Veysi Dündar SP Urfa Karaköprü BB adayı Essum Saatçı Aslan ile görüştü: “Çalışmalarımızla Antep de İzmir de bize özenecek…”

1

Beni Başkan Yapın Uzaya Urfa Kolonisi Kurayım: Gerçekçi İnsan İmkansızı İster

Saadet Partisi ve Milli Görüş deyince ve üstüne bir de konum olarak Şanlıurfa gelince Türkiye’nin hali pür melali kadın adayı akla en son getiriyor. Ama Urfa’nın merkezinde Karaköprü’de kadın adayı hem de Essum Aslan Saatçı suretinde görünce ister istemez tebessüm yayılıyor yüzünüzde. Türkiye’ye dair umutların tükenmediğini düşünüyorsunuz. 7 günlük köklere yolculuğumda parlak bir Urfa gecesinin uzayan saatlerinde sohbet ettiğimiz Saatçı aslında benim için çok özel tesadüfleri temsil ediyor. Rakibi ve hakkını bizatihi teslim ettiği Metin Baydilli ile Vefa Bozacısında birkaç ay önce tanışma şansına kavuşmuş ve pozitif bir enerji almıştım. Bu tesadüfün bir ucunda da rakip olarak Essum Saatçı’nın olması aslında dünyanın küçük ve şaşırtıcı olduğuna delalet ediyor. (AKP’de siyaset yapmanın güçlüğünü sakini olduğum Beyoğlu’nda 8 Mart’ta yaşananları yorumlarken gösterilmek zorunda kalınan katı tutumla bir kez daha anladım.) Buna rağmen umudu ve iyimserliği koruyorum. Ben en çok “Balıklıgöl ve Göbeklitepe Gaziantep’te olsaydı, Gaziantep uzaya gider koloni kurardı” ifadesine yansıyan turizm bilincini haiz vizyonunu sevdim söyleşide, Essum hanımın. Tabii diğer tüm konularda da formasyonuna yakışan bir derinlik içeren tafsilatla karşımıza çıktı. Ben Saadet Partisini hem kutluyorum, hem de özellikle Karaköprü’de özellikle başarı diliyorum. Essum Saatçı kazanırsa Karaköprü bu ülke için çok özel bir anlama kavuşur.

Essum Aslan Saatçı kimdir?

Şanlıurfa’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Urfa’da tamamlayıp, Hacettepe Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünde okudu. Ardından Çukurova Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Londra Soas Üniversitesi’nde akademik çalışmalarda bulundu. Yine Çukurova Üniversitesi’nde Eski Türk Edebiyatı ve Osmanlıca Anabilimdalı ’nda yüksek lisansını tamamladı. Çukurova Üniversitesi’nde doktora çalışmalarına devam etmektedir. 2003 yılından beri Urfa’da eğitim alanında çalışmalar yapmaktadır. 2013 yılında Nevali Hotel’in açılışını gerçekleştirerek turizm alanında, aynı yıl Bahçeşehir Koleji Şanlıurfa Kampüsü kurucu temsilcisi olarak eğitim alanında girişimleri ile 550 personele istihdam sağlamaktadır.

VD: Yukarıdaki karikatür size ne anlatıyor?

ESA: Kimsenin aklına tornavida gelmiyor…

Neden Saadet Partisi?

Veysi Dündar (VD): Belediye Başkan adayı olarak neden Saadet Partisini seçtiniz? Belediye Başkanı seçilmeniz halinde partiyle sıkıntı yaşamanız mümkün mü ?

Essum Aslan Saatçı (ESA): Çizgime yakın olduğu için ve teveccüh gösterip beni bu göreve layık gördükleri için seçtim. Ayrıca Saadet Partisi Türkiye’nin omurga olarak en köklü partilerinden biri ve şu an iktidar olan partinin mayasıdır. Saadet Partisi yöneticileri ve tabanının seçtikleri adaylardan herhangi bir talepte bulunacaklarını zannetmiyorum. Partinin bir çizgisi var, mottosu da “Dürüst Yönetim”; bu anlayışın dışına çıkılmadıkça sorun yaşayacağımızı zannetmiyorum.

