Veysi Dündar KA.DER ( Kadın Adayları Destekleme Derneği) başkanı Nuray Karaoğlu ile görüştü: “Kadınlar hayatın her alanında eşit olarak yer almalı”

0

Geçen hafta bugün katıldığım Ka.Der (Kadın Adayları Destekleme Derneği) organizasyonunda, kadınların siyasette daha aktif olmalarının ne derece mümkün olduğunu, neler yapılması gerektiğini ve nasıl çalışıldığını kısmen öğrenme imkanına vakıf oldum. Bu vesile ile Ka.Der Başkanı Sn. Nuray Karaoğlu ile bir söyleşi gerçekleştirdim; kadınların daha fazla bilgilenmelerini ve ilgili olanların katılımını sağlamak ve desteklemek adına…

En çok hatırlanan kampanyalarında “Meclise girmek için erkek olmak şart mı?”dan sonra, “Bu meclise kadın şart”la milletvekili adaylıklarında kadınların daha çok yer almasını sağlamaya çalışan bu derneğe bir kadın dostu olarak destek olmak istedim.

Ka.Der ile ilgili özel bilgiler söyleşinin sonlarında mevcuttur. Her türlü bilgiye oradan ulaşmanız mümkün.

Nuray Karaoğlu kimdir?

Bursa doğumludur. Üniversitede uluslararası ilişkiler ve yönetim bilimleri alanında eğitim aldı. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında üyelikleri bulunmaktadır. Göztepe Rotary Kulübü’nde 2002-2003 döneminde başkanlık yapmış, 2004 yılında üye olduğu KA-DER’de başkanlık yapmaktadır. Dergiler, eğitim yayınları üretimi ve satışı alanında faaliyet gösteren Nese Basın Yayın Organizasyon’da yönetim kurulu üyesidir.

Siyasette ve çalışma hayatında kadın

Veydi Dündar (VD): Siyasete katılım ile istihdama katılım arasında korelasyon görüyor musunuz?

Nuray Karaoğlu (NK): Kadınların istihdama katılımı ile siyasete katılım arasında önemli bir ilişki vardır. Siyasete katılmak belli bir sosyal ve finansal sermayeyi de gerekli kılmaktadır. Siyasi profilleri genel olarak incelediğimizde eğitimli, iş dünyasında aktif olarak yer alan ve bununla birlikte sosyal ağlarının da güçlü olduğunu gözlemliyoruz.

Günümüzde siyaset giderek daha fazla finansal kaynak gerektiren bir alan olmaya başlamıştır. Adaylar kendi kampanyalarını finanse etmek zorunda kalmaktadır. Bu anlamda kadınlar daha çok güçlükle karşılaşmaktadırlar. Öte yandan çalışma hayatında yer almak, siyaset için gerekli olan iletişim ağlarının da içinde yer almaya olanak sağlamaktadır. Dolayısıyla, çalışma yaşamında yer almayan kadın, bu nedenlerle de siyasete katılımda dezavantajlı durumda oluyor.

VD: Türkiye’de kadının istihdama katılımı %25 olarak ifade ediliyor. Norveç 1960’larda %40’larda olan oranı %83’e getirmiş. Sizce bizim için her iki oran da hayal mi?

NK: Hane içi sorumluluklar ve özellikle çocuk-yaşlı, hasta bakımı, uzun bir dönem kadını eve bağımlı kılmaktadır. Ayrıca Türkiye’de kadınlar Norveç’e göre eğitim olanaklarına erişimde daha dezavantajlı bir durumdadır. Bu iki durum sebebiyle kadınlar, erkeklere kıyasla ülkemizde çalışma hayatında daha az yer almaktadır. Doğru politikalarla ve kadınları güçlendirici çalışmalarla hayatın her alanında değişimi sağlamak mümkündür.

VD: İpsos’un sandık sonrası anketinde ev kadınlarının %60’ı siyasi iktidarı destekliyor. Sizce bu durum kadınların istihdam ve siyasete katılımına dair iktidar tercihinde etkili mi?

NK: Etkili olduğunu düşünüyoruz…

VD: İktisadi olarak zor bir dönemdeyiz. Sizce kadın siyaseti burada nasıl aktif olur? Sistemdeki arızaların giderilmesinde katkısı ne olabilir?

NK: Politikaların toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek tasarlanması, uygulanması ve izlenmesi aslında sistemdeki sorunların giderilmesinde kilit öneme sahiptir. Yakınları görmezden gelen (%25 kadınların istihdam oranı) iktisadi sistem ile başarılı olmak mümkün değildir.

