Can Acun: PKK Suriye’den sonra Irak’ta da güçleniyor

    0
    Fadime Özkan
    Star

    Türkiye’nin endişelerinin ne kadar haklı olduğu bir bir ortaya çıkmaya başladı. Türkiye Barzani’ye uyarılarda bulurken şu an yaşanan senaryoyu kendisine doğrudan iletti aslında. Çünkü hem bölgesel konjonktür, hem yerel güç dinamiklerini değerlendirdiğimizde, bağımsızlık hamlesinin başarılı olma şansı hiçbir şekilde yoktu. Ama tabii bu derece hezimet yaşayacaklarını, IKBY’nin bu derece dağılacağını, KYB ile KDP arasında ihanete varan ayrışmalar da ve peşmergenin savaşmadan tüm bölgelerden hızlıca çekileceği de beklenti dahilinde değildi. Evet, askeri güç dengelerine baktığımızda Irak ordusu ile Haşdi Şabi karşısında peşmergenin askeri olarak fazla direnç gösterebileceği de beklenmiyordu. Bunu referandumdan hemen sonra bölgede gerçekleştirdiğim saha çalışmasında da gözlemlemiştim. Ancak en azından bir savaşma iradesi olabileceği ve direnme çabası içerisine gireceği, özellikle Kerkük gibi bölgelerde geri adım atmayacağı düşünülüyordu. Nihayetinde çok hızlı şekilde savaşamadan tüm tartışmalı bölgeleri kaybettiler. 2014’e değil 2003 sınırlarına kadar geri çekilmek zorunda kaldılar. Iraklı Kürtler adına kolay kolay silinmeyecek büyük bir travma ve hezimet var.

    HERO TALABANİ’NİN ÇIKAR HESABI

    KYB’e bağlı peşmergeler savaşmadan çekildi. Barzani de bu yönde bir açıklama yaptı. KYB’li peşmergeler neden savaşmadı?

    Biraz referandum sürecini irdelemek gerek. Referandum kararının nasıl alındığına baktığımızda Mesut Barzani ve KDP’nin adeta KYB ve diğer siyasi partileri biraz da zorlayarak referanduma gittiğini biliyoruz. Ancak son dönemde KYB’nin içerisinde de bir güç mücadelesi ve ayrışma süreci vardı. Özellikle Celal Talabani’nin sağlık durumu çerçevesinde partide ciddi bir güç mücadelesi yaşanıyordu. Bir tarafta aile fertleri, diğer tarafta politbürodaki kimi isimler. Barzani bunu çok iyi kullandı, KYB’nin içerisinden bazı isimleri ve güç odaklarını yanına çekmeyi başarmıştı. Bunların başında Kosret Resul ve Kerkük valisi Necmettin Kerimi geliyordu. Referandum kararını da onlarla kurduğu ittifak üzerinden hayata geçirdi. Kürt milliyetçiliğini daha kabartarak adeta de facto bir şekilde referandumu dayattı. Dolayısıyla referandumun gerçekleşmesi sonrasında güç dengelerinin aleyhine şekillendiğini gören KYB içerisindeki aile fertleri, özellikle Hero Talabani, Pavel Talabani gibi isimler KDP’den bağımsız şekilde İran ve Bağdat ekseni ile anlaşma yoluna gitti. Kendi çıkarları için o “büyük Kürt davasını” da satarak, kendi kontrollerindeki KYB peşmergelerini Kerkük etrafından hızlıca çekerek sürecin bu şekilde işlemesine neden oldular. Ama tüm KYB peşmergeleri aile ile birlikte hareket etmedi bunun da altını çizmek gerek. Kosret Resul’e bağlı 3 bine yakın peşmerge Barzani ile birlikte hareket etti ama onlar da direnç göstermemeyi tercih edip geri çekildiler. Bu bize şunu söylüyor; ilerde KYB içerisinde hem de KYB ile KDP arasında ciddi bir çatışma dinamiği yaşanabilir.

    KYB İLE KDP ARASI ÇOK GERGİN

    Bu çatışmanın boyutu ne olur, gerilim bölünmeyle mi sonuçlanır yoksa fiziki çatışma mı çıkar?

