Veysi Dündar uyuşturucuyla mücadelenin önemli ismi Bilal Ay ile görüştü: “Mücadele için Saadet’i seçtim ve Meclis’i hedefledim…”

0
24 Haziran yaklaştıkça siyaset sahnesi de giderek ısınıyor. Siyasi partiler adaylarını, projelerini açıklıyor. Kamuoyuna ekonomiden, sosyal hayata kadar gerçekleştireceklerini vaat ettikleri pek çok projelerini açıklıyor. Ancak bir aday var ki, aday olma sebebiyle gündemin kalabalığından sıyrılıyor. O isim uyuşturucuyla etkin mücadele için aday olan Bilal Ay.
Ay, Saadet Partisi İstanbul 2. Bölge Adayı. Temel Karamollaoğlu’nun da seçim sloganı olan #DEĞİŞTİR’i bulan kişi Bilal Ay. Uyuşturucuyla mücadelesi ise yaklaşık 4 sene öncesine dayanıyor. Arkadaşlarıyla birlikte kurduğu ve Genel Başkanlığını üstlendiği Temiz Toplum Derneği aracılığıyla uyuşturucu ve toplumdaki olumsuzluklarla mücadele ediyor. Derneğin, dolayısıyla da Bilal Ay’ın çalışmaları İstanbul’la sınırlı değil. Sadece Bilal Ay, hiçbir karşılık beklemeden üstelik zaman zaman da kendi cebinden harcayarak, 4 yıl içinde yurt genelinde uyuşturucuya karşı 300 konferans vermiş. Bu çalışmalarını daha etkin biçimde yürütebilmek için de milletvekili adayı olmuş.
Biz de adaylık sürecini ve uyuşturucu belasını Bilal Ay ile konuştuk.
Neden siyaset
 
