Veysi Dündar Vatan Partisi İstanbul BBB adayı İlker Yücel ile görüştü: “Evvela demokrasiyi demokratikleştirmemiz lazım”

1
Aydınlık Gazetesi Haber Merkezi. Bir üstte Ulusal Kanal ve onun da bir üstünde Vatan Partisi merkezi var. Güzel tarihi yüksek tavanlı hoş bir binada çalışıyorlar..
Vatan Partisi ile aynı görüşü paylaşmasam da görüşlerini ifade etmeleri için fedakarlığa hazırım. Tıpkı tüm fikir sahipleri gibi…
İlker Yücel, Saadet Partisi adayı Necdet Gökçınar ve bağımsız aday Oruç Kaya’dan sonra söyleşiye konuk ettiğim üçüncü İstanbul adayı. Vatan Partisi belki seçimlerde çok iddialı değil, ancak kulak verdiğim İlker Yücel önerileri ile dikkati fazlasıyla hak ediyor. Aynı zamanda kendisi de gazeteci olan Yücel’den (Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni) sorularım için aldığım takdir de bahsetmeden geçmeyeceğim bir nüans olarak kayda girdi. Kibar ve konuksever bir insan olarak da takdiri hak eden Yücel’in deniz ulaşımı için önerileri dahi tek başına şehri çeyrek yüzyıldır yöneten akla meydan okuyor.
İlker Yücel seçimi en azından bu seferde kazanmaz belki, ama şu bir gerçek: seçimi kazanan adayın Yücel’i dinleyerek kazanacağı çok şey olacak…
Vatan Partisi ve gücü
Veysi Dündar (VD): İstanbul’da seçimin İmamoğlu ve Yıldırım ekseninde olduğuna şüphe yok. Adaylık amacınız farkındalık yaratıp projelerinizi diğer adaylara yaptırmak mı yoksa kazanacağınıza dair bir ümidiniz var mı? Adaylığınızı Vatan Partisi genel başkanlığı için ilk adım olarak da okumak mümkün mü?
İlker Yücel (İY): İstanbul’daki seçim Sayın Ekrem İmamoğlu ve Sayın Binali Yıldırım arasında değil rant-beton belediyeciliğiyle kamucu-üreten belediyecilik arasındadır. Vatan Partisi’nin karşısında tek parti var: Beton Partisi. Hepsi inşaatçı. Hazineden milyonları alırlar, ses araçlarıyla başımızı ağrıtırlar, parti logolu bayraklarla kamu kaynaklarını heba edip çevreyi kirletirler, yoğun bir yönlendirme kampanyasıyla, aldatıcı gerilimlerle, temeli olmayan vaatlerle seçeneği ikiye indirirler. Sonra da buna demokrasi derler. Evvela “demokrasi”yi demokratikleştirmemiz lazım.
Bir partinin gücü öngörü yeteneğine bakılarak tespit edilebilir. Vatan Partisi’yle bu açıdan hiçbir parti yarışamaz. Tüm sistem partileri FETÖ’ye biat etmişken Vatan Partisi bayrak açtı. Açılım adı altında hendeklere müsaade edilirken ABD’nin etnik bölücü planlarını açıkladık. Suriye ve komşu devletlere düşmanlığın İsrail planlarına hizmet olduğunu belirttik. Özelleştirmelerin Türkiye ekonomisine vereceği zararı yıllardır anlatıyoruz. Tarımı bitirmeyin, köylüyü destekleyin dedik. Bitirdiler. Doların iç piyasadaki hakimiyetine karşı önlemler alalım dedik, dinlemediler. Uyarmadığımız hangi konu var? Vatan Partisi diğer partilerin 30 yıl önünden gidiyor. Vatan Partisi hep uyaran parti oldu, artık yöneten olmak zorunda.
Vatan Partisi’nin kökü 68 kuşağına dayanıyor. Genel Başkan Doğu Perinçek ABD’ye karşı bağımsızlık, üreten Türkiye ve milletimizin birliği mücadelesinin en kıdemli ismi. Partimizde çok sayıda tecrübeli isim var. Bizim için daha erken. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu vurguncu mafya sistemi bir tane Doğu Perinçek’le baş edemedi. Şimdi 100 tane geliyor. Partide nitelikli, kararlı, birikimli genç kuşak hızla yetişiyor. Ben sadece bir tanesiyim.

