Bu bir Veysi Dündar röportajıdır: İşinde Sebat Edenlerin Abidesi Fırıncı Özer Biber…

0

Fırıncının küreği diye bir tabir vardır. Fırıncıların kullandıkları küreklerdir. Fırının içine elini sokamaz fırıncılar; küreği sokar ve pideleri falan bu sekilde alırlar fırının icinden. İşte bu işi neredeyse 60 yıldır yapan bir komşum var benim. Onunla mahalle ağzıyla hoş bir söyleşimiz oldu. İstifadelerinize sunuyorum. Siyasetin boğucu iklim ve iksirinden uzak bir muhabbet oldu…

Erman Toroğlu’nun elinden geldiğince kullandığı kelimedir ‘Fırıncı Küreği’… Özellikle penaltı pozisyonlarında.

“-Şansal sen fırıncı küreğini bilir misin ? -Nasıl hocam ? -O el fırıncı küreği gibi Şansalcım; bak şimdi hoooop nasıl da alıyor topu eliyle. -Hahaha ilahi hocam” replikleri de hep buradan mütevellittir.

Toroğlu’nun UEFA Kupası finalinden önce Henry’nin ayakları için yaptığı benzetmedir aynı zamanda.

“-Şansal Galatasaray’ın çok dikkat etmesi lazım, bu Henry’de fırıncı küreği gibi ayak var.
-Haa haa Erman Hocam nereden buluyorsun bu benzetmeleri?
 -Gülme Şansal ciddi söylüyorum, aynen fırıncı küreği gibi, fırına sür pide çeksin.”

Fırında çalışan kişilerin hepsi genelde; iş kostümü olarak atlet ve terlik giyerler. Fırın işletenler bilir. İddiaya göre sıcaktan insanın parmak izini yok eden meslektir.

Fırıncı diye tabir edilen kişi, fırında çalışan ise bayramı, seyranı olmayan, sabah evlerimize gelen ekmeği yapmak için geceyi gündüz olarak yaşayan meslek sahibi kişilerdir. Şayet fırıncı diye tabir edilen kişi fırın sahibi ise, hayatının en mantıklı mesleğini seçmiş kişidir.

Tam anlamıyla ekmek kavgası veren adamdır fırıncı. Alın teri vardır yediği ekmekte. İşte ben de mahallemin en tecrübeli en yaşını almış esnaf abisi Fırıncı Özer Abim ile tekrarladığımız bir muhabbete giriştim. Muhabbetlerimizden birini siz değerli okurlarla paylaşmak istedim. Beyoğlu Sadri Alışık Sokak. Bereketli bir sokaktır. Muhakkak uğrayın…

Fırıncılık dede mesleği

Veysi Dündar (VD): Özer Abi, kaç kuşaktır buradasınız? Fırıncılık kimin mesleğiydi?

Özer Biber (ÖB): Dedem 80-90 sene önce İstanbul’a gelmiş. Ve bu fırında ekmek imalatına başlamış. Ben de 17-18 yaşlarında geldim. Dedemin yanında piştim. Hamdım, hamurdum. Yavaş yavaş öğrendim bu mesleği. Ekmek oldum velhasıl. Dedem vefat etti edeli, bu işi ben devam ettiriyorum. Dile kolay, 53 yıldır bu işi yapıyorum.

VD: Esnaflıkta sebat etmede bir abidesin gözümde. Senden öğrenecek çok şeyim varmış. Ki öğreniyorum da. Gençlere, esnafa neler tavsiye edersin?

ÖB: Ben hep sebat ettim. Günümüzdeki değeri 1 tl. Ekmeğin de, çatalın da, simitin de… O 1 liralarla büyüdüm. Bekledim. Biriktirdim. İşe giren akıbeti bilse, ona göre iş yapar. Ama bilmez ki insan, Allah neyi ne kadar nasip edecek. Dolayısıyla, esnaf dediğin, evvela işinde sebat edecek. Sabredecek. İşini layığıyla yapacak. Başka da bir işe girmeyecek. Hem başka bir işe girmedim. Yapmadım. Bilmediğin iş, başını ağrıtır.

