Veysi Dündar Nurettin Sözen’le konuştu: “İstanbul’un bütün ilçeleri ‘kaymak tabaka’ sayılan ilçeler düzeyine gelmeli”

0

İstanbul’un son sosyal demokrat belediye başkanı Nurettin Sözen ile uzun bir söyleşi yaptık. Bana kalırsa konuşulmadık başlık kalmadı. Erdoğan’ın 1994’ten beri en eski selefinden duyacak çok şeyimiz olduğuna olan inancım boşa çıkmadı. Söyleşiyi sizlere bu ülkenin en büyük şehrini değil, Napolyon’un ifadesi ile “dünya tek ülke olsa, başkenti olacak bir şehriyarı” kendine ideal seçmiş birinin sonraki nesillere emaneti olarak sunuyorum.

İstanbul’a hiç ihanet etmemiş birisinin emanetine saygı en azından bizim şehre olan saygımızın nişanesi olmalı.

İstanbul nasıl dikey oldu?

 VD: 26 Ekim 2018’de Cumhuriyet gazetesinde yer alan haberde değinilen Toki Raporunda sadece 76 projede tam 12,4 milyon m2 kaçak emsalden söz ediliyor. Bu nasıl mümkün oldu?

NS: Büyükşehir belediyesinin ve ilçe belediyelerinin bilgisi ve hoşgörüsü olmadan kaçak inşaat yapmak mümkün değildir. Gerek merkezi hükümetin müdahalesi gerekse büyükşehir ve ilçe belediyelerinin bilgisi ve müsamahası ile Akp yönetimleri dönemlerinde yoğun kaçak inşaatlar yapılmıştır. Bu konuda şunu ifade edebilirim ki, görevde bulunduğum 5 yıl içinde benim bilgim içinde bir tek kaçak binaya müsaade edilmemiştir. Müsaade etme yanında benim bilgim dışında yetkili organlarca saptanan görev başındaki bir başbakanın Boğaz’daki villası yıkılmıştır, ayrıca görev başındaki diğer bir başbakanın Kilyos’taki yapımı süren villalarının yapımı durdurulmuştur.

VD: İstanbul’da bina yapmak, bu kadar gökdelen dikmek mümkün müydü? AKP gelene kadar kimsenin aklına gelmeyen bu inşaat furyası nasıl olabildi?

NS: Bunun 3 nedeni var. Birincisi Ankaranın Büyükşehir belediyesine müdahalesi. İkincisi büyükşehir belediye meclisinin yaptığı planların bu çarpık yapılaşmaya olanak tanıması. Üçüncüsü de büyükşehir ve ilçe belediyelerinin plan dışı inşaatlara hoşgörülü davranması.

VD: Özellikle Şişli’de ve ilçelerde de AKP öncesi döneme ait imar cinayetleri var. Bunlar nasıl mümkün oldu? Bu konularda sizin başkanlığınız döneminde neler yaptınız, bunlara nasıl göz yumuldu?

NS: Söz konusu cinayetleri izlemesi ve önlemesi görevleri ilçe belediyesine aiittir. Ancak ihbar veya şikayet olduğu takdirde bilgi sahibi olurum. Kaçak bir inşaata hoşgörü gösterdiğimin bir tek örneği bile bulunamaz ve görevim süresi içerisinde de Şişli ile ilgili bir ihbar yada şikayet almış değilim.

Park Otel Olayı ve özeleştiri

Veysi Dündar (VD): Park Otel olayı neydi? Park Oteli yıkmak için neden o kadar uğraştınız?

Nurettin Sözen (NS): Park Otel olayı yasa dışı inşaat olayıdır. Kent silüetini çok olumsuz bir şekilde etkilemekteydi. Meclis ve encümen kararıyla plana aykırı bölümünün yıkımına karar verildi. Mal sahibinin belediye yetkililerine ve yıkıcı firma mensuplarına tehditlerine karşın yıkımı gerçekleştirildi. Yıkımın bitiminden sonra plan ve proje dışı yapılaşmalara ders olsun diye Taksim’de bir de tören düzenledik.