VD: Size göre modern belediyecilik anlayışı nasıl olmalıdır? İlk bakışta ilçenizin ne gibi sorunlarını görebiliyorsunuz?

ESA: Modern kelimesi Çağdaş ile eş anlamlıdır bilirsiniz! Bir kere belediyecilik zaten çağdaş ve bilimsel olmalı, belediye organları zamanın gerisinde kaldığı zaman bir ayağı aksayan bir kent buna bağlı olarak da sorunların konuşulduğu bir toplum oluşur. Belediye deyince hep sorundan bahsedilir ve evet Karaköprü’nün de bir çok sorunu var. İlk akla gelen en temel ihtiyaç olan su bazı kırsal bölgelerde hiç yok ve şehir merkezinde ise sık kesinti sorunu var. Sanırım diğer sorunları anlatmaya gerek yok. Bir de bazı mahallelerde fırın-ekmek sorunu var ki bu konuyu hiç açmayalım. Ben modern olmayı da az buluyorum, ötesine geçilmeli. Yol, su, elektrik, siyaset konuşmak bizi daha gelişmiş projeler yapmaktan alıkoyuyor. Bu sorunlar yaşanmayacak ki, daha orta ve uzun vadeli şehir planları yapabilelim. 10 yıl sonra sadece Karaköprü’nün nüfusu 800 bin olarak öngörülmektedir. Nedir bizim planımız bu nüfusa nasıl hitap edilecek? Yapılan yollar, şebekeler bu öngörüye göre yapılmadığı için elektrik dağıtım şebekeleri mahallelere yetmiyor ve kesintiler yaşanıyor. Ben bunu bilirim: Modern belediye master planlarla yönetilir, günlük projelerle geride kalırız.

VD: Mevcut Belediyeyi ve çalışmalarının nasıl buluyorsunuz? Belediyenizde “Kent Konseyi” gibi birimler oluşturarak şehrin sorunlarını daha çabuk çözmek için diğer sivil toplum örgütleri ile birlikte hareket edecek misiniz?

ESA: Mevcut belediyenin çalışmaları inkar edilemez. Ama ben şöyle bakıyorum bu olaya; hizmet etmek yetmez, bir de hizmeti eşit haklara göre dağıtmak lazım. Siz kendi köyünüzün kapı önlerine kadar kilit taş yapıp komşu köyün çöplerinin 2 hafta bekletilmesine göz yumuyorsanız, ben buna hizmet diyemem; bu hizmet anlayışını doğru bulmam.
STK’lar siyasilerce her seçim dönemi kıymetleniyor, dile getiriliyor; ancak seçim sonrası unutuluyor, dikkate alınmıyor. Kent konseyi gibi çözüm odaklı çalışmaları tercih edeceğim, fakat bununla birlikte yönetimin en temel taşı olan muhtarlara yönelik bir projemiz var. Muhtarlar direkt mahalle sorunlarını bilen, en azından çözüm merciine taşıyan bir organdır. Çok iyi bir koordinasyonla sorun çözmenin ötesinde sorunları oluşmadan çözmeyi hedefliyoruz.

VD: Şanlıurfalı kadınların büyük ihtiyaç duydukları kadın sığınma evleri, kreş, ana okulları gibi kurumları kurmayı veya varsa sayılarını artırmayı düşünüyor musunuz?