Mavi, turkuaz, beyaz, kırmızı projeler

VD: Ödülünü de aldığınız “Mavi İstanbul” projeniz ne içeriyor, anlatır mısınız? Zira İstanbul’da yeşil bitti. Sıra mavilere geldi sanki. Denizleri de doldurmaya başladık. Betonun grisi boğdu bizi. “7 tepede 7 renk ile baharı doyasıya yaşayan bir İstanbul kuracağız” tasvirinizde ne var? Çünkü İstanbul Yeşil ve Mavi iken güzel duruyor…
İY: Evet betonun grisi altında boğulduk. Betoncu partilerin yönettiği belediyeler şehri katletti. Bu bir hata değil tercihti. Betoncuya oy verirsek beton yapar. Sistemin bu anlayışına karşı 7 tepeli güzel şehrimize 7 renk vadettik. Sorduğunuz Mavi İstanbul projesi 21 madde. İncelenmesini özellikle rica ederiz. Altını çizdiğimiz en önemli madde toplu ulaşımla ilgili: İstanbul şu anda insanların yaşadığı değil otomobillerin yaşadığı bir kent. İstanbullu yaşamını ev ile iş arasında çile çekerek geçiriyor. Alt geçit-üst geçit, köprü-tünel, çukur-duvar, hepsi otomobil içindir. Halkçı Belediye, otomobilin değil, işine giden insanın hizmetindedir. Otomobili tahtından indirecek, onun yerine insanı oturtacağız. Büyük kentlerimizin kralı otomobil değil, insan olacak. Karayolu ve bireysel taşıma sistemlerini merkeze alan anlayışı reddediyoruz! 2018 yılı İETT verilerine göre İstanbul’da günde 15 milyon kişi yolculuk yapıyor. Yolcuların % 78’i karayolu, %18’i raylı sistem, %3.77’si deniz aracı kullanıyor. İstanbul’daki 39 ilçemizin 23’ünün denize kıyısı var. Marmara Denizi, Karadeniz, İstanbul Boğazı, Haliç ile Adalar kıyılarının toplamı 350 km’yi aşan bir kentte yaşıyoruz. Her ilçeye bir iskele kurulacak ve toplu taşımada deniz araçlarının kullanımı teşvik edilecektir. Manevra kabiliyeti kuvvetli deniz araçlarıyla toplu taşıma seferleri hızla artırılacak. Sıkış tepiş değil püfür püfür yolculuk yapılacak. Avcılar’dan Tuzla’ya, Sarıyer’den Kartal’a deniz üzerinden ulaşılabilecek. Deniz araçlarıyla ulaşım payını hızla %13’e çıkararak trafikte rahatlama sağlayacağız. İskeleleri restoran yaptılar, İstanbulluyu karada ölüme mahkum ettiler.
VD: “Ulus devletlerin zayıflatılması sürecinde belediyelerin hizmet üretme yeteneği budandı ve uluslararası sermayeye hareket alanı açıldı. Tunç Soyer’in “Brüksel’de ofis” açma fikri bu piyasacı plana dayanmaktadır” diyorsunuz. Buna neden karşısınız? Ve şehirlerimizin dünyaya tanıtımında hangi yol izlenmeli sizce? Turistleri ülkemize nasıl çekeriz?
İY: Öncelikle şunu belirtmek isterim: Mavi İstanbul projesinden sonra Kırmızı’yı, daha sonra Turkuaz projesini, en son da Beyaz İstanbul projesini açıkladık. İstanbul’un sorunlarını çözecek programlarımızı açıklamaya devam edeceğiz. 
1980 sonrası yapılan kanuni değişikliklerle Belediyeler holding haline geldi. Şirketleştirildi. Belediye başkanı değil CEO seçiyoruz. Şirketleşme özel kar demektir. Kamu hizmeti kenara itildiği için betona gömüldük. Çünkü kamu yoksa plan yoktur. Turistleri ülkemize çekecek mekanizma kamu planıyla olur. Kısa yolda kar etmek isteyen şirketlerin ihtiraslarıyla kent yönetilemez. Sayın Soyer yanlış yere bakıyor. Gelecek Asya’da. Ofis açacaksa Avrasya ülkelerini öneririz. Batı çöküyor. Batı’da sömürgecilik var, Asya’da karşılıklı çıkar temeline dayanan eşit ilişki var. Bakınız Şanghay İşbirliği Örgütü.
