Veysi Dündar yaşam koçu Dr. Halil Ata Bıçakçı ile görüştü: ‘’Başkaları için düşündüğümüz başımıza geliyor’’

1

Ankara seyahatimde gerçekleştirdiğimiz söyleşilerden ikincisini sunuyorum. Dr. Halil Ata Bıçakçı. Kendisi bir Yaşam Koçu. Ve dalında çok da iddialı. “Hayalleri Gerçeğe Dönüştüren Adam” müstear ismi. İçeriğini ve bu iddialı beyanını sorularıma dahil ettim. Bir yol arkadaşına ihtiyaç duyarsanız, Dr. Halil Ata Bıçakçı gibi yaşam koçlarına ulaşmalısınız.
İlgisini çekenlere iyi okumalar dilerim.

Yaşam koçluğu nedir?

Veysi Dündar (VD): Öncelikle, sizi biraz tanıyabilir miyiz?

HAB: Kahramanmaraş Andırın doğumluyum. Kahramanmaraşlı olmanın verdiği şairane bir ruh ile kişisel gelişim alanında kitaplar yazıyorum. 2000 yılından beri kişisel gelişim alanında eğitimler veriyorum. Son zamanlarda Youtube üzerinden bizi sevenlere hikayeler anlatarak kalplere ve ruhlara dokunmaya çalışıyorum.

VD: Neden Hayalleri Gerçeğe Dönüştüren Adam? Sizce de bu çok iddialı bir unvan değil mi?

HAB: Öncelikle sorunuz için teşekkür ederim. Aslında hayalleri gerçeğe dönüştüren adam çok iddialı bir cümle. Bir insanın bunu diyebilmesi için ya gerçekten çok donanımlı olması gerekir ya da (gülerek) kafasının kırık olması lazım.

Öncelikle bunun çıkış noktaları çok sağlam…
“Yaratıcı; evrenin yaratıcısı, bir şeyi vermek istemeseydi, istemeyi vermezdi.”
Yaratıcı bize neyi verecekse önce isteme duygusunu veriyor.

Örneğin; karnımız acıkınca bir şeyler yemek istiyoruz, önce açlık duygusunu veriyor sonra yemeği veriyor.

Bilim adamları şunu ispat etmişler; her şey 2 defa yaratılıyor; önce zihinsel sonra fiziksel.

NLP varsayımlarından birisinde diyor ki, bir insan bir şeyi istiyorsa potansiyeli var, yoksa isteyemez.
İstediğimiz her şey bizim zaten yapabileceğimiz şeyler.

Benim görevim onun koçu ve terapisti olarak potansiyelini ortaya çıkartmak.

Şu ana kadar yaşadığımız hayatın tamamı önceden düşündüklerimizin sonucu, bundan sonra yaşayacağımız hayat ise bugünkü düşüncelerimizin sonucu olacak.

Düşüncelerimiz bizim kaderimizdir.

Nasıl bir hayat istiyorsan onu düşün ve gerçek olsun, gerçek olmayacak bir şeyi düşünme şansımız yok.

VD: Son zamanlarda ilişki koçluğunu sık sık duymaya başladık.
İlişki koçluğu nedir?
Bize faydası nedir?
Bunlar hakkında detaylı bilgi verebilir misiniz?

HAB: Bizler bir şey olmak istiyoruz fakat bir şey olmadan önce bizim ne olduğumuzu fark etmemiz lazım.
Biz aslında kendimizin farkında değiliz.

Örneğin; iki sevgili veya eş bir araya geliyor fakat kendilerini tanımıyorlar. Göz gibi; göz tüm evreni görüyor, fakat kendisini görmüyor.

Evliliklerden önce bir okul olması lazım ve insanlara karakter, sevgi ve aşkın anlatılması lazım.

Ülkemizde şu an boşanma durumu ciddi derece fazla. Çünkü insanlar genel olarak şöyle düşünüyor: bir insanın evindeki eşi yanındaysa dünya düşman olsa bile insan hayata dayanabiliyor.
Fakat evinde eşi yanında değilse dünya dost olsa bile kâr etmiyor.

‘Neyleyim sarayı köşkü içinde salınan yâr olmayınca’ diyorlar ya işte o yâr yanımızdaysa biz hayatta güçlüyüz.

