Veysi Dündar Röportajı: Temiz Toplum Derneği Başkanı Bilal Ay: “5 Milyon Bağımlı Kapımızda…”

3

Geçtiğimiz cumartesi günü, Temiz Toplum Derneği Genel Başkanı Bilal Ay’a, Fatih’teki dernek merkezlerinde konuk oldum.

Ben, Bilal Ay, dernek yöneticisi arkadaşları ve kahvaltı… Sıcak çay ve samimi sohbet… Beni üniversite yıllarıma götüren bir içtenlikle oldukça keyifli zaman geçirdik.

Burası Türkiye ve her güzellik olduğu gibi bu da pek uzun sürmedi. “Temiz Toplum”un çalışmaları ışık olsa da uyuşturucu konusundaki tablo pek de iç açıcı değildi…

Rakamlar korkunç… Tedavi imkanları kısıtlı… Tedavi başarı yüzdesi düşük… Yine de Temiz Toplum ve bağımlılıkla yapılan mücadele umut verici.

“Ya birlikte mücadele edeceğiz ya da hepimiz kaybedeceğiz!” dedi Bilal Ay, destek olacağımı ifade ettim.

Bilal Ay kimdir?

İstanbul Gaziosmanpaşa’da doğumlu. İktisat Fakültesi Kamu yönetimi bölümünü bitirdi. Reklam ve danışmanlık alanlarında hizmet veren bir ajansın yönetim kurulu başkanıdır. Aynı zamanda Temiz Toplum Derneği Genel Başkanı ve Çankırı Dernekler Federasyonu Yüksek İstişare Kurulu Üyesi olan Ay, evli ve 3 çocuk babasıdır.

Temiz Toplum için bir dernek…

Veysi Dündar (VD): Derneğiniz kurulalı açılalı yaklaşık 2 sene oldu ama ben yine de oradan başlamak istiyorum. Nereden çıktı bu dernek? Adı neden Temiz Toplum?

Bilal Ay (BA): 2014 yılında gerçekleştirilen yerel seçimlerde Gaziosmanpaşa’da belediye başkan adayıydım. Çalışmalar sırasında bağımlı bir genç yanıma geldi. “Biz ölüyoruz, siz nelerle uğraşıyorsunuz başkanım” dedi. Ben de kendisine bunu neden söylediğini sorduğumda bana uyuşturucudan bahsetti. O gün, o kardeşimize seçilsem de seçilmesem de bağımlılıkla mücadele edeceğim sözünü verdim.

Seçimlerin hemen ardından da bu konuda çalışmalara başladım. Bugüne kadar tüm Türkiye’de 300’ün üzerinde seminer ve konferansa katıldım. Nereye çağırılsam gitmeye gayret ettim. Halen de gidiyorum.

Tabii bu çalışmaları daha derli toplu yapabilmek adına da dernekleşmenin faydalı olabileceğini düşündüm. Bu konuda, görüş ayrımı yapmadan gönüllü arkadaşlarımızla bir araya gelerek derneğimizi kurduk. Dernek çatısı altında uyuşturucudan kadına şiddete, çocuk istismarı ve ölümlerinden kumara, çevre temizliğine kadar pek çok alanda mücadelemizi sürdürmeye gayret ediyoruz.

Derneğin adının neden Temiz Toplum olduğu konusuna gelince, çünkü biz biliyoruz ki insan günahsız doğar! Temizdir. Sonradan çeşitli etkenlerle oluyor her ne oluyorsa. Mücadele etmeye gayret ettiğimiz olumsuzluklara rağmen bizim toplumumuz, insanımız güzeldir. Her şeye rağmen temiz kalma mücadelesi içerisindedir. Derneğimiz biraz da bu mücadelenin ürünüdür. Zaten imtihanın gayesi de budur.

Torbacı okul servisinde

VD: Görüyoruz, duyuyoruz, izliyoruz… Durumun pek de iç açıcı olmadığının farkındayız ama tam olarak uyuşturucu bağımlılığı toplumda ne durumda?

BA: Öncelikle şunu ifade etmek isterim. Tek bir kişi dahi bu zehirin ağına düşmüş ise biz bunu kabul edemeyiz! Bize göre insan, istatistiğin konusu değildir! Ancak tehlikenin boyutlarını görebilmek adına bazı bilgiler vermek gerekirse, kullanım yaşı inanması belki çok güç ama 8’e kadar düşmüş durumda!

