Veysi Dündar CHP’li Gülseren Onanç’la konuştu: “Her başarılı kadının yanında bir başarılı erkek vardır” diyebilmeliyiz…

0

Alper Taş’ı Beyoğlu adayı olarak görmenin beni ne kadar heyecanlandırdığını yazıya döktüğüm gün, Gülseren Onanç ile yaptığım söyleşiyi de yayına sunuyorum. “Bir balık ne kadar bisiklete ihtiyaç duyarsa Türkiye’de de erkek egemen siyasete o kadar ihtiyaç var”. Alper Taş’ın Beyoğlu adaylığı ne denli umut verici ise, kadınsız siyasetin neredeyse tam gaz devamı o denli umut kırıcı. HDP dışında bu kaygıyı içinde hisseden siyasi oluşumlar istenilenin çok gerisinde kaldı. Gülseren Onanç ile söyleşimiz kadınlar neden siyasette bu kadar az sorusuna cevap ararken, çok daha geniş bir perspektifte kadınların bu ülkede hayatın her alanındaki varlıklarını tartışmaya açtı. Mevcut siyasi iktidarın kadınların üretimden uzak halleri üzerine bina ettiği siyasetin kalın duvarlarını aşmak ve oradan kolektif bir yapı inşa etmek belki de ilk ödev. Söyleşiyi siyaset ile sınırlı kalmayan bir çerçevede oluşturduk. Umarım katkı sağlayabiliriz.
Onanç’ın söyleşideki sözleri anlayana çok mana içeriyor…

Bu söyleşimizde yeni bir uygulamaya geçiyoruz. Söyleşimiz için özel karikatür ya da fotoğraf seçiyor ve muhatabımıza ‘bu resim size ne anlatıyor?’ diye soruyorum, konuğum da cevaplıyor.

Gülseren Onanç Kimdir?
Girişimci, Aktivist, Siyasetçi
İTÜ İşletme Mühendisliği Fakültesi’nden 1987 yılında lisans derecesi ile mezun oldu. 1988–1991 yılları arasında Amerika’da Michigan State Üniversitesi’nde Pazarlama ve Uluslararası Pazarlama konularında İş İdaresi üst lisans derecesi aldı.
1991–1994 yılları arasında Eczacıbaşı’nın Rusya operasyonunda Satış Pazarlama Müdürlüğü görevini üstlendi. Eczacıbaşı’nın jenerik ilaç pazarında marka yaratmasına,  eczane zinciri kurmasına ve Rusya Cumhuriyeti’nin ilk yabancı şirketlerinden birinin kurulmasına öncülük etti. Türkiye’ye döndükten sonra Balsu ve Ferrero şirketlerinde genel müdürlük ve ülke temsilciği yaptı. Gıda konusunda marka geliştirdi ve dağıtım ağı yönetti. 2000 yılında data analizi, müşteri ilişkileri yönetimi ve dijital pazarlama konularında hizmet veren GO.4’ ü kurdu. 2003 yılında bir Alman şirketortaklığıyla eğlence ve spor alanında hizmet veren bilet satış ve dağıtım şirketi Ticketturk’u oluşturdu.
2003 yılında Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) kurucuları arasında yer aldı. 2007-2011 yılları arasında KAGİDER Başkanlığını sürdürdü. 2008’de KAGİDER Brüksel Ofisi’nin kurulmasına öncülük yaptı. TBMM Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun kurulmasında aktif rol aldı. Kadın girişimcileri desteklemek üzere eğitim programları, yerel ve uluslararası toplantılar organize etti. Kadın girişimcilere banka kredilerinin verilmesini sağladı. Türkiyeli kadın girişimcilerin bölgenin en aktif kadın girişimcileri olmaları yönünde çaba gösterdi. Washington merkezli Uluslararası Kadın İttifakı (TIAW) tarafından 2009 yılında dünyada fark yaratan 100 kadından biri olarak ‘Dünyada Fark Yaratan Kadın Ödülü’nün sahibi oldu.
Aralık 2010 ve Şubat 2018 yılları arasında CHP Parti Meclisi üyeliği görevini sürdürdü. Ağustos 2012 – Nisan 2013 arasında CHP Halkla İlişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı.
2017 yılında Eşitlik, Adalet, Kadın Zirvesi’ni organize etti. 2018 yılında kurduğu www.esitlikadaletkadin.org dijital platformunun yöneticiliğini ve sözcülüğünü halen sürdürmektedir. Transformative Women Leaders (Dönüştürücü Kadın Liderler) grubunun Türkiye’den tek üyesidir.
Veysi Dündar (VD): Karikatür resmi ile başlayalım… Bu karikatür size neyi anlatıyor?
Gülseren Onanç (GO): Kadınlar erkekler ile aynı koşullarda yarışmıyor. Toplumsal cinsiyet rolleri kadının önünde engel. Eşitlik yoksa Adalet de yok.
Kadınlar ve siyaset

