Deli rüzgar – III

    0
    Mehmet Niyazi Özdemir
    Yeni Şafak

    erdengeçti ve arkadaşlarından sonra, Hukuk Fakültesinden Said Bilgiç, Hüseyin Kalpaklıoğlu, İsfendiyar Baruönü, Turan Aga ve yürüyüşten bir gün evvel Ankara’ya gelmiş bulunan Said Sadi Danişmentoğlu, Reha Oğuz Türkkan da tutuklanır.

    Akşama doğru Ankara Valisi Nevzat Tandoğan, maiyetiyle birlikte Osman Yüksel ve Cemal Oğuz Öcal’ın bulunduğu odaya girerler. Vali bakışlarını Cemal Oğuz’a yöneltir:

    ‘Delikanlı, gazetenin yazdıklarını okuyor musun?’

    Cemal:

    ‘‘Okuyorum; hepsi yalan, Türk gençliğine iftira ediyorlar.’’ dedi.

    Vali aynı soruyu Osman Yüksel’e sorar, o da şöyle cevap verir:

    ‘‘Okuyorum, baştanbaşa iftira ve tezvir. Falih Rıfkı gibilerden başka bir şey beklenmezdi.’’

    Vali Tandoğan’ın sesi duvardan duvara çarpar:

    ‘‘O kendi kendine yazmıyor. Şimdi Şef’in yanından geliyorum. Şef de aynı fikirde.’’

    Osman Yüksel’in cevabı Vali Tandoğan’ı çileden çıkartır:

    ‘‘Biz bu işin içindeyiz. Hele ben, tam ortasında… Vali Bey, bizim hareketimiz millet ve devlet aleyhinde değil… Şef ne bilsin bu işleri. Ona hadiseler nasıl anlatılırsa hükmü anlatılanlara göre verir. Şef’i iğfal ediyorlar. Gazeteler de halkı kandırıyorlar.’’

    Tandoğan iyice küplere biner:

    ‘‘Demek ki Şef’i biz mi iğfal ediyoruz? Ben hafiyeyim, öyle mi?”

    Bunun üzerine Osman Yüksel ‘Bilmem!’ deyince, Vali cin çarpmış gibi olur.

    ‘Sen görürsün serkeş!’ diyerek kapıyı vurup çıkar.

    ***

    Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesinin Dekanı Şevket Aziz Kansu görevden alınmış, yerine Necmettin Halil Onan getirilmişti. Onan ayağının tozu ile Emniyete gelmiş, Osman Yüksel’i odasına çağırmıştı. Onan sinirli halde Osman Yüksel’e şu soruyu sorar:

    ‘‘Atsız’ı niçin karşılamaya gittiniz?’’

    Osman Yüksel şu cevabı verir:

    ‘‘ İlginç bir adam olduğu için görmek istedim.’’

    Bunun üzerine yeni Dekan şunu sorar:

    ‘Sabahattin Ali, Atsız’dan daha enteresandır. Neden onu görmek istemedin?’

    Bunun üzerine Osman Yüksel sert bir cevap verir:

    ‘Mademki Sabahattin Ali daha enteresan adamdır, oğlun da onu görmeye gitsin!’

    Böylece iş zıvanadan çıkmış olur. Daha sonra Osman Yüksel, polise vermiş olduğu ifadede Sabahattin Ali ve Atsız ile ilgili şunları söyler:

    ‘Komünistlerin bu memleketi parçalamak, bu milletin birliğini ve beraberliğini dağıtmak için çalıştıklarına inanmaktayım. Eserlerinden öğrendim ve anladım ki Sabahattin Ali bir komünisttir. Sonra Atsız denilen adam alelade insan değildir. Olumlu olumsuz hareketleri ile kamuoyunun ilgisini üzerine çeken bir adamın duruşması elbette ilgi çekici bir şeydir. Herkes görmek ve gitmek ister. Bende herkesten biriyim.’

    ***

    Türkiye de komünistlik faaliyeti başka, Türkçülük başkadır; Biri beynelmilel, diğeri yerlidir. Ahmet Emin Yalman, Vatan Gazetesi’nde yayınladığı ‘Acı Tecrübeden Dersler’ başlıklı yazısında bu konu ile ilgili şunları söylemektedir:

    Yazının devamı için