Veysi Dündar Saadet İstanbul BBB adayı Necdet Gökçınar ile konuştu: “İstanbul köprüden önceki son çıkışta”

0
“Betonun duygulardaki tahribatını aşmanın yollarına dair.”
Şubat ayının son cumartesi erken saatlerde vardım Cevizlibağ’daki Saadet Partisi binasına. Hafta içinde İstanbul tanıtım toplantısında dinlediğim Necdet Gökçınar ile sözleştiğimiz üzere sohbet edecektik.
Sohbetimizi erken saatte yaparak günün bereketini kaçırmadık. Bu vesile ile ben de Şubat ayının karlı cumartesi sabahının soğuk ama uyandırıcı havasını teneffüs ettim.
Necdet Gökçınar’ı hafta içinde dinlerken hissettiğim o samimiyet duygusu ile sohbetimiz aktı gitti. Önceden hazırladığım sorulara sadık kalmaya çalışsam da ister istemez farklı konularda da yazılacak yazılmayacak bir çok başlığa değindik.
AKP’nin 17 yıllık iktidarının özellikle İstanbul’a bıraktığı ağır beton yükünün duyguları da betonarme yapmasına dair şikayetimin telifini kendisine gönül rahatlığıyla verdim. Buna mukabil onun hoş sohbetli ama bir o kadar da vakur ve bilgi ile hemhal olmuş bilgece muhabbetinden feyz aldım.
Ötekileştirme ve bölme üstüne kampanya bina eden ve bunu özellikle dinimizin değerleri ile harman eden siyasi iktidar blokuna karşı bu kutuplaştırma siyasetinin ifşa ve ilga edilmesi gereğinin altını ısrarla çizdi Gökçınar. İttifak ettiğimiz bir başlık da gönül belediyeciliği söylemi oldu. “Madem bunca yıldır gönülsüz idiniz, neden vatandaşın yıllarını çaldınız” diye sorduk.
Erdoğan ile başladıkları yolun belki de ilk safhalarında hep yanyana olmanın sağladığı bilgi birikimi ona bu özgüveni veriyor. Saadet Partisini bir çok yönden eleştirebilirsiniz ama hakkını teslim etmeniz gereken şu: Onlar AKP’nin hangi saikle yola çıktığını en iyi bilenler.
Bilge Başkanın ekibindeki Bilge Başkan Adayı da bu bilgisi ile en doğru soruları sormaya muktedir. Siz dinlemeye hazırsanız başlayabiliriz:
Veysi Dündar (VD): Bu karikatürü nasıl yorumluyorsunuz?
 
Necdet Gökçınar (NG): Bugünün özeti bu karikatür. Bugün yaşanan problemlerin de ana kaynaklarından birisini resmediyor. Biz işi ehline vereceğiz. Bundan herkes emin olabilir.
AKP ve CHP arasına sıkışan İstanbul seçmeni
VD: AKP’nin güçlü bir oy tabanı var. Ama oy tabanı aslında Saadet Partisi ile özdeş. Hatta Sn.Karamollaoğlu yeni bir parti kurulma olasılığına karşılık “gerek yok, biz varız” dedi. Sizce AKP’nin tabanını Saadet’e kaydırmak bir strateji olarak kabul görüyor mu?
NG: Biz milletimizi parça parça değil bir bütün olarak görüyoruz. Bu tip ayrımların sıkça kullanılmakla birlikte hem suni hem de topluma zarar veren şeyler olduğunu düşünüyoruz.
Düşünelim. Bir bakkala girip ekmek almak istediğinizde size hangi tabandasınız diye soruyorlar mı? Metrobüsün çilesini çekerken parti ayrımı var mı? Yüksek su birim fiyatları görüş mü ayırıyor?
Biz bu noktadayız. Milletimizi bir görüyoruz. Birlik ve beraberliğimizi yitirmeden, milletimizi oy uğruna bölmeden çalışmalarımızı yürütmeye gayret ediyoruz.
Ayrıca belirttiğim gibi İstanbul’un problemleri parti ayırt etmiyor. Hem insanlar parti tercihlerini de biliyoruz ki değiştirebiliyorlar. Bu yüzden biz İstanbul’daki tüm hemşehrilerimizin oylarına talibiz.
Herkesin oyunu alacak, hem sevgi iklimini, hem huzuru, hem de yaşanabilir bir İstanbul’u elbirliği ile tesis edeceğiz.
VD: İstanbul’da seçimin İmamoğlu ve Yıldırım ekseninde olduğuna şüphe yok. Realist bir bakışla İmamoğlu’ndan ziyade Yıldırım’a ait alanda iddia ortaya koymanız gerekiyor. Bunun için ne yapacaksınız?
NG: Az evvel ifade ettiğim gibi biz herhangi bir adaya ait alan diye birşeyi kabul edemeyiz. Kimseyi bölmeyeceğiz. Kutuplaştırmayacağız.
Seçim meselesine gelince, öncelikle biz bu ikili yapıyı kabul etmiyoruz. Çok güçlü, kararlı ve temiz bir kampanya ile çok yakında tabiri caizse fırtınalar estireceğiz. İstanbulluların bu iki parti arasında sıkışmak mecburiyetinde olmadıklarını göstereceğiz. Zaten, evvelden beri söylediğimiz gerçek şudur: Türkiye’de onlarca parti olsa bile ilkeler ve görüş açısından aslında iki parti vardır. Birincisi Milli Görüşün tek temsilcisi Saadet Partisi, ikinci ise diğerleri.
Biz çözümün doğal adresiyiz. İstanbullu aziz hemşehrilerim de bu gerçeği görerek bize destek vereceklerdir.
Milli Görüş hareketi geçmişte nice seçim zaferlerine imza attı. Beklenmedik nice anlarda milletimizin desteğiyle destanlar yazdı. Örneğin 1994’ü anımsayın. Bugün İstanbul yine o günkü gibi bir şehircilik krizi ile karşı karşıya. Biz Saadet Partisi olarak güçlü ve kararlıyız.
Saadet Partisi ve iktidar
VD: Erdoğan ve müttefiki MHP için özellikle HDP ile karşı cenahta olmaya dayalı bir söylem var. Bu karşıtlık söylemi ile Saadet Partisi’ni de bu safa sokmaya çalışıyor. Buna nasıl bir mukabele etmek lazım?
 