VD: İmar konularına çok girdiğimin farkındayım ama Tarlabaşı’nda 360 projesi hakkındaki düşüncenizi de merak edyorum. Bir Beyoğlu insanı olarak buna ilişkin düşünceniz benim için çok önemli…

NS: Bu uygulama kentsel dönüşüm uygulamasıdır. Kentsel dönüşümün iyi niyetle yapıldığını varsaysak bile uygulamada rantın ön plana çıktığı, yasanın uygulanmadığı, insanların yıllarca yaşadığı bölgeden, geleneklerinden göreneklerinden uzaklaştırıldığına tanık olmaktayız. Dolayısıyla parsel bazındaki kentsel dönüşümün gerek mal sahipleri tarafından gerekse yetkililer tarafından izlenmesi ve denetlenmesi gerekmektedir. Yasalara uygun olup olmadığının anlaşılması kentsel dönüşümün tamamlanmasından sonra ortaya çıkacaktır.

VD: Size dair soldan da eleştirel yaklaşımlar var. Siz geriye dönük baktığınızda özeleştiri yapacak hangi başlıkları görüyorsunuz?

NS: Akp Genel başkanının iddiaları ötesinde geriye dönük baktığımda bireysel kusurum olmamakla birlikte İSKİ konuşulabilir. Mesleğinde çok başarılı bir Genel Müdürün anlaşılmayan biçimde yanlışlıklara neden olduğuna tanık olduk, yanlışlıklar saptanınca da yasal gereğini bizzat ben başlattım. Bize muhalif çevreler tarafından abartılarak istismar edilen bu konuda onlarca dava açıldı, amaçları yönetimi ve beni karalamaktı. Bütün açılan davalardan bir kuruş ve bir gün ceza almadım. Devlet hayatımızda olmayan bir uygulamayı devlet hayatına getirmiş oldum. Başkanlığa bağlı görev yapan işletmenin yöneticilerini yargıya teslim ettim. Parlamentoda görev yaptığım sıralarda Başbakanlığa bağlı müsteşar ve genel müdür gibi yöneticilerin başbakanlık tarafından yargılanmalarına engel olunduğu için, onlara benim bu uygulamamı örnek almalarını tavsiye ettim.

VD: Yukarıdaki sorunun sağ versiyonunda Erdoğan’ın sizin şahsınızda CHP için yaptığı eleştirileri İstanbul özelinde nasıl yanıtlarsınız? Sizin çalışma döneminize karşılık gelen olumsuzlukları bugünün perspektifinde nasıl açıklarsınız?

NS: Öncelikle 25-30 yıl evvelki uygulamaları eleştiri konusu yapmanın, toplumun bugünkü ve gelecekteki sorunlarının çözümü için ciddi bir katkı yapacağını düşünmüyorum. Akp genel başkanı bu konuda o kadar ileri gitti ki, Atatürk ve İsmet Paşa dönemine ait eleştiriler de öne sürmektedir. Örneğin; camiler ahıra dönüştürüldü demiştir. 65 yıldan beri aralıksız siyaset yapan birisi olarak, ne rahmetli Menderes’ten ne rahmetli Demirel’den ne de rahmetli Özal’dan bu gerçek dışı gayri ciddi iddiayı duymadım. Gerçek dışı iddialar 3 konuya ilişkindir. Bunları kısa kısa yanıtlamayı doğru bulurum.

Çöp konusu: İstanbul çöpü biz göreve geldiğimiz tarihten önceki 50 yıldan beri, vahşi depolama da denilen Ümraniye’deki çöp toplama alanında toplanır idi. Maalesef bizim dönemimizde çöp toplama bölgelerinde oluşan metan gazı patlaması o yörede kaçak gecekondu yapmış insanların canlarını kaybetmelerine neden oldu.

