Dr. Ümit Tapan yazdı: Kanserden korunabilmek için önce kanseri bilmek gerekir

0

Çağımızın vebası olarak adlandırılan kanser tıptaki tüm ilerlemelere rağmen ölüm nedenleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre tüm dünyada gerçekleşen ölümlerin %13’ü kanserden kaynaklanmaktadır ve bu oranın her geçen yıl artacağı öngörülmektedir. Ayrıca kanser hem hastaya hem de içinde bulunduğu topluma maddi açıdan ciddi yükler getirmektedir. ABD’de kanserin tedavisi için yıllık ortalama 77.4 milyar dolar harcandığı tahmin edilmektedir, buna dolaylı harcamalar da eklendiği zaman 200 milyar doları aşan bir ekonomik yük oluşturmaktadır.

Bu paralar boşuna harcanmıyor.

Erişkin bireylerde kansere bağlı ölümlerin büyük yekününü akciğer, mide, karaciğer, kalın bağırsak ve meme kanserleri oluşturmaktadır. Yaşam tarzı ve diyet alışkanlıkları bazı kanserlerin gelisiminde önemli paya sahiptir. Obezite, düşük meyve ve sebze tüketimi, egzersiz yapmama, alkol ve sigara kullanımı gibi etkenlerin kanser nedenli ölümlerin %30’una sebep olduğu bilinmektedir.

Sigara kullanımı da kansere yol açan en önemli risk faktörüdür. Tüm kanser ölümlerinin %22’si ve akciğer kanserine bağlı ölümlerin %71’i sigara ile iliskilidir. Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde Hepatit B ve Hepatit C gibi virüsler kanser ölümlerinin %20’sinden sorumlu tutulmaktadır.

  1. Akciğer kanseri erkeklerde en sık görülen kanser türüdür, kadınlarda meme kanserinden sonra ikinci sırada gelmektedir ve sigara kullanımında görülen azalmaya rağmen kansere bağlı ölümlerde halen en büyük paya sahiptir. Aktif sigara kullanımının yaninda, pasif sigara dumanı maruziyeti de akciğer kanseri gelişimine neden olmaktadır. İçilen sigara sayısı ve toplam süre arttıkça kanser riski de artmaktadır ve sigaranın, hangi yaşta olursa olsun, bırakılması akciğer kanseri gelişimini ciddi oranda düsürmektedir. Radon gazı, asbestos, arsenik, krom ve nikel maruziyeti de, özellikle sigara içen bireylerde, akciğer kanseri riskini arttirir. Bireyin alkol kullanımı ve ailesinde akciğer kanseri varlığı da bilinen risk faktörleri arasındadır. Akciğer kanserinin belirtileri (öksürük, nefes darlığı gibi) sigara icen bireylerde zaten belli oranda görülebildiği icin hastalarin sağlık merkezine başvurması gecikmekte ve bu da kanserin geç teşhis edilmesine neden olmaktadır. Bu tür şikayetlerin artması ve bunlara ek olarak, göğüs ağrısı (özellikle derin nefes alınması esnasında), balgamda kan görülmesi, iştahsızlık, kilo kaybı, gece terlemeleri akciğer kanserinin habercisi olabilir. Akciğer kanserinde erken tanı konması ve ölüm oranının azaltılması amaciyla yapılan çalısmalar sonucunda düşük dozla çekilen akciğer tomografisi tarama testi olarak önerilmektedir.
  2.  Kalın bağırsak (kolon) kanserleri hem erkeklerde hem de kadınlarda 3. sıklıkta görülür ve kanser ölümlerinde de akciğer, meme ve prostat kanserlerinden sonra 3. sırada gelmektedir. Kalın bağırsak kanseri için bilinen risk faktörlerini iki gruba ayırabiliriz. Birinci grup değiştirilemeyen risk faktörleridir; ileri yas (özellikle 50 yaş üstü), ülseratif kolit gibi iltihabi bağırsak hastalıkları, bazi genetik sendromlar (Lynch sendromu gibi), ailede kalın bağırsak kanseri olmasi gibi. İkinci grup ise değiştirilebilen risk faktörleridir; sigara ve alkol kullanımı, diyetin düşük lifli ve yağdan zengin besinlerden oluşması, fiziksel aktiviteden yoksun yaşam stili ve obezite gibi. Kalın bağırsak kanseri belirtileri arasında dışkı alışkanlığında değişiklik, birbirini izleyen kabızlık ve ishal atakları, dışkıda kan görülmesi ve dışkı kalibresinde incelme sayılabilir. Ayrıca kilo kaybı, iştahsızlık ve gece terlemesi genelde daha ileri evredeki kalın bağırsak kanserinde görülebilir. Kalın bağırsak kanserine erken tanı konabilmesi ve kanser öncüsü kitlelerin (polip) alinması amacıyla 50 yaş üstündeki bireylere kolonoskopi onerilmektedir. Bireyin yaşı, kendisinde veya ailesinde kanser veya polip öyküsünün olması kolonoskopinin yapilması gereken yaşı ve kolonoskopi sıklığını belirleyen faktörlerdir.
  3. Yemek borusu kanserleri sindirim sisteminde görülen kanserler arasında önemli bir yer tutmaktadır. Az gelişmiş ülkelerde en çok sigara ve alkol kullanımıyla ilişkili olan bu kanserler gelişmiş ülkelerde daha çok obezite ve reflü hastalığına bağlı olarak görülmektedir. Ayrıca içeceklerin çok sıcakken tüketilmesi, meyve ve sebzeden fakir beslenme de riski arttıran nedenler arasındadır. Reflü hastalığı uzun dönemde yemek borusu yüzeyinde değişikliklere neden olmakta ve eğer zamanında tedavi edilmezse kansere dönüşebilmektedir. Bu nedenle reflü hastalığı olanlar ilaç tedavisinin yanında belli aralıklarla endoskopi ile takip edilmelidir. Bu şekilde kanser öncüsü olan durumlar erken tanınıp tedavi edilebilir. Yemek borusu kanseri genelde erken evrede bulgu vermeyebilir ancak hastalarda yutma güçlüğü (öncelikle katı gıdalar, daha ileri evrelerde ise sıvı gıdalar), yemek yerken boğulma hissi, istemsiz kilo kaybi, göğüste ağrı, yanma, baskı hissi, yorgunluk görülebilir.

Kanserde erken tanı hayati önem taşımaktadır. Ancak tarama testleri yalnızca bazı kanserlerde uygulanabilmektedir ve maalesef her zaman istenen sonucu verememektedir. Dahası erken yakalanan kanserlerin dahi bir kısmında çok etkili tedaviler olmadığından olumsuz sonuçlar görülebilmektedir. Bu nedenle kanserle mücadelenin onemli bir basamağı kansere neden olan etkenlerle mücadele olmalıdır; özellikle değiştirilebilir risk faktörleri grubuna giren obezite, düşük meyve ve sebze tüketimi, egzersiz yapmama, alkol ve sigara kullanımı gibi. Ayrıca düzenli doktor kontrolü ile tarama testlerinin zamanında ve doğru bir şekilde yapılması, belirti ve bulguların ihmal edilmeden bir sağlık merkezine başvurulması erken tanı ve tedaviye olanak sağlayabilir.

≥≥≥≥

CEVAP VER