 VD: Kulislerde isminiz Beşiktaş, Beyoğlu veya Şişli için geçiyordu hatta kesin gözüyle bakılıyordu. Ne oldu da, sizi aday göstermekten vazgeçtiler?
Zira CHP’de yüzde 33’lük kadın aday profilinin bile çok çok uzağında kalındı bu seçimde de. Tüm partilerde bu bir handikap. Kadın başkan seçilirse, parti olarak işlerini yaptıramayacaklarını mı düşünerek vazgeçiyorlar, ne dersiniz?
Erkeğin fendi, siyasette neden hep kadını yendi şeklinde tezahür ediyor?

GO: Geçtiğimiz Ağustos ayında Eşitlik Adalet Kadın Platformu’nun bazı bileşenleri ile buluştuk ve dedim ki eğer bir şey yapmaz isek Mart 2019 yerel seçimlerinde kadının adı olmayacak, hatta sayılar düşebilir. Siyasetin içindeki iki dinamiğe bakarak söyledim bunu;
1. Parlamenter Sistemin ortadan kalkıp Başkanlık sistemine geçilen bir politik düzlemde Parlamento erkekler için siyaset yapma alanı olmaktan çıkmıştı. Güçlerini yerel iktidarlarda pekiştirmek istiyorlardı.
2. CHP’de de Haziran 2018 Milletvekili seçimlerinde kadın temsilinde bariz bir gerileme olmuştu (%19 dan %12’ye geriledi).
Biz kadın siyasetçiler ve sivil toplum kuruluşları seslerimizi etkin ve erkek siyasilerin anlayacağı dilde çıkaramadık ve sonuç beklediğim gibi oldu.
Ben kadın örgütlerinin, bazı sivil hareketlerin ve Beşiktaş ilçesinin sol kanadının temsilcisi olarak Beşiktaş belediye başkan aday adayı oldum. Partide adaylaşmak için gerekli olan (çoğunluğu erkekler ile yapılan) işbirlikleri kurmadım. Siz her ne kadar dışardan benim siyasi geçmişim ve kurduğum işbirliklerden dolayı aday olma olasılığımı yüksek algılıyor olsanız da ben parti içi işleyişi bilen biri olarak kendimi güçlü bir aday olarak görmüyordum. Nedeni ise çok derin ve kapsamlı. Partilerin hemen hepsinde var olan eril zihniyetin iktidarı kadınlara vermek istememesi ve siyaseti bir erkek alanı görüp kadınları eşit olarak algılamamasını birkaç neden olarak söyleyebilirim.
Sonuç olarak partiler yine kadınları siyasetin dışında tutmayı başardılar. Kurucusu olduğum Eşitlik, Adalet Kadın Platformu’nun yerel seçimlerde partilerin kadın aday raporuna ilişkin bulgularını web sitemizde yayınladık.