Göreve geldiğim günden itibaren, programımda da olduğu için ve İstanbulun en önemli sorunlarından biri olduğu için çöp sorunlarına eğildik. En az 10-15 kez helikopter gezileriyle İstanbul için çöp alanları aradık. Yapılan araştırmalar sonucunda bir Amerikan hibe projesiyle hayata geçirdik. Yapımcı şirket Kopenhag şehrinin bir şirketi ile Türk ortağı da vardı. Araştırmaya dayalı oluşturulan bu projenin 4 önemli özelliği vardır. Birincisi, geri kazanım tesislerinin olması. İkincisi, çöp taşıma işlemlerinin 50 tonluk kamyonlarla yapılması (zamanımızda İsveç’ten 50 adet kamyon ithal edilmiş ve karoserleri İstanbul’da yaptırılmıştır). Üçüncüsü de, çöp birikim alanlarında oluşan metan gazlarının toplanarak elektrik üretilmesi. Dördüncüsü ise, çöp sularının yer altı sularına karışmaması için biyolojik arıtmaya tabi tutulmasıdır. Bu projenin dışında Avrupa’nın bir çok ülkesinde de bulunmayan, hastane çöplerinin ayrı olarak toplanması ve imha edilmesi yönetmeliği bizim tarafımızdan gerçekleştirilmiştir. Kanımca bu proje İstanbul halkının sağlığı açısından, İstanbul Havalimanı projesinden daha önemli ve daha büyüktür. Bu proje bizden sonraki döneme tamamlanmış olarak devredilmiştir.

Çöp yığınları konusuna gelince: 5 yıllık yönetim süresi içinde belediye işçi sendikalarının yasal olarak gerçekleştirdikleri en fazla birer hafta süren grevlerinin sonucudur. Bu konu tartışılırken söylediğim “Sendikasız ve grevsiz çöp yığınları olmayan bir toplumda yaşamaktansa, demokrasi içinde sendikası olan grev ve lokavt uygulamaları olan bir toplumda yaşamayı yeğlerim” cümlesinin doğruluğuna inanıyorum, bunu savunuyorum. Görevde olsam aynı uygulamayı yaparım.

Hava kirliliği-Doğalgaz: Çok kısa ve öz yanıt veriyim. Doğalgaz projesi bizden evvelki dönemde bir Fransız şirketiyle görüşülmüş ancak tam anlaşmaya varılmamış idi. Dönemimizde bu anlaşma gerçekleşti. Kurban kesip temel atma resimleri ile Ataköy ve Göztepe’de bitişini gösteren resimler büromun duvarlarında asılıdır. Yapılacak tek şey Akp genel başkanına yanıt olarak bu resimleri göndermek olacaktır.

Su konusuna gelince Tanrı’nın verdiği şanssızlığı deyim yerindeyse kucağımızda bulduk. Beklenen yağışlar yağmadığı için barajlarda su yetersiz kaldı ve İstanbul bir süre susuz kaldı. Bu oluşan susuzluğu gidermek için uzmanlarla ve üniversitelerle birlikte çözümler geliştirildi. Örneğin; Amerika’dan yağmur bombası uygulayan şirket Türkiye’ ye getirildi ve ilk kez uygulandı (İTÜ meteoroloji bölümü danışmanlığında). Türkiye’nin en büyük tankeriyle Yalova’dan Kuruçeşmeye su taşındı, Haliç’in altından boruyla su geçirildi. Ayrıntılarına girmediğim her ilçe için daha bir sürü önlem geliştirildi. Böylece bu sıkıntı olabildiğince en erken ve can kayıpsız giderilmiş oldu. Fazla yağmur yağınca oluşan sel ve felaketler yüzünden onlarca yurttaşımızı kaybettik. Ciddi ölçüde maddi zararlar oluştu. Bunu düzenlemek yönetime veya insanlara bağlı değil.

Bu susuzluk süreci içerisinde Sazlıdere barajı tamamlandı, devlet su işlerine verildi, Istranca dereleri projesi hayata geçirilerek İstanbul’un susuzluğu büyük ölçüde giderildi. Görevden ayrılmadan 6 ay kadar önce de İstanbul’un 2050’ye kadar suyunu karşılayacak Melen projesi ilgili bakanla beraber kamuoyuna duyuruldu.

AK Parti döneminde İstanbul

VD: Sn. Erdoğan’ın 25 yıldır İstanbul’u doğrudan dolaylı yönettiğini dikkate alarak en başarılı ve başarısız 3 konuyu sayabilir misiniz?