VD: Kadının en çok katılımı olan parti HDP. Çelişik biçimde HDP de feodal ağların tırnak içinde en çok olması beklenen bölgelerin oylarına talip. Belki feodal kesimler HDP’li de olmayabilir. Buna rağmen de iddialı bir yaklaşım olarak görülüyor. Siz nasıl görüyorsunuz HDP’nin bu yaklaşımını. Samimi mi yoksa tribüne dönük bir tutum mu?

NK: HDP’nin kadınların siyasi katılımında ve temsilinde önemli olduğunu düşünüyoruz. Gerek %40 cinsiyet kotası gerekse eşbaşkanlık sistemi ile kadınların siyasi katılım oranlarını yükseltmektedir.

VD: Tansu Çiller bir kadın başbakan olmasına rağmen ondan sonra arkası gelmedi. Hatta ben de bu nedenle eleştirdim. Siz de kendisinde eleştirilecek boyut görüyor musunuz? Meral Akşener’in de onunla çalışmış olması ile beraber değerlendirildiğinde belki de düşündüğümüzden daha fazla katkı sağlamış olabilir mi?

NK: Toplumların kadınlara karşı tutum ve davranışları, kadınların sosyalleştikleri ortamın onlar hakkındaki yargıları, kadınların siyasete daha aktif olarak katılımını etkilemektedir. Çoğu toplumda kültürel değerler ve gelenekler, kadınları değil, erkekleri politik aktör olarak onaylar. Bu bağlamda, bir kadının başbakan, başkan, milletvekili, bir partinin genel başkanı olmasını veya siyasette aktif olarak yer almasını oldukça değerli ve önemli buluyoruz.

VD: Kadınların iş hayatında daha çok yer alması katma değer yaratmaları bekleniyor. Buna rağmen bu istenilen oranda olamıyor. Kadınların bir insan hakkı da olan çalışmadan hayatlarını idameye yatkın olmalarını besleyen ana etken sizce ne? Sn. Binali Yıldırım kadınların sosyal yardımlar nedeniyle evlenmediklerini bu durumun şikayete sebep olduğunu ifade etti. Buna dair nasıl bir yorum getirilebilir?

NK: Gelişmekte olan birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de kadınlar özel alanda olmaları ve çocuk bakımı yönünde çeşitli araçlarla teşvik edilmektedir. KA.DER olarak hayatın her alanında kadınların eşit bir şekilde yer alması için mücadele ediyoruz. Dolayısıyla, kadınların ekonomik özgürlüğü ve çalışma hayatına katılımı Eşitlik, Özgürlük ve Adalet mücadelesinde başarıya ulaşmanın en önemli unsurlarından birisidir.

Kadına şiddet

VD: Kadına yönelik şiddetin sizce arka planında ne var?
Türkiye’de hala temel konularda önemli ölçüde ahlakçı bir yaklaşım egemen. Namus konusunda mesela ciddi bir kafa karışıklığı var diyebilir miyiz? Namusun ingilizcesi “honor” ama Onur’un Türkçesi namus değil. Oldukça seksist bir söz namus. Hep de aklıma bilmem bilir misiniz Aziz Nesin’in Yeşil Renkli Namus Gazı hikayesi gelir. Siz buna dair neler dersiniz?

NK: Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dair geleneksel kodlar, kadınların yeteri kadar karar alma mekanizmalarında yer almaması, Türkiye olarak imzalandığımız ulusal ve uluslararası yasaların etkin olarak işletilememesi gibi sebepler kadına yönelik şiddetin arka planını oluşturmaktadır. Aslında bu ifadeler erkek egemen toplumun kodladığı söylemlerdir.

Dolayısıyla, onur, namus kavramları erkeklere atfedilmektedir. Biz bunların tamamına aslında kadın cinayetleri diyoruz. Toplumun ve erkek egemen yapının bu gerçeklikle yüzleşmesi gerekmektedir.

VD: Türk toplumunun kadına bakışı her zaman biraz sorunlu idi. İktidarın daha ziyade aile politikaları ile yol almaya çalıştığı görülüyor. Sizce bu yeterli bir bakış mı yoksa bunu aşacak bir bakışa ihtiyaç yok mu?

NK: İhtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Kadını sadece aile ve aile içinde görevleriyle sınırlamak kadınların toplumsal katılımını etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Bu politikaların sonunda Kadın ve Aile Bakanlığındaki “kadın” kelimesi kaldırıldı. Tam da sizin söylediğiniz noktaya denk gelmektedir. Bu nedenle, kadının kamusal alanda eşit temsiline yönelik politikalar üretilmelisi elzemdir.