Eğitimler

VD: Sizler burada terapilere katılıyorsunuz, ilişki koçluğu anlamında eşlere, öğrencilere ya da iş konusunda iş verenlere bu konuda yardımcı oluyorsunuz. Ama bunun yanı sıra, burada ilişki koçları ya da bahsettiğiniz diğer alandaki koçları da siz burada sertifikalı olarak yetiştiriyorsunuz.
Ne kadar sürüyor bu eğitimler?

HAB: Eğitimler eğitimin konusuna göre değişiyor…
NLP ve koçluk eğitimlerinin belirli seviyeleri var.
Şöyle diyebilirim: bir insan bize geldiği zaman 3 ay gibi kısa bir sürede terapist olarak buradan çıkabilir.
İşi olmayanlar için bu alan aslında çok güzel ve geleceği olan bir iş alanı. Çünkü insanların çok ihtiyacı var.

Dertli insan çok ve derdini anlatabileceği insan sayısı da oldukça az…

Koçluktaki ana espri şu zaten: yumurta içerden kırılırsa hayat başlar, dışarıdan kırılırsa hayat biter.

Bizim toplumumuz sürekli nasihat verenlerden oluşuyor.

Nasihat verdiğimiz zaman aslında yumurtayı dışarıdan kırmış oluyoruz.
Ama koç, yumurtayı içeriden kıran kişi oluyor.

Bize gelen insanlar 3 ay gibi bir sürede terapist olabilir ve bu alandan para kazanabilir. 10 veya 20 yıl önce koçluk diye bir şey dünyada yoktu. Zaman kendisiyle beraber hastalık getiriyor, fakat aynı zamanda da tedavisini de getiriyor.

Son zamanlarda anlaşılmış ki, psikolojisi bozuk olmayan normal insanların da psikolojik desteğe ihtiyacı var.
Bunun için koçluk diye bir şey ortaya çıkmış.

Koçluk bir insan ile yol arkadaşlığı demek.

Danışanımızın derdini çözme veya hayaline ulaştırma konusunda onu derinlemesine anlayan bir insan olarak ona yol arkadaşlığı yapıyoruz.

VD: Peki eğitimlerden bahsettiniz, bu eğitimleri biraz açabilir miyiz?

HAB: Tabii. Yaşam koçluğu, NLP, meditasyon ve kuantum gibi kişisel gelişim alanlarında sertifikalı eğitimler veriyoruz.

VD: Yaşam koçu deyince şahsen benim aklıma insanlara nasihat veren akıl hocası gibi bir imaj çiziliyor. Gerçekten bu böyle midir?

HAB: Değildir, yaşam koçu yol arkadaşıdır, hiçbir şekilde akıl vermez, nasihat etmez.
Doğru soruları sorarak kişinin kendi doğrusunu kendisinin bulmasını sağlar.

 İşin özü

VD: Çok karamsar dönemlerinde benim videolarımla hayata dönen birçok insan var demiştiniz.
İnsanlar güncel videolarınızı takip ederek kendilerine yeni bir bakış açısı elde edebilirler mi?

HAB: Evet, ben net bir şekilde şunu söylemek istiyorum; bu reklam değil taahhüttür.

Youtube videolarımdan herhangi birini izleyerek rahatlayabilirler.

Çünkü hayatın güzel ya da çirkin olmasının dışarısı ile değil kendi içiyle alakası var.

Ben videolarımda insanların kendi içlerindeki potansiyeli nasıl kullanacaklarını gösteriyorum.

Biz başkaları için ne düşünüyorsak o bizim başımıza geliyor.

Bana kendini tek cümleyle anlat ve herkese duyurmak istediğin bir şey söyle deseler şunu söylerim: “öldürmek isteyenler ölecekler, yaşatmak isteyenler yaşayacaklar.”

Bu fizik kanunudur.
Ne kadar etki yaparsan o kadar tepki gelecektir.
Ne kadar teşekkür edersen o kadar teşekkür alırsın.

Elindeki bir şeyin artmasını istiyorsan önce o elindekine minnet edip teşekkür ettiğinde o daha da artacaktır.

‘Niye bende az var, başkasında daha çok’ dediğinde o elindekini de kaybedeceksin.

1 YORUM

CEVAP VER