uğur Dündar ve İsmail Küçükkaya Arasındaki 6 Benzerlik…

31 Mart seçiminden önce iktidarın aralıksız olarak kullandığı Beka’dan eser kalmadı. “Biz Beka demedik biz Belki dedik” mealinde 23 Haziran’a gidiyor iktidar cenahı. “Biz 31 Mart’ta seçim yaparız ama sonuçlarına ‘belki’ katlanırız dedik” diyorlar. Sandığa attığı oyu sandıktan çıkarılarak çöp kutusuna bırakılan 8 küsur milyon İstanbulludan biri olarak hem şaşırıyorum hem üzülüyorum.

İşin en tuhaf yanı 31 Mart’ta ne yaptı ise tam tersini yaparak yeniden seçime gidiyor Cumhurcular. Tersini; değil 31 Mart propaganda döneminde neredeyse çeyrek yüzyılın kahir ekseriyetinde yapmadıkları şekilde hayata geçiriyor.

Cumhurun bileşeni MHP lideri bırakın anchorman İsmail Küçükkaya’yı sıradan bir muhabiri bile sorduğu sorudan ötürü yargılamıştı. Fox’un manası tilki ya. Fox kanalının muhabirine de tilki gibi kurnaz olma ithamında bulunmuştu, hatırlarsanız…

Gel oldu git oldu ittifakın ana akımı için Fox’un anchormani salim bir limana dönüştü. Uğur Dündar ile İsmail Küçükkaya arasında 7 benzer noktayı arasak çıkacak 6 nokta iktidarın hoşlanmadığı mevzularda konuşmaları olmalı.

Benzerlik bu kadar fazla ise ister istemez Uğur Dündar olmadı ne verelim sorusunun yanıtının İsmail Küçükkaya olmasına dair akıl yürütme elzem hale geliyor.
İsmail Küçükkaya, Uğur Dündar değil tersi de geçerli değil. Ama şu bir gerçek her ikisi de bugüne kadar iktidar blokunun kendilerini koşulsuz emanet edecekleri kişiler olmamıştı. Ne oldu, hangi dağda kurt öldü? Bayram seyran da bitti. Bu öpücüğün sebebi hikmeti nedir?

AKP Türkiye siyasetinde kendine kurduğu tek kişilik süper ligde uzun yıllar kendiyle mücadele ederek şampiyonluklar kazandı. Maçların tamamı AKP’nin açık farklı üstünlüğüyle bitiyordu. Rakipler bırakın galibiyeti az farklı mağlubiyete bile fitti.

Ne olduysa 31 Mart’ta oldu. (Aslında 7 Haziran 2015’te de olmuştu. Ama orada sahaya sokulan bolca yabancı madde ile maçın skoruna müdahale edildi.) 31 Mart’ta artık sahaya konulacak madde falan kalmadı.
AKP hukukun son vitese kadar zorlandığı ikinciye madalya verme operasyonu dışında genel olarak yenilgiyi kabul etti.
Rakibin VAR’a götürmek istediği pozisyonların önemli bir kısmında VAR devreye girmedi.

İstanbul’da ise çok farklı bir senaryo işledi. Klasik bir Grand Project devreye sokuldu. Kurgu o kadar cesametliydi ki, önce kurguyu yapanlar, kendileri buna inandılar.
Kendi çektiği filmin gerçekliği ile büyülenen bir yönetmenle karşılaştık.

İşin kurgusal yönünün en önemli işareti değişen strateji oldu. Başarısızlığı tescilli stratejinin tüm aşamaları iptal edildi. Adeta motor rektifiye edilerek sıfırlandı.

Peki bu yeni strateji nasıl oldu da ekran tercihinde kendini Başkan uçaklarında arz eden onca yazar çizer dururken memleketin en muhaliflerine adresledi?
Cevap yine futbol sahalarından. Tabii ki deplasmanda atılan gol her zaman çift sayılır.

Binali Yıldırım bilerek ve taammüden maçı tarafsız da değil doğrudan rakibin sahasına taşıdı. Uğur Dündar ve İsmail Küçükkaya yıllardır Binali Yıldırım ve AKP yönetimi için uzak bir nokta idi. Birebir tartışmanın içinde hiçbir zaman yer verilmedi. Bunun sebebi basitti. Tıpkı şu anda tercihin nedeninin basit olması gibi.

