Veysi Dündar ‘Yaşam Koç’u Sözen çiftiyle görüştü: “En kolay esaret bedenin esaretidir; en kolay özgürlük de bedenin özgürlüğüdür”

4
Koçluğun etimolojik kökeninin 16. yüzyıla gittiğini bilmezdim. Sözen çiftiyle (PCC Koç Eğitmen, NLP Master Trainer uzmanı) yaptığım söyleşiden ilk öğrendiğim bu oldu. Yanında güvendiğin birine ihtiyaç duyarsan bu senin Koç’un olacak ve ona her aklına geleni sorabileceksin. Doğru deyimle kendini ona emanet edeceksin. Duygu düşünce ve bedeni kısıtlayan tüm zincirleri kırmak için birlikte yol alacağın koçuna hep güveneceksin.
Ne gibi yardımları dokunur? Neler yaparlar? Onu konuştuk. İlgili olanların dikkatini çekeceğini düşünüyorum. Bu işi profesyonel manada yapanlardan istifade etmekte fayda var.
İyi bir hafta dileklerimle…
Mehmet Fatih Sözen kimdir
Mardin’de doğdu. İlk ve Orta Öğrenimini Mardin’de tamamladı. Sonra sırasıyla; Ankara Yenişehir Sağlık Koleji’nde Radyoloji, Hacettepe Üniversitesi’nde Radyoloji ve Anadolu Üniversitesi’nde Ekonomi Okudu. 29 Yıl Sağlık Bakanlığı’na bağlı Ankara Numune Hastanesi, Aydın Devlet Hastanesi ve Manisa Devlet Hastanesi’nde görev yaptı ve bu hastaneden kendi isteğiyle emekli oldu.
Çeşitli dergi ve gazetelerde makale yazarlığı yapması yanında Manisa Doğa Yoga & Koçluk Merkezi ve İnsan Kaynakları Yönetim Danışmanlığı, Manisa Başaran Eğitim Danışmanlık, Manisa Bilge O.S.G.B., İstanbul Nefes Atölyesi ve İstanbul Akademi Grup’da eğitim uzmanı olarak çalışmaktadır.
Aynur Sözen kimdir
Muğla/Fethiye’de doğdu. Hacettepe Sağlık Hızmetleri Meslek Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. Bugüne kadar, Ankara Numune, Aydın Devlet ve Manisa Devlet hastanelerinde çalıştı, şimdilerde Doğa Kişisel Gelişim Atölyesi’nde sağlıklı yaşam koçluğu, nefes teknikleri ve medikal yoga eğitmenliği yapmaktadır.
Koç’luk nedir, kime ‘Koç denir?
Veysi Dündar (VD): Bu karikatür size ne düşündürüyor?
Aynur SÖZEN (AS):
“Potansiyelini Keşfet, Özgürleş.”
O gövdenin ve gücünün farkında mısın “KOCA FİL?”
Mehmet Fatih SÖZEN (MFS):
“Tercih edilmiş Esaret.”
Esaretin 3 biçimi vardır:
-Düşüncelerin,
-Duyguların ve
-Bedenin esareti.
En kolay esaret bedenin esaretidir. En kolay özgürlük de bedenin özgürlüğüdür.
VD: Neden kolaydır peki?
AS ve MFS: Kısaca anlatmaya çalışalım o halde.
Eylem nasıl gerçekleşir?
Ya da iradi davranış nedir?
Nasıl bir süreç sonrasında oluşur?
Bir eylemin gerçekleşmesi, o eylem için ihtiyaç duyulan kasların harekete geçirilmesi, yani elektriksel aktivasyona ihtiyaç duyulması demektir.
Beynin bu komutu verebilmesi için de, hem donelere ve hem de zamana ihtiyacı vardır.
Bu doneler, şimdiye dek beynin öğrendiği ya da öğrenmek zorunda kaldığı duygu ve düşüncelerdir.
Zaman ise, duyguların harekete geçmesi ve onların da düşünceleri hareketlendirmesi için yaklaşık 550 msn kadardır.
Sonuç olarak koca bir Fil’i esir eden küçük bir kazık değil, duygu ve düşüncelerinin “esareti tercihidir…”
VD: Biraz kendinizden söz eder misiniz?
MFS ve AS: 1987 yılından başlayalım o halde. Ekim Ayından…
