Büyümeye rağmen işsizlik neden böyle

    0
    Fatih Özatay
    Dünya

    Mayıs dönemi işgücü verileri dün açıklandı. Mevsim etkilerinden arındırılmış verilere göre hem işsizlik oranı hem de tarım dışı işsizlik oranı sabit kaldı: İlki yüzde 11,3, ikincisi ise yüzde 13,4. Keza işgücüne katılma oranı ile istihdam oranları da değişmedi. Geçen yılın sonunda işsizlik oranı yüzde 11,9, tarım dışı işsizlik oranı ise yüzde 14,1 ile son yedi yılın en yüksek değerlerine ulaşmışlardı. Dolayısıyla yılbaşından bu yana iş gücü piyasasında olumlu bir gelişme yaşandığının altını çizmek gerekiyor.

    Son aylara değil de 2012 başından bu yana olan bitene bakınca ise işsizlik verileri olumlu bir mesaj vermiyorlar. Ocak 2012 döneminden bu yana işsizlik oranının seyri Grafik 1’de, tarım dışı işsizlik oranın hareketleri ise Grafik 2’de gösteriliyor. Ayrıca her iki serinin kısa dönemli oynamalarından arındırılmış hareketleri (eğilimleri) de grafiklerde yer alıyor. Hemen dikkatinizi çekecek: İki serinin eğilimi de yukarıya doğru. Aman yine dikkat: Bu, her iki serinin bundan sonra da yukarıya doğru bir eğilim izleyecekleri anlamına gelmiyor. Sadece belirtmek istediğim her iki işsizlik oranının da Ocak 2012 – Mayıs 2017 döneminde yukarıya doğru bir eğilim izledikleri.

    Azıcık grafiklerdeki seyrin arka planına geçip birkaç noktayı vurgulamak gerekiyor.
    Yeni milli gelir hesaplama sistemi ile elde edilen verilere göre 2012’den bu yana artık oldukça yüksek bir büyüme oranımız var. Peki, nasıl oluyor da işsizlik oranı aynı dönemde yukarıya doğru çok belirgin bir eğilim gösteriyor? Birbirlerini dışlamayan üç açıklama biçimi var. Birincisi, aynı dönemde iş gücüne katılım oranı (çalışmak isteyen –çalışan ya da iş arayan- nüfusun çalışma yaşındaki nüfusa oranı) da yükseliyor; yaklaşık 5,5 puanlık bir artış var. İkincisi, sözünü ettiğim dönemde üretken yatırımlarda (özellikle makine ve teçhizat harcamalarında) kayda değer bir artış yok. Üçüncüsü, yeni milli gelir hesaplama yöntemi ile elde edilen büyüme verileri ile işsizlik verilerinin hesaplama yöntemi arasında uyum yok; ortada bir “yöntem sorunu” var.

    Yazının devamı için