Biz yaptığımız çalışmalar sonucunda sadece İstanbul’da 500 bin kişinin uyuşturucuya bulaştığını öngörüyoruz. Bu rakam aileleri ile birlikte düşündüğümüzde 2 milyon kişinin bu beladan etkilendiğini gösteriyor. İstanbul’daki bağımlı sayısı ise yine öngörülerimize göre 200 bin civarında!

Rakamları görüyorsunuz. Birçok Anadolu şehriyle yarışacak düzeyde! Düşünebiliyor musunuz, bir şehir var ve tamamı bağımlı!

Ayrıca Anadolu demişken, yakın zamana kadar oralarda bağımlılık meselesi daha az can acıtan bir haldeydi ama artık giderek Anadolu’da da bu sorun büyüyor! Şehir adı vermeyelim, bir şehrimizde, lise okul servisinde bir torbacının yakalanması sorunun boyutlarını sanıyorum tek kalemde gözler önüne seriyor.

Şu hususa da dikkat edilmeli. Bağımlıya ya da kandırılmış torbacıya değil uyuşturucunun kendisine karşı olunmalı!

VD: Sorun tahminlerin ötesinde büyük o zaman. Peki bu nasıl oluyor, nasıl bu kadar hızla toplum bu zehirin ağına düşüyor?

BA: Gençlerimiz için arkadaş çevresi elbette çok önemli. Okullar ve çevreleri zehir tacirlerinin pazar alanı adeta!

Ayrıca bu torbacılar inanılmaz yöntemlerle gençlerimizi kandırıyor. Televizyonların hepimize dikte ettiği bir güzellik tanımı var örneğin. Erkekse fiziği düzgün olacak, güzel kıyafetler, jöleli saçlar vs. Kız ise şişman olmayacak, fiziği düzgün olacak gibi. Şimdi düşünün bu düşünceler içerisinde bir gencimiz var ama sivilceli. O yaşlarda en büyük problem olarak bunu görüyor, zehir tacirleri bu zaafı biliyor “Bunu kullan 1 haftada geçecek” diyorlar.

Yine kilosunu problem eden birine “Kullan bunu 15 günde zayıflayacaksın” diyorlar. Zaten sentetik uyuşturucular 1 kez kullanıldığında bağımlı olunuyor! Zaten maalesef sistem kendi pazarlamacılarını kendisi üretiyor!

VD: Nasıl yani?

BA: Maddi durumu iyi olmayan bir bağımlının yapabileceği iki şey var: ya hırsızlık yapacak ya da uyuşturucu satacak. Bataklık her geçen gün büyüyor bu yüzden…

Sonu ölüm olan bir bağımlılık

VD: Sohbetimiz giderek ürkütücü bir hal almaya başladı açıkçası! Bu noktada uyuşturucunun zararlarını bir kez daha tekrar etseniz…

BA: Örneğin son dönemlerde kullanımı oldukça artan sentetik uyuşturucular… Bilinen adıyla bonzai… Sadece bir madde yok. Bu isimde yüzlerce değişik madde var ve inanın buna uyuşturucu demek bile son derece hafif bir ifade olur. Bu bildiğimiz zehir! Kimyasal bir madde. Ha fare zehiri, ha tarım ilacı, ha bonzai.

Bu zehir tek kullanımda bağımlılık yapıyor. 10 günde beynin yüzde 60’ını yok ediyor. Bunu kullanan şahıs büyük bir irade ortaya koyarak, 105 gün hiç kullanmasa bile tahrip olan kısmın yüzde 15’i hayatı boyunca hiç düzelmiyor. Eğer bu yüzde 15’lik kısım beyinde önemli bir nokta ise kalıcı hasarlara sebebiyet verebiliyor. Örneğin, felçli kalabiliyor.

Ayrıca yine aynı durumdan, yani beyne verdiği hasardan ötürü tek kullanımda öldürme riski de var bu illetin!

Ayrıca şunu da belirtmek istiyorum: Uyuşturucu terörün de en büyük finans kaynaklarından biri aynı zamanda!

VD: Çalışmalarınızda karşılaştığınız ibret verici hadiseler var mı peki?

BA: Maalesef var. Çalışmalarımız esnasında bağımlılarla da, bağımlı aileleriyle de görüşme imkanı doğabiliyor. Örneğin bir konferansımızda bir anne bana geldi ve evladının ölmesi için dua ettiğini söyledi. Yoksa başkalarını da bu illete bulaştıracağını, bu yüzden başka annelerin yüreğinin yanmaması için bunu istediğini ifade etti.

VD: Bir annenin böyle bir şey söylemesi için neler yaşaması gerekir? İnsanlarımızın bunu düşünmelerini rica ediyorum.

