Doktorunuz Ümit Tapan soruyor: AİLENİZDE KANSER ÖYKÜSÜ VAR MI? Ve tabii sorusunun altında yatanı açıklıyor da..

0

Bu soruya bazılarımız muhatap kalmışızdır. Ancak bu soru genelde kanserin sebebini anlayabilmek maksadıyla zaten kanser tanısı almış olan hastalara sorulmakta. Acaba öyle mi olmalı???

Daha önemli bir soru da şu; herhangi bir sebep için gittiğimiz doktorumuz bu soruyu sorduğunda cevap verebilecek durumda mıyız?

Kanser yaygın bir hastalık olduğundan hemen her ailede kansere yakalanmış en az birkaç bireye rastlamak mümkün. Bazı ailelerde belirli kanserlere yatkınlık görülebilir. Bunun sebebi sigara, obezite gibi çeşitli kanserlere neden olabilecek risk faktörlerinin aile bireylerinde ortak olarak bulunması olabilir.

Bazen de kansere neden olan anormal bir genin nesilden nesile aktarılması dolayısıyla birden fazla kişide kanser görülebilir. Genetik yatkınlık kanser türleri arasında ciddi anlamda değişiklik göstermekle birlikte tüm kanserlerin yaklaşık %5-%10 kadarı anormal genlerin aktarılması sonucu oluşur.

Bir ailede birden fazla bireyde aynı tür kanserin görülmesi genelde ortak risk faktörlerine sahip olunmasından kaynaklanır. Nadiren ise bu bireylerde kanser oluşmasının sebebi anormal bir genin nesilden nesile aktarılmasıdır. Bu şekilde gerçekleşen kanserlere ‘’ailevi kanser sendromu’’ denir. Eğer bir ailedeki kanser vakaları aşağıdaki özelliklerden birini veya birkaçını sağlıyorsa o ailede ailevi kanser sendromu olma ihtimali düşünülmelidir:

  1. Nadir kanserler (mesela böbrek kanseri, böbrek üstü bezi kanseri).
  2. Kanserin normalden daha erken yaşta görülmesi (mesela 20’li 30’lu yaşlardaki bireylerde kalın bağırsak kanseri, meme kanseri görülmesi).
  3. Bir kişide birden fazla kanser varlığı (meme ve yumurtalık kanseri, meme ve mide kanseri, kalın bağırsak ve mide kanseri gibi)
  4. Aynı bireyde çift organda kanser görülmesi (her iki göz, böbrek, meme kanseri gibi)
  5. Çocukluk çağında daha sık görülen kanser türlerinin iki kardeşte mevcut olması (sarkoma – bağ doku kanseri)
  6. Erkek bireyde meme kanseri varlığı

Ailede kanser öyküsünün bilinmesi diğer bireyler için hayati öneme haizdir, ancak bu noktada birçok değişkeni de düşünmek gerekir. Mesela kansere yakalanmış bireyin birinci derece akrabaları için risk uzak akrabalara göre daha fazladır. Kanser vakalarının ailenin bir kısmında yoğunlaşmış olması kanserin ailevi olma riskini arttırır (mesela baba tarafında birden fazla kişide kalın bağırsak veya böbrek kanseri varlığı veya anne tarafında birden fazla bireyde yumurtalık kanseri varlığı gibi).

Her ne kadar aynı kanser çeşidine sahip birçok bireyin varlığı akla ‘ailevi kanser sendromu’nu getirse de, bazı sendromlar birden fazla kanser riskini arttırırlar. Mesela meme ve yumurtalık kanserini arttıran ‘’kalıtsal meme-yumurtalık kanser sendromu (HBOC)’’, kalın bağırsak ve rahim kanserine sebebiyet verebilen ‘’Lynch sendromu (HNPCC)’’, meme ve mide kanserine sebep olan ‘’kalıtsal mide kanseri sendromu’ (HDGC)’ gibi.

Şu noktayı da tekrar belirtmekte fayda olacağını düşünüyorum: Akciğer, yemek borusu kanseri, gırtlak kanseri gibi kanserlerin bir ailenin birden fazla üyesinde bulunması bu kanser türlerinin ailevi olmasından değil, bu bireylerin sigara, obezite gibi ortak risk faktörlerine sahip olmalarından kaynaklanır.

En sık rastlanan ailevi kanser sendromları, bu sendromlara neden olan genler ve bu sendromlarda görülebilen kanser türleri:

  1. Kalıtsal meme ve yumurtalık kanser sendromları; BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki problemden kaynaklanır.
  2. Lynch sendromu; DNA onarımında gorevli genlerden kaynaklanır. Kalın bağırsak, rahim ve yumurtalık kanseri, mide, ince bağırsak ve pankreas kanseri, böbrek kanseri görülebilir.
  3. Li-Fraumeni sendromu; p53 geninin anormal olmasında kaynaklanır. Bağ dokusu kanserleri, kemik kanseri, kan kanseri, sinir sistemi kanserleri, böbrek üstü bezi ve meme kanserine sebep olabilir.

Ailesinde kanser öyküsü olan bireyler kendilerinde kansere yatkınlık oluşturan bir genetik durum olup olmadığını öğrenmek isteyebilirler. Çünkü bu bilgi bireylerin sağlığını önemli oranda etkileme potansiyeline sahiptir. Bu bireylerin daha erken yaşta ve normal bireylere göre daha sıklıkla kanser tarama testlerine tabi tutulmaları gerekebilir ve bu şekilde kanser veya kanser öncüsü durumlar erkenden tanınıp tedavi edilebilir.

Nadir bazı durumlarda ise, tarama testlerinin yetersiz olması nedeniyle, kanser gelişebilecek yumurtalık, meme, rahim, kalın bağırsak, mide gibi organların daha kanser gelişmeden alınması bile gerekebilir. Bu nedenle, öncelikle ailede var olan kanserlerin bir listesi çıkarılmalıdır; yakınlık derecesi, kanser türü, kansere yakalanma yaşı kaydedilmelidir.

Bu bilgilerle başvurursanız, doktorunuz, ‘’ailevi kanser sendromu’’ riskinin var olup olmadığı konusunda sizi aydınlatabilir ve eğer bu risk varsa sizi genetik test konusunda yönlendirebilir.

Dr. Ümit Tapan
Kanser ve Kan Hastalıkları Uzmanı
St. Joseph Hospital, Nashua, NH
utapan@sjhnh.org
https://twitter.com/drutapan

CEVAP VER