NG: Karşıtlık söylemi, kutuplaştırma söylemi bu millete yarardan çok zarar getirir. Biz buna karşıyız. Böyle bir şey yapmayacağız. Bu milletin evlatları arasında kine sebep olacak adımlar atmayacağız. Sevgiyi, saygıyı, huzuru savunacağız.
Ayrıca bir kez daha ifade edelim ki, Saadet Partisi, tüm Türkiye’de ittifaksız bir şekilde, kendi kadroları ile seçimlere giriyor. Kimseyi kutuplaştırmadan, kamplara ayırmadan kardeş biliyor.
VD: AKP İzmir adayı Zeybekçi HDP için legal bir parti dedi. Aynı zamanda İzmir şarabından söz ediyor. AKP’nin bu ikili siyasetini nasıl yorumluyorsunuz?
 
NG: Bir yerel seçim sürecindeyiz.İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak İstanbul’u konuşmanın, belediyeleri konuşmanın, insanımızın sorunlarını ve çözümlerini konuşmanın daha faydalı olacağını düşünüyorum.
VD: Sorularımın AKP ekseninde olduğunu ve İstanbul’un dışına çıktığının farkındayım ama gerçekçi bir bakışla Saadet için hemen bu seçimde iktidara yerelde de olsa alternatif olmak mı, yoksa bir restorasyon dönemi için kurulacak köprüye dayanak olmak mı tercih edilmeli?
 
NG: Çok kısa şunu ifade edeyim: Saadet Partisi her zaman iktidar olmak için siyaset yapmış bir partidir. Hem yerelde hem merkezi yönetimde doğal çözümdür.
Bugüne bakarsak bir yerel seçim yapıyoruz. Belediye başkanlarını seçeceğiz. Merkezi idare seçimleri bildiğiniz gibi daha sonra yapılacak.
 
VD: Türkiye hiç bir zaman sebzeyi meyveyi bir kaç lira ucuz almak için devlete muhtaç olmamıştı. Aleni fakirliği bu kadar aşina kılmak iktidar için hangi hedefe hizmet ediyor?
 