ESA: Kadınlar ile ilgili de gerçek ve uygulanabilir birkaç projemiz var. “Kadın Diyarı” adında sadece kadınların günün büyük bir bölümünü geçirebilecekleri spor, sanat, toplantı, yüzme, yeme-içme aktivitelerini yapabilecekleri ve kapısında kadın şoförlü taksiler bulunan bir tesis planladık. Hayal edebiliyor musunuz: kadınlar için evde oturmak yerine sosyal bir tesiste zaman geçireceği bir alan oluşacak. Sığınma evi biraz daha büyükşehir ile Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı ile ilgili bir çalışma alanına giriyor, ama kreş mutlaka olmalı diye düşünüyorum.

İlçenin sorunları

VD: İlçe merkezinde alt yapı, su, elektrik kesintisi gibi sorunlar var. Bu sorunların ortadan kaldırılması için özel projeleriniz var mı?

ESA: Bu sorunlar en temel sorunlar ve maalesef kanayan bir yara haline geldi. Biliyorsunuz büyükşehir yasasından sonra şehrin yönetim yapısında bazı değişiklikler oldu. Su ve kanalizasyon işleri, “Şuski” adlı şirket eli ile Büyükşehir Belediyesi tarafından icra edilmeye başlandı. Su ile ilgili sorunlar büyükşehire bildirilir ve orası çözüm üretir. Su paraları dahi büyükşehire aktarılır. Bu demek değildir ki ilçe belediyeleri bundan soyutlanır. Tam tersine çözüm üretme noktasında hak sahibi gibi hesap sorabilir ve dışarıdan bir hizmet satın alan bir işletme gibi hizmetin tam olarak alınmasını sağlamalıdır. Biz su sorunlar için büyükşehirin yakasından düşmeyeceğiz. Elektrikte de durum aynı. Elektrik dağıtım kurumu TEDAŞ özelleştiğinden beri altyapı sorunları, elektrik kesilmesi bir tarafa haksız ücretler alınması ile ilgili bir çok vatandaşın şikayetleri var. Bu çok büyük bir sorun ama, ilgili kararın devlet politikaları ile özel şirkete verilmiş olması sorunu çözme noktasında yerel yönetimleri devre dışı bırakıyor. Biz belediye olarak bu şirketin müşterisi olduğumuz için hizmet alma hakkımızı bir taraf gibi kullanacak ve halkın tarafında olacağız. Neticede dağıtımı sağlayan bir sermaye şirketi ve biz de bu şirketin müşterisiyiz. Aksayan bir tarafı olursa yasal tüm haklarımızı vatandaşın lehine kullanmaktan çekinmeyeceğiz.
[Şu linkte Eyyübiye Belediyesi yetkililerinin sorunu çözmek için gidip ancak halkı provakasyona gelmemesi konusunda uyaran bir haber metni ve dağıtım şirketi çalışanlarına destek olduğunu gösteren fotoğraf var.]

VD: Seçilirseniz merkezi hükümetten yeterli mali kaynak alabileceğinize, merkezi hükümetin AKP belediyeleri dışında seçilen belediyelere eşit oranda kaynak aktardığına inanıyor musunuz?

ESA: Böyle bir yaklaşım olabilir. Bu konu seçim dönemlerinde iktidar partileri tarafından her zaman manipüle ediliyor maalesef. Belediyeler kendi bütçelerini belirleyen yerel yönetimlerdir. Bunun yanında merkezi hükümet İller Bankası aracılığıyla her yerel yönetim için nüfus ile orantılı bir bütçe ayırmak zorundadır. Bunu da bir lütuf olarak değil, vatandaşın hakkı olarak vermek ile yükümlüdür. Yani şimdi Ovacık Belediye başkanı Türkiye Komünist Partisi mensubu olduğu için merkezi hükümet para vermiyor diye mi üretim yapıyor. Hayır, aksine yeni kaynak yaratmak için halkı üretime teşvik ediyor. Zaten ona bir bütçe ayrılmış ve bunu hangi partiden olursa olsun alacaktır. Ama belediye yönetimleri “ağızlarını açıp” sadece İller Bankasının parasını da beklememeli ve gelir kaynakları bulmalıdır ki hizmet kalitesi artsın.