    Farklı öngörülerde bulunabiliriz. Bir defa, açık şekilde KDP’e bağlı medyanın KYB’li isimleri özellikle Talabani’nin ailesini ihanetle suçlaması çok önemli, meselenin hangi boyutta olduğunu göstermesi açısından. Yaşanan bozgunu ve hezimeti KYB peşmergerlerinin üstüne atarak işinden çıkmaya çalışıyorlar. İki taraf arasında ciddi gerginlik var. Bunun ötesinde Kürt siyasetinin tarihsel arka planına baktığımızda dönem dönem birbirleriyle savaştıklarını, birbirlerine karşı hem Bağdat yönetimini hem de İran gibi ülkeleri araçsallaştırdıklarını gördük. Dolayısıyla IKBY içerisinde birliği sağlamanın çok zor olacağı günleri göreceğiz diye düşünüyorum.

    KYB’YE BÖLGE Mİ TAHSİS EDİLECEK?

    İki aşiretin, KDP ile KYB ittifakıyla oluşan IKBY bölgesinde fiziki bir bölünme bekliyor musunuz?

    Referandum meselesinde KYB içerisindeki Talabani ailesinin Bağdat ile bir anlaşma yaptığı anlaşılıyor. Bu anlaşma çerçevesinde Süleymaniye ve Halepçe’yi içine alan yeni bir bölge oluşturulması dahi konuşuluyor, KYB’ye tahsis edilecek bir bölge. Yine Süleymaniye Havalimanı’nın Bağdat yönetimine devredilerek açılması, bu bölgedeki memurlara Bağdat yönetiminin doğrudan maaş ödemeye başlaması ve tabii IKYB içerisinde ciddi bir ayrışmaya neden olacak bir süreçten de. Bunun ötesinde ise KYB’de içinde bir çatışma yaşanıyor. Barzani’ye yakın gruplar Kosret Resul başta olmak üzere aile ile karşı karşıya gelmiş durumda. Ama sahada bize gösterilen fotoğraf ailenin Kosret’e ve Barzani’ye yakın KYB’li isimlere karşı çok daha güçlü olduğu. İran’la da Bağdat yönetimi ile de kurduğu angajman çerçevesinde içerde kendi güçlerini tahkim edip partide kontrolü tamamen ele geçireceklerdir. Bundan sonra ise mücadele KDP-KYB ekseninde olacak, Bağdat da durumdan yararlanacak diye düşünüyorum. Bunların ötesinde IKBY’de KDP ve KYB karşı büyük bir toplumsal tepki de oluşacaktır.

    PKK SURİYE’DEN SONRA IRAK’TA DA GÜÇLENİYOR

    KYB ve KDP arasındaki gerilimin bir çatışmaya, siyaseten ve fiziken bölünmeye ve uzun vadede inançsızlığa sebep olması PKK-PYD’yi nasıl etkiler?

    Şurası gerçek ki IKBY bölgesinde yaşanan kaostan PKK yararlanmaya çalıştı. Kerkük’ün düştüğü an hemen görüntü vermeye çalıştılar. Sokaklara indiler, bayraklar çektiler, sanki Kerkük’ü savunuyormuş gibi bir imaj oluşturmaya çalıştılar. Ama ardından KYB ve diğer KDP’li peşmergelerin de çekilmesiyle PKK da direnmeden hızlı şekilde Kerkük ve Mahmur gibi konuşlandığı bölgelerden kaçtı. Kerkük valisi Necmettin Kerimi 2014’den itibaren PKK’yı Kerkük’e yerleştirmeye başlamıştı. Kerkük’ü ziyaret ettiğimde -referandumdan hemen sonra- PKK varlığına yönelik birçok emare gördüm. Türkmenler çok net şekilde PKK’nın hangi evlere yerleştirildiğini tek tek açıkladılar. Yine K1 hava üssü gibi bölgedeki bazı askeri üslerde de PKK’nın varlığını biliyoruz. Burada Amerika’nın önemli bir rolü var. Bunun altını çizmek gerek. Bazı PKK militanlarının ABD ve KYB’li peşmergelerce eğitilmesi dahi söz konusuydu. Yine PKK’lıların KYB peşmerge üniforması giyerek Kerkük’te varlık gösterdikleri anlaşılıyordu. Burada da Necmettin Kerimi’nin güç dengelerini kendi lehine kullanabilmek, KYB’de kendini güçlendirmek ve PKK’yı hem Bağdat yönetimine hem Haşdi Şabi’ye karşı araçsallaştırmak için kullandığını gördük. Tabii, PKK da meseleden yararlanmaya çalışarak Kerkük’te yer edinmeye çalıştı ama ifade ettiğim gibi PKK da KYB’lilerle birlikte geri çekilmek zorunda kaldı. Şimdi PKK’nın Süleymaniye’de ciddi anlamda güçlenmeye başladığını görüyoruz. Keza Kandil’in etrafında Duhok, Zaho gibi bölgelerde 600’e yakın köyü kontrol ediyor PKK. Bu bölgede vergi dahi topluyor. Burası KDP’nin (Barzani’nin) alanı. Yine Sincar bölgesinde çok geniş bir alanı YPG’lilerle birlikte yine Yezidilerden oluşturdukları YBŞ ile kontrol ediyorlar ve örgütün ciddi anlamda Suriye ile birlikte Irak’ta da güçlenmeye çalıştığını görüyoruz.

