20. yılında D-8 teşkilatı

    0
    İsmail Kapan
    Türkiye

    Ekonomik iş birliği ve kalkınma temalı bölge, kıta ve küresel ölçekte kurulmuş pek çok teşkilat var. Bunların bir kısmı beklenene yakın ölçüde işliyor. Ama bir kısmı bekleneni vermiyor, veremiyor…

    İslam ülkelerinin tamamını içine alan İslam İşbirliği Teşkilatının temelleri 47 yıl önce atıldı… Bugün bütün Arap ülkelerinin dâhil olduğu Arap Birliği Teşkilatı daha eskilere uzanır. 1947 yılında, tam yetmiş yıl önce temelleri atıldı. Türkiye, Pakistan ve İran’ın birlikte kurduğu RCD (Kalkınma için Bölgesel İşbirliği Teşkilatı) 1964 yılında kurulmuştu. Humeyni devrimi ile birlikte dağıldı. Ancak daha sonra yine Türkiye, İran, Pakistan, Afganistan, Tacikistan ve beş Orta Asya Türk Cumhuriyetinin iştirakiyle teşkil edilen Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (ECO), 1985 yılında hayata geçirildi. Dün İstanbul’da 9. Zirve toplantısını yapan D-8 (Developing Eight-Gelişmekte olan sekiz ülke) Teşkilatı ise Haziran 1997 yılında resmen kuruldu. Kuruluşun fikir babası merhum Necmettin Erbakan’ın davetiyle, Ekim 1996’da İstanbul’da toplanan Kalkınma İşbirliği Konferansında süreç başlatılmıştı… O günkü şartlarda nüfus büyüklüğü ve ekonomik gelişmişlik bakımından önde gelen sekiz İslam ülkesinin katılımıyla bahse konu teşkilat şekillendi. Ancak beklenen seviyede bir dinamik iş birliği ve ortak ekonomik adımlar atılamadı maalesef. Oysa bugün sekiz ülkenin nüfus toplamı 1 milyar 173 milyonu aşıyor… (Endonezya 264, Pakistan 197, Nijerya 191, Bangladeş 165, Mısır 81, Türkiye 80, İran 80, Malezya 31 milyon.) Bu devasa nüfusun toplamda üretebileceği ekonomik hâsıla, çok daha yüksek rakamlara ulaşabilir ve özellikle İslam Dünyasının temel ihtiyaçlarının giderilmesinde ve refahının yükselmesinde, lokomotif güç teşkil edebilir. Tabii ideal seviyede bir koordinasyon ve ona göre de mükemmel organizasyon yapılabilirse… Toplam ekonomik büyüklüğü 3 trilyon 770 milyar dolar, lakin ortak ticaret hacmi 100 milyar dolar!

    İstanbul’daki zirvede konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün ve yarınlara dönük tespit ve tekliflerinde bu yönde arzu ve temenniler ve uyarılar vardı. Sayın Erdoğan hiç olmazsa ticaret hacminin 500 milyar dolara çıkarılması gerektiğini vurguladı. Diğer taraftan ortak ticarette üyelerin millî para birimini kullanması, dolar ve avro baskısından kurtulmak için etkili bir yol olabilir. Keza bir takas odasının kurulması için Merkez Bankalarının bir araya gelmesi büyük önem arz ediyor. Erdoğan’ın bu teklifini dinlerken, Erbakan’ın 1997 yılında “İslam Dinarı” dediği parayı medyaya göstermesini hatırladım. Maalesef geçen 20 yılda D-8 arzu edilen seviyede bir gelişme gösteremedi. Sonuncu zirvesini beş yıl aradan sonra yapabilmesi de bunun bir göstergesi. Keza Erdoğan’ın uyarıda bulunma ihtiyacı duyduğu zirvelere katılım seviyesi de bu konuda net bir fikir veriyor. Türkiye, Nijerya ve Pakistan dışında kalan üyeler, İstanbul’daki zirveye ikinci, üçüncü adamlarını gönderdi. Hatta Mısır (Türkiye ile ilişkilerin soğukluğunun da etkisiyle…) dışişleri bakan yardımcısını gönderdi. Oysa kuruluşun temel ilkeleri (Ki, teşkilatının bayrağındaki altı yıldız bunları sembolize ediyor…) bugün Recep Tayyip Erdoğan’ın ısrarla seslendirdiği “Dünya beşten büyüktür…” haykırışındaki itiraz noktalarıdır. Yani savaş değil barış, çatışma değil diyalog, çifte standart değil adalet, üstünlük değil eşitlik, sömürü değil iş birliği, baskı ve tahakküm değil; insan hakları, hürriyet ve demokrasi… Gelgelelim bunların kâğıt üstünde kalmayıp hayata geçirilebilmesi!.. Bunu mutlaka başarabilmeliyiz.

    Yazının devamı için