ABD’nin “IŞİD Zaferi” sonrasında Suriye’yi ne bekliyor?

    0
    Akdoğan Özkan
    t24.com.tr

    SDG, Fırat’ın güney havzasındaki kimi güçlerini, Türkiye sınırına kaydırarak IŞİD’e karşı cephenin zayıflamasını bilerek sağladı

    Bölgedeki gelişmeler ve gelen sinyallere bakılırsa, ABD Başkanı Donald Trump, bu hafta ya da önümüzdeki hafta Suriye’deki (“IŞİD karşıtı”) savaşını başarıyla tamamladığını açıklayarak zaferini ilan edecek. Edince ne olacak? Lafı fazla uzatmadan hemen olabileceklere bir bakalım:

    BİR- ABD karşıtı koalisyona karşı Fırat’ın doğusunda direndiği son belde olan, Deyrizor kentinin doğu kırsalındaki Bagoz’da da tutunamayacak olan IŞİD (DAEŞ) militanlarının büyük bir kısmı Fırat’ın doğusundan, başkalarının başına bela edilmek üzere muhtemelen Fırat’ın batısına tahliye edilecek.

    İKİ- Kürtlerin ağırlıkta olduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile bu konuda anlaşan DAEŞ militanlarının tam olarak nereye tahliye edileceği bilinmemekle birlikte, ABD’nin 55 km derinliğinde bir tampon bölgeye sahip olduğu Tenef bölgesinin yakınlarına bir yere ya da Irak’ın batısında yer alan (Tenef’in de güneyindeki) Anbar Çölü’nde bir yerlere olacağını tahmin ediyoruz. Nitekim 9 Şubat’ta tarafların bu konuda bir ön anlaşmaya vardıklarını öğrendik.

    ÜÇ- Böylelikle IŞİD’i Fırat’ın doğusundan en nihayetinde tamamen temizlemiş olacak ABD öncülüğündeki koalisyonun liderleri, “biz üzerimize düşeni yaptık, IŞİD ile mücadeleye hevesli başka güçler varsa, onlar artık bu mücadeleyi Fırat’ın batısında yapsınlar” diyerek, o “hevesli” aktörlere Şam Yönetimi ile Rusya’nın nüfuz alanında olması beklenen toprakları hedef gösterebilir!

    DÖRT- Amerikan Wall Street Journal gazetesinin, halen görevde bulunan ve bulunmayan Beyaz Saray yetkililerine dayanarak geçen hafta içinde verdiği haberine uygun olarak, Trump aksi bir gelişme olmazsa Mart ayının ortalarına kadar bölgedeki askerlerinin muhtemelen büyük kısmını çekmiş olacak. Nisan sonuna kadar da tüm Amerikan askerlerinin Suriye’den çıkarılması hedeflenecek.

    BEŞ- ABD, Nisan ayı sonunda, sadece Suriye’den değil, bu bölgeye odaklandığımız için gelişmelerini belki daha tali planda takip ettiğimiz Afganistan’dan da askerlerini çekiyor. Taliban yetkililerinin açıklamasına bakılırsa, ABD örgüte askerlerinin yarısını Nisan ayı sonuna kadar çekme sözü verdi. Böylece ABD “insani yardım” ile başlayıp “şer güçlerden” kurtararak “demokrasi” getirmekle sonlandırdığı iki “crusade” seferini “zaferle” sonlandırdıktan ve “çocukları eve getirdikten sonra,” içerde de aldığı moral güçle gözünü benzer “insani yardım” ve “demokrasiye” ihtiyaç duyan (!) başka coğrafyalara, mesela Venezuela’ya çevirebilir.

    ALTI- ABD askerlerinin Fırat’ın doğusundan çekilmesi, bölgenin doğrudan huzur ve barışa kavuşması anlamına gelmeyecek elbette. Bölgede bu süre zarfında ekilmiş düşmanlık tohumlarının kökünün kazınması için daha çok Nisan beklemek zorunda kalacağımız bir gerçek. Zira çatışmalar bitse bile, Araplarla Kürtler, Kürtler ile Hristiyanlar, Şiiler ve Aleviler ile Sünni aşiretler arasında, hatta aynı etnisiteden ama farklı kabile ya da aşiretlerden insanlar arasında dahi savaşın seyri içinde tohumları derinlere ekilmiş düşmanlıklar, varlıklarını (ciddi bir ihtimal olarak orada duran) olası etnik temizlik girişimleri üzerinden devam ettirme imkanı bulamasa dahi, belki onlarca yıl “kan davalarına” taşıyacak, maalesef orada yaşamaya devam edecek.

    YEDİ- Peki ABD askerlerinin çekilmesiyle Suriye’nin kuzeydoğusunda hakimiyet askeri ve idari açıdan kime geçecek? Biliyorsunuz Kürtler, Amerikalılara epey bir zamandan beri, “sen çekilirsen biz kaderimizi Ankara ile TSK’nın iradesine teslim etmemek için bu toprakların denetimini Şam Yönetimine vermek mecburiyetinde kalırız, ki sen de bunu istemezsin” diyordu. Aslında bu durum ABD için çekilme aşamasında hayal edebileceği en kötü senaryo. Bunu arzulamadığı için de, bölgeyi Şam Yönetimi’ne uzun yıllar teslim etmeyecek güç hangisi olur diye adaylara baktığında, kafasında Ankara beliriyor. Ancak Rusların Adana mutabakatını işaret ederek, Ankara’ya “Şam ile diyalog seni ve sınırlarını çok daha güvenli kılacaktır” şeklindeki yaklaşımı nedeniyle Amerikalılar Ankara’nın tasarruflarından da tam emin olamıyorlar. Bu düğüm nasıl aşılacak bilmiyoruz ama, ABD’nin sicilinde, ihtilaflı bölgelerden bir noktadan sonra, “aaa ne haliniz varsa görün be” diyerek arkasında bir enkaz bırakma pahasına kapıyı çarpıp çıkmaların hiç de az olmadığını biliyoruz. Dolayısıyla, savaş dediğimiz şeyin aslında bir etnik temizlikler toplamı olduğunu hatırda tutarak, o “kapıyı çarpıp çıkma” ihtimalinin de bulunduğunu unutmamamız lazım…

    Fırat’ın doğusunda olacaklara, son iki yıldır olanlardan hareketle biraz daha ayrıntılı bakınca, şunları görüyoruz:

    Yazının devamı için