    TÜRKİYE’NİN PKK’YI ELİMİNE ETME SİYASETİ

    PKK bu kez de kuzey Irak’taki güç boşluğunu lehine çevirmek isteyecek yani?

    Yaşanan kaos bir şekilde PKK’ya yeni alanlar açabilir. Türkiye bu tehdidi gördüğü için özellikle Barzani’yi uyardı ama Barzani’nin olumlu cevap vermemesi, referandumu zorlaması ile de Bağdat ve Tahran’da bir eksen oluşturdu. Bu eksenin evet, Kürt bağımsızlığını engellemeye yönelik bir yönü olduğu gibi PKK’yı bölgede elemine etmeye yönelik de bir amacı var. Türkiye Bağdat’tan çok önemli sözler aldı. Dikkat ederseniz askeri operasyonu başlatmadan Başbakan Abadi PKK’ya ilişkin önemli bir açıklama yaptı ve yine Irak Milli Güvenlik Kurulu yaptığı açıklamada “PKK’nın Kerkük’teki varlığını direkt savaş sebebi olarak sayarız” dedi. Bu önemli. Bunun iki yönü var; birincisi evet, Türkiye’ye bir mesaj. Türkiye’de yapılan müzakereler ve görüşmeler çerçevesinde PKK meselesi üzerinden Türkiye’nin desteğini iyice tahkim etme çabası. Ama ikincisi Bağdat’ın samimi olarak PKK’ya karşı mücadele edip etmeyeceğini göstermesi açısından önemli. Şimdi Kerkük’ten çıkardılar, önemli ama bunun ötesinde diğer bölgelerden özellikle Sincar gibi bir bölgeden PKK’nın temizlenmesi gerekiyor.

    PKK SİNCAR’DAN ACİLEN TEMİZLENMELİ

    Çünkü Sincar’da büyük bir kampı var terör örgütünün?

    Sincar’da binlerce PKK militanı söz konusu. Burada Yezidilerden oluşturdukları YPŞ güçleri var. Yine PYD ile sınır hattı olduğu için YPG’li güçlerin bir kısmının bu bölgelere de konuşlandığını biliyoruz. PKK’nın çok önem verdiği bir bölge burası. Coğrafi açıdan Sincar Dağı kendilerine bir avantaj sağlıyor, bunun ötesinde ise Kandil ile PYD bölgesi arasında ana hub niteliğinde bir yer. Rabia/Semalka sınır kapısı önemli bir geçiş noktası. Burayı ne pahasına olursa olsun PKK elinde tutmak istiyor. Şu anda Peşmerge hezimete uğrayıp Kerkük dışındaki tüm bölgelerden, tartışmalı bölgelerden çekilirken Sincar’dan da çekildiklerini gördük. Burada KDP’nin kontrolünde olan Yezidi güçlerin taraf değiştirerek Haşdi Şabi’ye katılması sonucu tüm KDP’li askerler bu bölgeden çekildi ama onların bıraktığı boşluğu kısmen PKK’nın da doldurması ve belli bölgelere yerleşmesi söz konusu oldu. Şimdi Türkiye’nin Bağdat yönetiminden beklentisi Irak ordusunun PKK’yı o bölgeden temizlemesi. Bunun için ortak operasyon da yapılabilir ama hızlı şekilde, zamana yaymadan mevcut konjonktürel durumu fırsata çevirerek PKK’nın tüm Sincar Bölgesinden acilen temizlenmesi gerekiyor.

    IRAK’TA ÇİFT ORDU SORUNU VAR

    Bağdat Hükümeti’nin güçlü bir ordusu olmadığını Musul’u DEAŞ’a terk ederken gördük. 48 saat içinde Kerkük’ü boşalttıran, IKB’yi 2003 sınırlarına çeken gücün Bağdat’a değil İran’a, Şii milislere ait olduğunu da biliyoruz. Dolayısıyla “yanlış hesap Bağdat’tan döndü” diyoruz ama Bağdat bizim bildiğimiz eski Bağdat mıdır?

