Veysi Dündar HDP’den ‘sürpriz aday’ bilinen ‘Yeşil Sol’ Naci Sönmez ile konuştu: “Manisa’da da sürpriz yapabiliriz”

0

Can Yücel

“Terzi Fikri öyle bir giysi dikti ki Fatsa’ya
Kimseler çıkaramaz Fatsanın sırtından
Emek hakkının sımsıcak çıplaklığını”

diyerek anmıştı Fikri Sönmez’i. Fatsa’nın efsanevi başkanını. AKP 2010 referandumunda 12 Eylül’ü sözde yargılayacaktı. Kısmete 12 Eylül savcılarından birinin oğlunu babası nedeniyle yargılamak düştü. AKP’nin 12 Eylül’le mücadelesi bu kadar olur, şaşırmadık. Madem Tunç Soyer’i babası için beğenmiyor AKP/MHP, o zaman babası hikayeden değil gerçekten 12 Eylül zindanına kurban gitmiş Naci Sönmez’e destek versin. Bunun olmayacağını tabii ki biliyorum. Ama Terzi Fikri’nin oğlu Naci Sönmez’in HDP’den Manisa belediye başkanlığı adaylığı benim için önemli bir haberdi. Kendisiyle hemen herşeyi konuştuk. Müthiş bir hayat deneyimi olan Naci Sönmez babasının diktiği giysiyi yıkayıp paklayıp terkisine almış. Manisa sokakları en yiğit terzinin oğlu ile tanışacak.

Veysi Dündar (VD): Bu karikatür size ne anlatıyor?

Naci Sönmez (NS): Karikatür güzel… Karikatür bana, yaşamı birlikte paylaştığımız toprakların hepimiz için önemini anlatıyor. Bir arada yaşamak çabası için birbirimizi anlamamız gerektiğini ve birbirimizi öteki görerek hayatı zehir etmemizin anlamsızlığı üzerine düşündürttü.

Terzi Fikri Sönmez ve oğlu Naci Sönmez

VD: Yoğun bilgi akışının içinde odaklanmak zor. Ancak ben AKP’yi yoğun biçimde eleştiren bir yazar olarak babanızın belediyecilik anlayışı ile AKP arasında benzerlik bulmanıza biraz şaşırdım. Bununla tam olarak ne demek istediniz?

NS: Bu konudaki bir konuşmam hep, konuşmamın genel bağlamından koparılarak ele alınmıştır. Ben hiç bir zaman AKP’nin belediyecilik anlayışını Fatsa’daki uygulamalarla benzeştirmedim. Zaten böyle ifade etmem de mümkün değildir. Bir gazetenin o günlerde konuşmanın içinden cımbızla çektiği ve öne çıkardığı alıntıdır. Orada esas olarak Solun Fatsa’yı okumakta, değerlendirmekte sorunu olduğunu ifade etmiştim. AKP ve öncesinde de Refah Partisi’nin Fatsa’daki uygulamalara benzer faaliyetlerine şahit olduğumuzun altını çizerek, soldaki eksikliğe dikkat çekmek istemiştim. Yoksa asla AKP’nin uygulamalarıyla Fatsa’nın yan yana düşünülmesi mümkün değildir.

VD: Terzi Fikri’nin oğlu olarak 1980 darbesinden bu yana bugünlere nasıl geldiniz?
Sizi bu neredeyse 40 yıllık dönemde neler nasıl şekillendirdi?

NS: 1980 darbesinden bu yana zorlu süreçlerimiz oldu. Hem özel hayatımız açısından hem siyasi olarak. Ancak bu zorlukların bizi olgunlaştırdığını, siyasi olarak daha demokrat bir siyasete evirdiğini söyleyebilirim. Çocuk denecek yaşlarda başlayan serüvenimiz bizi bugünlere kadar çizgimizden ayrılmadan ulaşmamızı sağladı. Siyasetin hep sol/sosyalist tarafında olduk. Elbette zaman içinde birlikte yol yürüdüğümüz insanlarla Türkiye’nin değişen koşullarında çeşitli kırılgan virajlarda kimi ayrılıklara düştük. Zaman içinde haklı olduğumuz ve bugün de bizi doğrulayan tutum alışlarımız olduğu gibi, kimi zaman kimi eksik tespitlerimiz de olmuştur. Ancak siyaset böyle bir şey. Önemli olan yanlışı gördüğünüzde bundan ders çıkarmasını bileceksiniz, doğrularınızın da peşinden koşmaya devam edeceksiniz. Bugün HDP’den aday olmak sorumluluk almak önemli ve zamanın doğru işi diye düşünüyorum.

