Bir haftada neler oldu?

    0
    Selva Demiralp
    Milliyet

    Finansal koşullarda sene başından beri devam eden bozulmanın son hafta içerisinde yeni bir atak yapması içeride ve dışarıda izleniyor. Kur, faiz ve enflasyonda yaşanan ciddi yükseliş makroekonomik dengeleri yıpratıp ciddi bir resesyon riski yaratıyor.

    Biz iktisatçılar belirli göstergelere bakarak ekonominin evrildiği yönü doğru olarak tespit edebiliyoruz.

    Ancak öngördüğümüz gelişmelerin zamanlamasını tahmin etmekte zorlanıyoruz. Ekonomide bugün yaşanan gelişmeleri de geçmişte pek çok iktisatçı öngörü olarak aylar öncesinden dile getirdi. Çoğu temel iktisat bilgisine dayanan bu öngörüler şunlardı:

    Enflasyona dikkat

    1) Enflasyon bir ülkede finansal istikrar önündeki en önemli engeldir. Enflasyon pahasına büyüme anlayışı geri teper. Büyüme bir süre sonra yavaşlayacağı gibi enflasyon eskisinden de yüksek seviyelere yükselir. Enflasyondaki yükseliş hayat pahalılığı, gelir dağılımında bozulma, yatırımlarda azalma gibi etkilere ilave olarak  yabancı para akışını keser. Bu da kur ve faizi etkiler.

    (…)

    Ne yapmalıyız?

    Bu noktada ne yapmak gerekiyor?

    Kısa vadede siyasi gerginliğin çözümlenmesi lazım. Orta ve uzun vadede yapmamız gereken ise hasar kontrolüdür. Ciddi bir stagflasyon tehdidiyle karşı karşıyayız. Normal şartlarda büyümedeki yavaşlamanın enflasyonu aşağı çekmesi gerekir. Ancak bizdeki gibi kur şokunun eşlik ettiği daralmalarda bir taraftan enflasyon artarken, bir taraftan ekonomi yavaşlayabilir.

    Bu durum bir merkez bankası için en zor durumdur. Çünkü enflasyonu düşürebilmek için zaten yavaşlayan ekonomiyi daha da boğmanız gerekir. Maalesef içmemiz gereken  ilacı vaktiyle içmediğimiz için bugün  yan etkileri kabul etmek zorundayız. Çünkü enflasyon ve kuru düşürmeden sağlıklı bir büyüme patikası yakalayabilmemiz mümkün değil.

    Yazının bütünü için