    Irak ordusu gerçekten 2014 döneminde tamamen dağıldı. DAEŞ karşısında direnç gösteremedi. Ardından Amerika’nın müdahalesi, bölge ülkelerinin desteği ve nihayetinde Şii mercilerin cihat çağrısı ile oluşturulan Haşdi Şabi çerçevesinde DAEŞ’e karşı bir direnç gösterdiler. Haşdi Şabi dediğimiz yapılanma bir mezhep gücü. Ciddi terör suçlarına imza atmış, insan hakları ihlalleri gerçekleştirmiş bir yapılanma. İran’ın Devrim Muhafızlarına bağlı Kudüs güçleri üzerinden Kasım Süleymani’nin etkili olduğu bir yapılanma. Bu yapılanmaların peşmerge karşısında önemli bir güç olarak ortaya çıkmış olduğu da doğru ama bir şeyin de altını çizmek gerekiyor. Merkezi Irak Ordusu dönem içerisinde eskiye nazaran toparlanmış durumda. Yeniden kurumsal yapısını oluşturdu. Eskisi kadar zayıf değil ama Irak’ta şu an ikili bir yapı var. Bir tarafta Merkezi Irak Ordusu diğer tarafta Haşdi Şabi. Haşdi Şabi’nin elinde de Irak Ordusuna benzer şekilde zırhlı araçlar, Abraham tanklar, ağır silahlar hatta savaş helikopterleri var. Irak’ta çift ordu sorunu var. Yakın bir gelecekte Irak’ta Haşdi Şaabi içindeki unsurların birbiriyle ya da Irak Ordusuyla gerginlik yaşaması hatta çatışmaya girmesi dahi mümkün.

    İBADİ HAŞDİ ŞABİ’YE ŞİMDİLİK HAKİM

    Çift ordunun hukuki durumu nedir Bağdat açısından?

    Kuruluş aşamasında Ayetullah Sistani ve diğer Şii mercilerin fetvaları ile kuruldu. Herhangi bir hukuksal yapısı yoktu ama ardından Irak Parlamentosu karar alarak bir şekilde Haşdi Şabi‘yi resmileştirdi. En azından kâğıt üzerinde hukuki açıdan devlete bağladı. Ama sahada Başbakan İbadi’nin de, merkezi ırak yönetiminin de Haşdi Şabi üzerinde çok fazla etkili olmadığını, din adamlarının ve yine İran’ın ciddi anlamda Haşdi Şabi üzerinde etkisi olduğunu biliyoruz. Bu çok ciddi bir sorun. Irak’ın toprak bütünlüğü açısından da, bir demokratik hukuk devleti olması açısından da sürdürülebilir bir durum değil. Haşdi Şabi bir şekilde elimine edilmesi, dağıtılması ve Merkezi Irak Ordusuna belli unsurlarının dâhil edilmesi gerekiyor. Bu bir tehdittir. Türkiye bu tehdidin farkındadır. Musul’a yapılan operasyonda özellikle Sünni bölgelere Haşdi Şabi’nin girmemesi için mücadele etti Türkiye. Kendi desteğiyle Musullulardan oluşan Haşdi Vatani gruplarını eğitti ve onların Musul merkezine girmesine çabaladı. Ama Haşdi Şabi şu an gerçekten çok etkin bir güç. Peşmergenin bu kadar kısa sürede dağılması üzerine gücünü daha da artmış durumda. Birçok bölgeye Irak unsurlarıyla birlikte Haşdi Şabi de girdi ancak İbadi’nin emri ile Haşdi Şabi’nin tekrardan kent merkezlerinden çekilmeye başladığını görüyoruz. Bu olumu bir adım.

    İBADİ IRAK’I BİR ARADA TUTABİLECEK Mİ?

    Türkiye Haşdi Şabinin tasfiyesi için ne yapabilir?

    Türkiye genel politikasında şunu amaçlıyor. Başbakan İbadi yönetimini destekleyerek hem merkezi Irak ordusunun güçlenmesi Hem de İbadi’nin görece Maliki’ye diğer bazı Şii siyasilere nazaran daha az mezhepçi olduğunu daha dengeli bir şekilde ülke yönetebileceğine inanıyor. İbadi’nin güçlenmesinin İran’ın etkisini kısmen de olsa Irak üzerinde azaltacağına inanıyor. Buna yönelik bir yatırımı var. Bu sadece Türkiye’nin politikası değil, Batılı ülkeler de, ABD de, Körfez ülkeleri, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de böyle bir düşünceye sahip. Peşmerge karşısında, IKBY karşısında İbadi’nin muazzam bir başarı elde etmesinin gelecekte, yakın dönemde seçimlerin olacağı Irakta İbadi’nin elini güçlendirecek bir faktör. Türkiye bunu kendisi için olumlu bir senaryo olarak görüyor. Irak’ın toprak bütünlüğü korunuyor. İbadi görece daha az mezhepçi, daha kabul edilebilir bir isim olarak ön plana çıkıyor.