“Başarılı olmak için sahaya iniyoruz”

VD: Manisa’da kazanma ya da en azından tabelada kalmamaya ilişkin stratejiniz nedir?
Kendinizi nasıl anlatacaksınız?

NS: Klasik bir yerel seçim yaşamayacağız. Ne yazık ki, yine kutuplaşmanın, siyasal gerilimin içinde bir yerel seçime gidiyoruz. Bu iktidarın tercihi. Mümkün olduğu kadar Manisa’da bu kutuplaşmayı öteleyen, etkisiz kılan ve herkese seslenen bir kampanya yürüteceğiz. Sadece Sola seslenmeyeceğiz. AKP’ye oy veren emekçilere, yoksullara, esnaflara, çiftçilere de sesleneceğiz. Çünkü bugünkü bu siyasal denklemi bozmanın yolu herkese seslenmekle mümkün olabilir. Başarılı olmak için sahaya iniyoruz. Ne kadar etkili olacağımızı biz de sonuçlar üzerinden görmüş olacağız. Kısa bir zaman var ve biz bunu hem genel siyasetin üzerinden hem de yerel siyasetin üzerinden başarmaya çalışacağız.

VD: Asıl partiniz Yeşil-Sol Parti. Ana akımlarda iyice ötekileştirilen yok sayılan marjinallik olarak görülüyor. Sizce Yeşil Sol Parti olarak alternatif yaratmak mümkün mü?
Bunun için nasıl bir yol ve strateji gerekiyor? Siz ne yapacaksınız?

NS: Türkiye gibi Ortadoğu siyasetinin iç meselemiz haline geldiği ülkemizde Yeşil Sol siyaset olarak işimiz çok zor. Partimizin öncelikli konuları bir türlü memleketin öncelikli konuları haline gelemiyor. Örneğin biz şiddet karşıtı bir partiyiz, ancak yaşadığımız coğrafya tam bir şiddet sarmalında. Örneğin biz insan merkezli değil Doğa merkezli, yaşam merkezli, bir siyaseti temel alıyoruz, ancak yaşadığımız bölgede insanlığın karşı karşıya kaldığı vahşet derdimizi anlatmamızı zorlaştırıyor. Doğanın yaşamın ciddi tehdit altında olduğu bu coğrafya esas olarak Yeşil Sol fikriyat geleceğin politik manifestosu. İşimiz zor ama mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.

Neo-liberal politikalarla buraya kadar

VD: Ülke siyasetini kadınların istihdam dışı bırakılması ve buna bağlı olarak oluşturulan sosyal yardım ağları belirliyor. Bu aslında insanın en temel haklarından biri olan çalışma hakkının da elinden alınması demek. Bunu AKP bir siyaset modeli olarak servis etmekten çekinmiyor. Sizce insan doğasına da aykırı bu modeli aşmak için nasıl bir yol izlenmeli?

NS: Biz her türlü ayrımcılığa karşıyız. Yaşamın her alanında eşitlik istiyoruz. Kadın-erkek arasındaki eşitsizlik ve ayrıcalık en fazla yoğunlaştığımız başlıklardan biridir. Biz kadının her alanda etkin olduğu yeni yaşam mücadelesi veriyoruz. AKP’nin bu konudaki politikaları siyasi zihniyetinin dışa vurumudur. Biz bu politik yönelimden çok farklı bir yerdeyiz.

VD: AKP’nin ideolojik ketlerinin soğuk savaş MC anlayışı ile şekillenirken uygulamalarının ise katı neo-liberal vahşi kapitalist olduğu, bunun sonucunda ağır bir iktisadi krize karşın bundan çıkışta politik esnekliği gösteremediği ve halkı kutuplaştırdığı görülüyor. Siz buna katılıyor musunuz? 1950’den beri süren sağ geleneğin kendini yiyerek büyüyen devasa makinesi AKP ile sona gelebildi mi?