NS: Bu konuda 2006 yılı ikinci bütçe müzakerelerinde gece saat 22:00’da yaptığım bir konuşmanın başında “Ben 15 uluslararası projeyi burada sayıyorum, siz de lütfen kalkın size veya partinize ait bir projenizi açıklayın” demiştim. Bu soruma o günden bu yana yanıt almış değilim ve yanıtını da hala bekliyorum.

Başbakan olarak betonlaşmanın, gökdelenleşmenin ve rantın yolunu açmıştır. Zeytinburnu’ndaki 16/9 binaları yıkılması yönündeki mahkeme kararına rağmen hala yıkılmamıştır. Ataköy’ün deniz kenarında yapılan binalar da Akp genel başkanı ve yönetiminin en çarpık örnekleridir.

Yap işlet yöntemiyle yapılan köprüler ve tüneller için de söylenecek tek şey, köprüleri kullanmayanların, kullananlardan daha çok vergi ödediğidir.

VD: Erdoğan ile en son ne zaman görüştünüz? Belki de en eski Selefi sizsiniz. Size dair söylemleri için kendisine güceniyor musunuz?

NS: En son 2002-2007 arasında parlamento çalışmalarında görüşmüştük. Bana karşı eleştirilerini Akp genel başkanı sıfatıyla olağan karşılamaktayım. Ancak devlet başkanı sıfatına yakıştıramamaktayım.

VD: Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’u kazanma şansı var mı? Bu şans nasıl artabilir?  Nasıl azalır?

NS: Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’u kazanma şansı tabii ki var. Ben şahsen kazanacağına da inanıyorum. Kazanma şansının artması ittifaktaki partiler ile ittifak dışındaki demokrasi bağlamında beraber hareket etmemiz beklenen partilere bağlıdır.

VD: Erdoğan İstanbul’un belli bölgelerini pastanın kaymağını yemekle itham etti. Bu bölgelerde zamanında sağ da kazanıyordu. Artık kazanamıyor ve Erdoğan bundan çok mutsuz. Sizce bunun sebebi ne?
 İstanbul’un kıyıya bakan yerleri neden AKP’ye oy vermiyor?

NS: Akp genel başkanının tercih ettiği siyasi yöntemlerden biri de ayrımcılıktır. Toplumda her konuda yaptığı karşıtlık ve ayrımcılık vurgulamasını İstanbul’a da taşımaktadır. Kaymak tabaka tabirini kullanarak İstanbul’u da ayrışmaya itmiştir. Yerel yönetimlerin ve merkezi idarenin görevi, bütün ilçeleri kaymak tabaka diye tabir ettiği ilçelerin düzeyine getirmektir.

VD: Türk siyasetini genel olarak nasıl görüyorsunuz? Tam 65 yıldır siyasettesiniz. Sizce Türk siyasetinin  en önemli meselesi nedir? Çözüm için öneriniz nedir?

NS: Türkiye’nin en önemli meselesi demokrasidir. Ülkenin muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarılmasıdır, gelirin adil bölüşülmesidir. 65 yıllık deneyimime dayanarak üzülerek ifade etmeliyim ki; demokrasi ve gelirin adilce bölüşülmesi konularında yeterince gelişme sağlanamamıştır.

Çözüm Cumhuriyet’in kazanımlarının, Atatürk’ün ilke ve devrimlerinin ve de demokrasinin evrensel düzeyde uygulanmasıdır.

VD: Son olarak sizi son derece berrak bir zihin ve algı ile gördüm. Herşeyi çok net hatırlıyor ve fikirlerinizi güncel tutuyorsunuz. Bunu neye borçlusunuz? Sizi en çok ne motive ediyor?

NS: 65 yıldan beri aralıksız aynı partide, partinin içindeki aynı çizgide duruyorum, olayları yakından izliyorum, araştırıyorum, üzerime düşen uyarı eleştiri görevlerini yerine getiriyorum, okuyorum bilgilerimi arttırıyorum, hekim olarak da fizik ve ruh sağlığımı koruyacak tedbirler alıyorum.

 

Veysi Dündar’ın Nurettin Sözen portresi:

Veysi Dündar’dan Haftanın Portresi: İstanbul’a İhanet Etmeyen Adam, Nurettin Sözen

 

CEVAP VER