Alimin ölümü

    0
    Ahmet Talimciler
    T24.com.tr

    Bu topraklarda yaşayan bütün fikir üreticilerinin vazgeçilmez kaderi, yaptıklarının karalanması-adının hep bir kesimle birlikte anılır hale dönüştürülmek suretiyle kamplaştırılması-veyahut görmezden gelinerek adeta yok sayılmasıdır. Bu makus sonu aşabilen çok az kişi olmuştur buna karşın hem akademik ve entelektüel camia içerisinde hem de ülkenin geride kalan bütün kesimlerinde sonuç çok da fazla önemsenmez! Oysa alimler öyle kolay kolay yetişebilen ağaçlar değildirler. Çok büyük emeklerin sonucunda kök salmaya ve bir taraftan dibe daha fazla tutunurlarken öte yandan dallarıyla giderek daha yükseğe daha doğrusu çok farklı alanlara doğru yola çıkanlara yol gösterebilenler, geniş kitlelere dokunabilenlerdir. Zaten çorak olan düşünce iklimimizi yazdıklarıyla, konuştuklarıyla bambaşka hale dönüştürebilenlerdir.

    Fakat onların başına da diğer bütün düşünce üretenlerin başına gelen uygulamaların gelmesi adeta kaçınılmazdır. Çoğu kez bizler, onların kıymetini ancak öldükten sonra fark edebiliriz, alimlerin şansı ise yaşarken de kıymetlerinin görülmesi, bilinmesidir. Çünkü ortaya koydukları ile fark yaratırlar ve yarattıkları farkın, farkında olanlar tarafından hiçbir zaman terk edilmeyecek bir alt yapının oluşmasına olanak sağlarlar. Böyle olduğu için de, onların ölümlerinin ardından yapılan açıklamaların neredeyse tamamına yakınında işte bu üretkenlik ve katkı boyutları ön plana çıkartıla gelir. Ama ne olursa olsun çekememezlik ve kişisel husumetlerimizi de bu günlerde göstermekten çekinmeyiz! Alimin ortaya koyduğu eserleri hakkında okumadan çoğu kez kulaktan dolma ifadeler üzerinden bilgi sahibi olduklarını zannedenler, yine devreye girerek kendilerini göstermeye çalışırlar. Yapılanları bilimsel açıdan ele almak yerine ideolojik angajmanlar üzerinden değerlendirebileceğini sanma kolaylığına kendilerini kaptırıverirler.

    Kişinin yıllarca emek verip oluşturduğu, gözünün nuru olan evlatları konumundaki kitaplarını, sırf bu yüzden üstelik ne anlattığını bile bilmeden karalamaktan çekinmezler. Bu yüzden bu topraklarda okumak, yazmak bir de üstüne düşünmek zor olduğu kadar tehlikeleri de beraberinde taşımaktadır. Ne yaparsanız yapın, sizin yaptıklarınızı daha baştan karalamaya hazır bir kitle ile karşı karşıya olduğunuzu bilmek durumunda bırakılırsınız. Öte yandan yıllarca uğraştığınız bilimsellik düsturu ve ortaya koyduklarınızla da ülkenin büyük çoğunluğu ne ilgilenir ne de bu yaptıklarınızın öneminin farkına varabilir. İşte bunun için bu ülkede hayatlarını hep arafta yaşamak durumunda bırakılan entellektüellerin durumu, iğneyle kuyu kazmak gibidir. Sonuçlarını bile bile yazmanın vazgeçilmez büyüsü içerisinde eserlerinizi vermeye devam edersiniz, buna karşın hak ettiğiniz ilgiyi ve takdiri ise maalesef çoğu zaman göremeyeceğinizi de bilirsiniz. İşte bu çelişki hali, aslında bu ülkenin olduğu gibi bu ülkenin düşünce üreten emekçilerinin de kaderidir.

    Yazının devamı için