    BARZANİ’NİN İHANETİ

    Bu iyi bir fikir ama sahada işler öyle yürür mü? Sonuçta ABD sözel olarak onu desteklese de bir boşluk bıraktığı kesin. Ve İran dolduruyor o boşluğu. Bu süreci ellerini bağlayıp oturarak geçirir mi?

    Türkiye Irak Kürdistan bölgesel yönetimine bölgede en büyük desteği veren ülkeydi. Başkan Mesut Barzani’yle de KDP’yle de çok yakın ilişkiler kurduk. Bağdat baskısı altındayken ekonomik olarak ayakta kalmalarını sağlayan ülke Türkiye oldu. Peşmergeyi DAEŞ’e karşı destekleyip Haşdi Şabi’ye karşı uzun süre peşmergeyi savundu. Kendi petrolünü ve Kerkük’teki petrolü Bağdat’a rağmen Türkiye üzerinden satmasını sağladı. Tüm bunlara rağmen ne yazık ki Mesut Barzani Türkiye’nin çok sert şekilde karşı durmasına, bunun neye mal olacağını Barzani’ye söylemesine rağmen referandum konusunda geri adım atmadı. Bu hamle Türkiye’ye büyük bir ihanet anlamına geliyordu. Dolayısıyla Türkiye IKBY siyasi ve ekonomik açından büyük yatırım yapmış olmasına rağmen kendi siyasal pozisyonunu yeniden revize etmek durumunda kaldı. Bu bağlamda Bağdat ve Tahran ile bir eksen kurmasını bu çerçevede okumak gerek. Evet, hala IKBY’i kaybetme arzusunda değil Türkiye. Erbil hatasını anladığı zaman referandumdan ve bu maceradan vazgeçtiği zaman ilişkilerin belirli bir düzeyde oluşmasını beklemek mümkün. Ama asla eskisi gibi olmayacak. Bunun altını çizmek gerek.

    IKBY PKK’YI TOPRAKLARINDAN ATMALI

    Barzani’nin ne yapması gerekiyor Türkiye ile Erbil’in tekrar ilişki kurması için?

    Erbil’in rasyonel temellere geri dönmesi gerekiyor. Bu etnik milliyetçiliğin yarattığı zehirlenmeden kurtulmaları, bu maceradan vazgeçtiklerini ortaya net bir şekilde koymaları gerekiyor. Bağımsızlık arayışı içinde olmadıklarını, Irak’ın toprak bütünlüğü içerisinde özerk bölgenin yönetiminin devam ettirilmesi gerekiyor. Bunun ötesinde ise PKK’ya yönelik Türkiye’nin beklentilerini kesinlikle karşılamaları gerekiyor. Tüm ısrarlarına rağmen Türkiye’nin taleplerine ve çabalarına rağmen Mesut Barzani’nin de, KDP’nin de PKK’ya karşı Türkiye’nin istediği adımları atmadığını görüyoruz.

    MESUT BARZANİ İKTİDARDA KALAMAZ

    Barzani yönetiminin akıbeti de muamma. Barzani iktidarda kalabilecek mi?

    IKYB’nin içindeki güç dinamiklerini özellikle de KDP’nin kontrol ettiği bölgeleri ve demografik yapıyı, sosyal dokuyu irdelediğimizde Barzani ailesinin dışarıdan askeri bir müdahale olmadığı takdirde iktidarlarını koruyacaklarını düşünüyorum, Erbil, Duhok gibi kendi kontrol alanlarında. Mesut Barzani de görevi devam etme çabasında olduğunu net şekilde gösterdi, yaptığı basın açıklamasında. Seçimlerin uzun süre erteleneceği görülüyor. Mesut Barzani düşük ihtimal de olsa görevi kendi isteği ile bırakabilir. Aile içi dengelere baktığımızda bir güç mücadelesi görülüyor. Barzani’nin oğlundan yana ağırlık koymaya çalıştığı görülüyor. Neçirvan Barzani de önemli bir oyuncu olarak istekli gözüküyor.

    İRAN YAYILIRKEN TÜRKİYE NE YAPACAK?

    Yazının devamı için