BA: Yine başka bir konferansta bir hanımefendi ile görüşme fırsatı doğdu. O hanımefendi, çocuğunun çok başarılı olduğunu, üniversite tercihlerinde doktorluk mu mühendislik mi diye konuşurlarken bir anda hayatlarına uyuşturucunun girdiğini anlattı. Çocuk bağımlı olunca babasının evlatlıktan reddettiğini, kendisinin de çok ağır bir ameliyat geçirmiş ve çok ağır ağrı kesiciler kullandığını söyledi.

Anlattığına göre gece çocuğu eve geldiğinde onu eve alabilmek ve uyuyakalmamak için bu ağrı kesicileri kullanmıyor. Sabah eşi evden çıkınca yemek yapıyor, o yemekleri satıyor ve kazandığı parayı da uyuşturucu alması için çocuğuna veriyor. Bunu neden yapıyor biliyor musunuz? Evladı hırsız veya uyuşturucu satıcısı olmasın diye!

Ayrıca bir bağımlının neler yapabileceğini öngörebilmek de oldukça zor. Uyuşturucu alabilmek için öz evladını torbacılara rehin bırakan bağımlı babalar dahi var!

Çocukları bu zehirden kurtulsun diye onları polise bildiren anneler var!

VD: Tüm bunları dinlemişken bir yandan tedavi ve çözüm yollarını sormak istiyorum. Bir yandan da son dönemde küllense dahi tam olarak sona ermeyen af tartışmalarına dair görüşlerini merak ediyorum. Sizce hangisinden başlayalım?

BA: Önce çözüm ve tedavi süreçlerini konuşalım ki, af tasarısındaki 50 bini aşkın torbacının salıverilmesi durumunda yapabileceği tahribatı daha iyi anlamış olalım diye düşünüyorum.

Tedavisi var, ama imkanlar kısıtlı

VD: Peki o zaman… Biraz yüreğimizi soğutsanız kurtuluş yok mu bu illetten?

BA: Var tabii ama oldukça zor. Ülkemizde de ciddi eksiklikler var maalesef.

Tedavi çok aşamalı bir süreç. Mutlaka ikna ile başlaması gerekiyor. Ancak, bugün bir bağımlıyı tedavi için ikna etseniz, tedavilerin gerçekleştiği AMATEM’lerde 2-3 aydan önce randevu alamıyorsunuz. Randevu günü geldiğinde de bağımlıyı yeniden ikna etmeye çabalamamız gerekiyor.

Bugün AMATEM’lerdeki yatak kapasitesi oldukça yetersiz. Sadece 1062 yatak kapasitesi var. Son dönemde artış var ama maalesef yeterli olmuyor.

Bir bağımlı bu iki süreci başarılı bir şekilde atlatsa dahi, devamında bir rehabilitasyon aşaması var. Ülkemizde bu adım maalesef yok! Yeşilay şimdilerde adım atmaya hazırlanıyor. Biz de dernek olarak bunu bekliyoruz. Rehabilitasyonun önemi şuradan geliyor. Tedavi olan bağımlılar burada gereken özgüvene kavuşuyor ve gereken donanımı alabiliyor. Aileler evlatlarını yeterince takip edemez ancak bu merkezlerde, kendisiyle aynı mücadeleyi verebileceği insanlarla birlikte eğitim alabiliyor.

Son olarak da bağımlı eski ortamına dönmeyecek. Sosyal medyasını kapatacak, telefonunu değiştirecek ve taşınacak! Çünkü madde satıcıları genelde bağımlının peşini bırakmıyor.

Ayrıca bugün bir bağımlı, 18 yaşını aşmışsa ve sosyal güvencesi yoksa tedavi olamıyor.

VD: Başarı oranı nedir peki?

BA: Tablo pek hoş değil. Başarı oranı ülkemizde yüzde 1,5’lar düzeyinde. Avrupa’da ise bu rakam yüzde 2. Bu yüzden, tedaviden çok bulaşmasını engelleme çok önemli. Bizim çalışmalarımız da daha çok bu yönde.

VD: Siz neler yapıyorsunuz?

BA: Biz sokaklarımızda, okullarımızda kolgezen bu tehdit karşısında bir savunma hattı oluşturma gayreti içerisindeyiz. Konferanslar veriyoruz. Gençlerimizi bilinçlendiriyoruz. Çocuklarımızı batağa düşmeden bu tehditten uzaklaştırmaya gayret ediyoruz. Bu alanda yayınlar yapmaya gayret gösteriyoruz.

Dernek olarak yaklaşık 500 konferansa imza attık. Bir kitap yayınladık. Bir diğerinin hazırlıkları içerisindeyiz.