NS: Sona geldiği gibi bağlayıcı cümle kurmak istemem. Ancak Türkiye uzun yıllardır uluslararası Kapitalizmin sosyo ekonomik politikalarıyla bu hale getirilidi. Neo-liberal politikalar daha fazla yoksulluk, daha fazla eşitsizlik üretti. Gelir dağılımındaki adaletsizlik hiç olmadığı kadar bu politikaların sonucunda arttı. Krizi yaratanlardan krizden çıkış reçetesi beklemek yanlıştır. Krizden çıkış için krize neden olan politikalardan vaz geçmek gibi radikal politikalara ihtiyaç var. Bu anlamda evet AKP sona gelmiştir diyebiliriz. Ancak bunun önündeki en büyük engel bu radikal uygulamayı yapacak geleneksel çözümlerin dışında yeni çözümlere sahip bir alternatifin eksikliğidir. Daha doğrusu topluma güven verecek bir seçeneğin olmayışıdır.

VD: Manisa yerel seçimde MHP’nin AKP’yi yendiği bir il. Böyle yerlerde MHP –AKP ittifakından çok da emin olmamak lazım. İYİ Partinin MHP oylarını devraldığını düşünebiliriz. Manisa’da doğru strateji AKP’nin oylarını mı talep etmek?
Bunun üzerinde düşündünüz mü?

NS: Daha önce buna değinmiştim. Biz herkesin oyuna talip olacağız. Oy isterken de ayrımcı olmamak temel kalkış noktamız. Tabii bunun zorlukları var. İktidar özellikle bize bir çok kanalı kapatmakta. Seçimler özgür bir ortamda yapılamıyor. Bu şartlar altında bütün Manisa’ya ne kadar seslenebileceğiz bilmiyorum. Bunu göreceğiz. Bildiğim tek şey sesimizi ulaştırabildiğimiz AKP’ye oy veren seçmeni ancak biz ikna edebiliriz. Bu konuda kendimize güveniyorum.

VD: Babanız MC siyasetinin ve buna bağlı oluşan askeri darbenin sembol kurbanı idi. Bugün o dönemlerin ideolojik bölünmesinden uzağız. 1991’den beri de komünizm dünya sahnesinden çekildi. Erdoğan ise hala komünistleri suçlayarak kendi icraatını haklı çıkarmaya çalışabiliyor. Bu ağır çelişkiyi siz nasıl tanımlıyorsunuz?

NS: Bu bir çaresizlik göstergesi. Sözü tükenmiş olan bir siyasi hareketin ortaya sürebileceği şeyler. AKP bir süredir geleceği anlatan cümle kuramıyor. Sürekli geçmiş anımsatması yaparak mevcut seçmenini konsolide etmeye çalışıyor.

Neden HDP?

VD: HDP’ye yönelik müthiş bir baskı ortamı var. HDP’yi kriminalize eden bu süreçte Manisa gibi hem metropol hem taşra bir kentte solun temsilcisi olarak HDP’den adaysınız. Sizce taşra yönüyle Manisa’ya hitap etmek için ne yapmanız lazım?

NS: Bugün HDP Batıda sınırlı sayıda ilde seçimlere giriyor. Özellikle sol, demokrat seçmenin seçeneksiz bırakıldığı yerlerde. Manisa bunlardan birisi. Bu dönem açısından, hem bu nedenle hem de HDP’ye yönelik iktidarın fütursuz saldırısı nedeniyle aday olduk. Bu zorlu süreçte siyasette tutum almak önemli. Siyasi tutumu pratikleştirmiş olduk. Tabii ki bu konuda Manisa gibi merkezden uzak bir ilde bunu gerçekleştirmenin zorlukları var. Ama bunu bilerek ve bu zorlukları aşmak üzere politik bir karar verdik.

VD: HDP, CHP’nin aday çıkarmadığı ittifak merkezlerinde aday çıkarıyor. Ama sizin klasik CHP söylemleri diye bilinen bazı söylemlere de çok uzak olduğunuzu anlıyoruz. Sizce bu tercihle HDP, CHP’nin aslında bu klasik söylemlerin hiç de içinde olmadığını mı düşünüyorsunuz?

