Değişti de, iyi mi oldu?

    0
    Yusuf Ziya Cömert
    Karar

    Önce seviyeyi tespit edelim. Nevin Meriç, niçin evlenmediğini soruyor Ayşe Hümeyra Ökten’e. O da, babasından işittiği mısraları okuyor.

    Tarz-ı selefe takaddüm ettim

    Bir başka lisan tekellüm ettim

    Gencinede resm-i nev gözettim

    Ben açtım o genci ben tükettim

    Hümeyra Hanım, ilk mısradaki ‘takaddüm’ kelimesini durumuna uygun düşen ‘tehalüf’ kelimesiyle değiştiriyor.

    Tekaddüm, öne geçmek, tehalüf ise aksine davranmak. Genc: hazine.

    Bu mısralar, Şey Galib’in Hüsn ü Aşk’ından. Şairin kendi şiirini sunduğu, şiiriyle meydan okuduğu bölümden.

    Eskilerin tarzının önüne geçtiğini, yeni bir tarz gözettiğini, bu hazineyi kendisinin bulduğunu ve kendisinin tükettiğini söylüyor.

    Hümeyra Hanım da, ‘eskilerin usulüne uymadım. Evlenmedim. Bunu ben tercih ettim ve benimle bu tarz bitti’ demeye getiriyor.

    Demek ki evlerinde şiir okunuyor. Üstelik seçkin bir şiir. Ve bu şiir hane halkı tarafından anlaşılıyor.

    ***

    Haftada bir arkadaşlarını toplarmış Celal Hoca. “Mahir İz o toplantılarda şiir okurdu, biz de kapının arkasından dinlerdik.”

    “Babam Mehmet Ali Ayni’nin ahbabıydı. Mahir İz’le tanışırdı. İsmail Fenni Ertuğrul Babam gibiydi. Babanzade Naim rektörü olduğu Darülfünun’a bağlı Darülmuallimat müdür ve öğretmenlerine Ankara’dan gelen emir gereği ‘başınızı açın’ dememek için istifa etti.”

    “Halil Nimetullah Bey, Kabataş Lisesi Fransızca Muallimi Selahaddin Bey, Mazhar (Osman olabilir) Bey başka muallimler her hafta Çarşamba günleri Heybeliada Emin Bey gazinosunda toplanır, sohbet ederlerdi.”

    Celaleddin Hoca’nın çevresinden sadece birkaç isim. Bu isimlerin her biri ayaklı birer üniversitedir. Hümeyra Hanım’ın içine doğduğu zenginliği düşünebiliyor musunuz?

    Celaleddin Hoca zengin bir adam değil. Yazları Heybeliada’da oturmuşlar, ya da Mahir İz’in dayısı Şeyhülislam Hüseyin Hüsnü Efendi’nin yalısında.

    “Babamın sırf maaşı vardı. O da ay sonunda biterdi. Adaya yazlığa gitmek için borç alır, her ay on lira on lira öderdi.”

    “Kız Lisesi’ndeyken Çemberlitaş sinemasına güzel filmler gelirdi. Anneme babamdan izin al derdik. Babam ‘niye bu kızlar benden izin almazlar’ diye sorarmış. Derslerimiz iyi olduğu için babam izin verir, Cumartesi günleri sinemaya giderdik.”

    Hümeyra Hanım, ilkokul birinci sınıftan tıbbiyenin son sınıfına kadar hep mektep birincisi olmuş.

    Bu ne demek?

    Yazının devamı için