KA.DER neyi temsil ediyor?

VD: Son olarak KA.DER nedir?
Ne tür faaliyetler yürütür?
Kadınlar size nasıl üye olabilir, nasıl destekleyebilir ?
Bugüne kadar çalışmalarınız ve bundan sonraki çalışmalarınız hakkında bilgi istirham ediyorum.

NK: KA.DER, kadınların ve erkeklerin her alanda eşit olarak temsil edilmelerini savunan bir kadın örgütüdür.

Toplumu ve bireyleri ilgilendiren kararların alındığı, seçim ve atama ile oluşan tüm karar organlarında kadın erkek eşitliğini demokrasinin bir gereği olarak kabul eder.

Türkiye’de kadınlar, farklı sosyal alanlarda varlıklarını kanıtladıkları halde üst düzey yönetimlerde, özellikle de siyasette, eşit temsilden hala çok uzak bir konumdadırlar. Bu eşitsizliği gidermek, tüm yurttaşların kararlara katılımını sağlamak, kadın deneyimi ve çözüm üretme yeteneğini sosyal ve siyasal alanlara kazandırmak amacıyla Mart 1997’de kurulan KA.DER, seçimle ve atamayla gelinen tüm karar organlarındaki kadın temsil oranlarını yükseltmek için çalışır.

KA.DER, siyaset alanının toplumsal yaşam üzerindeki tayin edici özelliğini göz önünde bulundurarak, öncelikle siyasette eşit temsilin sağlanmasını ana hedef olarak belirlemiştir.

Siyaset alanında sağlanacak eşit temsil, kadın erkek eşitliğinin her alanda gerçekleşmesini kolaylaştıracaktır.

KA.DER, 21 yıllık deneyim ve birikimiyle alanında tek dernek olarak Türkiye genelinde çalışmalarını yürütmektedir.

KA.DER’e üyelik için www.ka-der.org.tr web sitemizde yer alan üyelik başvuru formunu ıslak imzalı olarak Genel Merkezimize iletmeleri yeterlidir. Aynı zamanda, Genel Merkezimizi ve Şubelerimizi ziyaret ederek üye olabilirler.

KA.DER olarak, toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısına sahip kadın siyasetçi sayısını arttırmaya katkıda bulunma temel amacıyla 2003 yılından beri sürdürdüğümüz geleneksel siyaset okullarımızı; genel seçimlere yönelik olarak Okan, Toros ve Kadir Has Üniversiteleri ile işbirliği yaparak hayata geçirdiğimiz 10 hafta süren uzun soluklu bir sertifika programı olan Şirin Tekeli Siyaset Okulu ile 100’den fazla kadına ulaştık.

Önümüzdeki yerel yönetimler seçimlerine yönelik olarak 17 Kasım 2018-19 Ocak 2019 tarihleri arasında İstanbul Altınbaş Üniversitesi ile 5 Ocak-23 Şubat 2019 tarihlerinde ise İstanbul Gedik Üniversitesi işbirliğiyle “Şirin Tekeli Yerel Yönetimler Akademisi” programlarını hayata geçiriyoruz.

Aynı zamanda, yerel yönetim seçimlerinde muhtar adayı olacak kadınlar için 29 Kasım’da Antalya’da 4 günlük Eğitim Kampı düzenleyeceğiz.

Yerel seçim öncesi kadınların muhtarlıklarda temsil oranlarını artırmak amacıyla düzenleyeceğimiz eğitim kampına Türkiye’nin her yerinden gelecek 150 muhtar adayı kadına yönelik 4 günlük programda katılımcılar her gün 8 saat teorik ve pratik eğitimle bilgi, beceri ve deneyimlerini arttıracaklar. Benzer çalışma, ilerleyen dönemde belediye meclis üyesi ve belediye başkanı aday adayları içinde planlanmaktadır.

Ayrıca KA.DER olarak, yerel yönetimlerde belediyelerle birlikte Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme çalışması başlatmış bulunuyoruz. Bu çalışma ile yerelde ‘kadını güçlendirici eşitlik mekanizmaları’ kurulacak ve kadınların katılımcı bütçe süreçlerine dahil olmaları sağlanacaktır. Bu kapsamda; KA.DER ile, Mersin Büyükşehir Belediyesi, Çankaya Belediyesi ve Kadıköy Belediyesi ile protokol imzalanmıştır. Yeni belediyeler ile görüşmeler devam etmektedir.

CEVAP VER