AKP’nin 75 ilde açıkladığı belediye başkan adaylarının sadece 1 tanesi kadın. (Gaziantep Belediye Başkan Adayı Fatma Şahin). 634 ilçe belediye başkanı içindeki kadın sayısı ise 14. Toplama baktığımızda, açıklanan 709 belediye başkan adayının 15 tanesi, yani yüzde 2.1’i kadın.
CHP’de durum farklı değil. 51 ilde açıkladığı belediye başkan adaylarının sadece 2 tanesi kadın (Aydın Belediye Başkan Adayı Özlem Çerçioğlu ve Amasya Belediye Başkan Adayı Arife Serpil Saraçoğlu). Açıklanan 785 ilçe belediye başkan adayı içindeki kadın sayısı 39. Toplama baktığımızda, yeni tüzüğünde kadın kotasını yüzde 33’e çıkaran CHP’nin açıkladığı 836 belediye başkanının 41 tanesi, yani sadece yüzde 4.9’u kadın.

Siyaset ve ticaret

VD: Türkiye’nin en önemli iş insanlarından ve siyasetçilerinden ilk akla gelenlerdensiniz. Geldiğiniz nokta itibariyle siyaset mi ticaret mi, hangisi daha zor geldi?

GO: Hiç şüphesiz siyaset çok zor geldi. Siyaset bana özgür irademi kapının dışında bırakıp parti gömleği giymemi dayattı; bu benim kabul edebileceğim bir şey değil. Siyaset serüvenim, özgürlüğümü ve vicdanımı koruyarak üretmeye çalışma süreci oldu. Oysa ben özgürlükleri genişletmek, eşitsizlikleri, adaletsizliği ortadan kaldırmak, toplumsal barışa katkı sunmak üzere siyasete girmiştim.
İş dünyasının rasyonel kuralları bellidir; Siz iyi bir ürün veya hizmeti, diğer değişkenleri de yöneterek, müşteriye sunarsanız kazanırsınız. İnsan sermayesi şirketlerin en önemli varlığıdır ve iyi insanı bulmak ve onu geliştirmek başarının temelidir.
Siyasette ise vasatın hakimiyeti var. Üretken, dünyanın herhangi bir kuruluşunda çalışmaya yetkin olan insanlar politikanın verimsiz alanına girmek istemiyorlar. Benim gibi girmeye çalışanlar da kendine etkin bir alan yaratamıyor. Özgürce soru sorup gelişmeyi ve değişimi arayan, itaat kültürüne karşı çıkan kadın ya da erkek birinin siyasette var olması çok zor.
Yaşanan aday belirleme sürecine ve sonunda ortaya çıkan adaylara bakın ne söylemek istediğimi anlayacaksınız.

VD: Sizi yakından tanıyan biri olarak hem modern hem geleneksel bir bakış açısına sahip olduğunuzu biliyorum. Kulislerde belediye başkanlığı için isminizin geçmesi bu özelliğinize mi dayandırılmaktadır?

GO: Beni belediye başkanı olmak üzere destekleyen kadın örgütleri, demokratik sivil girişimler ve CHP örgütüydü. Bunlar benim yıllardır verdiğim eşitlik-adalet mücadelesini gördükleri ve bana güvendikleri için desteklediler. Benim kucaklayıcı, kimseyi dışlamayan, adil ve ilkeli bir başkan olacağıma inandılar. Siyasetin bu kirlenen ortamında bana duyulan bu güvene minnettarım.

VD: Türkiye’de hem ticaret hayatında hem siyaset hayatında kadın yöneticilerin sayısı oldukça az. Sizin bir yerden aday gösterilip seçildiğinizi varsayalım. Bu anlamda kadınların önünü açmayı düşündüğünüz ne tür projeleriniz var?

GO: Benim Belediye Başkanı olmak istememin en önemli motivasyonu özellikle genç kadınlara “ben de belediye başkanı olabilirim” özgüveni vermek isteğimdi. Ben sadece kendi ilçemde değil bütün İstanbul’daki kadınların adayı olmak istiyordum. Hangi partiye oy verirse versin bir kadının başı sıkıştığında arayacağı destekçisi, ablası, kardeşi olmayı planlamıştım.
Maya Angelou’nun şu sözünü çok seviyorum; “ne zaman bir kadın kendi için ayağa kalksa bilerek veya bilmeyerek, tüm kadınlar için de ayağa kalkar.”
Kadınların iş gücüne katılımının önündeki en önemli engel toplumsal cinsiyet rolleri. Özellikle çocuk ve yaşlı bakım gibi hizmetlerin kadının görevi olarak algılanması. Kreş ve gündüz bakım evleri belediyelerin yapmak zorunda olduğu birimler. Yeni model yaşam evleri planlamıştım.