AKP dış sahada rakibe gol atmak istiyor. Bunun için de mümkün olduğunca kendisine en uzak isimleri tercih ediyor. Dış sahada atılacak golün kıymeti muazzam. Kimse golün güzelliğine de takılmaz. Sonuca bakar. İster karambolden ister duran toptan.

Televizyon yayınının şifresi bence çözülmüştür. AKP’nin on yıllardır bu ülke halkına çok gördüğü demokratik münazara geleneğinden çözüm arar olması üzücü bir kısırdöngüdür fakat aynı zamanda geleceğe dair bir umudu beslemektedir.

AKP aslında açık olarak kaybettiğini ikrar ettiği 31 Mart seçimini tekrarlatırken uygulamaya çalıştığı farklı yöntemlerle iktidarı bırakma olgunluğu konusunda ciddi bir sınavı kaybetmiştir.
İsmail Küçükkaya önünde yapılacak münazarada tek amacın rakibi kendi saha ve seyircisi önünde hezimete uğratmak olduğunu düşünüyorum.

Soruları istedi istemedi belirsizliğinden anlaşıldığı üzere bu tarz karambollerden atılan gollerin kıymetinin ve tadının farkına varılmış olmalı.

Maçın kuralsız ilerleyeceğine, en azından rakibi oyundan düşürmeye adanacağına inanıyorum.
Bu taktikler eğer ilk seçimde atılan oylar heba edilmese idi ilgi çekici olabilirdi.
Ancak şu anda kıymeti yok.

MHP liderine bilet verilmeyen maça zaten gelmeyecek olması bugüne kadar gördüğümüz pişkinlikle maçtan sonra futbol yorumcularına benzer bir tavırla durum değerlendirmeyeceği anlamına gelmiyor.

Bizim için İstanbul seçimleri 31 Mart’ta bitti. Bazıları için seçim yeni başlıyor. Bu hiç de adil değil. Adil olmayan işlerin ne başından ne de sonundan hayır gelir.

1 YORUM

  1. Hoş bir nüktedanlık eşlik ediyor yazınıza, sayın Dündar. 24 Haziran’da sahaya yağmur gibi yağan “yabancı maddeler” değinisi başta gelmek üzere, sık sık gülümseyerek ve keyifle okudum yazınızı.

    Bir gollük pozisyona bile girilemeden 23 Haziran akşamı geç saatlerde bitecek maçın uzatma dakikalarında, sahaya bu kez yabancı madde yerine ‘yine’ (!) “harici eleman” girdiği bahanesiyle oyunun durdurulup, parmaklarla havada küçük bir ekran çizilip VAR’a doğru koşturulmayacağını umalım. : )

    Aslında çok da kötü olmaz bu türden ikinci bir su koyuverme hali. . . Halkın 23 Haziran’daki final maçının sonucunun futbolseverler nezdinde nasıl tahmin edildiği merakıyla kendisini elde mikrofon sokaklara vurmuş bir kaç genç ve amatör spor muhabirinin yaptıkları sokak röportajlarından birinde, 31 Mart’a kadar AK Parti Şirketi’nin hiçbir maçını kaçırmamış olduğunu söyleyen hayli yaşlı teyzemiz, hem ismi lazım değil bir futbol büyüğümüzün, hem de Yüksek Futbol Federasyonu’nun bu işin . . .unu çıkardığını söylemiş, salt bu öfkeden dolayı 23 Haziran’daki final maçına Yunanlıların Pontus takımının atkısına sarınarak maça gideceğini söylemişti.

    Uzatma dakiklarında gidilsin yine VAR’a -eğer gidilebiliyorsa bir kez daha. VAR yardımcı hakemler heyetinin çoğunluğu yine sahaya dalmış “yabancı eleman” keşfetsin ekranda.

    Böyle bir kepazelikten sonra, bu yıl sonbaharında hepten kaçınılmaz hale gelecek ASIL ve ERKEN finalde, o yaşlı teyzemizin arkasına onbinlerce yeni Pontuslu takılacağından ve hep birlikte belediye beslemeli takımı sahaya gömeceklerinden kuşkum olmaz benim -hele de teknik direktörlüğünü değilse de koordinatörlüğünü sayın Abdullah Abi’mizin yapacağı söylenen taş gibi bir takımın süper lige yükselip ligin tozunu attıracağı düşünülürse. : )

    Saygı ve selamlar,

CEVAP VER