VD: Peygamberler şehri olarak bilinen Şanlıurfa’nın yurt dışında ve yurt içinde yeteri kadar tanıtıldığına inanıyor musunuz? Belediye olarak ilinizin tanıtımı için ne tür katkıda bulunacaksınız?

ESA: Bakın çok net söylüyorum: Balıklıgöl ve Göbeklitepe Gaziantep’te olsaydı, Gaziantep uzaya gider koloni kurardı. Bunu özenmek olarak algılamayın lütfen. Bu maalesef memleketimizi emanet ettiğimiz kişilerin ve partilerin kalıplaşmış bir sorunudur. Benim için bu en büyük sorunlardan biridir. Bizim hem büyükşehirde hem de ilçe belediyelerinde “Vizyon Müdürlükleri” kurmamız ve PR uzmanlarının burada görev yapması lazım. Bu müdürlük kendi değerlerini, ürünlerini tanıtmak ile ilgili çalışmalar yapmalıdır. O zaman göreceksiniz ki Antep bize özenecek, İzmir bize özenecek. Çünkü Şanlıurfa’da tanıtım ve turizm adına o kadar çok imkan var ki saymakla bitmez. Bir turist gelip 1 gün değil, 1 hafta geçirmeli burada.

VD: Şanlıurfa’da en büyük sıkıntı eğitim ve sağlık sorunu. Okullarda öğretmen sıkıntısı nedeniyle dersliklerde 60-70 öğrenci eğitim ve öğrenim görüyor. Hasta yatak sayısı ile uzman doktor sayısının ihtiyaca cevap veremediği görülüyor. Siz belediye olarak eğitim ve sağlığa nasıl destek vereceksiniz?

ESA: Bunlar hükümet politikalarının alanlarına giren konular. Belediyeler bu alanda bireysel ya da kamusal projeler yapamıyor ama demek değildir ki biz bu konulara dokunmayacağız. Belediyeler bu yapıların oluşacağı alanlarını belirleyip talepte bulunarak bu yönde ihtiyaçları kazandırmak zorundadır. Bizim Karaköprü’de büyük bir hastane için ayrılan arazimiz varmış! bu araziye ne oldu, bu hastane neden yapılmadı? Yine vatandaşımın hakkı bir kesime mi teslim edildi? Ben bu konuyu bizzat takip edeceğim. Eğer ilçeme bir hastane, bir okul tahsis edilmişse ben bunu buraya yaptırmak için uğraşacağım.

Kadın, çalışma hayatı ve siyaset

VD: İlçenizde kadın ve çocukların eğitimleri ile bilgi ve beceri kazanmalarını sağlamak için ne tür çalışma yapacaksınız? Belediye olarak mesleki kurslar düzenleyecek misiniz?

ESA: Kadınlar diyarı projemizin ayrıntısında var. Eğlenmeye gelen de olacak, pasta yapmayı öğrenmeye gelen de.

VD: İşsizlik giderek artış gösteriyor. İlçede yeni iş alanları açarak iş istihdamı sağlamayı düşünüyor musunuz?

ESA: Ben şunu hep söylüyorum: “Belediyeler istihdam oluşturmaz, istihdam için zemin oluşturur, ortam sağlar”. Biz bunun için bir istihdam (İnsan Kaynakları) masası kuracağımızı ilan ettik. Bu projeyle istihdam oluşturmakla beraber doğru istihdamla nitelikli eleman ve nitelikli meslek alanlarına katkı sağlamayı planlıyoruz. Düşünün, siz bir işyeri açtınız ve gelip belediyeden ruhsat talebinde bulundunuz. Ruhsat işlemleriniz hazırlanırken “İK Masamız” sizin ihtiyaçlarınıza göre veri tabanından size uygun elemanları sizinle buluşturuyor ve bunun takibini yapıyor. Siz de işletme olarak doğru elemanı doğru zamanda istihdam ederek bir yükünüzü hafifletmiş oluyorsunuz. Ya da iş arayan birinin bu hizmeti İşkur bağlantılı olarak belediyeden yürütmesi sağlanacak. Bu proje ile belediyeye nasıl bir misyon yüklüyoruz, düşünün.