VD: Bir STK yöneticisi olarak, Türkiye’de sivil toplumun politika üzerinde ne tür bir denetim ve kontrol mekanizması bulunmaktadır?

GO: Son on yıl Türkiye’de gerçek sivil toplumun (devlet ile ilişkisini mesafeli tutan) gerilediğine tanıklık ediyoruz. Demokrasimizin de gerilemesinin bir nedeninin bu olduğunu düşünüyorum. İçinde bulunduğum kadın hareketinin siyasi partiler ile sorgulayan bir ilişkisi vardı, canlı ve üretken bir ilişkiydi. Zamanla Ak Parti iktidarı kendi kadın sivil kuruluşunu kurdu ve bağımsız kadın örgütlerini dışladı.

VD: Sizce kadınlar İstanbul’da hangi ilçeleri yönetmeli ve niçin?

GO: Bence kadınlar İstanbul’da herhangi bir ilçeyi en az bir erkek kadar iyi yönetebilir.

VD: Geçenlerde CHP Parti Meclisi’nde bir takım tartışmaların olduğu medyaya yansıdı. Bu tartışmaları demokratik olgunluk olarak mı, kişilerin “illa benim adamım başkan olsun” kavgası olarak mı yorumlamak gerekir?

GO: Demokratik tartışmalar aday belirleme süreçlerinde yapılır. Yöntem, il veya ilçenin gerekleri, dinamikleri, adayda olması gereken özellikler objektif olarak tartışıldığı zaman bir demokratik olgunluktan söz edebiliriz. Aday belirleme sürecini birkaç kişi ile kapıların arkasında götürüp sonrasında onaylaması için Parti Meclisi’ne getirirseniz bu tartışmaların yaşanılması doğaldır.
Her başarılı kadının yanında…

VD: Türkiye’den Nobel Barış Ödülü için Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın adı geçiyor. Dünya barışı açısından dikkat çekici bu durumun Türkiye’ye bakan ironik boyutu hakkında neler dillendirirsiniz?

GO: Keşke Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş özgür olsaydı ve özgürce barışa hizmet edebilseydiler. Demokrasi başta olmak üzere hepimiz kazanırdık.
VD: “Her başarılı erkeĝin arkasında kadın vardır” sözü ontolojik olarak sorunlu. Bu klişeyi “her başarılı erkeğin yanında başarılı bir kadın vardır” şeklinde değiştirmenin zamanı gelmedi mi?
GO: Ben artık “her başarılı kadının yanında bir başarılı erkek vardır”ın zamanının geldiğini düşünüyorum.

VD: Siyasette mutlaka yapacağım dediğiniz ne var?

GO: Yönetim zihniyetini değiştirmek gerekli. Bunu yapmak da çok zor.

VD: Tv programında kadın adayların azlığı konusunda sorulan soruya Sn. Kılıçdaroğlu şu cevabı verdi: “Zaten kadınlar da erkekleri öneriyor.” Bu cümleyle sorunun başka bir boyutunu ortaya koymuş oldu. Şunu diyebilir miyiz: Siyasette alan kazanan “erkekleşmiş kadınlar” hemcinslerini alandan uzaklaştıracak siyasi oyunlara tevessül ediyorlar mı?

GO: Bu beyanatı ben çok sorunlu buluyorum. Kadının eşit olarak temsil edilmesi gereğine inanmış bir lider çevresindeki kadın veya erkek ne derse desin buna uygulama yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Genel başkan kendi sorumluluğunu başka birine atamaz, atarsa inandırıcı olmaz.
Öte tarafta hiyerarşik, dışlayıcı siyaset yapma kültürünü benimseyen yöneticiler herkese kötü örnek oluyorlar. Kadın siyasetçilerimiz de bundan etkileniyorlar maalesef.
Sivil toplumun demokratik geleneğinden gelen toplumsal cinsiyet eşitliği bilinci gelişmiş kadınların daha iyi siyasetçi olacağını düşünüyorum.

CEVAP VER