18’ine yeni adım atmış “Çocuk”lardık tanıştığımızda. Göreve henüz başlamış ve Üniversite Öğrencisi iki Çocuk.
Ankara Numune Hastanesi ve Hacettepe Üniversitesi arasında gidip gelen. Gece Nöbet ve sonrasında da yarı uykulu öğrencilik.
Böyle bir günün akşamında tanıştık. Üniversiteyi bitirince de evlendik.
1993’de Ankara’dan ayrılma kararı aldık ve Aydın’a atandık. O yılın sonunda oğlumuz, Sarpsu’muz doğdu.
Üç yıl sonra da şu an yaşadığımız kent Manisa’ya geldik. Ve iki yıl sonra da diğer oğlumuz, Deniz’imiz katıldı aramıza.
Çalışıyorken aldığımız karar üzerine, tam zamanında emekli olmayı istedik ve de memuriyet hayatımıza emeklilikle son verdik.
İş planlarımızı çok önceden yaptığımız için de, koşullarımızı uygun hale getirmiştik. Şirketimizi kurup, iş yaşamına adım atmış olduk.
2011’de Doğa İnsan Kaynakları Yönetim Danışmanlığı ve Koçluk Merkezi’ni kurduk. Koçluk Hizmetlerinin yanı sıra, 60 il ve 15 ilçe merkezinde olmak üzere, kurumsal firmalara, küçük, orta ve büyük işletmelere danışmanlık hizmetleri, bireysel danışmanlık hizmetleri, 40’a yakın farklı başlıklarda eğitimler, uluslararası akredite sertifikasyon eğitimleri ile hizmete devam ediyoruz.
VD: Koçluk Mesleği ile ilgili bilgi sahibi olmayanlar için, bu mesleği biraz anlatır mısınız?
MFS ve AS: Hani derler ya “anlatılmaz, yaşanır.”
Çok klişe oldu bu cevap. Ama olsun. Böyle kalsın. Anlatılmaz, anlatılamaz.
Yine de biraz anlatmayı deneyelim.
Belki ülkemizde henüz tanışıldı bu meslekle, ancak tarihi oldukça eski.
Koçluk, 1556 yılında Macaristan’da ortaya çıkıyor. Değerli eşyaları bir yerden başka bir yere taşıma işlemine “Coaching”diyorlar. Bu günkü anlamını da Macaristan’daki kullanım amacından alıyor: ”İnsanları bir yerden başka bir yere taşıyan kişi.”
1830’lü yılların başında Oxford Üniversitesi’nde ”Öğrencileri sınavlara hazırlayan kişi”lere Koç demeye başlıyorlar. 1860’lı yıllarda da spor dünyası tanışıyor Koç’larla. Sporcuların fizik kondisyonlarının başarı için yetmediğini, sporcuların antrenörlerinin teknik taktiklerinin yanı sıra, zihinsel performanslarının da desteklenmesi gerektiğinden hareketle “Spor Koçluğu” kavramı ile tanışılıyor.
Ve en sonunda da 1950 yılının başlarında iş dünyası da Koç’lukla tanışıyor ve “İş ve performans artıran kişi”ye Koç diyorlar.
Ülkemizde ise Koç’luk mesleği, 29 Haziran 2013’de 28962 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ulusal Meslek Standardı ile tanınmıştır.
Mesleğimizin özü temel olarak “Yol arkadaşlığı” yapmaktır. Danışmanlık, mentorluk, rehberlik, süpervizörlük, koordinatörlük, terapi ve daha başka yaklaşımlarla karıştırılmakta ve doğru biçimi tam olarak anlaşılamamaktadır. En azından şimdilik…
Yukarıda söz ettiğimiz yaklaşımlar, hem formal (biçimsel) ve hem de informal (biçimsel olmayan) yapılabilmekte iken, Koç’luk kesinlikle “formal” yapılmak zorundadır. Sınırları, hedefi, metodolojisi, etik ve felsefi değerleri… O denli net belirlenmiştir ki, dünya ülkelerinin tümünde aynı biçimde olmak zorundadır. Uluslararası standartları olan bir meslektir.