VD: Tüm partilerde bu bir handikap. Kadın başkan seçilirse, parti olarak işlerini yaptıramayacaklarını mı düşünerek vazgeçiyorlar, ne dersiniz? Erkeğin fendi, siyasette neden hep kadını yendi şeklinde tezahür ediyor?

ESA: “Kadın yapamaz” algısı bence artık yok. Bugün dünyada devlet yöneten kadın devlet başkanları var, ülkemizde de çok başaralı kadın belediye başkanlarımız var!
Erkeğin fendi değil hegamonyası ve partilerine verdikleri vaatler nedeniyle daha uygun profil olarak görünüyor. Partiler zaten işlerini başkana yaptırmamalı. Çünkü kazanırsanız bir partinin değil tüm partilerin ve tüm seçmenlerin başkanı oluyorsunuz. Aksi taktirde bu iş kayırmaya gider ki bunu hiç doğru bulmuyorum.

VD: Türkiye’nin iş insanlarından ve siyasetçilerinden biri olarak, geldiğiniz nokta itibariyle siyaset mi ticaret mi, hangisi daha zor geldi?

ESA: Siyaset biraz daha duygularla ve algılarla yönetiliyor. Bunu iyi sentezlerseniz ticareti de siyasetin içine kolayca ticareti harmanlar ve Meritokrasi (liyakata dayalı ) ile yönetilen bir yönetim alanı oluşturursunuz. Sonuç olarak bence ikisi de zor değil ama ikisi de uzmanlık isteyen mecralar.

VD: Sizi tanıyan biri olarak hem modern hem geleneksel bir bakış açısına sahip olduğunuzu biliyorum. Kulislerde belediye başkanlığı için isminizin geçmesi bu özelliğinize mi dayandırılmakta?

ESA: Modern kelimesini insanla özdeşleştirmeyi sevmiyorum. İnsan zaten modern olmalı, çağa ayak uydurmalı yani! Çağdışı insan diye bir tabir kulağa hoş geliyor mu? Elbette çok incitici, bu yüzden her insan moderndir. Ancak yaşam alanları kişinin çağa ayak uydurmasını sağlayacağı gerçeğini de bir tarafta tutalım. Çünkü nasıl bir ortamda büyürsen öyle bir insan olursun. Gelenek ise bizi biz yapan en önemli hafıza organıdır. Geçmişi iyi bilmek insanın karakterinin en değerli ögelerini barındırır. Çünkü; geleceği öngörmenin yolu geçmişi ile bugünü iyi anlamak ve yorumlamaktan geçer.

VD: Türkiye’de hem ticaret hayatında hem siyaset hayatında kadın yöneticilerin sayısı neden az?

ESA: Bence kadınlar kendileri girmek istemiyorlar ya da kendilerini siyasete uygun bulmuyorlar. Kadınların yönetime katılması için bir neden sunmak gerekiyor ve kadın katılımını arttırmak için yine bizim gibi kadınların teşvik etmesi cesaret vermesi gerekiyor. Ben ticarette de siyasette de bu yönde bir engel ile karşılaşmadım. Bizim, yönetimde belli oranda kadın kontenjanı sağlamak gibi bir idealimiz var ve kadınlar gelmezse biz onlara gideceğiz. İster iş insanı olsun ister ev hanımı olsun hangi kadın memlekete katkı sağlayacaksa tespit edip gidip teklif götüreceğiz. Çünkü kadın eli memlekete değdiğinde görün, bakın neler olacak. Kadın titizliği diye bir şey vardır. Düşünsenize, sokakta bir çöp yığını görecek ve kadın ona müdahale etmeyecek ya da buna müsaade edecek. Böyle bir şey olabilir mi, elbette olamaz. Mutlaka daha fazla kadın yönetime dahil edilmeli diye düşünüyorum.

