Bölgede istikrar vardı da…

    0
    Yıldıray Oğur
    Karar

    22 Temmuz 1962 günkü gazetelerde bir fotoğraf yayınlandı. Fotoğrafta polisler elinde bir tabanca olan küçük bir çocuğun etrafında gülümsemekteydi. Fotoğrafın altındaki haber şöyleydi: “Molla Barzani’yi öldürmek için İstanbul’dan Mardin’e giden 13 yaşındaki bir çocuk yakalandı. İstanbul’dan yalnızca Molla Mustafa Barzani’yi öldürmek için geldiğini söyleyen S. U. adında 13 yaşlarında ortaokul ikinci sınıf talebesi bir genç Kırıkkale yapısı bir tabanca ve 40 mermi ile yakalanmış ve nezaret altına alınmıştır. İstanbul’da Galata’da oturduğunu söyleyen S.U. tabanca ve mermilerin emekli subay olan babasına ait olduğunu söylemiştir.”

    1962’de, şöhreti İstanbullu bir çocuğu öldürmek için Mardin’e getirdiğinde, 59 yaşındaydı Molla Mustafa Barzani.

    Bu 59 yıla sığdırdıklarıyla çoktan bir efsaneye dönmüştü bile. Daha beş yaşındayken, yerleşik düzene geçmek istemeyen aşiretinin İttihatçılara karşı ilk isyanında ailesiyle birlikte 9 ay Diyarbakır’da hapsedilmişti.

    Sonra 11 yaşındayken ağabeyi Şeyh Abusselam, yine İttihatçılara isyan başlatmış, İran’a oradan Rusya’ya gitmiş, dönerken yakalanmış, Süleyman Nazif’in de katkılarıyla idam edilmişti.

    Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra onların yaşadığı topraklardan Osmanlılar gitti İngilizler geldiler. Kürtlere önce devlet sözü veren İngilizler bu sözlerini tutmayınca Şeyh Mahmut Berzenci liderliğinde yeni bir ayaklanma başlamıştı.

    16 yaşındaki Mustafa Barzani de bu ayaklanmadaki peşmerge komutanlarından biriydi. Yenildiler. İngilizlere karşı Halil Kut Paşa’ya yardım ettiler. Ama sonunda İngilizler kazandı, başlarına da Arabistan’dan bir kral getirip Irak’ı kurdular. Kimse onlara Irak’ta yaşamak isteyip istemediklerini sormamıştı bile.

    29 yaşındaki Molla Mustafa Barzani artık aşiretinin başına geçmişti. 1932’de İngilizler Irak’a bağımsız verince bir kere daha şanslarını denediler. İngiliz uçakları Erbil’i bombalayınca daha fazla direnemediler. Ailesi Nakşilik bağlarından dolayı Türkiye’ye kaçtı. Muş’a yerleştirildiler. Barzani Süleymaniye’de gözaltında tutuldu.

    İkinci Dünya Savaşı yeni bir şans demekti. 1941’de İngiltere Irak’ı işgal edince, Barzani memleketine gitti 1943’de yeni bir isyan başlattı. Ama iki yıl sonra savaşla birlikte isyan da bastırıldı. Savaştan sonra Bağdat hükümeti, İngilizlerin ve kayınpederi Mahmud Ağa’nın da desteğiyle ona karşı harekat başlatınca İran’a kaçtı.

    İran’da toplanan Kürtlerle birlikte, Sovyetlerin desteğiyle 1946’da Mahabad Kürt Cumhuriyeti’ni ilan ettiler. Cumhuriyet’in Genelkurmay Başkanı olmuştu. Bir yıla kalmadan Amerikalı bir komutanın idare ettiği İran ordusu, Mahabad’a girdi ve cumhuriyete son verdi. Barzani ve 500 Peşmerge öldürülmekten Türkiye sınırları içinden geçerek Sovyetler’e doğru kaçarak kurtuldu.

    ***

    Türkiye’den geçerken askerler uzaktan geçişini izleyip müdahale etmemişti.

    Nahçivan, Bakü, Özbekistan ve Moskova’da geçen 11 yıldan sonra adı Kızıl Molla’ya çıkmıştı. Halbuki, Kremlin önünde Kürtlerin meselelerine dikkat çekmek için açlık grevi yapan bir milliyetçiydi hep.

