Dergâh izi

    0
    Mehmet Nuri Yardım
    Milat

    Kültür, sanat ve edebiyat dünyamızın toplumu aydınlatan yayın kuruluşlarımızdan birisi de Dergâh Yayınları’dır. Dergâh, bir yandan geçmişin değerlerini bugünle buluştururken öte yandan genç neslin önünü açmakta ve yeteneklere kol kanat germektedir. Dergâh dergisi de de seçkin bir mektep. Öyle bir okul ki bu ocaktan mezun olanlar şimdi yeni ‘tefekkür kaleleri’ inşa ediyor.

    Önce bir gerçeği tespit ve ilân etmemiz gerekiyor. Bugün Ahmet Hamdi Tanpınar gibi bir edebiyatçımız Türkiye’de en çok okunan yazarlar arasında ise, şöhreti sınırlarımızı aşıp eserleri dünya dillerine çevriliyorsa bunda şüphesiz en büyük pay Dergâh Yayınları’nın ve elbetteki kıymetli sahibi, kurucusu Ezel Erverdi Beyefendi’nindir. 1980’lerde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde okurken merhum hocamız Mehmet Kaplan’ın en çok üzerinde durduğu şair ve yazar Tanpınar’dı. 19’ncu Asır Türk Edebiyat Tarihi başucu kitabımızdı. O zamanlar Beş Şehir yazarı dar bir çevrede tanınıyor, okunuyordu. Özellikle akademik dünyada. Tabii Kaplan başta olmak üzere diğer yeni Türk edebiyatı hocalarımızın gayretiyle Ahmet Hamdi Tanpınar’ın değeri giderek anlaşıldı ve okunmaya başlandı. Dergâh ismiyle müsemma, bir kültür ocağı. Nurettin Topçu’nun, Tanpınar’ın, Mehmet Kaplan’ın, Orhan Okay’ın, Hüsrev Hatemi’nin, Mustafa Kutlu’nun, İsmail Kara’nın, Şaban Teoman Duralı’nın ve daha bir çok kıymetli münevverin toplu eserleri bu yayınevinde titizlikle hazırlanıyor, kitapevlerine, oradan da kıymet bilen okuyucuların eline ulaşıyor.

    Evde kütüphanemi tasnif ederken izini kaybettiğim bazı kitapları buldum. Onlarla karşılaşınca büyük bir mahcubiyet duydum. Zira neşredilip irfanımıza armağan edilen bu eserler gözümün önünden kayıp gitmiş ve ben bu mücevher eserler hakkında bir kaç satır da olsa yazı yazamamışım. Şükürler olsun ki, bunun telafisi mümkün. Ama arada zaman kaybı sözkonusu. Neyse ülke olarak yaşadığımız 15 Temmuz ihanetinden sonra zaten millet olarak yeni yeni toparlanıyor, kendimize geliyoruz. Şükürler olsun ki bu destanı yazanlar, elde ettikleri dev zaferle düşmanlarda şaşkınlık, dostlarda hayranlık uyandırdılar.

    Sözünü ettiğim, bendeki ‘kayıp kitap’lardan birinin ismi Hep Aynı Boşluk. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın denemelerinden, mektuplarından ve kendisiyle yapılmış röportajlardan oluşuyor. Kitabı hazırlayan Erol Gökşen. Kitaba bir sunuş yazan ve Tanpınar kitaplarının editörü olan değerli hocam Prof. Dr. İnci Enginün, eserle ilgili olarak şöyle demektedir: “Elimizdeki bu kitap Tanpınar’ın hâlâ kitaplarına girmemiş, keşfedilmeyi bekleyen yazılarının da bulunduğu son derlemedir. Erol Gökşen’in tek başına topladığı ve Edebiyat Üzerine Makaleler ile Yaşadığım Gibi‘de yer almayan yazılardan oluşan bu derleme, 1930 ve 60’lı yılların aydınının faaliyetlerine ışık tutacak niteliktedir. Bu ciltte yer alan metinlerle Tanpınar’ın makaleleri  tamamlanmış olmakta mıdır? Doğrusu buna hiç ihtimal vermiyorum.”

    Yazının devamı için