Doktorunuz Ümit Tapan ‘mide kanseri’ konusunda temel soruyu cevaplıyor: “Bakteri kanser yapar mı?”

0

Mide kanserine yılda yaklaşık 950.000 kişi yakalanmaktadır. Bu vakaların çoğu, ilk üç sırada Kore, Japonya ve Moğolistan olmak üzere, az gelişmiş ülkelerde görülmektedir. Mide kanseri Asya, Latin Amerika ve Karayiplerin aksine Kuzey Amerika ülkelerinde çok nadirdir.

Türkiye bu sıralamada ilk 20’de olmasa da yeni mide kanseri vaka sıklığı (100.000’de 15’in üzerinde) ve mide kanserine bağlı ölümler (100.000’de 13’ün üzerinde) açısından en riskli ülkeler arasındadır. Bu veri mide kanserinin bir halk sağlığı sorunu olduğu konusunda ciddi bir kanıt olarak görülebilir.

Mide kanseri genellikle ileri yaşlarda daha sık ortaya çıkar ve kanser riski erkeklerde kadınlara göre 2 kat daha fazladır.

Tuzlu ve tütsülenmiş yiyeceklerden zengin beslenmek, işlenmiş et (sosis, salam gibi), meyve ve sebzenin yeterince tüketilmemesi, obezite, sigara ve alkol kullanımı, aflatoksin denen mantarın bulaştığı yiyeceklerin yenmesi, ailede mide kanseri varlığı, Helikobakter pilori denen bakteri enfeksiyonu, uzun süreli mide iltihabı, mide polipleri mide kanseri sebepleri arasında sayılabilir.

Helikobakter pilori spiral yapıda bir bakteri olup 3 mikrometre uzunluğundadır. Ürettiği ‘üreaz’ enzimi sayesinde midenin asit ortamında yaşamını sürdürebilmektedir. Dünya nüfusunun % 50’sinden fazlasında bulunduğu tahmin edilmektedir; ancak gelişmekte olan ülkelerde bu oran çok daha yüksektir. Hastaların %80’den fazlasında hiçbir şikayete sebep olmamakla beraber, bu bakteriyi taşıyanlarda hayat boyu ülser gelişme riski %10-20, mide kanseri riski ise %1-2 civarındadır. Midenin bu bakteriden temizlenmesi kanser riskini %65 oranında azaltmaktadır.

Yukarıdaki veriler ışığında herhangi bir mide şikayeti olan bireylerde Helikobakter pilori testi yapılmalı, pozitif olanlar tedavi edilmeli ve tedavi sonrasında bakterinin temizlenmiş olup olmadığı muhakkak tetkik edilmelidir.

Mide kanserinin belirtileri başka birçok hastalıkta da görülebildiği için hastalar tarafından önemsenmeyebilir ve tıbbi yardıma başvurulması bu nedenle gecikebilir. Tanı konulduğu anda hastaların %43’ünde mide dışındaki organlara yayılım gözlenmesi kısmen bu olguyla açıklanabilir. En erken evrede yakalanabilen mide kanseri hastalarının %70’inden fazlası 5 yıldan uzun yaşarken, yayılmış vakaların %70’ten fazlası 1 yıl dolmadan hayatını yitirmektedir. İşte bu nedenle ozellikle yukarıdaki bahsettiğimiz risk faktörlerine sahip hastaların mide şikayetleri olması halinde doktora başvurmaları hayati önem taşımaktadır.

Peki nedir bu belirtiler?

Yorgunluk, normal miktarda yenilen yemekten sonra hissedilen şişkinlik, şiddetli ve devamlı bir şekilde hissedilen göğüste yanma, ağıza ekşi tat gelmesi, hazımsızlık, geçmeyen ve nedeni anlaşılamayan bulantı ve kusma, karın ağrısı, istemsiz kilo kaybı mide kanseri belirtileri arasındadır. Bunlar arasında en sık görülen 3 belirti; kilo kaybı (hastaların %62’sinde), karın ağrısı (hastaların %52’sinde) ve bulantı (hastaların %34’ünde) olmakla beraber, hastaların çoğunda bu şikayetlerin birden fazlası gözlenebilir.

Mide kanserinin kesin tanısı midenin kamera ile incelenmesi (endoskopi) ve şüpheli görülen yerlerden örnek (biyopsi) alınması ile konur. Hastalığın başka organlara yayılıp yayılmadığını anlamak için ilk aşamada bilgisayarlı tomografi (BT) kullanılır; ancak bazen daha detaylı görüntüleme teknikleri gerekebilir (PET gibi).

Tedavi seçenekleri hem kanserin evresine hem de hastanın genel sağlık durumuna bağlıdır.

  1. Cerrahi: Birçok diğer kanserde olduğu gibi mide kanserinin de kesin çözümü ameliyat ile midenin tamamının veya bir kısmının alınmasıdır. Çok erken evre kanserlerde sadece mide yüzeyinin endoskopi ile alınması yeterli olabilir, ancak yukarda da belirtildiği gibi bu tür vakalara çok nadiren rastlanmaktadır. Maalesef ameliyat yapılabilecek kadar erken evrede tanı konan mide kanserlerinde bile hastaların %30’a yakını 5 yılı doldurmadan hayatını kaybetmektedir. Bu nedenle hastaların çoğunda kemoterapi (ilaç tedavisi) ve radyoterapi (ışın tedavisi) gibi yardımcı tedavilere ihtiyaç duyulmaktadır
  2. Radyasyon (ışın) tedavisi: Bazı hastalarda ameliyat öncesinde kanserli dokuyu küçültüp ameliyata uygun hale getirmek için, bazen de ameliyat sonrasında kalmış olma ihtimali olan kanser hücrelerini öldürmek amacıyla kullanılabilir. Ayrıca ileri evre mide kanserlerinde kanama ve tıkanıklık gibi durumlarda da ışın tedavisi faydalı olabilir.
  3. Kemoterapi (ilaç tedavisi): Işın tedavisine benzer kullanım alanları mevcuttur. İleri evre kanser hastalarında sağkalımı uzatabilen tek tedavi türüdür. Son zamanlarda popülerlik kazanan hedefe yönelik tedaviler mide kanserinde yeterli başarıyı gösterememiştir. Bu alanda onaylanmış sadece 2 ilaç mevcuttur; ancak bağışıklık sisteminin kansere karşı mücadele etmesini sağlayan ilaçlarla ilgili çalışmalar devam etmektedir.

Özetleyecek olursak; ülkemiz maalesef mide kanserinin sık görüldüğü ülkeler arasındadır. Genetik nedenlerle oluşan kanserler dışında birçok mide kanseri vakası değiştirilebilir risk faktörlerinden kaynaklanmaktadır ve bazı yaşam tarzı değişiklikleri yapılarak kanser riski azaltılabilir.

Yukarıda sıraladığımız belirtilerin önemli bir hastalıktan kaynaklanabileceğinin bilincinde olunmalı, tetkik ve tedavi için muhakkak doktora başvurulmalıdır. Birçok hastada bu şikayetlerin başka hastalıklardan kaynaklandığı anlaşılacaktır; ancak bu vesileyle mide kanseri vakaları erken tanınıp başarılı bir şekilde tedavi edilebilir.
KAYNAKÇA:

  1. http://www.wcrf.org/
  2. http://www.mayoclinic.org/
  3. https://www.cancer.gov/
  4. https://en.wikipedia.org/
  5. https://www.uptodate.com/

 

Dr. Ümit Tapan
Kanser ve Kan Hastalıkları Uzmanı
St. Joseph Hospital, Nashua, NH
utapan@sjhnh.org

CEVAP VER