Bu hizmeti alanlara “Koçi”denir ve Koçilere ne yapacakları söylenmez. Onlara önerilerde bulunulmaz. Kararları sorgulanmaz ve eleştirilmez. Onlara “akıl” verilmez. Neyin doğru, neyin yanlış olduğu söylenmez. Kararlarının sorumlulukları tamamen kendilerine aittir.

Bizde Koç’luk mesleği
VD: Peki Koçlar ne yapar? Onların görevi nedir?
AS ve MFS: Duygudaşlık… Ve yol arkadaşlığı…
“Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşabilenler anlaşır.”
Öylesine değerlidir ki, “duygudaşlık.”
Hep sevmişizdir bizi doğru anlayabilenleri.
Onları anlamak. Doğru anlamak. Anlattıkları gibi anlamak. Ekleme yapmadan. Çıkarma yapmadan. Çarpıtmadan. Bozmadan. Kısaca anlattıkları gibi anlayan.
Çok da kolay olmasa gerek.
Dinliyoruz. Hem de “fil kulağıyla.”
Bizim dilimizde bu deyim “çok derin dinleme” demektir. Hiç bir şey kaçırmadan. Her ayrıntıyı. Söylenenin ötesini. İhtiyacı anlamak.
Gerçekten ihtiyacının ne olduğunu, nereye gitmek istediğini, hangi kararı verirse onun için daha iyi olacağını, neyi yaparsa daha mutlu olacağını… ve daha bir çok sorunun cevabını bulabilmek, buldurabilmek ve o yolda yürürken ona “yol arkadaşlığı yapmak”tır Koç’luk…
VD: Koçluk mesleğinin ülkemizde doğru anlatıldığını ve doğru anlaşıldığını düşünüyor musunuz?
AS ve MFS: Üzgünüz ki hayır.
Bunda belki de bizim de eksiklerimiz var. Mesleğimizi doğru anlatabilme noktasında özeleştiri yapmak zorundayız. Üzülerek söylemeliyim ki, olumsuz örnekler mesleğimizin doğru anlaşılabilmesini perdeliyor, engelliyor. Amatör yaklaşımlardan profesyonelliğe geçildikçe şüphesiz ki doğru anlatabilecek ve doğru anlaşılabileceğiz.
VD: Mesleğinizin iş olanakları ile ilgili neler söylersiniz?
AS ve MFS: Yukarıdaki soruyu yanıtlarken de değinmiştik. Koç’luk mesleği doğru anlatılamıyor, doğru anlaşılamıyor. Bu da doğal olarak meslektaşlarımızın ve bizim iş olanaklarımızın sınırlanmasına neden oluyor.
Oysa, hepimizin yaşamında birer KOÇ’u var aslında.
İlk Koçumuz Annemizdir.
Sonra Babamız.
Abilerimiz, ablalarımız, arkadaşlarımız.
Ve en sonunda da öğretmenlerimiz.
Kısaca söylemek gerekirse hayatımızda hep Koç’larımız oldu. Biz farkına varmadan.
Oysa biz farkına vararak ve fark ettirerek bu ihtiyacı hissettirebiliriz. Bu da bize iş olanağı demek.
VD: Mesleğinize gelecekte duyulacak önem ve gereksinim hakkında ne düşünüyorsunuz?
AS ve MFS: Buna yanıtımız çok kısa olacak:
Bir gün herkesin bir Koç’u olacak…
Ya da biz birilerinin Koç’u olacağız.
VD: Mesleğinizin size göre olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir?
AS ve MFS: Koçluk, gelişim bazlı bir süreçtir. Sonuca gitmek bazen zaman alır. Sabırlı ve sürdürülebilirlik noktasında zorluklar yaşayabiliyoruz. Kişi, hemen sonuç almak istiyor doğal olarak. Bir görüşme sonrasında değişim beklentisi içinde olunduğunda ve bu değişim gerçekleşmediğinde, kişi umutsuzluğa düşebiliyor ve vazgeçebiliyor. Bu nedenle bizim çok dikkatli olmamız gerekiyor. Hazır olmadan harekete geçildiğinde karşımızdaki insan eşiği aşamıyor ve doğal olarak da değişimi yaşayamıyor.
Koçluk mesleğinde kullanılan bazı teknikler ile aşamaları doğru takip  edemezsek, başarısız sonuçlar ortaya çıkacak ve bu da kişinin vazgeçmesine neden olacaktır.
Kısaca söylemek gerekirse profesyonel olmayan bir yaklaşım olumsuz sonuçlar doğuracaktır.
Koçların da hayalleri var
VD: Bu mesleği yapıyor olmanızın sizin için özel bir nedeni var mıydı? Ve verdiğiniz karardan hiç pişman oldunuz mu?
AS ve MFS: İnsanlara “Yol arkadaşlığı” yapmak büyük bir keyif.
Hayallerine ortaklık yapmak, başarılarına ve mutluluklarına tanık olmak, sevinçlerine arzularına yoldaşlık yapmak büyük bir keyif.
Bu nedenledir ki hiç pişman olmadık. Ve hatta kimi zaman mesleğe çok daha erken yaşlarımızda başlasaydık diyoruz. Bundan dolayı olsa gerek çocuklarımızı da Koç’luk mesleği ile tanıştırdık. İkisi de tıp doktoru adayı. Ve ikisi de Koç’luk eğitimlerini tamamlayarak yaşamlarına Koç olarak devam edecekler.
VD: Mesleğimizi belirlerken gelecek için bazı hayaller kurarız. Bu süreçte sizin hayaliniz neydi? Bu hayali gerçekleştirdik diyebiliyor musunuz? Ve daha başka hayalleriniz var mı?
AS ve MFS: Ünlü dahi Einstein diyor ki:”Hayal gücü bilgiden değerlidir.” Bizi de buraya getiren hayallerimiz oldu. Ve de “düşlerimiz.” Çünkü, ikisinde de “sınır” yoktur. Ne hayalde ve ne de “düş”te.
Evet çok güzel hayaller kurduk. ”Formal bir özgürlük” hayali. Hem belli bir disiplin içinde biçimsellik ve hem de özgürlük.
Koç’luk mesleğinin doğru icrası için olmazsa olmazımız “multi-disipliner” olmak, olabilmektir.
Bir düşünsenize, hem kuramları olan, biçimleri olan ve hem de özgürlüğü yaşayabileceğiniz bir mesleği yapıyor olmak.
Cevabımız “kesinlikle evet.”
VD: Peki başka hayalleriniz var mı?
AS ve MFS: Kesinlikle evet. Hem de çoook…
VD: Meslek hayatınızın bir zamanında mutlaka ilginç durumlara tanıklık etmişsinizdir. Bu bağlamda, yaşadığınız en sıra dışı durumu bizimle paylaşmak ister misiniz?
AS ve MFS: Her görüşmemiz ve her seansımız ilginç ve sıra dışıdır aslında.
Aynı kişi ile yaptığımız her bir seans kendi içinde özeldir. Eşsizdir, benzersizdir ve tekrarı mümkün değildir.
Daha iyi ve en iyi