    1958’de İngiliz yanlısı Kral, Abdülkerim Kasım’ın darbesiyle devrilip cumhuriyet kurulunca yeni bir fırsat daha ortaya çıkmıştı. Sovyetlere yakın Kasım, Kürtlere ortak cumhuriyet kurmayı teklif ediyordu. Anayasa’nın dördüncü maddesine Irak Cumhuriyet’in kurucu halkları olarak Araplar ve Kürtleri yazılmıştı. Bu vaadlerle Erbil’e dönen Barzani’nin ve Kürtlerin Irak ilgili hayalleri üç yıl sonra yıkıldı.

    Molla Mustafa Barzani, 1961’de yeniden isyan başlatmıştı. Türkiye’de de iktidarda darbeciler vardı.

    Devlet Başkanı olarak Cemal Gürsel bir röportajında Barzani için şöyle demişti: “Bu Molla Barzani’nin gayreti değil, birtakım gizli membaların ve emellerin bir tahrikidir. Biz bunun nereden geldiğini ve neyi hedef tuttuğunu gayet iyi biliyoruz. Bu tahrikler devam ederse Şarkta çok ıstırap çekecekler olacaktır. Biz kendi hudutlarımız içinde bu gibi hareketleri yıldırım hızlı ile bertaraf etmek azmindeyiz…”

    Ama buna rağmen büyük imkânsızlıklarla savaşını sürdüren Molla Barzani için Türkiye bir lojistik merkeziydi. Yine o günlerde çıkan bir gazete haberinden okuyalım:

    “Irak’ın kuzey bölgelerinde yerleşmiş bulunan Molla Mustafa Barzani, süvari birliklerinin at nalı ihtiyacını Siirt’ten temin etmiştir. Bildirildiğine göre A.Ş. isimli bir koyun tüccarı Barzani’nin teklifini kabul ederek Irak’a sattığı koyunlara birer at nalı bağlamış ve böylece külliyetli miktarda nal kaçırılmıştır.”

    60’lı yılların gazetelerinde rutin haberlerden biri olmuştu bu. Yakalanan silah kaçakçıları, sıtma ilaçlarını Barzani aşiretine verirken tutuklanan memurlar…

    Kızıl ve Kürtçü sıfatlarıyla anılan Barzani’ye karşı 13 yaşında bir çocuğu suikast için yola düşürecek kadar öfkeli bir dil hakim olmuştu.

    Ama bu lojistik destek Irak’taki General Kasım iktidarını da zamanla rahatsız etti. Kriz Irak ordusunun Kürt isyancıları kovalarken Türkiye sınırları içindeki Kürt köylerini uçaklarla bombalamasıyla tırmandı. Rubaruk Karakolu’nda iki askerin Irak uçaklarından açılan ateşle ölmesi ise bardağı taşıran son damla oldu. Havalanan Türk jetleri sınırı geçen iki Irak jetini vurdu.

    Bağdat’ta Türkiye Büyükelçiliği önünde toplanan ‘Fellah Dernekleri’nin “Sömürgeci Türkiye” sloganlarıyla  düzenlediği protesto gösterileri devletin resmî politikasının devamıydı. Devlet Başkanı Kasım, şu epey tanıdık gelecek ithamlarla Türkiye’yi sert sözlerle eleştirmişti:

    “Şekavet lideri Irak’ta artık yalnız kalmıştır. Ancak hudutlarımızın ötesinde ve haricinde kendilerini sömürgecilere satmış olanlar tarafından yardım görmektedir. Bunlar komşu devlet iltica etmekte ve oradan mal ve malzeme toplamaktadır. Türk milletini hükümetine engel olmaya çağırıyorum.”

    Türkiye’nin cevabı da sert oldu: “Mağlubiyetini örtbas edip halkına yaranmak için bu olayları o tertipledi.”

    Bu sırada Molla Mustafa Barzani Türkiye’ye üç mektup yazdı. Cumhuriyet gazetesinden okuyalım: “Asi Kürt lideri Molla Mustafa Barzani Çukurca Kaymakamlığı vasıtasıyla Türkiye’ye üç ‘dostluk mesajı’ göndermiştir. Barzani’yi muhatap kabul etmeyen Türk ilgili makamları bu mesajlara cevap vermeye lüzum görmemişlerdir.”

    Bu arada bütün enerjisini isyanı bastırmaya veren Kasım, 1963’de Amerikan destekli Baas Partisi darbesiyle devrildi.

    ***

    Amerika devreye girince müttefik Türkiye de Barzani’ye karşı politikasını sertleştirmişti.

    Yazının devamı için