VD: Maya Angelou’nun şu sözünü çok seviyorum: “ne zaman bir kadın kendi için ayağa kalksa bilerek veya bilmeyerek, tüm kadınlar için de ayağa kalkar.” Bu noktada kadınlara güzel bir örnek olabileceğinizi düşünüyor musunuz?

ESA: Çok duygulu bir kadın… Evet katılıyorum bu sözüne. Aslında o sözden şu anlamı çıkartıyorum: “kadınlar kendilerini düşünmeyi ikinci plana atarlar.” Kendi için bir şey yapsa bile etki ettiği diğer insanları da düşünür. Bu kadının fıtratında var. Kadınlar ne demek isteğimi çok iyi anlayacaktır.
Bayan Angelou’nun başka bir sözü daha var, daha çok hoşuma giden: “insanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unutur ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmazlar” demiş. Bu sözü tam da günümüz siyasi konjonktürüne uyarlanabilir. Siyasetçiler sözler verir, vaatler verir, ama kimler akılda kalır? Sadece duygulara dokunanlar….

VD: Her başarılı erkeĝin arkasında kadın vardır” sözü ontolojik olarak sorunlu. Bu klişeyi “her başarılı erkeğin yanında başarılı bir kadın vardır” şeklinde değiştirmenin zamanı gelmedi mi?

ESA: Ben hazırım… Bu bizim sloganımız zaten.

VD: “Zamanın Ruhu” hakkında ne düşünüyorsunuz?

ESA: Zaman herkes için aynı ilerlemiyor. Kişinin zamana kattığı duygular zamana ruh katıyor bence. Bir de ters bir algı var genelde, zamanı sadece geçmiş olarak tanımlamak Allah korusun geçmişte bırakır insanı! Zaman dün, bugün ve yarının her anıdır. Zamanın ruhu da bu anlarda ortaya çıkar. Eski bir şarkı dinlediğinizde eski bir sahne gelir ya gözünüzün önüne; eski bir duyguyu yaşarsınız, o ana gidersiniz. İşte zamanın ruhu da budur.

1 YORUM

  1. Essum hanıma başarılar dilerim.

    Karikatür ilginç! İsim vermek gerekirse bu bir “vidatornavida” olmuş. Anca pratikte işe yarar bir araçmı bu- Hayır değil!

    Edilgen nesne normalde vida. Etken ise tornavida. Edilgen etkenin üstüne gelmiş oturmuş. Yani, kastedilen şey şu olabilir. Milletin alt katmanlarındaki edilgenler devletin etken bölge olan tepesine gelmiş oturmuş. Vida tornavidanın bunun kendi kendine başaracak bir durumu yoktur. Dışardan bunu başaran bir etki bir el olması gerekir. Bu “El Oğlu” Sam Amcaya çalışan bir masa. ABD’deki Türkiye masası. Bu masanın vidalarla direkt bir ilişkisi yoktu ama tornavida erdoğan ile kesin var(dı). Erdoğan gücünü milletten alma iddiasını sık sık sözkonusu eden biri. Bu siyasetiyle milleti aldı başının üstüne oturttu. Bu şekilde etkenlik fonksiyonu da yitirilmiş olmuyor mu? Ancak, karikatüristin bu durumdan amacı ne? Bir amaç aramalı mıyız, ayrı mesele! Hiç değilse farklı renklerde vidalar da yapıp bunları kalabalığın arasında gösterseydi. Muhalefeti temsil ederdi…. Gerçi, meydanlarda muhalefet falan yok deniyor. Hepsi aynı tezgahtan çıkmış!

CEVAP VER