Siyasette iki dönem: 2014 öncesi ve 2014 sonrası
VD: Siyasal İslam’ı temsil ettiğini en azından ideolojik olarak terennüm eden, uygulamada ise neo liberal ve vahşi kapitalizmi tatbike yönelen AKP’nin sizce en önemli hatası ne oldu?
İY: Ak Parti’nin 2014’den önce yaptığı her şey hataydı. 2014’ten sonra, Silivri duvarlarının yıkılmasından sonra yeni bir sürece girdik. Türkiye tüm olanaklarıyla teröre karşı mücadeleye girdi. Açılım bitti, FETÖ felç edildi. Teröre karşı başlayan mücadeleyi ekonomik alanda da yürütmemiz lazım. Dolar terörüne karşı panzehir, üretimdir. Kamu kaynaklarının üretime yönlendirilmesi gerekiyor. Ciddi bir tasarruf sürecine girmemiz, köylüyü desteklememiz, üretimin önünü açmamız lazım. Hükümet yapa yapa fabrika satıyor. En son şeker fabrikalarını sattı. Sata sata hem kendilerini hem de Türkiye’yi bitirdiler. Vatan Partisi’nin ABD destekli teröre karşı mücadele planı hayata geçti. Emin olun, üretim programı da hayata geçecek. 
VD: Baktığınızda Cumhuriyet döneminde hiç görülmeyen tüm açılımlar bu dönemde oldu, ona rağmen başarısızlık ağır biçimde hissediliyor. Sizce projenin kendisi mi, uygulaması mı hatalı?
İY: Türk milletinin has parçası Kürdümüz ABD’nin petrol bekçiliğini kabul etmez. Önümüzdeki program Şehit Gaffar Okkan programıdır: Kürdümüzle birlikte ABD’yi ve yerellerdeki işbirlikçi ağaları yen! Türk milletine etnik ve mezhepsel temelde bölünmeyi kabul ettiremezsiniz. Ak Parti HDP’lileri koluna takmıştı, o dönem bitti, şimdi CHP koluna taktı. Bu dönem de bitecek. Bu bir intihardır. CHP’nin vatansever Atatürkçü tabanı bu süreci kabul etmeyecektir.
VD: İstanbul’a adaysınız. Eminönü-Kadıköy vapurunda bir kaşarlı tost bir çay 6 lira. Bir aile tostla çay için 24 lira ödeyecek. Bu para tanzim satışta ortalama file bütçesi. Bu denli büyük bir çelişki yaratan iktidar oy isteme özgüvenini nereden buluyor?
İY: Rakip diye gösterilen ve sizin de ilk sorunuzla ifade ettiğiniz ikili durumdan özgüven buluyor olmasınlar? Seçimlerde fikir gücü değil, para ve reklam gücü yarışıyor. Söylediğiniz olguları tartıştırabilsek oy verme ölçülerini elbette değiştirebiliriz. Ekonomik çöküş gündeminden kaçamazlar.
VD: Türkiye hiç bir zaman sebzeyi meyveyi bir kaç lira ucuz almak için devlete muhtaç olmamıştı. Aleni fakirliği bu kadar aşina kılmak iktidar için hangi hedefe hizmet ediyor?
İY: Hükümet iki konuda karar almak zorunda: Tasarruf ve yatırım. Betona değil ama üretime. Bunun için de kamu kaynaklarının yağmalanmasını engellememiz gerekiyor. Ben gazeteciyim; yaptığımız teşvik haberlerinden sonra mutlaka “bu teşvik nereye gitti?” haberi yapıyoruz. Üretime dönüşmeyen teşviklerin buhar olmasını engellemek en önemli görevlerimizden birisi. 
VD: “Vatan Partisinde demokrasi yok ve demokrat seçime giriyorlar” diye eleştiriler var. Konuyu açarsak; vesayet sistemi VP’de de geçerli. Bu anlamda iki parti var: birisi AKP birisi de VP. Bu anlamda belki de partiniz AKP’ye bir rol model. Bu eleştiriye neler söylersiniz?