 

VD: Son olarak, Koç’luğu meslek olarak seçmeyi düşünen ya da bu mesleğe henüz yeni başlayacak Koç’lara önerileriniz olacak mı?

AS ve FSM: Önce şunu söylemeliyiz ki bunu düşünmesinler bile. Kesinlikle yapsınlar. Hepimizin onlara, bilgilerine, yeteneklerine ve heyecanlarına ihtiyacımız olacak.
Hepimizin hem de.
En “Usta” olanımızın bile…
Önerilerimize gelince;
Koçluğun en önemli kuralı şudur: Öneri yok.
Her Koç, Koçluk etik kuralları çerçevesinde, kendi sezgi ve metodolojilerini kullanarak, yeni, yepyeni açılımlarla yoluna devam eder ve hep keşfetme sürecini yaşar. Yaşamalıdır da. Hep bir adım ileriye taşımak için. Öğrendiklerini de öğreterek ama…
Hani yukarıda bir soru vardı, hayallerimizi sormuştunuz. Şimdi belki de tam sırası.
Hayalimiz şuydu:
“Koç’luk mesleğini hocalarımızdan daha iyi yapmak ve bizden daha iyi öğrencilerimizin olduğuna tanıklık etmek…”

4 YORUMLAR

  1. Önce Nefes koçluğu eğitiminde Aynur Hocam ile, ardından Temel Koçluk Eğitiminde Fatih hocam ile tanıştım. İki muhteşem insan. Hayatıma kattıkları herşey için ikisine de minnettarım. Yaptıkları işi keyifle ve mükemmel yapan güzel insanlar.

  2. Benliğimizi arama amaçlı emek harcarken,aklın yolunda buluşan yüreklerimizle, biz olup bene ulaştığımız bu en güzel yolu gösteren değerli koçlarımız, sizlerle yolda olmak, silinen eski, çizilen yeni yeni izler ,sevgiyle uğurlanan kapılar, açılan diğer yollar demek…Her yeni yol kendimize, birbirimize,insana,doğaya,hayata,dolayısıyla varoluşa açılan birer kapıyken, her ne olursa uygun olan bu yolculukta sayenizde bize hep güle güle ve iyi yolculuklar… Koçluğunuzla nice emin yollara…

  3. Aynur Hocam ve Fatih Hocam ikisi de birbirinden donanimli, yetenekli, kıymetli.. Gercek potansiyelime dogmama vesile oldular, benim için samimiyetin adresiler hala.Benimlr birlikte cevremdekilerin de hayatlarına dokunmuş oldular; iyi ki iyi ki işaretler beni onlara götürmüş; varlığınız armağan…

CEVAP VER