VD: 17-18 yaşlarında memleketin Rize’den göçüp geldin İstanbul’a. Bekardın. Hayatını anlat biraz…

ÖB: Geldiğimde bekardım. Flört nerdeee? Tabii dedem ısrarcı olunca, askerlikten hemen sonra, görücü usulü ile evlendim. 20-21 yaşlarında evlendim. 55 senedir evliyim. Eşimden Allah razı olsun. Beni tamamlayandır o. Ben de elimden geldiğince her işine koşturur, bir dediğini iki etmemeye çalışırım.

VD: Bu fırın açıldı açılalı hiç kapanmadı demiştin. Nedir hikayesi, anlat hele…?

ÖB: Hemen hemen tüm darbeleri gördüm yaşadım. Gezi Eylemlerini de, 15 Temmuz’u da… Darbelerde, Gezi eylemlerinde ve benzeri anarşik olayların hiç birinde kapatmıyorum. Aksine işler daha çok oluyor. Ekmek yetiştiremiyoruz bazen…

VD: Bir insan bir işi ne kadar yapabilir? Bir işe ne kadar katlanabilir? Söyle de benim gibi, şu yaşına kadar neredeyse on işte çalışmış birisi olarak tüyo öğrenelim.

ÖB: Bir iş en fazla benim yaptığım kadar devam ettirilebilir. Profesyonel bir şirket olabilirseniz, zaten yönetim kurulu olur. Ona göre imzadan imzaya rapor takip edersiniz. Ama küçük ölçekli böyle işletmelerde, işi evlatlarınıza devredersiniz zamanla. Sebat yarım asır sürebilir. Sonrası uşaklarda….. Artık işleri gençlere devrediyorum.

VD: Esnaf nasıl büyür? Sen nasıl büyüdün?

ÖB: Ben ekmeğimi buradan kazandım. İyi para kazandım. Değerlendirdim. Maddi tüm gelirlerim buradan. Gayrimenkule yatırdım kazandıklarımı. Har vurup harman savurmadım. Dolayısıyla dünyaya yine gelsem yine aynı şeyi aynı mesleği yaparım.

Özer Abi koyu Beşiktaşlı

VD:
Özer Abi, koyu bir Beşiktaşlı. 46 yıldır Divan Kurulu Üyesi. Önemli maçlarda, Avrupa Kupasındaki galibiyetlerde az baklava dağıtmışlığı yoktur. Kapı komşum, öz kardeşlerim de hemen yanı başında Gsm dükkanı işlettiklerinden sık sık görüşürüz. Söz döndü dolaştı. Bjk’nin sahaya çıkmayışına geldi.

Bir Fenerbahçeli olarak bu haksız kararı, “Ben Bu Oyunu Bozarım.” Diyenler Kazanacak” adlı makalemde yazmıştım. İsteyenler okuyabilir. Ne diyorsun maç için Özer Abi? diye soruyorum…

ÖB: Beşiktaşlı sporcuların ve kulübün kararını destekliyorum. Maça çıkmamaları doğru karardır. Olayları federasyon büyütüyor. Sporda yeni bir jenerasyona, temizlenmeye ihtiyaç var. Hamili kart yakinimdir, şeklinde ilerliyoruz. Bu doğru değil.

VD: Unutamadığın bir anın var mı? diyorum. Gençliğe gidiyor aklı bir an için…

ÖB: “Orayı karıştırma.” diyor gülümseyerek. “Beyoğlu’nda olup, nefsine uymayan bir sen varsın be mübarek…” dedi bana. İnşallah öyledir.

VD: Düzenli hayatını neye borçlusun? Nasıl sağlıklı ve zinde okuyorsun. Her sabah 9’da işbaşındasın. Akşam üzeri de 7’de gidicisin. Bu enerji nerden geliyor?

ÖB: Sigaram yok. İçkim yok. Kumarım yok. Yok oğlu yok. Dolayısıyla sıkıntı da yok. Bir de dünyanın en iyi eşi, benim karım. Hayatımı tanzim eden en önemli varlıktır. Dolayısıyla enerjik olmamam için hiç bir neden yok….

VD: Eski Beyoğlu’nu anlat biraz… Neydi, ne oldu? Ne değişti?