İY: Moda kavramlarla düşünmek gibi bir alışkanlığımız yok. Zihnimi nesnel gerçeklikle meşgul ederim. Vatan Partisi dava partisidir. Genel başkan en son Silivri’deyken “Ceza evinde başkanlık olmaz, başka bir arkadaş görevi alsın” dedi. Parti izin vermedi. Sayın Doğu Perinçek’in ne zaman genel başkanlığı bırakacağına parti karar verir, Doğu Perinçek değil. Vatan Partisi’nin tüm kararları ortak akılla alınır. Eleştiri, öz-eleştiri kültürünün hakim olduğu tek partiyiz. Çünkü kimsenin bir kişisel çıkar beklentisi yok. Ak Parti’deki vesayeti bilmem. İlgi alanımda değil.
Vatan Partisi ve aldığı-alamadığı oylar
VD: Vatan Partisi bütün seçimlere büyük sloganlarla girdi ve hep küçük oylarla bitirdi seçimi. (Malumunuz Perinçek CB adaylığı başvuru sürecinde 100 bin imza toplanmasında sorunlar yaşanmıştı.) Siz bunu neye bağlıyorsunuz?
İY: Diğer partiler hazineden milyonlarca lira para almadan karşımıza çıksın, bakın tabloyu nasıl değiştiriyoruz. Vatan Partisi’nin gücü, aldığı oy oranıyla ölçülemez. Yüzde on barajının olduğu bir sistem adil değildir. Kimse bizimle fikir tartışmıyor. Program ve siyasetlerimiz doğru mu, değil mi? Konu budur. Vatandaşlarımızın şu ana kadar verdiği bütün oylar boşa gitti. Vatan Partisi ise verdiği mücadeleyle almadığı oyların bile hakkını verdi.
VD: Partinizin tabanda karşılık bulamaması sürekli eksen kayması mı yoksa halka kendinizi yeterince anlatamamış olmanız mı?
İY: Vatan Partisi bütün fikirleriyle tutarlıdır. ‘Üreten ve Birleşen Türkiye’ programımızı hayat doğruladı. Kendimizi yeterince anlatamadığımız konusundaki eleştirinizde haklısınız. Daha çok çalışmalıyız.
VD: Partinizin ülke genelinde almış olduğu oyun üzerinde bir oy alırsanız şahsi kanaatim başarılı olduğunuz yönünde olacak. Beklentiniz nedir?
İY: Doğru programı savunmanın verdiği vicdani huzur yeterli. Vatan Partisi’ne oy verenin vicdanı rahat olur.
VD: Hep AKP ile özdeşleştirildi bu soru, “Yaşam hakkımıza müdahale edecekler mi?” diye. Size de şunu sormak istiyorum: Partiniz iktidar olsa ya da kazandığı herhangi bir belediyede dindarların yaşam hakkına müdahalesi söz konusu olacak mı?
İY: Devlet hukukunun üstüne kendi hukukunu koymaya çalışan bütün etnik milliyetçi, mezhepsel bölücü ve FETÖ benzeri yapılanmalara müdahale ederiz. Dindar yurttaşlarımız en rahat Vatan Partisi iktidarında rahat eder. Çünkü din bir siyasi araç olarak kullanılmaktan kurtulur. Bugün dini ahlaki faziletlerden koparıp ibadete indirgeyen anlayış var. Dindar yurttaşlarımız esas bundan rahatsız.
VD: “Zamanın Ruhu” hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
İY: Plan ve üretim. Güzel günler böyle gelecek.
VD: Yandaki karikatür size ne anlatıyor?
İY: Bir sorunu, onu yaratan anlayışı aynen koruyarak çözemeyiz. Değişim zamanı.

1 YORUM

  1. Röportaj da iki cümle dikkatimi çekti.
    1) “Devlet hukukunun üstüne kendi hukukunu koymaya çalışanlar”
    Birileri bu arkadaşlara ‘devket hukuku’ olmadığını, bireyin hukuku olduğunu, devletin görevinin de bireyler arasındaki hukuku düzenlemek olduğunu öğretmeli.
    2) “bugün dini ahlaki faziletlerden koparıp ibadete indirgeyen anlayış var, dindar vatandaşlarımız asıl bundan rahatsız.”
    Bu doğru bir cümle ancak vatan partisinde var olan ‘dini kavrama sorunu’nu ortadan kaldırmıyor.

CEVAP VER