NG: Bilemiyorum. Soruyu muhataplarına sormak en doğrusu bence.
Ancak bir belediye başkan adayı olarak seçilmem durumunda elimden geldiğince üretimi desteklemek istiyorum.
VD: Uzun zamandır Milli Görüş siyaseti içindesiniz ve kuşkusuz AKP’yi kuran akıl ile bir şekilde dirsek teması içinde idiniz köklerde. Sizce bu temasın kopmasına rağmen AKP hala örneğin bir Konya’da sizin önünüzde görünüyor. Konya’yı ikna etmeden Saadet için bir başlangıç tahayyülü mümkün mü?
NG: Milli Görüş tarih boyunca var olmuş bir görüştür. Siyasi hayatımızda Merhum Erbakan Hocamızın 1969 çıkışı ile yerini almıştır. Zaman zaman şahlanış olarak ifade ettiğimiz dönemler olmuştur ve Türk siyasetine damgasını vurmuştur. Son şahlanışımızı Sayın Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu’nun dönemiyle başlattık. Giderek artan bir ivme ile de yükselişimize devam ediyoruz.
Konya, İzmir ya da Diyarbakır. Bu şehir isimleri üzerinden belli zihni ayrımlar ifade edenler olabiliyor. Ancak biz herkesi bir ve kardeş olarak görüyoruz.

VD: Siyasal İslam’ı temsil ettiğini en azından ideolojik olarak terennüm eden, uygulamalarda ise farklı tatbikata yönelen AKP’nin sizce en önemli hatası ne oldu?

Baktığınızda Cumhuriyet döneminde hiç görülmeyen tüm açılımlar bu dönemde oldu, ona rağmen başarısızlık ağır biçimde hissediliyor. Sizce projenin kendisi mi, uygulaması mı hatalı?
NG: Bu noktada İstanbul açısından bakalım olaya: 15 yıllık bir yerel iktidar var. Şehri betonlaştıran, yeşilden uzaklaştıran, ranta açan, plansızlaştıran, huzurunu elinden alan, gökyüzüne hasret yaşatan, kendi ifadeleri ile “ihanet eden” bir tablo çıkarttılar ortaya.
Buradan baktığımızda proje de uygulama da hatalı. Çünkü bunlara hayat veren görüş Milli Görüş değil.
 İstanbul’un hali ve Saadet
VD: İstanbul’a adaysınız. Eminönü-Kadıköy vapurunda bir kaşarlı tost bir çay 6 lira. Bir aile tostla çay için 24 lira ödeyecek. Tanzim satışla ortalama file bütçesi bu denli büyük bir çelişki yaratan iktidar oy isteme özgüvenini nereden buluyor ?
 
NG: İstanbul’un halini az evvel özetlemeye gayret ettim. İktidar, bu şartlarda İstanbul’dan nasıl oy isteyecek?
O yüzden ciddi bir belediyecilik, şehircilik konuşabilecekleri kanısında değilim. Farklı meselelere dikkatleri kaydırarak oy almak isteyeceklerini sanıyorum. Emareler de bu yönde…
VD: Taksim’e cami, başörtülü memur, her mahalleye imam hatip gibi motiflerin siyasetin dini araçsallaştırmasına imkan verdiği aşikar. Siz bunu nasıl anlatmayı düşünüyorsunuz?
NG: İnanç ve düşünce özgürlüğü Allah’ın insanlara bahşettiği en önemli nimetlerden biridir. Biz bunu hakkıyla uygulayacağız ve insanların dini inançları üzerinden siyaset geliştirmeyeceğiz.
VD: Ahmet Hakan penguenli reklamınızı elit bulmuş. Siz aynı kanıda mısınız?
Ben bu reklamları mütedeyyin kesim için bir aydınlanma aracı olarak görüyorum. Siz de aynı kanıda mısınız?
NG: Reklam filmlerimiz var. Devamı da gelecek. Herkese mesaj vermek istiyoruz biz.
VD: İstanbul bir dünya başkenti olarak nasıl kurtulur? Siz ya da herhangi bir belediye başkanı için öncelikli 5 icraat ne olmalı?
NG: Az evvel de ifade ettiğim gibi İstanbul köprüden önceki son çıkışta. İstanbul’un kurtulması için öncelikle mevcut idarecilerinden kurtulması gerekiyor. Büyükşehir ve 39 ilçesi ile Milli Görüş kadrolarına teslim edilmesi gerekiyor. Çünkü sorunların müsebbibi olanlar, sorunları çözemeyenler, çarenin adresi asla olamazlar.
İstanbul’un sorunları o kadar büyük ve o kadar çok ki, bu açıdan baktığımızda ‘öncelik şudur’ denecek bir mesele yok herhalde. İsrafı mı öteleyebilirsiniz, trafiği mi? Toplu ulaşımı mı? Yeşil alan sorununu mu? Ya da başka bir problemi mi?
Ancak şunu ifade edeyim: İnsan odaklı olacağız. Köprüler kadar o köprünün altında sabahlamak zorunda kalan evsizleri de düşünmek zorundayız.

CEVAP VER