NS: Hayır tam böyle değil. Türkiye daha önce benzeri görülmemiş ve yaşanmamış bir süreçten geçiyor. Mevzu CHP’nin ne yapıp yapmadığından çok toplumsal ihtiyaçların ne olduğuyla ilintili aslında. Siyaset toplumsal ihtiyaçlara yanıt üretebildiği oranda anlamlı oluyor. Bugün CHP ya da diğer partilere oy veren insanlara doğru mesajları vermenin zamanı. Bir de CHP’ye oy verip CHP’nin geleneksel siyasetiyle pek barışık olmayan, başka bir seçenek olsa tercihini değiştirebilecek bir seçmen kitlesi var. Bu seçmen kitlesiyle HDP arasında son bir kaç seçim sürecinde bir gönül bağı oluştu. Şimdi bu yurttaşlar AKP’yi geriletebilmek için HDP’den katkı istemekteler. Bugün önemli olan bu talebe kayıtsız kalmamak, insanları seçeneksiz bırakmamak.

VD: HDP’de siyasete kazanmasanız da devam edecek misiniz? HDP’nin etnik sınırlara hapsedilmeye çalışılan siyasetinin bunun ötesine geçmesi için neler yapılması lazım?

NS: HDP için hep zorluklar vardı. Bu süreç zorlukların katlandığı bir süreç. HDP’de siyasete devam etmek ya da etmemek gibi bir gündemimiz yok. Biz Yeşil Sol Parti olarak başından beri HDP bileşeni bir partiyiz. Bugün iktidar, kamuoyunda HDP’yi olduğundan ya da olmak istediğinden başka bir şey olarak algılatarak sonuç üretmeye çalışıyor. Evet HDP bugün daha çok Kürt seçmenlerin ilgisini çeken bir parti. Ama azımsanmayacak oranda HDP’nin bu seçmenlerin dışında da kadrosu ve taraftarı var. Aslında HDP Türkiye’nin ihtiyacı olan demokrasiyi kazanabilmenin aracı olacak bir demokrat siyasi hareket olabilmenin sınavından geçmektedir. Başarılı olabilirse Türkiye için iyi bir şey olur. Başarılı olamazsa yazık olur. Biz bu anlamda HDP’nin başarılı olabilmesi için devam edeceğiz.

VD: Ben HDP’ye dair yazılarımda dünyadaki benzer etnik sorunlu yerlere dair (İspanya, İrlanda, Kanada) örnekler verip çözümü iki yönlü arayabileceğimizi ifade ediyorum. HDP cenahı olayı sadece biz yasal partiyiz ve yasal parti olarak saygıyı hak ediyoruz noktasında algılıyor. Daha fazlasını yapamazlar mı? Aynı kökten gelinse de artık işin politik eylem dışı alanı ile tüm rabıtayı sözde de kesmenin zamanı gelmedi mi?

NS: Bu o kadar kolay bir şey değil. Hele böylesi bir dönemde zorlukları çok. Dünyadaki her örnek kendi gerçekliğinde ve kendi zamanında anlamlı. Bizim ülkemizde de bu konuda dünyanın başka yerlerine örnek olacak kendi zamanında ve gerçeğinde bir çözüm çıkacak diye düşünüyorum. HDP’nin kendisine oy veren milyonların taleplerine beklentilerine sırtını dönerek siyaset yapması mümkün değil. O zaman kendisi olamaz. Yani yine toplumsal ihtiyaçlar meselesi. Ancak “Toplumun farklı kesimlerinin de HDP’den beklentileri var, onu ne yapacağız?” derseniz anlarım. Zaten siyaset burada önem kazanıyor. Bu farklı taleplere yanıt vermek ve arayışı ortaklaştırmak. Burada herkesin biraz empati yapması önemli.

VD: Son olarak elinizde hiç anket var mı? Bugün oy oranınız nedir Manisa’da ve bunu artırmak için izleyeceğiniz yol ne olacak?

NS: Şu anda yok. Tahmini şeyler var. Ama bu şimdilik bende kalsın. Ancak kalkış açısından önemli bir karşılığa sahip olduğumuzu söyleyebilirim. Manisa sürpriz yapabilir.

VD: Bir ilave soru da Hopa üzerine… Belediye sizdeydi, o deneyim için ne dersiniz ?

NS: Hopa bambaşka bir mesele. Şimdi bu meseleye dalıp konumuzdan ve günümüzden kopmak istemem. Bazen geçmişi az konuşmak lazım. Esas olan şimdi gelecektir. Yanlış anlaşılmasın, başka bir konuşmamızda elbette Hopa’yı da 80 sonrasının bir pratiği olarak uzun uzun konuşabiliriz.

CEVAP VER