Veysi Dündar (VD): Milletvekili adayı olmaya nasıl karar verdiniz?
Bilal Ay (BA): Çok uzun yıllardan beri siyasetle içli dışlı olan bir insanım ve samimi olarak söylüyorum siyaseti ulvi bir hareket ve millete hizmet için yaptığıma inanıyorum. Aday olsam da olmasam da hem siyasi çalışmalara hem de topluma faydalı olabilecek STK çalışmalarına devam ediyorum.
Bu seçimdeki adaylığıma gelince, yıllardır uyuşturucuya karşı mücadele veriyorum. Bu mücadeleyi meclise taşımak adına da aday olmaya karar verdim. Partimizin yetkili organları da uygun gördüler, bugün adayım. İstanbulluların desteğini bekliyorum.
VD: Peki seçilebilecek misiniz?
BA: Seçilebilmem için ortalama 300 bin oya ihtiyacımız var. Bu rakam İstanbulumuzdaki seçmen sayısı düşünüldüğünde hiç de yüksek bir rakam değil. 2014 yılında Gaziosmanpaşa’dan Belediye başkan adayı oldum. O seçimde sadece ben 40 bine yakın bir oy aldım.
Saadet Partisi’ndeki son dönemdeki yükselişi, gençlerin partimize olan ilgisini ve partimize yönelen dip dalgayı da hesaba katarsak seçilmemin zor olmadığını düşünüyorum. Ancak yine de temkinli olmakta fayda var; bölgemdeki tüm seçmen kardeşlerimin desteklerini de istiyorum.
Uyuşturucu büyük bela
VD: Gelelim bağımlılık meselesine. Konu önemli. Araştırdığım kadarı ile de tablo oldukça ürkütücü sanırım. Nedir durum?
BA: Sadece İstanbul’da 500 bin uyuşturucu bağımlısı olduğunu öngörüyoruz. İstanbul’un nüfusunu 15 milyon değil, 20 milyon olarak kabul edersek bile her 40 kişiden birisi uyuşturucu bağımlısı. Aileleri ile birlikte düşündüğümüzde sadece İstanbul’da 2 milyon kişi uyuşturucu belasından etkileniyor. Birkaç büyük şehri saymazsak ülkemizde bu nüfusa erişebilen il yok.
Türkiye geneline baktığımızda da tablo, bir miktar daha iyi olmakla birlikte, çok da farklı değil. Bu da nasıl bir bela ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
VD: Uyuşturucunun bela olduğunu biliyoruz. Zararlı olduğunu da biliyoruz. Ama biraz daha somutlaştırırsak…
BA: Örneğin sentetik uyuşturucu. Son dönemlerde kullanımı oldukça arttı. Sentetik uyuşturucu, 1 kerede bağımlılık yapıyor. 10 gün içerisinde beynin yüzde 60’ını yok ediyor ve 3 sene içinde de öldürüyor. Bu da bizlere aslında ne kadar hızlı hareket etmemiz gerektiğini gösteriyor.
Süreç içerisinde uyuşturucuya bulaşmamış insanlarımız, uyuşturucu batağına saplanıyor. Çünkü bir bağımlının yapabileceği iki şey var. Ya çalacak ya da satacak. Bu noktada da tedavinin önemi iki kat artıyor. Şunu da ifade etmek istiyorum ki, biz uyuşturucu batağındaki gençlerimizin değil uyuşturucunun karşısındayız.
Size çok çarpıcı bir de örnek vereyim. Örneğin bir anne bana gelerek çocuğunun ölmesi için dua ettiğini söyledi. Yoksa başkalarını da bu belaya bulaştıracağını, bu yüzden başka annelerin yüreğinin yanmaması için bunu istediğini ifade etti. Bir annenin böyle bir şey söylemesi için neler yaşaması gerekir düşünebiliyor musunuz?
VD: Bela zannedilenden büyük anlaşılan. Peki ya tedavi süreci nasıl işliyor. Elini taşın altına koyması gerekenler, gerekli adımları atıyor mu?
BA: Uyuşturucu bağımlısı bir kişinin tedavisi çok aşamalı bir süreç. Öncelikle ikna ile tedavi başlayacak. Kişi buna karar vermek durumunda. Ardından ciddi bir rehabilitasyon süreci yaşanması gerekiyor ve son olarak da bağımlının eski ortamına dönmemesi yani farklı bir yere taşınması gerekiyor. Ancak ülkemizde rehabilitasyon aşaması maalesef yok.
Türkiye’de bağımlılık tedavisi yapılan AMATEM’ler var. Ancak bunların da kapasiteleri çok yetersiz. Rakamlar ortada. Kaç insanımızın bu belayla boğuştuğu ortada, ancak ülke genelindeki AMATEM’lerin toplam yatak kapasitesi 600-650 civarında. Özel bazı rehabilitasyon merkezleri var, ancak onlar da işi tamamen ranta ve ticarete dökmüş durumda. Devlet bu işe büyük bir ciddiyet ve titizlikle el atmalı.
İşte bu yüzden bu konu partiler üstü bir konu. Bu sebeple hangi görüşten olursa olsun, hangi partiye oy veriyor olursa olsun bir seferliğine de olsa herkesin desteklerini istiyorum. Maalesef bizden başka da gündeme getiren, üzerinde projesi olan yok.
Ben Meclis’e girince
VD: Proje demişken, eleştirmek kolay da siz ne yapacaksınız?
BA Bu konuda çok daha güçlü söz söylemek için yola koyulduk. Öncelikle her görüşten insanı bir araya getirerek, ülke siyasetine doğru yön vererek, hiç uyuşturucuya bulaşmamış insanlarımızın buna meyletmemeleri için ön alacağız.
Bu yeterli olmaz. Mevcut bağımlılar var. Bugün, bir bağımlı 18 yaşını aşmışsa ancak sosyal güvencesi yoksa tedavi olamıyor. Bunu değiştireceğiz. AMATEM’lerin sayılarını arttıracağız. Özel merkezlerin uyuşturucu bağımlılarını adeta rant kapısı olarak görmesinin önüne geçeceğiz. Türkiye´de olmayan rehabilitasyon köylerini kuracağız. Mağdur gençlerimizin önce tedavi edilip akabinde de rehabilite edilip topluma katılımını sağlayacağız. Tedavi olan kardeşlerimizin, tedavinin son aşaması olarak hayata geçmesi gereken, yer değiştirmelerini sağlamak adına da gerekli desteği vereceğiz.

CEVAP VER