Yakın zamanda Temiz Mikrofon, Sokaktan Olimpiyatlara, Mutlu Aile Güçlü Türkiye gibi sanattan spora pek çok alanda hayata geçirmeyi umut ettiğimiz projelerimiz üzerine de çalışıyoruz.

Ailelere düşen…

VD: Sizin ne yaptığınızı söylediniz. Peki biz?

BA: Bu konu ile milletçe mücadele etmeliyiz öncelikle! Ya birlikte mücadele edeceğiz ya da hepimiz kaybedeceğiz!

Ailelere büyük iş düşüyor. Çocuklarımızın uyuşturucuyu ilk kez denedikleri yerlerin arasında kendi odaları olduğunu da söylemek istiyorum. Ebeveynler çocuklarının nasıl bir çevrede hayatını sürdürdüğünü kontrol etmeliler. Çocuklarıyla iletişimi asla kesmemeliler ve onlara hayır diyebilmeyi öğretmeliler.

Belki kısa, basit ama en etkili bir çözüm yolu bu. Adli ve polisiye tedbirler ise devletin görevi.

VD: Anlaşılan rakamlar çok büyük. Tedavi imkanları ve başarı yüzdesi ise oldukça sınırlı. Bu açıdan af meselesine gelirsek…

BA: Son dönemde biraz üstü örtülse de tamamen gündemden kalkmış değil af konusu. Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum: Biz bu affın yanında ya da karşısında değiliz. Tasarıyı hazırlayanların da iyi niyetli olduğunu düşünüyoruz. Ancak bazı eksiklikler düzeltmeler yapılması şart!

Bu af tasarısı yasalaşırsa 50 bini aşkın torbacı serbest kalacak. Basit bir hesap yapalım. Her torbacı 1 yılda 100 kişiyi bağımlı yapsa, ki bu rakam hiç de zor değil, 5 milyon yeni bağımlı ile karşı karşıya kalabiliriz. Ve bunun nasıl bir felaket olduğunu kelimelerle ifade etmek zor. Çünkü bağımlı sayısı birer birer değil, katlaya katlaya artar. Çünkü her bağımlı az önce de değindik aynı zamanda bir torbacı adayı!

Bundan 20-30 sene evvel, Yeşilçam’ın kötü adamlarının elinde gördüğümüz uyuşturucu bugün sokaklarda! İnsanlarımız sadece çevrelerine bile baksa bu rakamın abartıdan uzak olduğunu gözlemleyebilir.

Ayrıca şunu da belirteyim: Bu torbacılar af ile değil de, cezaları tamamlanıp çıktıklarında da muhtemelen yine aynı şeyi yapmaya devam edecekler. Yani tablo, daha uzun vadede de olsa yine aynı olacak. Çünkü cezaevleri bu insanları ıslah etmeyecek!

Biz bu noktada sadece şikayet eden olmamak adına da çözüm önerimizi ortaya koyduk. “Islah ve Rehabilitasyon Evleri”nin kurulması gerektiğini ifade ettik. Burada, torbacılar cezalarının bir kısmını geçirecekler ve yaptıklarının gerçekten kötü bir şey olduğuna ikna olacaklar.

Biz bu konuyu basın açıklaması ile duyurduk. Yetinmedik, sayın Cumhurbaşkanı’na, tüm bakanlara ve milletvekillerine mektuplar yazdık. TBMM’de temaslarda bulunduk. AK Parti Grup Başkanvekili Emin Akbaşoğlu, İYİ Parti Grup Başkanvekili Yavuz Ağıralioğlu, Saadet Partisi milletvekili Abdulkadir Karaduman ile görüşmeler gerçekleştirdik. CHP’ye ziyarette bulunduk. Ayrıca daha öncesinden, af tasarısını hazırlayan MHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Yıldız ile de bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiştik.

VD: Oldukça önemli bir röportajdı. Son olarak ne söylemek istersiniz?

BA: Davetimize icabet ettiğiniz ve bağımlılıkla mücadeleye omuz verdiğiniz için size ve Ocak Medya’ya teşekkür ederim öncelikle.

İnsanlarımız dua etsinler! Destek olsunlar! Temiz bireyler, temiz sokaklar ve tertemiz bir dünya için Temiz Toplum kervanına katılsınlar!

3 YORUMLAR

  1. Gençlerimizi kim/kimler zehirliyor? Sokak ortasında uzanmış yatan bu çocuklar bizim evlatlarımız.

    Yardımcı olabiliryorsanız ne mutlu size…

CEVAP VER