Eski Beyoğlu’nun bugünkü esnafı

ÖB: (üzerindeki kıyafetleri göstererek) Beyoğlu nasıl böyle giyinmiş isem, eskiden öyleydi. Beyoğlu sonradan çok kirlendi. Gayri meşru işleri çoktu. Vakti zamanında Hortum Süleyman Cihangir’i, Sadettin Tantan da Beyoğlu’nu temizledi.

VD: Bir ara kalp krizi geçirdin. Işığı gördün mü?

ÖB: (Gülüyor hatta kahkaha atıyor.) Hakikaten ışığı gördüm, geri geldim. Namazıma daha bir dikkat eder oldum. Düzenli, mütevazı yaşadım, yaşıyorum. Bu mesleği yapanlar namazında niyazında oluyor ne hikmetse. Ekmek nimet, daha bir yakın tutuyor ibadete.

VD: Neredeyse bütün fırıncılar Rizeli. Nedir hikmeti?

ÖB: Fırıncılar Odasına kayıtlıyım. Fırıncıların neredeyse yüzde 90’ı Rizelidir hakikaten. Dede ve baba mesleği ne de olsa. Bir de bereketli bir iş. Sıhhatli bir iş. Atadan oğula geçen, kıymetli bir meslek. Ekmeğin kokusu aşık eder. Çıtır çıtır. Sıcacık ekmeğe süreceksin tereyağını, çayla indireceksin mideye. Var mı daha keyiflisi?

VD: Pişmanlık duyduğun, keşke yapmasaydım dediğin bir anı var mı aklında?

ÖB: Kimseye bir eziyetim olmadı çok şükür. Çok mutluyum. Çok huzurluyum. Ayıplanacak hareketim olmadı. Bu mesleği yapan nimete kör bakar, yanlış yaparsa. Nazar olmuştur muhakkak. O da beni kendime getirmiştir. Düşmeyen bir Allah’tır. İnsan düşer kalkar. Kalkmasını bilmeli. Sebat etmeli.

Bu fırın 1977’de komple yandı. Sıfırlandım. Sil baştan başladım. Düşmek yok. Tahtalarda yattığım oldu. Borç harç açtık yine dükkanı. Allah çalışana verir.

Velhasıl, “Pişmanlık yaşadığım bir duygum yok, vicdanım rahat.”

VD: Dolar 4,5’a doğru gidiyor. Ekonomi ekmek fiyatlarını nasıl etkiliyor?

ÖB: Ekmek fiyatları.. evvelden fiyatlar 1 sene değişmezdi. Çünkü Ofis buğday dağıtırdı. Şimdi öyle değil. Unlar yükseldi. Zam yapmamak için gramajı düşürdük. Aslında fiyat biraz daha artmalı. Şu anda ekmek 1.25 tl. Normalde 1.5 olmalı.

Ramazan’a doğru

VD: Bu arada tavla ustasıdır Özer Abi. Esnafı sıraya dizer. Tokatlar, gönderir. Mars ettiği çoktur. İzlemek keyif verir. Yancısı, şakşakçısı, laf atanı çok olur. İzlemek de bir o kadar keyiflidir. Amca oğlu Kasım Biber de nasiplenenlerden…. Fotoğraflarda görüyorsunuz.

Ramazan ayı da yaklaştı. 10 güne kadar niyetlenmiş olacağız. Her Ramazan iftara yakın saatlerde tepsiler güveçler dolar fırına. Tüm esnaf aşçı kesilir. Çok acıktıklarından, canları kendi pişirdikleri yemeği çeker. Bunun için de en güzel yer, Özer Abi’nin fırınıdır.

Bu arada belki de bereketi buradan kaynaklıdır bilemiyorum. Her Ramazan akşamı iftarda 20-30 kişiyi ağırlar. Güveçi, pilavı, tatlısı ikramıdır. Denk gelirseniz iftarına eşlik edin. İstiklal Caddesi, Sadri Alışık Sk No. 9… Bir Beyoğlu Yeryüzü İftar Sofrası da burası…

Ramazan orucuna inanan ve tutanlara şimdiden Hayırlı Ramazanlar dileriz; ben de Özer Abi de…

CEVAP VER