Büyükada’da aksayan vapur seferleri üzerine…

    0
    Yıldıray Oğur
    Karar

    16 Temmuz 1993 günü öğle saatlerinde İstanbul semalarında dört pırpır uçağının sesi duyuldu. Gökyüzüne doğru bakan İstanbulluları büyük bir sürpriz bekliyordu. Birden alçaktan uçan uçaklardan bütün İstanbul’un üzerine bildiriler atılmaya başlandı. Tam bir milyon bildiri.

     17-08/04/resim1.jpg

    Sivas Katliamı’nın toplumu kutuplaştırdığı kötü zamanlardı. Altında DİSK’ten Mazlumder’e, Ahmet Altan’dan Ali Bulaç’a kadar farklı kesimlerden sivil toplum örgütleri ve aydınların imzası olan bildiride “BM barış gücü koruması altında yeşil hatlarla bölünmüş kentlerde yaşamak istemiyoruz. Dış düşman, dış tahrik mazeretinde kurtularak her türlü haksızlığa karşı çıkılmalı” deniyordu.

    Bu sürpriz eylem kısa bir süre önce kurulan, Murat Belge, Halil Berktay, Adalet Ağaoğlu, Mehmet Ali Birand, Orhan Pamuk ve Mete Tunçay’ın da kurucuları arasında olduğu Helsinki Yurttaşlar Derneği’nin ilk en ses getiren eylemiydi. Derneğin adındaki Helsinki, 1975 yılında altında Türkiye’den de Başbakan Süleyman Demirel’in imzası olan Helsinki Nihai Senedi’nden geliyordu. Soğuk savaşın ortasında, ABD ve SSCB’nin de içinde olduğu 36 ülkenin imzaladığı bu senedle devletler artık insan hakları ihlallerinin kendi iç meseleleri olmadığını kabul etmişlerdi.

    Bu imza, uzun yıllar kötü insan hakları karnesi yüzünden Türkiye’nin başını çok ağırttı. Ama Geceyarısı Ekspresi filmlerinden, 90’lar karanlığından 2004’e gelindiğinde artık devletin resmi politikası İşkenceye Sıfır Tolerans’dı. 2004 yılında Türkiye’nin insan haklarında değişen yüzünün sembolü Ankara’nın evsahipliği yaptığı uluslararası bir sempozyum olmuştu.

    90 ülkeden 500’ü aşkın insan hakları aktivistinin katıldığı İnsan Haklarında Yeni Taktikler adlı sempozyumuna devlet sadece evsahipliği yapmıyordu, Türkiye’den Helsinki Yurttaşlar Derneği, ABD’den  Center for Victims of Torture CVT (İşkence Mağdurları Merkezi)’nin organize ettiği sempozyumun ortaklarından biri de 1958 yılında kanunla kurulmuş Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü’süydü. (TODAİE)

    Toplantının sponsorları da dört ülke hükümetiydi; ABD, İngiltere, Hollanda ve 300 bin dolar veren Türkiye Cumhuriyeti. 29 Eylül 2004 günü sempozyumunun açılışını Dışişleri Bakanı Abdullah Gül yaptı. Beş gün süren sempozyumda sivil itiaatsizlik alanında örnek gösterilen yaratıcı kampanyalardan biri Şanar Yurdatapan’ın Abdurrahman Dilipak’la birlikte yaptığı Düşünceye Özgürlük Girişimi’ydi. “Halkın katılımını sağlamak için kitlesel eylemler” başlığı altında örnek kampanya olarak ise 1997’deki “Sürekli Aydınlık için bir dakika karanlık” anlatılmıştı. (Kampanyanın Ak Parti’nin logosu ve ilk seçim sloganı Karanlığa kapalı, aydınlığa açık’a ilgam kaynağı olduğu söylenmişti)

    Sempozyumun kapanış konuşması için kürsüye Başbakan Erdoğan çıktı. 90 ülkeden başkente gelmiş 500 sivil toplum aktivistine seslenen Başbakan “Özgürlük alanını daraltan bir güvenlik anlayışı uzun vadede güvenliğin altını oyan bir zemin üretir” dediğinde salondan büyük alkış aldı.

     17-08/04/2.jpg

    Türkiye Cunhuriyeti devletinin organizasyon ortağı ve finansörü olduğu sempozyumu hazırlayan çekirdek kadroda iki isim öne çıkıyordu. Helsinki Yurttaş Derneği’nden, sempozyumunun basın danışmanlığını yürüten Özlem Dalkıran ve İşkence Mağdurları Merkezi’nden, işkenceyle mücadelede teknolojik imkanların kullanılması konusunda yıllardır eğitimler veren İran asıllı İsveç vatandaşı Ali Gharavi.

    https://bianet.org/bianet/insan-haklari/44040-insan-haklarinda-yeni-taktikler-sempozyumu

    13 yıl sonra bu iki ismin yolu daha küçük bir organizasyon için yeniden kesişti. Ama bu kez onları kötü bir sürpriz bekliyordu. 7 Nisan 2017’de Antalya’da İnsan Hakları Ortak Platformu’nın her yıl iki kere düzenlediği istişare toplantılarından biri başlamıştı. Kısa adıyla İHOP (günlerdir gazetelerde yazıldığı gibi İYOP değil) Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, Helsinki Yurttaşlar Derneği (Yurttaşlık Derneği), İnsan Hakları Derneği ve İnsan Hakları Gündem Derneği’nin oluşturduğu bir çatı platformdu. İnsan hakları alanında hükümetle de çok sayıda projeye, ortak işe imza atmış İHOP, son olarak üyelerinin sekizi Bakanlar Kurulu ve üçü Cumhurbaşkanı seçilen Türkiye İnsan Hakları Kurumu’nun yasasının Meclis’teki görüşmelerinde yer almıştı.

    http://www.ihop.org.tr/wp-content/uploads/2017/01/komisyon_tutanaklari.pdf

    İHOP’un OHAL döneminde yaptığı bu ilk yıllık toplantısından çıkan kararlardan biri insan hakları alanında çalışanlara yönelik bir dizi eğitim programının düzenlemesiydi. Bu eğitimler arasında resmi –özel bütün kuruluşların sık sık düzenlediği veri güvenliği eğitimi ve strese karşı koyma eğitimleri de vardı. Bu eğitimleri organize etme işini Yurttaşlık Derneği’nden Özlem Dalkıran üstlendi. Nisan ayının sonlarına doğru eğitim semineri için yazışmalar başladı. (Bu yazışmaların tamamı savcılığa sunuldu.

    Yazının devamı için