Bakan olduğunu öğrenme meselesi

    0
    Kemal Öztürk
    Yeni Şafak

    Son üç dört gündür her yandan kabine listeleri dökülmeye başlamıştı ortalığa. Listeyi gören, tanıyorsa, hemen oradaki isimi arıyor, aranan kişi de heyecana kapılıyordu.

    ERDOĞAN BUNU HER ZAMAN YAPAR

    Kimsenin gerçek listeyi bilmesine imkan yok tabii. Çünkü Erdoğan Başbakanlığı döneminden beri, kabine değişikliğinde isimlerin sızmaması için özel bir gayret sarf eder. Medyanın “kabinede bu isim var mı?” sorusuna “olabilir, olmayabilir de” diye heyecanı daha da arttıran bir cevap verirdi ince bir tebessüm eşliğinde.

    Buna rağmen, muhtemel bakan isimlerini açıklayan her yazı, her mesaj yine de ilgiyle okunur, paylaşılır ve dalgalanmaya neden olurdu.

    Gerçek isimler en son bürokratik işlemler gereği yazıya dökülüp, kararnameler hazırlanırken, Erdoğan’ın kafasından çıkar, somut bir hale dönerdi. Bunun teknik yazımını da bir ya da iki kişi yapar, onlar da ser verir, sır vermezdi.

    Son dönemlerde bu işi, şimdi Sanayi ve Teknoloji Bakanı olan Mustafa Varank yapardı. Acaba son listeyi yine o mu yaptı? Düşünsenize, Erdoğan Varank’a şöyle diyor, “Yaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank”. İnsan kalpten gider!

    HAVALANINDA BAKAN OLDUĞUNU ÖĞRENMEK

    Eskiden muziplik olsun diye, bazı milletvekillerini arar, ‘abi nerelerdesin?’ diye sorar, heyecanla ‘hayırdır?’ diye cevap alınca, ‘yok bir şey, öylesine sordum’ derdik. O gün gariban vekil sabaha kadar uyumazdı.

    Son kabine açıklamasından önce yaşanan dalgalanmalar abartılı oldu biraz. Kabine listesi nizami doküman izlenimi verilmiş halde sosyal medyada dolaştı, haber oldu, telefonlar susmadı.

    Ben tabi itibar etmedim listelere. ‘Listenin açıklanacağı saati bekleyin heyecan yapmayın’ desem de, kimseye laf dinletemedim.

    Külliye’deki törenlere katıldık. Orada da her gören bakan ismi sordu, durdu. Törenler bitti, liste merakı bitmedi. En son tüm bakanların fotoğrafları olan bir liste düştü medyaya. Ben yine itibar etmedim.

    Artık dönüş yoluna girdik, havaalanına gittim. Boş gördüğüm bir koltuğa oturdum. Yanımda bir hanımefendi, sürekli telefonla konuşuyor, çağrıların biri bitip, öbürü başlıyordu. Şaşırmış halde, ‘bilmiyorum, inan bilmiyorum’ diye karşısındakini ikna etmeye çalışan hanımefendi, işin başından aştığını fark etmiş olacak ki, çağrılara cevap vermemeye başladı. Bir yandan da acele acele eşyalarını topluyordu.

    ‘BAKAN OLDUN DİYORLAR’

    ‘Hanımefendi ne oldu dedim’ ilgiyle? Sempatik ama kargaşanın içine düşmüş bir halde, “Herkes beni arıyor, bakan oldun diyor. Bilmiyorum diyorum inanmıyorlar. Şimdi Cumhurbaşkanlığı’na çağrıldım, oraya gitmem lazım. Ama telefonlardan şoför arkadaşı çağıramıyorum. Gidip öğreneceğim Külliye’de ne olduğunu artık.”

    Kendisi de dahil, hepimiz bir yandan gülüyoruz, bir yandan şaşırıyoruz, bir yandan ya gerçekse diye soruyoruz.

    O esnada bir bey geldi, hanımefendiyi kargaşanın ortasından kurtardı. Ben son gelen kabine listesini açtım baktım. Hanımefendinin fotoğrafı vardı ve altında, “Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan” yazıyordu. Kesin bakan oldu dedim kendi kendime. Sonradan anladım ki, açıklamanın geç başlamasının nedenlerinden biri de, yeni Ticaret Bakanı’nın Cumhurbaşkanlığına ulaşmasını beklemekmiş.

    HER GAZETECİYE NASİP OLMAYACAK OLAY

    Gazetecilik hayatımda ilk defa başıma geliyor böyle bir şey. Sanırım çok az gazeteciye nasip olacak bir olay.

    Tabii mesleki refleksle yaşadığım olayı Twitter’da paylaştım. O esnada canlı yayında olan Habertürk’ten Didem Aslan, hemen benim tivitimi paylaşınca, büyük gümbürtü koptu! Son sızan listenin doğru olduğu kanaati pekişti insanlarda. Neredeyse tüm internet siteleri ve televizyonlar da bu olayı haberleştirdi tabii.

    Olayın kendisi başlı başına hem çok sempatik hem de unutulmaz bir olay. Düşünsenize kendi başınıza geldiğini. İnsanın ömrü boyunca her fırsatta anlatacağı bir hikaye.

    HEM GÜVENLİK HEM DEVLET GELENEĞİ

    Bunun hoş bir anı olması kadar, güvenlik ve devlet geleneğinde ayrıca bir yeri vardır. Bakanlık değişimleri son dakikaya kadar güvenlik açısında söylenmez. Osmanlı’da da bu böyleydi. Bir paşa, vezir olduğunu son anda öğrenirdi.

    Yazının devamı için